1 Eylül 2019
Santrfor Falcao'yu Kurtarmak
Bir tiyatro oyunu da olabilir, filmi de çekilebilir bu transfer hikayesinin. Ben adını Steven Spielberg ve Tom Hanks'e selam çakıp "Santrfor Falcao'yu kurtarmak" koydum. Monaco-İstanbul hattında geçen, kimi zaman Kolombiya'ya kimi zaman İspanya'ya uzanan bir yılan hikayesinin gerçek aktörlerini anlatmalıyım size.
OLEG PETROV: Galatasaray taraftarının bu yaz en nefret ettikleri adam. Bir Rus işadamı Monaco kulübünün sahibiyse futboldan anlayan ve mümkünse Fransızca bilen birine kulübü emanet eder öyle değil mi? Dmitry Rybolovlev geçen sezon küme düşmekten son anda kurtulan Monaco'da son yılda kazanılan şampiyonlukta da, bir koyup beş kazanılan transferlerde de bir numaralı isim olan Vadim Vasilyev'in şubat ayında ipini çekti ve koltuğa Oleg Petrov'u oturttu. Petrov elektronik eşya, pırlanta ticaretinde muteber bir yöneticiydi ama ufak bir sorun vardı, futbol ile alakası yoktu ve bildiği dört dil arasında Fransızca yoktu. Falcao'nun "Her yıl dörtbeş iyi oyuncuyu satıyorsunuz, takımın dengesini bozuyorsunuz, Jardim'i de yok yere yolladınız" dediği Monaco'dan ayrılık kararını bahar aylarında almıştı. Oleg Petrov, Fransız medyasını yanına alıp Kolombiyalı golcünün kontratına saygı göstermesi gerektiğini söyleyip transferi yılan hikayesine çevirdi.
LEONARD JARDIM: Mourinho'nun başarılarıyla yolunu açtığı Portekizli teknik adamlar arasında, Fransa Ligi'nin büyük ağabeyi PSG'ye kafa tutan ve şampiyon olabilen başarılı bir teknik adam. Geçen sezon başında takım yokuş aşağı gittiğinde koltuğundan oldu. Thierry Henry efsane futbolcuydu ama tecrübesiz teknik adam kartviziti onun da sonunu hazırladı. Rus patron, kovduğu Jardim'i göreve getirip Monaco'yu ligde tuttu. Çift santrfor oynayacağım diye ısrar edip Falcao'nun yerine iki golcü isteyen, alındığında da bir üçüncü forveti bekleyen Jardim, ligin ilk üç maçında bozguna uğradı. Üç maçta üç kırmızı kart alan takımı bir puan alabildi. Transfer mevsimi kapanmasa, Falcao takımdan gitmeden zaten kendisi gidecekti. Muhtemelen de Oleg Petrov'un idaresinde yeni yılı göremeyecek.
JORGE MENDES/AHMET BULUT: Falcao'nun menajeri oyuncusuna üç yıllık yeni kontrat ararken, Türkiye pazarındaki ortağı Ahmet Bulut da Galatasaray adına hareket eden isim olarak bu filmde yerini aldı. Ahmet Bulut devreye girene kadar Fransız medyasında bonservis bedeli yazılmayan Falcao için o günden sonra 'sıkı pazarlıklar' başladı. Seri ve Nzonzi transferlerini Şükrü Hanedar ile 24 saatte bitiren Galatasaray'ın Falcao için neden oyuncunun menajerinin ortağına vekalet verdiği senaryonun açmazları arasına yazıldı.
L'EQUIPE GAZETESİ VE TÜRK SPOR MEDYASI: Fransızların efsane gazetesinde Monaco haberlerine imza atan iki muhabirden biri sürekli olarak Falcao'nun İstanbul'da sıkıntı yaşayacağını öne sürüp, bonservis vs. ile olumsuz haberlere imza atarken, editör masasının görev verdiği diğer muhabir iki cepheden de doğru haberlerle mesai arkadaşının yangınını her seferinde söndürdü. Fransız medyasının haberlerinde alt metinler okunduğunda Monaco'nun yönlendirmesi net olarak ortaya çıktı. Son 2-3 yılda yangın emojisiyle Twitter fenomenliğine soyunan genç muhabirler Türkiye'de her gün "Falcao hayırlı olsun" ile etkileşim peşinde koşarken; SABAH gazetesi muhabiri Mehmet Özcan'ın 31 Temmuz'da verdiği detayların üstüne 30 gün boyunca bir satır koyamadılar. Kazanan yine işini gazetesinde, televizyonunda, sorumlu olduğu kurumda yapan gerçek gazeteciler oldu...
RADAMEL FALCAO: 33 yaşında. Son 10 yılda Avrupa futbolunun en büyük golcülerinden biri. Galatasaray ile anlaşmaya vardıktan sonra sözünden dönmedi. Monaco ile var olan bir yıllık kontratının üzerine bir yıl uzatma teklifini de geri çevirdi. Üç kız çocuğu sahibi ve tek isteği vitirine çıktığı River Plate'de olduğu gibi tutkulu tribünler önünde futbol oynamak.
ABDURRAHİM ALBAYRAK: Falcao ile çektirdiği hatıra fotoğrafını kendine saklasa bu kadar yıpranmayacaktı. Günümüz futbolunda bir transfere "Yüzde 99 bitti" diyebilmek için oyuncunun şehre gelip sağlık kontrolünden geçmesi gerektiğini o da biliyordu elbette ama o da sosyal medya çukuruna düştü, düşürüldü ve Falcao gelse de gelmese de bu yazın en çok hırpalanan ve kaybeden ismi oldu camiasında...
Eylül'de Gel
Bütün genellemeler yanlıştır, haksızlık içerir o yüzden sonda değil başta söyleyeyim.
