Bir milli takım teknik direktörü, takımını evinden yönetebilir mi? Aday kadroya aldığı futbolcuları stadyumda izlemeyen, kadroyu yazılı olarak açıklayan, medyanın karşısına çıkmayan, takım kampa girdiğinde idmanları evinden internet üzerinden izleyen ve maçlarda taktiği verip evinde televizyon başına geçen bir teknik adam olabilir mi?
Böyle bir teknik adam var. İspanyol Milli Takımı'nın teknik direktörü Luis Enrique mart ayından beri oynanan 3 maçta da yedek kulübesinde yoktu, bu süre içinde tek bir demeci yayınlanmadı, tek bir kare fotoğrafı çekilmedi.
Filmi geriye saralım. 26 Mart'ta Malta ile deplasmanda oynayan İspanyol Milli Takımı maça bir gün kala hocaları Luis Enrique'nin acil olarak özel bir uçakla Barselona'ya uçtuğunu öğrendiler. Federasyon Başkanı Luis Rubiales, "Ciddi ve önemli bir aile problemi" nedeniyle Luis Enrique'nin maçta takımın başında olamayacağını açıkladı medyaya.
Geçen yıl bugünlerde İspanya, Dünya Kupası'ndaki ilk maçına çıkmasına iki gün kala teknik direktörü Lopetegui için Real Madrid kulübü "Anlaştık" diye resmi açıklama yapmış ve federasyon başkanı Rubiales, beş dakikada kararını vermiş ve hocasını ilk uçakla Rusya'dan Madrid'e gönderip görevine son vermişti.
İspanyol medyası, Malta maçı dönüşü Luis Enrique'nin problemini öğrense bile yazmadı. Ne tek bir gazete, ne de haber atlatmasıyla ünlü spor programlarının yöneticileri... Herkes sustu.
Elbette birileri bu özel ve ailevi problemin ne olduğunu biliyordu ama Luis Enrique'nin talebi doğrultusunda bütün medya, yöneticiler, futbolcular ve yakın arkadaşları "tıp" dedi.
***
1997 yılında Real Madrid'den Barcelona'ya transfer olduğu yaz eski kulübünün taraftarlarının "hain" ilan ettiği Luis Enrique, dört ay sonra Katalan bir ailenin kızıyla nikah masasına oturdu ve Kuzey İspanya'da doğan oyuncu Barcelona camiasından "Bizden biri" olarak anılmaya başlandı. 27 yaşındaki Luis Enrique'den iki yaş küçük olan Elena Cullell, Katalan burjuvazisinin tanınmış ailelerinden birinin kızıydı ve Gava'da Fransız Lisesi'nden mezun olduktan sonra, ABD'de eğitim almış ve Barselona'da ekonomi okumuştu. Luis Enrique ile evlendikten sonra okul yıllarında yaptığı hosteslikten vazgeçti. Çiftin üç çocuğu oldu; 19 yaşındaki oğulları Pacho, 18 yaşındaki kızları Sira ve 9 yaşındaki ufak kızları Xana. İspanyol yıldzın Barça'da maçlar ve kamplarla evinden uzak geçirdiği yılların ardından teknik direktörlük yaptığı Roma ve Vigo'ya ailesi hiçbir zaman taşınmadı. Ailesinden uzak kaldığında, çocuklarının büyüdüğüne şahit olamadığından yakınan Luis Enrique, Barselona'yı çalıştırdığı dönemde aradığı huzuru buldu. Şehre yakın, eşinin kasabası Gava'da 800 m2'lik bir ev yaptıran ve 2 bin 400 metrekare alanda havuzdan, tenis kortuna kadar çocuklarına her türlü spor olanağını tanıyan Luis Enrique, futbolu bıraktıktan sonra yüzme ve bisiklet sporlarına merak salmış ve Avusturya'da maraton, 180 km bisiklet ve 3 bin 800 metre yüzmeden oluşan Ironman yarışına katılmıştı.
Çok sayıda maraton koşan Luis Enrique, mart ayında milli takım kampından ayrıldığı günden bu yana evine kapandı, onun tek bir kare fotoğrafını çekebilen yok...Federasyon, "Böyle milli takım mı yönetilir" baskılarını göğüsledi ve Luis Enrique'nin görevine devam edeceğini açıkladı. Geçen hafta iki maça çıkan İspanyol Milli Takımı'nın başında Luis Enrique yine yoktu. "Devlet sırrı" açıklanmıyordu, ailevi problem neydi, kimse yazmıyordu. Sonunda bir haber sitesi yazılı olmayan kuralı bozdu. Aileye yakın birinden aldıkları duyuma göre, Luis Enrique'nin iki kızından biri hastaydı ve tedavisi sürüyordu... Bu haber ne federasyon ne de Luis Enrique'nin ailesi tarafından doğrulanmadı. 30 yıldır futbolcu ve teknik adam olarak binlerce habere özne olan, yüzbinlerce fotoğrafı çekilen Luis Enrique evinden çıktığı gün tüm dünya gerçeği öğrenecek. Bir gerçek var ki, özel aile problemini bilip, 80 gündür yazmayan ve konuşmayan onlarca medya mensubu var İspanya'da...
