7 Ocak 2008

Iva Kubelkova

Comanchero ve Henry

Fotoyu ilk önce Bay E. ile paylaştım, o bu durumlarda en güzel benzetmeyi yapar: "Maslak oto sanayi'de ses sistemcisi mustafa ustanın çırağı gibi" dedi. Haklı da. Henry kardeş, Paris'in varoşu Les Ulis'de büyüdü. Fotoda da 15-16 yaşındaysa eğer; bu da 1992-1993 demek oluyor. Steve Jobs daha Ipod'u piyasaya sürmemiş. Hoş, Sony'in canavar gibi walkman'leri vardı ama bu da ayrı bir tarz. Koy Henry'i Pazar sabahı Ada vapuruna. Büyükada'da insin; Maden'e yürüsün Comanchero eşliğinde...

İyi Seneler Londra

Aklına saygı duyduğum adamlardan biridir Berkun Oya. Defacto, sıradışı bir programdı, bildiğim sponsor bulamadığından yayından kalktığıydı. Gerek yok zaten böyle programlara, bizim millete Acun ve kutuları yetiyor. Berkun Oya'nın senaryosunu yazdığı ve yönettiği İyi Seneler Londra merak ettiğim filmlerin başında. Denis Lavant gibi bir adamı bir e-maille ikna edip filminde oynatmış bu adam. Müzikleri de "bak giderim ha" Fazıl yapmış...

Futbol ve Graffiti #7

Temiz Futbol

6 Ocak 2008

Sevilla Derbisi

Son yılların en sakin Sevilla derbisi olmaya aday. Pazar gecesi 22:00'de. NTV'den naklen. Antonio Puerta'nın hayatını kaybetmesi sonrasında Real Betis kulübü ve taraftarının duruşu, La Liga'nın en gerilimli derbisinde tansiyonu düşürdü diyor İspanyol medyası. Futbol bu, hakem düdüğü çalar bir bakarsın ortalık yangın yerine dönmüş. Az futbollu haftanın en anlamlı maçı. Fenerbahçeliler daha dikkatli izleyecek tabii...

Ale

5 Ocak 2008

Federico Insua

Güney Amerika'lı futbolcuların 1. Avrupa seferinde hayalkırıklığı yaratıp 2. gelişinde parlak bir kariyer çizenleri de var. Mesela Fenerbahçe'de Alex. Ben 2 denemesinde çakılan bir adamdan bahsetmeden; Ortega ve 2. de çakılan Gallardo örneklerini vereyim ve adamımız Federico Insua'ya atayım pası. Bir dönem bizim spor sayfalarınızın gözdesiydi. Galatasaray'a gelecek-geliyor derken gelmedi. İlk denemesini La Liga'da yapmıştı, ufak takımda, Malaga'da. 2. sefer Bundesliga'ya oldu. B.Monchengladbach'ın rezalet sezonunda forma giydi. Pası attığında ona geri verecek adam yoktu o takımda. Insua bir kez daha havaalanının yolunu tuttu. Bileti bu kez Meksika'ya kestirdi. Club America'ya. Bir yolu daha varmış falında haberi yokmuş. Diz bağlarını kopardı ve en az 6 ay top oynayamayacak. Boca'nın doktoru elinde neşter onu bekliyor. Insua 28 yaşında. 3. kez gelir mi Avrupa'ya?