Sevdalısı oldukları takımlarının peşinden onlarca saat yola deplasmana gidenler, kar kış dinlemeden tribünleri dolduranlar, tatillerini, hafta sonlarını takımlarının fikstürüne göre ayarlayanlar üstüne alınmasın...
Şimdi madalyonun öteki yüzüne gelebiliriz.
Transfer dönemini futbolun kendisinden daha çok sevenler, tuttukları takımlara emek vermiş ter dökmüş, kupalar kazanmış futbolculara hakaret eden bir kalemde silenlere...
Sevdalısı oldukları takımlarının peşinden onlarca saat yola deplasmana gidenler, kar kış dinlemeden tribünleri dolduranlar, tatillerini, hafta sonlarını takımlarının fikstürüne göre ayarlayanlar üstüne alınmasın...
Şimdi madalyonun öteki yüzüne gelebiliriz.
Transfer dönemini futbolun kendisinden daha çok sevenler, tuttukları takımlara emek vermiş ter dökmüş, kupalar kazanmış futbolculara hakaret eden bir kalemde silenlere...
40 yıldır futbolun içinde olanlar futbolu bilmiyor, 40 aydır menajerlik oynayanlar Lippi, Capello oluyor...
Yeni transferler için bu oyunların datalarına bakmak oyuncuyu tanımak için yeterli oluyor. Medyada üç bin futbolcu hakkında fikri olan ama haftada üç maç izlemeyen bir kesim dilinde balta ahkam kesiyor... Transfer dönemi baş aktör, futbol sezonu yardımcı oyuncu artık...
UEFA kriterleri, al-sat dengeleri, yüksek yıllık ücretler, futbolcuların menajerleri...
Taraftar sosyal medyada kulüp yönetiyor ya da yönettiğini sanıyor. Oyunda böyle çünkü. Dünyanın seçmece santrforlarından birinin transferi sözkonusu olduğunda yıllık ücretini fazla bulanlar, marka bir orta saha geldiğinde ağır bu diyenler, oyuncu izleme komitesi bir isim verdiğinde benim listemde bundan daha iyi altı-yedi futbolcu var diye yönetimlere mesaj atanlar...
UEFA kriterleri, al-sat dengeleri, yüksek yıllık ücretler, futbolcuların menajerleri...
Taraftar sosyal medyada kulüp yönetiyor ya da yönettiğini sanıyor. Oyunda böyle çünkü. Dünyanın seçmece santrforlarından birinin transferi sözkonusu olduğunda yıllık ücretini fazla bulanlar, marka bir orta saha geldiğinde ağır bu diyenler, oyuncu izleme komitesi bir isim verdiğinde benim listemde bundan daha iyi altı-yedi futbolcu var diye yönetimlere mesaj atanlar...
Eski tribünler yok, eski stadyumlar da... Her şeyin zamana yenik düştüğünün, suyun akıp yolunu bulduğunun elbette farkındayım. Oyunlara da karşı değilim, genç yaşta ekran başında teknik direktör olup kendi maçını yaparken, televizyonda naklen yayınlanan maçı izlemeyen oğlumu da anlayabiliyorum.
Artık herkes kendi galibiyetinin peşinde.
YouTube'da iki video yayınlayınca, televizyoncu, Twitter'da 280 karakter yazınca yorumcu, hiçbir kuruma bağlı değilken, adının altına gazeteci yazınca gazeteci olunuyor bu hayatta. Sağlaması yok bunun... Taraftar da bu yüzden seviyor transfer mevsimini. Roma'nın genç Türk stoper Mert Çetin için düzenlediği basın toplantısını canlı yayınladığı kulüp televizyonunun yorum bölümünde Fenerbahçeli taraftarın "Kolarov'u yollayın" mesajını görünce şaşırmıyoruz.
Falcao'nun arkadaşı Türk iç mimar, transferi bitirmesi için yüzlerce mesaj alıyor. Kolombiyalı Galatasaray'a gelsin diye Sevilla'da oynayan Ben Yedder'e binlerce taraftar "Monaco'ya imza at" baskısı yapıyor. Ben Yedder imzayı atıyor da ya sonra...
Artık herkes kendi galibiyetinin peşinde.
YouTube'da iki video yayınlayınca, televizyoncu, Twitter'da 280 karakter yazınca yorumcu, hiçbir kuruma bağlı değilken, adının altına gazeteci yazınca gazeteci olunuyor bu hayatta. Sağlaması yok bunun... Taraftar da bu yüzden seviyor transfer mevsimini. Roma'nın genç Türk stoper Mert Çetin için düzenlediği basın toplantısını canlı yayınladığı kulüp televizyonunun yorum bölümünde Fenerbahçeli taraftarın "Kolarov'u yollayın" mesajını görünce şaşırmıyoruz.
Falcao'nun arkadaşı Türk iç mimar, transferi bitirmesi için yüzlerce mesaj alıyor. Kolombiyalı Galatasaray'a gelsin diye Sevilla'da oynayan Ben Yedder'e binlerce taraftar "Monaco'ya imza at" baskısı yapıyor. Ben Yedder imzayı atıyor da ya sonra...
Instagram'da adının geçtiği kulüpten bir futbolcuyu takip edenler, o kulübün fotoğrafını beğenip flört edenler, yeni takımına gittiğinde eski takımından hatıra kalan tüm arşivi çöpe yollayanlar, dört-beş emojiyle -biri mutlaka yangın emojisi- her gün sosyal medyada transfer müjdesi veren genç muhabirler, başkanın berberi, uçağın pilotu, menajerin yeğeni, yöneticinin oğlu, duyumcular... 2 Eylül'de herkes köşesine çekilecek çünkü transfer mevsimi sona erecek. Futbola, güzel oyuna Alpay şarkısında olduğu gibi "Eylül'de gel" diyorum çünkü Temmuz- Ağustos'ta güzel deliriyoruz...
Ne Demek Kliması Yok!