Marine ve Thierry çiftini bir araya getiren futboldu. Genç yaştan beri futbola meraklı olan Carine, Belçika'da La Louviere'de kadın futbol takımında oynamaya başladı. Thierry de Belçika ikinci liginde forma giyiyordu. Doğrusu vasat bir futbolcuydu ve birinci ligde santrfor olan karısı Carine kadar yetenekli olmadığını söyleyen arkadaşları vardı. 1991'de bir erkek çocukları dünyaya geldi. Carine hamileliğinin üçüncü ayına kadar futbol oynamaya devam etti. Çocukları olduktan sonra yoğun idman programı, onları spor eğitmeni olmaya itti. Belçikalı çiftin dört çocuğu oldu ve dördü de bugün futbolcu. En meşhurları ilk çocukları, 4 yaşında futbola başlayan ve görenlerin "Öğrenecek fazla şeyi yok, bu çocuk doğuştan futbolcu" dediği Eden Hazard... O 7 yaşındayken, Zidane, Brezilya'yı iki golüyle yıkmış Fransa futbolunun büyük yeteneğiydi. Belçikalı kardeşler bir tatilde babalarının aldığı bir örnek Zidane formalarını giymiş, büyük futbolcu olmayı hayal ediyorlardı. Eden Hazard fazlasını başardı, bugün ona Avrupa kıtasının Messi'si diyenler hiç de haksız değil ve Hazard, şimdi çocuk yaşta idolü olan yıldızla 20 yıl sonra bir araya gelecek. Zidane'ın çalıştırdığı R.Madrid formasını geçen yıl giymeyi planlayan Belçikalı yıldızın bu planı, Fransız teknik adamın şok eden istifasıyla nadasa kaldırılmıştı. Ama Bakü'de Chelsea'ye Avrupa Ligi'ni kazandıran Hazard, İngiliz kulübünün transfer yasağıyla elinin kolunun bağlandığı dönemde "Gidiyorum" diyerek son noktayı koydu.
MESSİ İLE KİM REKABET EDECEKTİ?
Futbolda 100 milyon euro bonservis barajını 2013 yılında Gareth Bale ile aşan ve sonrasında transferde sesi soluğu çıkmayan Real Madrid, 2000'de Figo ile başlayan Los Galacticos transfer harekatının dördüncü dönemini de Hazard ile başlatmış olacak. 19 yıl önce Barcelona'nın kaptanı Figo'yu transfer edip ardından dört yıl içinde Zidane, Ronaldo ve Beckham'a imza attıran R.Madrid Başkanı Florentino Perez, koltuğa tekrar oturduğu 2009 yılında Los Galacticos 2 filmini vizyona koymuştu. Kaka, Cristiano Ronaldo ve Benzema... Yıldızlar topluluğu bu kadro, Guardiola'nın Barça'sı duvarına çarptı ama genç yaşta geldikleri Real Madrid'de -Kaka hariç- 3. dönemin de aktörleri oldular. Perez'in Los Galacticos 3'ü futbol sahnesine koyduğu yıl 2013'tü. Şimdi takımdan göndermek için dil döktükleri Gareth Bale'e 101 milyon ertesi sezon James Rodrigues'e 80 milyon Euro ödeyen Real Madrid, üçü arka arkaya dört Şampiyonlar Ligi Kupası ile büyük gişe başarısı yaparken, bu sezon başında baş aktörü Cristiano Ronaldo'yu Juventus'a kaptırınca, Los Galacticos 4'ün çekilmesi kaçınılmaz olmuştu. Bu sezon attığı gollerle Avrupa'yı sallayan genç santrfor Jovic yeni senaryoda elbette başrolü alamazdı. Messi ile ancak kıtanın Messi'si rekabet edebilirdi. TEK EKSİĞİ ŞAMPİYONLAR LİGİ
Son iki sezonda dahi hocaları Guardiola ve Klopp ile 'çok fazla' olan Manchester City ve Liverpool'un gölgesinde kalan Chelsea'de daha fazla ne yapabilirdi ki Hazard... Neymar, Messi'nin gölgesinde kaldığı için Paris Saint Germain'e gitmiş, Cristiano Ronaldo da "Dört Şampiyonlar Ligi kazandırdım, bir yenisini de Juventus'a kazandırırım" diyerek Real Madrid'den ayrılmıştı. Yedi yıldır Premier Lig sahnesinde olan Eden Hazard bir futbolcunun en verimli çağında (28 yaşında) Real Madrid'e geliyor. Fransa'da ve İngiltere'de şampiyon olan, iki kez Avrupa Ligi Kupası'nı kaldıran Hazard'ın koleksiyonunda eksik olan kupa Şampiyonlar Ligi ve bunun için de tercih ettiği kulübün müzesinde bu kupadan 13 tane var. Madrid'de yönetmen iyi, başrol oyuncusu da hazır... Los Galacticos 4 önümüzdeki sezon vizyona çıktığında bakalım gişede ne yapacak?