Futbol ve Graffiti #6

Klavye Yatağında Magazin Sote

Gazetelerin haftasonu eklerinde restoran, bar tanıtan magazincilerin köşe yazılarını okumak pek keyifli oluyor. Bir isime takılmış değilim; ortak bir sıkıntıları var, onu anlatayım. Şimdi bu arkadaşlar yeni bir restoran tanıtırken; tahmin ediyorum mönüyü-tdk şunu menü yapsa da kurtulsak bu arada- alıp gazeteye geliyor. Sonra eğlence başlıyor bizim için. Son yıllarda bizim memlekette de detaylı mönü modası var. Sanırsın bütün restoranlar 3 Michelin yıldızlı. Atıyorum adam ızgara lüfer koymuş mönüye ve şöyle buyurmuş: Izgara levrek, roka taneleri, haşlanmış patates ve kırmızı soğan ile. 40 yıldır yediğimiz ızgara lüfer ve olağan garnitürü aslında bu. Neyse arıza magazinci arkadaşların yazılarında patlıyor. O garip yemek isimlerini her seferinde yanlış yazıyorlar. Yabancı dildeki yemek isimlerini yazarken peşlerinden koşturacak bir Hakkı Devrim de yok tabii. Bir örnekle devam edeyim Yılbaşı öncesinde biri yazmış: Şampanya, bilini ve smetana eşliğinde havyarla başlayan lezzet şöleni, egzotik meyveli kaz ciğeri, porçini, kuşkonmaz ve balsamik özü soslu karides salatası, trüf mantarlı linguine. Bunu yazan smetana nedir biliyor mu? Balsamik özü sos ne kardeşim? Sirke işte ya. Egzotik meyveli kaz ciğeri dediği konserve ciğerin yanına attırılmış iki dilim kividir. Trüf mantarını kim kaybetmiş, bunlar bulmuş. Ya trüf de; ya da keme. O da Mayıs'ta olur. Böyle gider bu gariplikler... Gidiyoruz Hüsrev'e; 1 kuru diyoruz mesela. Garson geliyor masaya; "kuru fasulye az pilav yatağında ve karışık turşu parçalarıyla"mı diyor bize. Restoranların o garip mönülerini gazetelere kopyalayıp yapıştıran magazinciler sabaha karşı Apik'e gittiklerinde böyle mi sipariş veriyorlar: "Sarımsak esintisi ve sirke damlaları eşliğinde kalın dilimlenmiş dana işkembesi çorbası lütfen?". "Beye bir tuzlama" diyor buna garson bizim buralarda...

Emra Tahirovic

20 yıl önce bizim ligde oynarlardı. Sonu -iç'le bitenler. Spikerlerin imanı gevremişti iç, iç diye. Sonra o trafiği belki de bir savaş değiştirdi. Aslında büyük bir araştırma konusu bu, hatta yapılmıştır da Avrupa'da belki: "Yugoslavya'nın parçalanması sonrasında İskandinav ülkelerine giden ailelerin çocukları. En tanınmışı elbette Zlatan Ibrahimovic. Bizim ülke futbolunun altyapısı bu trafikten faydalanamadı. Gündemde olan bir diğer isim ise Emra Tahirovic. Bosna'lı Tahir işte! 1987 doğumlu. İsveç'te yetişti, forvet, halen Lille forması giyiyor. Torino gelecek sezon için işini bitirmiş, Serie A'ya gelecek. Tabii Zlatan olması için 40 fırın ekmek yemesi lazım.

A. Madrid Kapalı Gişe

Atletico Madrid 2. lige düştüğünde 40 bin kombineyi oynadı diye çok yazılıp, çizilmişti, ben de öyle bilirdim. Doğru rakam 1999 yılında 2. ligde 23. 742 miş. Bu sezon ise kulüp tarihinin en fazla kombine satışını yapıp, rekoru geliştirdiler. V.Calderon'da 54.824 koltuğun 47.021'i satıldı. Bu rakam geçen sezon 45.084 idi. Son 10 yılda ortalamaları yüzde 100 arttırdılar ve yeni stadları 70 bin kişilik olacak.