Ligler başladı, transferde de sona yaklaşırken 35 yıl öncesine dönelim. Futbolun gittiği yolu en güzel açıklayan sözlerden biridir: "Maradona'nın bir Ferrari'si vardı, şimdiki yıldızların 5-6" Evet, gerçek bu, garajında toplam değeri 50 milyon euro'yu aşan otomobil koleksiyonu olan çok sayıda futbolcu var, 30-35 yıl önce dünyayı peşinden sürükleyen yıldızların kazandığının 10- 15 katını kazanıyorlar ama değişmeyen bir tek şey var. Otomobil kullanmaya vakitleri yok ve ev-tesis arasında gittikleri mesafe 10 km'yi aşmıyor. Üstelik bir çok kulüpte futbolcular sponsor markanın verdiği otomobilleri kullanmak zorundalar, garajlarda eskiyen spor otomobiller bir zaman sonra açık artırmayla satılacak ve yeni sahipleri Ronaldo'nun Messi'nin otomobillerine binecek.
Maradona'nun Ferrari hikayesinde olduğu gibi. Napoli'de oynadığı yıllarda Maradona'nun elbette ki bir Ferrari'si olacaktı ama Arjantinli 10 numara daha fazlasını istemişti. 1986'da Arjantin ile Dünya Kupası'nı kazandıktan sonra menajeri Guillermo Coppola'ya "Siyah Ferrari" istiyorum diyen Maradona'nun bu dileğini yerine getirmesi gereken adam Napoli Başkanı Corrado Ferlaino idi. Peki siyah Ferrari Testarossa, Ferlaino'ya kaça mal oldu? İtalyan kulübünün başkanı 430 bin dolar ödediği otomobilin kırmızıdan siyaha boyanması için 130 bin dolar ödediğini açıkladı yıllar sonra. İş bununla kalsa iyi, Maradona Ferrari'deki müzik sistemini sordu.
Ona Testarossa'nın bir yarış otomobili olduğunu ve müzik sistemi olmadığını söylediler. Elbette Maradona'nın istediği oldu. Yeter mi yetmez, Maradona bu. Arjantinli Napoli'nin sıcağında klimasız Ferrari mi kullanacaktı. "Ne demek kliması yok, taktırın" dedi. Peki Maradona, Ferrari'nin hakkını verdi mi?
Elbette ki hayır... Otomobil 2014'te bir İspanyol koleksiyoncunun garajındaydı ve kadranında sadece 20 bin 200 km yazıyordu. İspanyol koleksiyoncu o gün Maradona'nın siyah Ferrari'sine 250 bin dolar değer biçmişti...
Ona Testarossa'nın bir yarış otomobili olduğunu ve müzik sistemi olmadığını söylediler. Elbette Maradona'nın istediği oldu. Yeter mi yetmez, Maradona bu. Arjantinli Napoli'nin sıcağında klimasız Ferrari mi kullanacaktı. "Ne demek kliması yok, taktırın" dedi. Peki Maradona, Ferrari'nin hakkını verdi mi?
Elbette ki hayır... Otomobil 2014'te bir İspanyol koleksiyoncunun garajındaydı ve kadranında sadece 20 bin 200 km yazıyordu. İspanyol koleksiyoncu o gün Maradona'nın siyah Ferrari'sine 250 bin dolar değer biçmişti...
***
Bugüne dönelim. Cristiano Ronaldo'nun Nike ile yaptığı ve ömür boyu sürecek sponsorluk anlaşmasından kazanacağı para 800 milyon euro'nun üzerinde. Sosyal medyanın farklı mecralarında takipçi sayısı 500 milyona yaklaşan Portekizli yıldızın Instagram'da markanızı sadece bir fotoğraf karesiyle tanıtmak istiyorsanız ödeyeceğiniz rakam bir milyon euro'ya doğru koşuyor. CR7 markasıyla Crunch Fitness ile ortaklığa giden antrenman delisi Ronaldo'nun adını taşıyan spor salonu sayısı şimdilik 265. 19 milyon euro ödediği jetiyle uçmak isterseniz saati 3 bin euro'ya kiralayabilirsiniz. Doğduğu Madeira ve büyüdüğü Lizbon'da iki otel açan Ronaldo, zirveye çıktığı Madrid'de ve bir gün belki de futbolu bırakacağı New York'ta yeni oteller açmaya hazırlanıyor.
Restoran zinciri Tatel'e ortaklık, iç çamaşırı ve parfüm koleksiyonu da Ronaldo Holding'in diğer yatırımları.
Restoran zinciri Tatel'e ortaklık, iç çamaşırı ve parfüm koleksiyonu da Ronaldo Holding'in diğer yatırımları.
Nike'ın 1988'de efsane Michael Jordan ile ortak kurdukları Jordan markasının futbol pazarında geçen yıl Paris Saint Germain formasıyla estirdiği rüzgarın fırtınaya dönüşeceğinin sinyali ise Manchester City'li Raheem Sterling'e yaptığı teklif. Genç yaşta Nike ile sponsorluk anlaşması yapan 24 yaşındaki Sterling'e Jordan marka kramponları 10 yıl boyunca giymesi karşılığında önüne konulan kontratta 108 milyon euro yazıyor.
Maradona'nın 20 bin km kullanılmış Ferrari'sinden, bir maçta 10 km koşsa, sezonda 50 maç oynasa, 10 sezonda 5 bin km kat edecek olan Rahim Sterling'e... Parası pulu bir kenara, güzel bir futbol sezonu diliyorum...
Maradona'nın 20 bin km kullanılmış Ferrari'sinden, bir maçta 10 km koşsa, sezonda 50 maç oynasa, 10 sezonda 5 bin km kat edecek olan Rahim Sterling'e... Parası pulu bir kenara, güzel bir futbol sezonu diliyorum...
13 Ağustos 2019
Yıllar Geçiyor Anladın mı?