Avrupa Ligi yarı finalinde ilk maçı evinde 3-1 kazanan Arsenal rövanşta Valencia karşısında 50. dakikada 2-1 öne geçtiğinde "Bu iş bitti, finaldeyiz" diyen ekran başındaki taraftarları Bakü'deki final için uçak biletlerini almaya başladılar. Chelsea taraftarı ise Bakü'ye finale gideceklerini Arsenal taraftarından 1.5 saat sonra öğrendi. İkinci yarı, 30 dakika uzatmalar ve penaltılar... 90 dakika içinde ucuz biletleri kapatan Arsenal taraftarı Londra'dan direkt uçuş olmayan Bakü'ye İstanbul aktarmalı yolculuklarını garantiye almış, Chelsealiler ise kaderleriyle baş başa kalmıştı. Bakü'deki finalde tribünlerde Arsenal taraftarının daha fazla olmasının sebebi buydu işte.
Kupa tarihinde harita üzerinde Asya kıtasında oynanan tek final 10 yıl önce İstanbul'un Anadolu yakasında Kadıköy'deki Werder Bremen-Shakhtar Donetsk finaliydi. O gün Shakhtarlı Willian, Bremen'de forma giyen Türk genci Mesut Özil'i mağlup etmişti. Biri Chelsea diğeri Arsenal formasıyla kendi rövanşlarına gidiyorlardı yine Asya kıtasına, Azerbaycan'a...
69 bin kapasiteli stadyumu inşaa eden Türk mühendislerdi, Eyfel Kulesi'ndeki çeliğin üç katını kullanmışlar, Bakü'ye son teknoloji bir Olimpiyat Stadı yapmışlardı. Açılışından üç yıl sonra ilk kez bir dev finale ev sahipliği yapan stadyumdan tüm dünyaya maçı yayınlayan ve teknolojik altyapıyı sağlayan da yine bir Türk şirketiydi.
SARRİ'NİN 29 YILDA İLK KUPASI
Rüzgarlar şehri Bakü'ye Chelsea'den iki gün önce gelen Arsenal, 19 yıl önce Kopenhag'da Galatasaray'a kaybettiği UEFA Kupası'ndan sonra bir de 2006'da Paris'te Barça'ya Şampiyonlar Ligi finalinde boyun eğmişti. Gelecek sezon Şampiyonlar Ligi'ne gidebilmek için tek ihtimal bu kupayı almaktı. Formdaydılar, iki forveti yarı finalde yedi gol atmış, hocaları Emery bu kupayı Sevilla ile arka arkaya üç kez kazanmış, tribünde taraftarı daha fazla olan taraftılar. Chelsea'de ise yine kaos vardı. Takımın süperstarı Hazard'ın yüzde 90 Real Madrid'e gideceğinin konuşulduğu günlerde bu kupayı kazansa bile görevine son verileceği konuşulan hocası Sarri, finale üç gün kala dizinden sakatlanan takımın orta sahasındaki dinamosu Kante, vize problemi nedeniyle bir yıldır Londra'da takımını seyredemeyen ama Bakü'de yerini alan takım patronu Roman Abramoviç...
Nisan ayı sonunda Formula 1'e ev sahipliği yapan geniş caddeleri, gözlerimizi yaşartan Türk şehitliği, Ateş Kuleleri, yemyeşil parkları, Türkçe konuştuğunuzu duyduklarında gözlerinin içi gülerek sohbete gelen insanları, satranç tutkunu gençleri, yüreğimize dokunan müzikleriyle Bakü'de Olimpiyat Stadı'nın yolunu tuttuk. O gece orada olmamayı tercih eden tek isim Henrikh Mkhitaryan'dı. Arsenal'li Mkhitaryan Bakü'yü güvenli bulmadığı için Bakü'ye gelmemiş, sahada olmak yerine kukla olmayı tercih etmişti.