Gündüz Tekin Onay

Başka topraklarda doğup bu hizmetleri yapsaydı çoktan bir stadın girişine heykelini dikmişler, hakkında en az 1-2 kitap yazmışlardı. Sergen-Tümer bir arada oynar mı? Hakan Şükür bıraksın mı? Kendi kuşağının futbol adamları bu anlamlı(!) tartışmaları yapıp ekranda birbirlerini yerken, o yeni Sergen'ler, Tümer'ler, Hakan'lar nasıl yetişir; buna kafayı yordu. Proje adamı, altyapı mimarı, Futbol Köyü'nün kurucusu Gündüz Tekin Onay da gitti. Ardında binlerce döküman, yüzlerce sunum, sayısız futbolcu ve 2 evlat: Biri Galatasaray bayan basketbol takımının efsane ismi Zeynepgül; diğeri memleketin en iyi futbol bilen anlatan adamlarından Güntekin Onay. 66 yaşındaydı. Futbolu severdi. Toprağı bol olsun...

4 Ocak 2008

Sergio Ramos'un Fiyatı

Milan'da sezon sonu Maldini, Cafu emekliye ayrılıyor. Defansa adam lazım tabii. Gözlerine kestirdikleri adam da Sergio Ramos. Real Madrid'i yoklamışlar hafiften var mı niyetiniz diye. Gelen cevap olumlu! Ödeyin bonservisini alın. Peki bonservisi ne kadar? 180 milyon euro. Kağıt üzerinde duyduğum en yüksek bonservis bu arada La Liga'da. Bence az bile 180 milyon! Sergio Ramos 250 milyon eder..

Futbol Kulübü

Bu 2 isim yanyana gelirse o program illa ki seyredilir. Okay Karacan ve Mehmet Demirkol. Her Pazartesi saat 21:00'de Habertürk'de yayına gelecek bir programa başlıyorlar: Futbol Kulübü.

Haftasonu Futbol

5 Ocak Cumartesi
15:00 Diyarbakır Diski - Beşiktaş (Lig Tv)
17:00 G. Rangers - Dundee United (Business Channel)
19:00 Bursaspor - Galatasaray (Lig Tv)
21:00 Mallorca - Barcelona (NTV)
23:00 Espanyol - Villarreal (NTV)
6 Ocak Pazar
16:00 Motherwell - Celtic (Business Channel)
19:00 Kayserispor - Fenerbahçe (Lig Tv)
20:00 Real Madrid - Zaragoza (NTV)
22:00 Sevilla - Real Betis (NTV)

3 Ocak 2008

Yabancı Madde

Futbol tarihinden tribünden daha büyük çapta bir şey atılmış mıdır acaba? Biz de telefon atan ve ayakkabısını fırlatan var. Figo'ya domuz kafası, J&B şişesi atmışlardı Camp Nou'da. Yeni bir hikaye değil bu; daha önce yazmıştım ama foto bu kadar esaslı değildi. 6 Mayıs 2001'de San Siro'da Inter-Atalanta maçı. Bergamo'dan gelen Atalantalıların iki motorunu el koyuyorlar Inter'liler. O motorlardan biri budur işte. O gün golleri atan Vieri ve Recoba bugün başka takımlarda. Inter bu maçtan 1 hafta sonra Milan'dan 6 yiyor...

Michelle Weweje

4-4-2 Türkiye Ocak 2008

4-4-2 Türkiye'nin Ocak 2008 sayısı muhteşem. Hala satır satır okumaya vakit bulamadım ama hızlı ne var ne yok diye konulara baktığımda harika bir iş çıkardıklarını söyleyebilirim. Sadece Hasan Şaş portresi için bile almak lazım. Hasan Şaş'ın hemşehrisi Adana'lı İsmail Annıkızıl yazınca farkını da ortaya koymuş. Özellikle yazının son bölümü birçok insanın suratında tokat gibi patlayacaktır. Son yıllarda futbol dünyasında okuduğum en güzel portre.

Katsusuke Yanagisawa

Ofisin 5 kat merdivenlerini çıkarken nefesimiz kesiliyor. Katsusuke Yanagisawa, 71 yaşında Everest'in zirvesine çıktı...