Dakika 103'tü... UEFA'nın mahalle maçlarımıza özenip uzatmalara altın gol kuralını getirdiği yıllar. Atan galipti. Fatih Akyel sağ kanattan akıp ceza sahası içine orta mı yaptı yoksa kötü bir şut mu çekti, o topu Jardel filelere gönderdiği için artık ne önemi var o orta-şut karışımının. Jardel, bir Porto efsanesiydi, golü yiyen Casillas yıllar sonra Real Madrid'den Porto'ya gideceğini ve kalbinin artık o eldivenlerini çıkar demesini nereden bilecekti ki?
19 yıl sonra o gün kaleyi koruyan Taffarel'in çalıştırdığı Arjantin doğumlu Uruguaylı kaleci (Muslera), Kolombiya'da doğmuş Arjantin'de yetişmiş bir golcüye Instagram'dan bize gel diyor. O golcü de (Falcao) Galatasaray, yerel Süper Kupa'yı kazanınca "Cimbombom" diyerek yılan hikayesine dönen transferinin sinyalini veriyor. O gün kupayı kaldıran Galatasaray kaptanı Bülent Korkmaz, 9 yıl sonra River Plate'in golcüsünün transfer edilmesini istiyor. Kim mi o? Elbette ki Falcao!
Süper Lig Başlarken Sorular
1- İtalya Futbol Federasyonu illegal yayınlara savaş açtı. 1.1 milyar Euro yayın geliri kaybı 200 milyon Euro vergi açığına sebep olan illegal yayınlar için hükümetin büyük desteğini aldılar. Bilinçlendirme kampanyası için medyaya verdikleri reklamlarla İtalyan halkını uyarıyorlar. Bizde yayıncı kurulusunun illegal yayınlardan yıllık kaybı 1.5 milyar TL. Devletin de çok büyük miktarda vergi kaybı var. Yazılı eserde, müzikte olan ve başarı ile uygulanan telif haklarının futbol yayınına gelince uygulanmamasının tek sorumlusu Futbol Federasyonu'dur. TFF, İllegal yayınlara karşı mücadeleyi ne zaman başlatacak?
2- Liglerin başlamasına bir haftadan az bir zaman kala 18 kulübün stadının zeminleri için bir rapor hazırlandı mı? Federasyonda stadyumlara tek tek gidilip, raporlayan bir komite var mı? Yüksek çözünürlükte yayın için gerekli olan kalitedeki ışıklandırma standartları kontrol edildi mi?
3- İspanya'da lig yönetimi naklen yayınlarda ekranlara gelen boş tribünler yüzünden kulüplere para cezası kesiyor. Futbola gölge düşürecek bu ambiyansı bozan boş tribünler için bilet fiyatlarını düşürün uyarısı yapıyor. TFF, 18 kulübün kombine fiyatlarını ve sezon başlarken stadyum doluluk oranlarını kontrol etti mi?
4- İstanbul kulüplerinin taraftarlarına Anadolu deplasmanlarında fahiş fiyatla bilet satılma geleneği bu sezonda sürecek mi? Federasyon tüm kulüpler için bilet fiyatlarında 'benzer tribünde sattığın fiyattan deplasman takımına bilet satamazsın' kuralı getirecek mi?
5- Beraberliğe galibiyet priminin yarısı verildiği ligde kardeş payı son bulacak mı? Galibiyet başına verilen primin yarısını beraberliğe vermek yerine bunu dörtte bire düşürürsek takımların oyun planları da değişmeyecek mi? Üç haftalık dilimde bir galibiyet alan takım, aynı puanı toplamışken üç beraberlik alan takımdan neden daha az para kazanıyor.
6- 18 Kulüp yeni sezon için hazırladığı üç tip formayı federasyona gönderdi mi? Sırtta yazan isimlerin fontu için forma üzerinde ve kolundaki sponsor reklamları için boyut standardı kulüplere bildirildi mi? Bu sezon da sırtta isimleri okunmayan futbolcular görecek miyiz?
7- Süper Lig'in oynandığı stadyumlarda taraftarların yiyecek-içecek aldığı büfeler İl Sağlık Müdürlükleri'nden onay aldılar mı? Kulüpler, bu büfelerdeki hijyeni ocak, tüp, ızgara gibi patlayıcı maddelerin kontrolünü sağlıyor mu?
8- 40-50 bin kişinin maç izlediği tribünlerde kalp krizi vakalarında hayat kurtaran 'defibrilatör' cihazlarının ellişer metre koridorlara yerleştirilmesi konusunda bir çalışma yapıldı mı? Bu cihazları kullanmaya yetkin sağlık personelinin tribünlere akreditasyonu konusunda bir çalışma var mı?
9- Süper Lig'in neden Twitter ve Instagram hesabı yok? Ligin adını her yıl bir futbol efsanemize vermekle iş bitiyor mu? Bu ligde forma giyen oyuncular, teknik adamlar haklarında bilgilendirme yapacak bu ülke futboluna emek vermiş efsaneleri, genç kuşaklara tanıtacak bir içerik hazırlamak ve sezon boyınca bu ligin heyecanını sosyal medyadan yaşatmak bu kadar mı zor? Twitter hesabından MHK kararları ve haftanın maç programı açıklamak dışındailetişim departmanında çalışanlar, ne iş yapmaktadır?
10- Futbol Federasyonu 6222 adlı yasanın getirdiği yükümlülükler konusunda stadyumlarda taraftarlara dağıtmak üzere bir kitapçık hazırladı mı? Federasyona ve hakemlere eleştirigetirildiğinde Disiplin Kurulu'na sevk edilen kulüp yöneticileri rakip takımlara hakaret ettiğinde de PFDK'lık olacak mı?