Futbolu bu maçla bırakan Petr Cech'e, eski takımının yıldızları 15 dakikada üç gol atıp 29 yıldır bir tek kupa kazanamamış hocaları Sarri'nin hayalini gerçekleştirdiler. Bir zamanlar çalıştığı bankadan istifa edip tutkusu futbolun peşinden koşan İtalyan, üç kupalı, takım elbiseli meslektaşı Emery'nin elini sıkarken üzerinde yine o çok sevdiği eşofmanları vardı. Kupa töreninde ise madalyasına bir çocuğun gözleriyle bakıyordu.
Bakü'den bana kalan ise bir kelime oldu. Memleketimizde "Sağ ol" dediğimizde duyduğumuz "Bir şey değil" yerine kulağımıza da kalbimize de hoş gelen "Değmez" cevabı...
Çarşamba, Avrupa Ligi, cumartesi ise Şampiyonlar Ligi finaliyle futbolda sezon finali yapılırken Z raporunu alma vaktidir. Biz dahil Avrupa'nın altı büyük liginde son şampiyonların (Galatasaray, Man.City, Barcelona, Juventus, Paris Saint Germain, Bayern Münih) unvanlarını koruduğu sezondan aklımda kalanlar:
GÖNÜLLERİN ŞAMPİYONLARI
Şampiyonluk hikayeleri sayfalarca anlatılıyor ama oynadıkları futbolla liglerine damga vuran takımlar var. Madrid'in ufak kulübü Getafe. İtalya'da Roma şehri takımlarını sollayan ve ligin en çok gol atan takımı olan Atalanta. Şampiyon Paris Saint Germain'e beş gollü mağlubiyeti tattıran Lille. Önce Real Madrid sonra Juventus'u eleyip, Tottenham'a son dakikada elenen ve genç oyuncularıyla futbolseverlerin kalplerinde taht kuran Ajax. Altyapısından yetiştirdiği Uğurcan, Hüseyin, Abdülkadir Parmak, Yusuf Yazıcı ve Abdülkadir Ömür ile eski günlerine dönüp, üç İstanbullu'yu da puansız yollayan Trabzonspor.
GENÇLİK ATEŞİ
Büyük ustaların yanında vitrine çıkmak zordur, işte onu başaranlar. Sağlam fizikleriyle ayakları yere sağlam basan ve Bundesliga ile Serie A'nın yolunu tutan iki genç stoperimiz Merih Demiral, Ozan Kabak ve Beşiktaş orta sahasına dinamizm getiren Dorukhan. Liverpool, bir kez daha Şampiyonlar Ligi finaline gelirken sağ bekten asist delisi olan Alexandar Arnold. Ajax orta sahasında 21 yaşında 46 maça çıkan ve Barça'ya transfer olan Frenkie de Jong. Frankfurt formasıyla attığı gollerle fiyatını bir sezonda 10'a katlayan Jovic. 4 milyona geldiği Genoa'dan altı ay sonra Milan'a giden Polonyalı santrfor Piatek ve bir takas transferinin ufak ayrıntısı olarak geldiği Roma'dan milli takıma yükselen Zaniola...
VAZGEÇMEYENLER
Futbolun en çok hamallık gerektiren bölgesi 6 numarada yaşlarını bize unutturan Atiba ve Emre Belözoğlu. Galatasaray'ın şampiyonluğunda ligin ikinci yarısında sazı eline alan ve Valenciagünlerini hatırlayan Feghouli. Stoperlerin acımasız olduğu İtalya'da 35 yaşında 38 maça çıkan ve 27 gol atan kurt santrfor Fabio Quagliarella. Valencia'ya Şampiyonlar Ligi biletini ve Kral Kupası finalini getiren kaptan Dani Parejo. 30'una yaklaşırken iki sezondur üstüne koyarak gelen Alanyaspor'un en çalışkan adamı Efecan. Formasına veda ettiği sezonda 38 maça çıkan Atletico Madrid'in yürekli stoperi Godin...
ESKİ GÜNLERİNİ MUMLA ARAYANLAR
İspanyol Milli Takımı'nı Dünya Kupası'nın başlamasına iki gün kala Real Madrid için bırakan ve orada da dibe vuran teknik adam Lopetegui. Milan'da taraftara saç baş yolduran, sezon ortasında gittiği Chelsea'de de ayağa kalkamayan Higuain. S. Lizbon formasıyla dört sezon önce 38 maçta 31 gol atmış etiketiyle geldiği Fenerbahçe'de dibe vuran Slimani. Ronaldo'nun ayrılığı sonrasında dümene geçmesi beklenen ama ruhsuz haliyle Real Madrid taraftarının "Git artık" dediği Gareth Bale. Bütün sezon transfer pazarlığı yapmaktan gol atmaya fırsatı bulamayan Inter kaptanı Icardi ve iki teknik adam Mourinho ile Bielsa...