2 Ağustos 2019
Forma Sponsorları-Müzeler-Turnuvalar

Transferde milyonlar havada uçuşurken bir adım geriye çekilip kulüplerin gelirleri üzerine düşünelim. Bu oyunda 11 kişiyle sahaya çıkıyor, 25 futbolcuyla kadro kuruyorsunuz. Real Madrid de bunu yapıyor, Fenerbahçe de... Ve evet sıfırlar farklı... Transferde ödenenler için de, gelir kalemlerinde de. Kombine fiyatlarında maşallah tek rakibimiz İngilizler. İspanya ve İtalya'dan daha ucuza kombine satmıyoruz. Bizden 5-6 kat daha fazla abonesi olan ülkelere bakarsak yayın gelirlerimiz de ziyadesiyle iyi. Bir formanın 250 TL'ye satıldığı resmi mağazalarda taraftar cebinde ne varsa harcıyor. Avrupa kupalarında galibiyet, beraberlik primi Barcelona için de aynı Galatasaray için de. Ancak bir gelir kalemi var ki, orada 8-10 kat fark atıyor bize Avrupa kulüpleri. Beşiktaş'ın son imzaladığı forma göğüs reklamı, Galatasaray için konuşulan rakam ve Fenerbahçe'nin başkanı Ali Koç'un şirketinden aldığı forma sponsorluğu... Kabaca hiçbir kulüp yıllık 4 milyon Euro'nun üzerine çıkamıyor. Real Madrid ve PSG'nin 70 milyon, Man. United'ın 64, Barcelona ve Chelsea'nin yılda 55 milyon Euro kazandığı forma reklamlarıelbette ki en uç örnekler ama en büyük farkı yediğimiz gelir kalemi budur. Malzeme sponsorluğu için spor markalarının ödediği çift haneli rakamlara girmiyorum bile. Sezonda 50 maçta 90 dakika görünürlük sağlayan markaların bize ödedikleri rakamlar rekabet olmayınca 5 milyon Euro'nun üzerine çıkamıyor. Avrupa'da birçok kulübün antrenman malzemelerinde farklı sponsor kullandığını da hatırlatayım. Sponsor sinerji ister, Beşiktaş yakın geçmişte bunu başardı. Çözüm basit, kapattığınız idmanları medyaya açacak, röportaj yasaklarınıkaldıracaksınız, futbolcular sponsorların organizasyonlarına katılacak. "Kulüp televizyonum var, her şeyi oradan yayınlanırım" fikrinin yıllar önce yayıncılık tarihine karıştığını kabul edeceksiniz. Aslında ettiniz de... Bir de soru: Bütün sezon forma reklamı için 3-4 milyon Euro alıp, "büyük" transferin yıllık ücretinin 3 milyonunu "bir" sponsor ödeyecek" cümlesindeki "bir sponsor" kimdir?
BARCELONA'NIN MÜZESİ 40 MİLYON EURO KAZANIRKEN
İSPANYA'YA giden bir turistin Madrid ve Barcelona'da kulüp müzelerini ziyaret etmesi için ateşli bir futbolsever olması gerekmiyor çünkü turizm politikası ve pazarlaması sizi o adreslere yönlendiriyor. İspanya'nın en çok ziyaret edilen müzesi binlerce tablo ve tarihi eserin yer aldığı Madrid'deki Prado ve Reina Sofia müzeleri. İki müze de günün belirli saatleri ve yılın bazı günlerinde giriş ücreti almadığından gelir sıralamasında bir kulübün müzesininarkasında. Barcelona'nın müze ve stat turunda bir yılda elde ettiği gelir 40 milyon Euro. Şimdi bunu ikiye katlamak için müzeyi büyütüyorlar. Giriş ücreti 26 Euro olan müze ve stat turunun son noktasının Barcelona'nın ürünlerinin satıldığı iki katlı dev mağazası olduğunu söylememe gerek yok elbette! Madrid ve Barcelona'da havaalanına indikten sonra her turizm bürosunda, gazete bayiinde, aklınıza gelebilecek her satış noktasında Real ve Barça'nın müze turlarının broşürleri var. BEŞIKTAŞ, Fenerbahçe ve Galatasaray son dönemde modern müzeler kurdular. Varsa özür dilerim ama ben bugüne kadar ne havaalanında ne de İstanbul'un birköşesinde bu müzeleri tanıtan ve ziyaret etmek isteyenleri bilgilendiren ne bir broşür nebir bilboard görmedim. Milyonlarca insan İstanbul'a geliyor, müze nerede, giriş kaç para, kaç kupa var, saat kaçta açılıyor-kapanıyor, bilen yok. İşe İstanbul Havalimanı'ndan başlasanız, birer tanıtım köşesi kursanız, öğrenciler için turlar düzenleseniz, kupalarınızı yalnızlığa terketmeseniz fena mı olur...
AMAN SEZON BAŞINDA TADIMIZ KAÇMASIN!
DÜNYA Kulüpler Şampiyonası adı altında ABD, Çin, Japonya'da Avrupa'nın devleri hazırlık maçları oynuyor, tamam bu seviyeye bir takımımızı sokmak zor. Avrupa'da sponsor desteğiyle oynanan dörtlü turnuvalar var. Birine Fenerbahçe katılacak. 3 takım arasında oynanan 45 dakikalık maçlarla bir akşamda futbol bayramı yaşatan organizasyonlar var. Bizde hiçbiri yok. TSYD Turnuvası vardı diye nostalji yapmayacağım çünkü bu iş TSYD'nin işi zaten değildi! Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş her yıl Ağustos başında 45 dakikalık 3 maçla sıraylaev sahipliği yapacakları bir turnuva yapabilir. Her yıl bir Avrupa devi davet edilip, 3 günde bitecek bir dörtlü turnuva organize edilebilir. Siz elinizi taşın altına koyun bakalım sponsor çıkacak mı? Sezon başında bir hazırlık maçında ezeli rakibinize yenilmekten korkuyorsanız, koskoca sezonda nasıl cesur olabilirsiniz ki!...