VE SAHNEDEN İNENLER
Bayern Münih'in kanadını 10 yıldan beri birlikte uçuran Ribery ve Robben belki kramponlarını asmayacak ama büyük sahneden iniyorlar sezon biterken. Roma kaptanı De Rossi, bayrak adam Totti'den iki yıl sonra 18 yıl emek verdiği kulübünden yeni kontrat alamadığı için kendine kulüp arıyor. Juventus ve İtalyan Milli Takımı'nın en yüksek karakterli oyuncularından stoper Barzagli gözyaşlarıyla kariyerine son noktayı koydu. Bir efsane Xavi de kramponlarını Katar'da astı. Kasklı kaleci diye hatırlayacağımız klas ellerin sahibi Peter Cech de sahalarda olmayacak artık. Fenerbahçe kariyeri hayal kırıklığı olsa da bir Premier Lig efsanesi olan Hollandalı golcü Robin Van Persie de artık takım elbisesiyle futbol sahnesinde yer alacak.
Tek kelime İngilizce bilmiyorsunuz, Arjantinlisiniz, kıtanın en güzel şehirlerinden birinde, Barselona'da çalışıyorsunuz ve Falkland'la, "Maradona'nın eli" ile büyüyen kuşakların sizi değil pasaportunuzu sevmeyen İngilizlerden bir teklif alıyorsunuz... Bunun için galiba biraz deli olmak lazım ya da sizi bu hayata iten deliyi bulmak lazım hayatınızda... Arjantin'de Santa Feyakınlarında 3 bin nüfuslu Murphy kasabasında yaşayan Amelia-Hector çiftinin evinin kapısı 1985 yılının bir yaz gecesi çalındı. Saat 2'ydi ve kasabadan tanıdıkları Jorge Griffa'nın yanında bir 'deli' vardı: Arjantin'de 'El Loco' lakabıyla tanınan teknik direktör Marcelo Bielsa. Arkadaşı Griffa'dan "Yetenekli bir çocuk var" mesajını alan Bielsa, arabasına atlayıp hemen kasabaya gelmişti. O gece yatağında uyuyan 13 yaşındaki çocuğun ayaklarına bakıp "Bu çocuktan futbolcu olur" diyen Bielsa, çiftçi ailesinin yanında çalışan Mauricio'nun hayatını değiştirdi. Çocuk yaştan itibaren tarlalarda zor şartlarda çalışan Mauricio'nun futbol karakterini belirleyen de o kasaba günleri oldu. Önce Newell's Old Boys ardından dil problemi yaşamayacağı İspanya'da Espanyol... İki yıl Paris, bir yıl Bordeaux havası ve ardından da kürkçü dükkanı Espanyol'da kramponlarını astı Mauricio. Çok büyük yetenek değildi, çok hızlı değildi ama iyi futbolcuydu, tipik Arjantinli defans oyuncusuydu. 2002 Dünya Kupası'ndan Arjantin büyük hayal kırıklığıyla dönerken Mauricio, İngiliz Owen'ı düşürüp penaltıya sebep olan adam olarak kaldı ülkesi Arjantin'de...
Futbolu bıraktıktan sonra Barselona'da üniversitede okumaya karar verdi ve işletme diploması aldı, kadın futbol takımı çalıştırdı ve bir gün Espanyol ona "Sana ihtiyacımız var" dedi. 2009 yılında küme düşme hattında gezinen Espanyol'un başına geçtiğinde işi zordu ama imkansızı başardı. İlk galibiyetini derbide üstelik de Camp Nou'da Barcelona'yı devirerek aldı. O sezonun Şampiyonlar Ligi şampiyonu, tarihin en iyi kadrolarından birine sahip Barcelona'nın başındaki Pep Guardiola'ya 10 yıl sonra bir ağır darbe daha vuracağından haberi yoktu elbette. Espanyol o sezon ligde kaldı, ertesi sezon çıkışa geçti. 2013'te işte o teklif geldi. İngiltere'den Southampton, Arjantinli hocaya "Gel" dedi. Eşi ve çocukları basit İngilizce kelimeleri bir kağıda yazıp uğurladılar onu. M. City, Liverpool, Chelsea, herkesi devirdi o sezon, Britanya basını ayağa kalktı. Ertesi sezon Tottenham projesi onu bekliyordu. Spurs onunla çıkışa geçti, önce beşincilik, ardından üçüncülük yetmezdi. Bir ikinciliğin ardından Spurs, geçen sezonu da üçüncü sırada bitirdi. Bu sezonun ligde en 'anlamlı' maçı ise Everton deplasmanıydı. Eşi Karina'ya 26. evlilik yıldönümünde çok özel bir hediye verdi. O gün Tottenham, Everton'ı deplasmanda 2-6 mağlup etti. Günde iki idman yaptıran, oyuncularından futbol endüstrisinde birer beyaz yakalı olmak yerine çocukluk günlerinin tutkusu olan topun peşinden koşmalarını isteyen, oyuncularının her antrenmandan sonra nefret ettiği, çalıştırdığı iki İngiliz takımından İngiliz Milli Takımı'na 14 futbolcu gönderen çiftçinin oğlu Mauricio, 10 yıl önce mat ettiği Guardiola'yı bir kez daha üzdü. M. City'yi eleyen Tottenham, gençlik fırtınası Ajax karşısında bir futbol mucizesine imza attı ve Şampiyonlar Ligi finaline yükseldi.
"İki yaşında ayağımın altında poz verdiğim top benim en büyük hazinemdi. Her şeyi onun sayesinde kazandım" diyen Maurico Pochettino 47 yaşında. Southampton'da spor bilimi mezunu olan oğlu Sebastiano 23 yaşında ve babasının yanında çalışıyor. Ufak oğlu Maurizio 18 yaşında ve Tottenham altyapısında. Eşi Karina ona hâlâ çok sevdiği tatlı olan Dulche de Leche (süt tatlısı) yapmaya devam ediyor. Şampiyonlar Ligi finalinde iki Arjantinli, Hector Cuper ve Diego Simeone ikişer kez kaybettiler. Bakalım bir delinin keşfi, çiftçinin oğlu Mauricio ne yapacak?
En büyük yayın geliri onlarda ama en tutkulu taraftar da onlarda. En yağmurlu ve puslu havalar onlarda ama en iyi zeminler de onlarda. Avrupa'nın iki kupasında final oynamak için iyi kadrolar yetmiyor. Çok iyi teknik direktörleriniz ve rekabetin yüksek olduğu 'futbol' oynanan bir liginiz de olmalı. Coğrafi olarak ayrı olduğu Avrupa kıtasından siyasi ve ekonomikolarak da ayrılık kararı alan İngilizler, Bakü (29 Mayıs) ve Madrid'deki (1 Haziran)finallerde 4 takımıyla 38 haftalık Premier Lig'in 39. haftasını (!) oynayacaklar. Peki ama nasıl?KENDİLERİNİ BİTİRENLER...Futbol 90 dakika ama tarihi 1-2 saniyelik sekanslarla yazılıyor. Gruplarından zor çıkan Liverpoolve Tottenham finalde, Şampiyonlar Ligi'nin gediklisi Arsenal ve Chelsea kalite olarak fazla oldukları Avrupa Ligi finalinde ve elbette topun yuvarlaklığı. Evinde son dakikada 4-0 fırsatını kaçıran Barcelona ve Tottenham deplasmanında 1-0'dan daha fazlasını hak eden ve tek yenilgiyle evine dönen Ajax.. Zidane sonrası krize giren Real Madrid, Neymar ve Cavanisiz elenen PSG, Ribery ve Robben'e vefanın dozunu kaçıran Bayern Münih. Sizin ne kadar iyi olduğunuzu futbolda bazen rakiplerin kendi kendilerine attıkları çelmeler belirliyor.LİVERPOOLPremier Lig'de 30 yıldır şampiyonluğu yok, bu sezon 90+ puana çıkmasına rağmen yarışı büyük ihtimalle Manchester City'nin gerisinde bitirecek ama Liverpool, Avrupa'nın 1 numaralı kupasına aşık bir takım. Çok eskilere gitmeden, 2005'te İstanbul'da kazandıkları unutulmaz final, iki yıl sonra Atina'da Milan'a verdikleri rövanş ve geçen sezon Karius faciasıyla Real Madrid'e kaybettikleri final. Roma'da dünyaları kaçıran Salah'tan bir dünya yıldızı yaratan, Virgil Van Dijk'ın ligin en iyi oyuncusu olmasını sağlayan, 20 yaşındaki Alexander-Arnold'u sağ bekte uçuran elbette ki Alman teknik adam Kloop. Liverpool'a 4 sezonda iki Şampiyonlar Ligi finali oynatan Kloop için Guardiola'nın bir cümlesi yeterli: "Bu sezon Liverpool'dan daha iyi futbol oynayan takım yok."