Çiçeğimi Kopardın Sen
Ellere Verdin
Barcelona altyapısının gözbebeği Xavi Simons... Gelecekte bir Xavi Hernandez olacak mı? Ya da 16'sına geldiğinde Fabregas'ın Arsenal'e bonservissiz gittiği gibi La Masia'nın arka kapısından menajer Raiola ile birlikte kaçıp bir İngiliz kulübüne imza mı atacak? Bunu bize zaman gösterecek." Eylül 2017'de bir çocuğun hikayesi bu satırlarla bitmişti bu köşede. Aradan iki yıl geçti ve Xavi Simons, Barcelona'dan firar etti. Bir İngiliz kulübüne değil ama, Paris Saint-Germain'e imza attı.
Operasyonu yöneten de menajer Mino Raiola'ydı. Filmi yine biraz geri saralım.
Türkiyemspor'da üç sezon geçiren Regillio Simons, kulüp 2009'da kapanınca ailesiyle tatil için gittiği İspanya'da kendi kaderini değil ama bilmeden oğlunun geleceğini inşa etti. Alicante'deki tatilde eşiyle birlikte İspanya'ya yerleşmeye karar veren Regillio Simons oğlunu Barcelona kulübünün altyapı seçmelerine götürdü. Barcelona'nın unutulmaz yıldızı Xavi Hernandez'e hayran oldukları için ikinci çocuklarına Xavi adını veren aile dokuz yaşında teslim ettikleri evlatlarının gelecekteki menajeriydi de.
Baba, oğlunu menajerlere kaptırmamakta kararlıydı ama daha 12 yaşında sosyal medyada binlerce takipçisi olan Xavi, yetenek avcılarının radarına girmişti bile. İki yıl önce ise kulübün kapısından Mino Raiola girdiğinde kıyamet koptu.
İtalyan asıllı Hollandalı menajer, Barcelona'nın kara listesindeydi ve altyapısından çok sayıda oyuncunun firarını önleyemeyen Katalan kulübü, profesyonel sözleşme yapamadığından eli kolu bağlı beklemeye başladı...
Barcelona altyapısı La Masia'yı kuran Cruyff ve onun gözbebeği Guardiola için 2009'da"İkisini de akıl hastanesine yatırsınlar" diyen Raiola'nın derdi neydi peki? O sezon 79 milyon euro'ya Barcelona'ya transfer olan Zlatan Ibrahimovic'in menajeri olan Raiola, İsveçli yıldız teknik direktör Guardiola ile sorun yaşayıp yedek kalınca kulübe savaş açmıştı. "Akıllı bir menajer büyük kulüpleri karşısına almaz ama 79 milyon ödedikleri futbolcuyu yedek bırakanlara karşı sessiz kalamam" diyen Raiola, Guardiola'nın ve Barça'nın kara listesine girdi. İbrahimovic bir sezon sonra Barça ile yollarını ayırırken, menajer Raiola bu kez Pogba transferinde ortaya çıktı. Eski başkan Joan Laporta'ya "Sen seçilirsen Pogba'yı getiririm" diyen Raiola baltayı yine taşa vurdu.
Laporta seçilmedi ve ilerleyen yıllarda yolsuzluk suçlaması sonrasında hapishanenin yolunu tuttu. PSG'den İtalyan Marco Verratti'nin transferini de yokuşa süren Raiola'nın zengin portföyündeki oyuncuların Barcelona'ya transferi imkansız hale geldi. Geçen sezon Şampiyonlar Ligi'ni kasıp kavuran Ajax'ın orta sahasından De Jong'u kadrosuna katan Barcelona, Matthjis de Ligt'e de talip oldu. Ajax'ın kaptanı için kulübüyle anlaşma sağladılar ama bir sorun vardı, De Ligt'in menajeri Raiola'ydı.
İtalyan asıllı menajer Barça'nın yaptığı teklifin aynısını Juventus'tan getirip masaya koyduğunda oyuncusunu çoktan İtalya'da oynamaya ikna etmişti bile...
***
10 yıldır Zlatan'ın intikamı peşinde koşan Raiola, son darbeyi Xavi Simons ile vurdu. Barcelona altyapısı son yıllarda büyük yıldız yetişmediği için eleştirilerin odağındaydı ve komitenin elindeki en büyük koz bir gün Camp Nou'nun çimlerine çıkacak olan Xavi Simons'du.
Messi'den bu yana en büyük yetenek...
16 yaşında ilk profesyonel kontratı için 130 bin euro teklif ettiler ama Xavi Simons imzalamadı. Acı son yakındı. La Masia'nın gözbebeği kendisine yetiştirenlere teşekkür etti ve ayrıldığını açıkladı.
Raiola oynayacağı kulübü çoktan bulmuştu bile. Simons, yıllık bir milyon Euro karşılığında PSG'ye imza attığında Barça tesislerinde çalması gereken şarkı Barış Manço'dan Dağlar Dağlar idi: "Ellerimle büyüttüğüm solarken dirilttiğim / Çiçeğimi kopardın sen ellere verdin."
Operasyonu yöneten de menajer Mino Raiola'ydı. Filmi yine biraz geri saralım.
Türkiyemspor'da üç sezon geçiren Regillio Simons, kulüp 2009'da kapanınca ailesiyle tatil için gittiği İspanya'da kendi kaderini değil ama bilmeden oğlunun geleceğini inşa etti. Alicante'deki tatilde eşiyle birlikte İspanya'ya yerleşmeye karar veren Regillio Simons oğlunu Barcelona kulübünün altyapı seçmelerine götürdü. Barcelona'nın unutulmaz yıldızı Xavi Hernandez'e hayran oldukları için ikinci çocuklarına Xavi adını veren aile dokuz yaşında teslim ettikleri evlatlarının gelecekteki menajeriydi de.