TOTTENHAMYabancı sermayeye kapalı, yeni stadyumunun inşaat giderleri yüzünden transfer tahtası boş ama Londra'da her zaman Arsenal ve Chelsea'nin gölgesinde kalan Tottenham, tarihinin ilk Şampiyonlar Ligi Kupası için Madrid'e gidiyor. Tottenham kadrosuyla da 4 finalist arasında en İngiliz olanı. Harry Kane, Trippier, Dele Alli, Eric Dier, Danny Rose gibi yerlilerin yanında finali 3 golle getiren Brezilyal ı Maura ve Güney Kore'nin bir numarası Heung-Min Son. Uzun yıllar ideal hocasını bulamayan Londra ekibi, 5 yıldır görevde olan Arjantinli Pochettino'nun fark yaratan futbol aklıyla, Madrid'de bugüne kadar 8 final oynayıp 5'ini kazanan Liverpool karşısına tar-i hinin en büyük başarısı için çıkacak...ARSENAL1996'dan bu yana takımı çalıştıran Wenger ile Şampiyonlar Ligi takımı olan Arsenal, geçen sezon Fransız hoca ayrıldığında ligi şampiyon M. City'nin 37 puan gerisinde bitirip Avrupa Ligi biletini aldığında Kupa 2'nin doğal favorilerinden biri olmuştu. Takımın baş-ı na Sevilla ile bu kupayı 3 kez arka arkaya kazanan İspanyol Emery geldiğinde Londra kulübünün hayalleri elbette Avrupa Ligi'nden daha fazlasıydı. Son 16'da Rennes'e ilk maçta 3-1 kaybedip rövanşı 3-0 alan, ardından Napoli'yi eleyen Arsenal, yarı finalde Valencia'ya Aubameyang ve Lacazette ikilisiyle 'fazla' geldi. 2000'de bu kupayı G.Saray'a kaptıran, 2006'da Barça'ya Devler Ligi'ni kaybeden 'Topçular' Bakü'de kupayı kazanıp ligde alamadıkları Şampiyonlar Ligi biletini ceplerine koymayı istiyorCHELSEARus patronu Abramovic, transferlerden sorumlu demir leydisi Marina Granovskaia, kariyerinde kupası olmayan eski bir bankacı olan İtalyan teknik direktörü Sarri, bir yıldır her gün Real Madrid'e transfer olan süperstarı Hazard ve teknik direktör değirmeni olan soyunma odasıyla Chelsea, Avrupa'nın şüphesiz en renkli kulüplerinden biri. 2012'de geçici teknik adam İtalyan Di Matteo ile Bayern Münih'i penal - tılarla devirip Şampiyonlar Ligi'ni kazanan Londra kulübü, kendisine şampiyonluğu getiren bir başka İtalyan Conte ile yollarını ayırdıktan sonra Çizme sevdasından vazgeçmedi. Napoli'ye oynattığı futbolla 1. sınıf teknik adamlığa yükselen Sarri, çalkantılı geçen ve 'kovulacak' denildiği sezonda Chelsea'yi Bakü'ye finale götürüyorPREMİER LİG GERÇEĞİPremier Lig'in yayın ihalesinden 20 kulübün aldığı toplam 5 milyar 960 milyon Euro, en iy i isimleri almak kadar elde tutma imkanı da sağlıyor. Real, Barça, PSG ve Juventus dışında Avrupa'da iyi teklife yıldızını satmayacak kulüp yokken İngilizler, kaleci ve stoper transferinde rakamı 70+ milyona taşıdılar. Ligin ilk 6 sırasındaki takımlar, Avrupa'nın en çok gelir elde eden ilk 14 kulübü arasında. İngiliz patronu olan Tottenham haricinde finallere gelen 3 İngiliz Liverpool, Arsenal ve Chelsea ise yabancı sermaye ortaklığıyla büyüdüler. Ada futbolunu ayağa kaldıran elbette ki birinci sınıf teknik adamlar. Kloop, Pochettino, Sarri, Emery, Tottenham'a elenen Guardiola ve Man. United'da hayal kırıklığı yaratsa da Ada'da son 15 yıla damga vuran Mourinho ve yakın geçmişte Conte ile Ancelotti. Bugünün futbolu eğer elinizde Messi yoksa teknik adam futbolu ve Premier Lig en iyilerin artık pasaportuna bakmıyor.