Baba, oğlunu menajerlere kaptırmamakta kararlıydı ama daha 12 yaşında sosyal medyada binlerce takipçisi olan Xavi, yetenek avcılarının radarına girmişti bile. İki yıl önce ise kulübün kapısından Mino Raiola girdiğinde kıyamet koptu.
İtalyan asıllı Hollandalı menajer, Barcelona'nın kara listesindeydi ve altyapısından çok sayıda oyuncunun firarını önleyemeyen Katalan kulübü, profesyonel sözleşme yapamadığından eli kolu bağlı beklemeye başladı...
Barcelona altyapısı La Masia'yı kuran Cruyff ve onun gözbebeği Guardiola için 2009'da"İkisini de akıl hastanesine yatırsınlar" diyen Raiola'nın derdi neydi peki? O sezon 79 milyon euro'ya Barcelona'ya transfer olan Zlatan Ibrahimovic'in menajeri olan Raiola, İsveçli yıldız teknik direktör Guardiola ile sorun yaşayıp yedek kalınca kulübe savaş açmıştı. "Akıllı bir menajer büyük kulüpleri karşısına almaz ama 79 milyon ödedikleri futbolcuyu yedek bırakanlara karşı sessiz kalamam" diyen Raiola, Guardiola'nın ve Barça'nın kara listesine girdi. İbrahimovic bir sezon sonra Barça ile yollarını ayırırken, menajer Raiola bu kez Pogba transferinde ortaya çıktı. Eski başkan Joan Laporta'ya "Sen seçilirsen Pogba'yı getiririm" diyen Raiola baltayı yine taşa vurdu.
Laporta seçilmedi ve ilerleyen yıllarda yolsuzluk suçlaması sonrasında hapishanenin yolunu tuttu. PSG'den İtalyan Marco Verratti'nin transferini de yokuşa süren Raiola'nın zengin portföyündeki oyuncuların Barcelona'ya transferi imkansız hale geldi. Geçen sezon Şampiyonlar Ligi'ni kasıp kavuran Ajax'ın orta sahasından De Jong'u kadrosuna katan Barcelona, Matthjis de Ligt'e de talip oldu. Ajax'ın kaptanı için kulübüyle anlaşma sağladılar ama bir sorun vardı, De Ligt'in menajeri Raiola'ydı.
İtalyan asıllı menajer Barça'nın yaptığı teklifin aynısını Juventus'tan getirip masaya koyduğunda oyuncusunu çoktan İtalya'da oynamaya ikna etmişti bile...
Messi'den bu yana en büyük yetenek...
16 yaşında ilk profesyonel kontratı için 130 bin euro teklif ettiler ama Xavi Simons imzalamadı. Acı son yakındı. La Masia'nın gözbebeği kendisine yetiştirenlere teşekkür etti ve ayrıldığını açıkladı.
Raiola oynayacağı kulübü çoktan bulmuştu bile. Simons, yıllık bir milyon Euro karşılığında PSG'ye imza attığında Barça tesislerinde çalması gereken şarkı Barış Manço'dan Dağlar Dağlar idi: "Ellerimle büyüttüğüm solarken dirilttiğim / Çiçeğimi kopardın sen ellere verdin."
20 Yıllık Dostuk
Artık Değiliz
Önce bir soru: "Gazetecisiniz ve 20 yıllık bir dostluğunuz olan şöhretli bir arkadaşınızın sağlığı hakkında olumsuz bir haber aldınız. Bu haberi yazar mısınız, yoksa arkadaşınızın kendisine saklaması ya da açıklama yapmasını mı beklersiniz?" Bu soru ve cevabı geçen hafta İtalya'yı salladı.
Olayın kahramanlarına gelmeden önce yine bu köşede hikayesini anlattığım Luis Enrique'yi hatırlatmalıyım. Mart ayında teknik direktörü olduğu İspanyol milli takımının kampını terk eden Luis Enrique, üç ay boyunca tek kelime konuşmadan, tek kare fotoğrafı çekilmeden yaşamış ve evinde inzivaya çekilmişti. Sonunda yazılı istifasını verdiği gün de dahil olmak üzere ailesinden bir bireyin ciddi sağlık problemleri yaşadığı, Enrique'nin bu özel ayrılık sebebi için İspanyol gazeteleri ve televizyonları tek satır haber yapmadılar. Kimse gidip evinin kapısında beklemedi, drone ile foto çekmedi ve röportaj talep etmedi. Luis Enrique çıkıp bu özelini paylaşacağı güne kadar da gerçeği bilen kim varsa susmaya devam edecek...
Seyahat öncesinde iki-üç gün düşmeyen ateşi onu endişelendirdi. Hayatında yüksek ateş sıkıntısı olmamıştı. Problemini eşiyle paylaştı ve bir klinikte kontrol yaptırdılar. Akşam saatlerinde telefonla sonucu öğrendiğinde Sinisa kendini iki gün eve kapattı, hayatı gözlerinin önünden geçti, ağladı ve o yalnızlıktan sabaha savaşçı adam çıktı. Futbol sahasında oyun karakteri de böyleydi, yeşil sahaların sert ağabeylerindendi. Bir plan yaptı, önce oyuncularına yüz yüze rahatsızlığını açıklayacak sonra basın toplantısı yapacaktı.
Zazzaroni'yi basın toplantısında isim vermeden "20 yıllık dostum 2-3 bin fazla gazete satabilmek için dostluğumuzun bitmesini göze aldı. Bu bana ihanettir" dedi. Zazzaroni, İtalyanların sosyal medyasında bir numaralı hedefti artık. Ertesi gün "20 yıllık dostuma bir gün gazetecilik yaptım, bir daha da yapmam. O gün bu hastalığı herkes konuşuyordu sosyal medyada. Ben bu gazeteyi hiç sosyal medya kullanmayanlar için de yapıyorum. Onların bu haberi öğrenme hakkı yok mu" diyen Zazzaroni, özür dilese de İtalyanlar onu affetmediler. Corriere dello Sport'un yayın yönetmeni tüm sosyal medya hesaplarını kapatmak zorunda kaldı.
Mihajlovic'in tedavi süreci ise geçen hafta başladı. "Hücum oynayacağım ve lösemiyi yeneceğim" diyor Sinisa... Bir maçta üç frikik golü atan adam mı yenemeyecek lösemiyi!...
Ne Vereyim Abime
Pini Zahavi eski bir spor gazetecisi, mesleğe Tel Aviv'de başladı. Jorge Mendes, ülkesi Portekiz'de önce DVD kiralayan bir dükkan açtı, işleri bozulunca bar sahibi oldu. Mino Raiola, Hollanda'ya göç eden İtalyan bir ailenin açtığı pizzacıda garsonluk yapıyordu.
Abdilgafar Ramadani, Arnavut asıllı ve Sırp pasaportu da var, Berlin'de yaşıyor ve restoran işletiyordu.
Bir gün yataklarından kalktılar ve artık futbolcu menajerliği yapmaya karar verdiler, farklı yaşlarda birbirlerini tanımayan bu dört adam bugün futbol dünyasını yöneten menajerler. Zahavi ağabeyleri sayılır, onun için oyunun bir numarası deniyor, hatta hakkında kitap yazan Fransız Romain Molina'nın dediği şekilde: "Ne bir numarası, Zahavi oyunun taa kendisidir... Önce Liverpool ardından Man United'a oyuncu pazarlayan, Chelsea'nin Roman Abramovic'e satışına aracılık eden Zahavi'nin kontrol ettiği bölge Güney Amerika ve oligarkların para saçtığı dönemde Rusya idi. Neymar'ın 222 milyonluk transferinde de aracı oydu, Rüştü'nün Barça'ya gidişinde de...
Menajerler etkili oldukları coğrafyalarda birbirlerinin pazarını kırmaz, uzak coğrafyalar için işbirliği yaparlar. Cristiano Ronaldo ve Jose Mourinho'nun menajeri olan Jorge Mendes'in Türkiye pazarında Ahmet Bulut ile çalışması gibi.
Bir numara Mendes'in en büyük rakibi Mino Raiola, Pogba, Ibrahimovic, Balotelli'yi defalarca satarak aldığı komisyonlarla servetine servet katarken, Kean, Kluivert, Donnarumma gibi geleceğin yıldızlarını da portföyüne katmayı ihmal etmez. Onun bölgesi Hollanda, İtalya ve İspanya'dır...
Listenin dördüncü sırasındaki isim Abdilgafar "Fali" Ramadani 55 yaşında.
Menajerlik şirketi Liam Sport'un sahibi eski Partizan kalecisi Nikola Damjanac görünse de işin başındaki adam o. Onun kontrol ettiği bölge ise futbolun bereketli toprakları Eski Yugoslavya, Romanya ve son zamanlarda Türkiye. Sırp yıldızları (Jovetic, Kalinic) Fiorentina'ya satarak İtalya'da adı geçmeye başladığı günlerden bu yana medyaya röportaj vermiyor, objektifler karşısına geçmiyor. Jorge Mendes, Mourinho ve Ronaldo ile foto prodüksiyon yaparken, Ramadani 15 yıldır medyadan uzak duruyor. Porföyündeki en değerli isim dünyanın en iyi beş stoperinden biri Napolili Koulibaly.
İtalyan teknik adam Sarri'yi bu yaz Juventus'a getiren de, Jovic'i Real Madrid'e 60 milyona satan da, Beşiktaşlı Adem Ljajic'in menajeri de Fali Ramadani. Liam Sport kadrosunda Mirsad Türkcan da var. Eski basketbol yıldızı, futbolcu transferi yapan şirketin Türkiye pazarındaki kilit ismi... Belçika ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nde Pini Zahavi ile ortak transfer operasyonları yapan Ramadani'nin İsrailli menajerle Romanya pazarında yakın oldukları isim adını taşıyan akademinin sahibi Hagi... Kolarov'un ağabeyi ile Fenerbahçe'nin İstanbul'da basketbol maçını izlerken spor servisindeki arkadaşlarımızın ender fotoğraflarından birini çektiği Ramadani, aynı zamanda kulüpler için transferde aracılık yapıyor. Kolarov'un menajeri ağabeyi, Eljif Elmas'ın ise babası... İki transferde de İtalyan medyasında adı geçen Ramadani, Roma'daki ilk sezonun ardından Türk menajerlerinden ayrılan Cengiz Ünder'i de Liam Sport bünyesine kattı...
Malta merkezli Liam Sport'un futbolcu portföyüne bakılınca Türkiye pazarına ısındıkları anlaşılıyor. Ozan Tufan'ın yeni menajeri onlar, Fenerbahçe'nin yeni transferi Allahyar Sayyadmanesh de Ramadani'nin oyuncusu.
Fenerbahçe'nin transfer listesinde olan Konoplyanka, Fejsa ve Kalinic de Liam Sport'un porfföyündeki oyuncular..
Bir villanız ve bol sıfırlı bir banka hesabınız var. Bu bir futbol takımı. Bir iç mimar ile anlaşıyorsunuz. Bu bir sportif direktör... İç mimar evin dekorasyonu için ev sahibinin işaret ettiği mağazalardan alışveriş yapmaz, kendi iş ortaklarıyla çalışır ve size toplam bir fatura çıkartır. Bu iş ortakları da menajerler..
Futbol dünyasının gerçeği şudur, x kulübün y futbolcusunu transfer listenize yazmazsınız. Menajerler size "Ne vereyim ağabeyime" derler... İşte Atletico Madrid de böyle kadro kuruyor, Fiorentina'da Roma da, Chelsea de...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