Futbolda mevkilerin referans oyuncuları vardır, çok geçmişe gitmeyeceğim; tek başına maç alan kaleci Buffon, bir sol bekten fazlası Roberto Carlos, ön liberoların atası Guardiola, rakibi yiyip bitiren Makelele, al da at ortaların ustaları Beckham- Figo, üç direğin arasına 600'er gol atan Messi ve Ronaldo gibi.. Bir de oyunun taktiksel gelişimini anlatan kitaplarda fotoğrafı tam sayfa açılanlar.. "Oyunun iki tarafını oynamak" dendiğinde onlar gelir akla: Xavi ve Iniesta...İkisi de Barcelona'daki muhteşem kariyerlerinin ardından ilerleyen yaşlarında kulübede oturmak yerine uzak bir coğrafyada futbol oynamayı tercih ettiler. Önce Xavi, Katar'ın yolunu tuttu ardından Iniesta.. Ve Xavi üç maç daha forma giydikten sonra bu ay sonunda kramponlarını asacağını açıkladı.. Onu Barcelona efsanesi yapan elbette ki yeteneği ve döktüğü ter ama o kariyerini annesine borçlu!BU ÇOCUK HEPİMİZİ EMEKLİ EDECEKFutbolcu bir baba, oyundan koptuktan sonra ufak bir kulübün altyapısında çalışıyorsa, oğlu da genlerinden nasibini almışsa Xavi Hernandez gibi futbolcu olur. Büyük futbolcu olmak ise zaman, emek ve sabır ister. Dört yaşında Barselona yakınlarındaki Tarrasa'da topla buluşan Xavi, Barça'nın meşhur altyapısı La Masia'nın kapısından içeriye girdiğinde 11 yaşındaydı. Yıllar içinde fiziksel gelişimi ve 1.70'de kalan boyu onu bir orta saha oyuncusu yaptı. Altyapı maçlarını izleyen Guardiola'nın "Bu çocuk hepimizi emekli edecek" dediği Xavi, Barça'nın kaptanını haklı çıkardı.1998'de Louis Van Gaal'ın ilk kez forma verdiği Xavi'nin çocukluk kahramanı, Guardiola'nın da idolü olan Bernd Schuster'di. Alman efsanenin Barça'da oynadığı yıllarda ilk kez tribünde onu izlerken, 50-60 metrelik uzun paslarına hayran kalan Xavi'nin, yıllar sonra kısa paslarla futbolda devrim yapacak ve tiki-taka'yı futbolun taktik tarihine yazacak olan Guardiola'nın en has adamı olacağından haberi yoktu elbette. Babasının emeği elbette büyük ama Xavi'nin kariyerinde annesinin bir cümlesi Katalanlara efsane bir yıldız kazandırdı. 1999'da Milan onu transfer etmek istediğinde babası kulübe "Satın" derken, annesi Maria Merce Creus, "Xavi satılırsa seni boşarım" dedi eşine ve Xavi Barcelona'da kaldı...MÜLTECİLER İÇİN YATINI BAĞIŞLADIGuardiola'nın sakatlığı ve ardından İtalya'ya transferi Xavi'nin Barça orta sahasındaki yerini 20'li yaşlarının başında garantilerken, kulüp ucunda ışığı göremediği bir tünelden geçiyordu. Figo'nun Real Madrid'e transferi, Barça'da 19 yıllık Nunez döneminin ardından yaşanan kaos, finansal problemler derken takvimler 2004 yılını gösterdi. Önce Ronaldinho ardından Eto'o'yu transfer eden bir yıl sonra da altyapısından Messi'yi çıkartan Rijkaard yönetimindeki Barça, 2006'da Şampiyonlar Ligi finaline koşuyordu. Koşunun baş aktörlerinden Xavi 2006 başında dizinden sakatlanınca Arsenal'i Paris'te devirdikleri oyunu yedek kulübesinden seyretmek zorunda kaldı..Ne çok hızlıydı ne de çok güçlü ama ensesinde iki gözü daha olanlardandı Xavi. Ondan topu kapmak zordu, futbol tarihine "La Pelopina" deyimini armağan etti. La Pelopina, topla 360 derece dribling yapıp, rakibi peşine takarken takım arkadaşlarının pozisyon almasını sağlamaktı. Yıllar sonra aldığı mütevazı yata La Pelopina adını veren Xavi, Akdeniz'de mültecileri kurtarmak için çalışan bir sivil toplum kuruluşuna açık arttırma yapması için La Pelopina'yı bağışladı.İspanya, 44 yıl sonra Avrupa Şampiyonu olurken turnuvanın en iyi futbolcusu oydu. 4 Şampiyonlar Ligi, 8 Lig şampiyonluğu kazandı. Barça'dan ayrıldığında 25 kupada imzası vardı. 767 maçta forma giymiş ve kariyerinde 40 maçın altına düşmemişti. 767 maçta 85 gol ve 185 asist. İspanyol Milli Takımı ile Euro 2008 ve Euro 2012 ve 2010 Dünya Kupası... Şimdi hedefi teknik adam olmak. Oyunu rakibin yarım sahasında oynayan, topa sahip olan ve güzel futbolun peşinde koşan bir takımın hocası olacağı kesin... Bir de önerisi var: "Güzel futbol için oyun 11'e 11 değil, 10'a 10 oynanmalı..."
Çocukluğunuzda idolülünüz olan duvarınıza posterini astığınız bir ünlü futbolcuyla tanışmak istersiniz değil mi? Hayali büyütelim, onun gibi futbolcu olmak da istersiniz, kim bilir bir gün o futbolcu teknik adam olduğunda onun takımında oynamak ya da ona rakip olmayı da düşlersiniz ama çok sevdiğiniz futbolcunun sizin yüzünüzden işinden olmasını istemezsiniz. Guardiola, duvarına posterini astığı Schuster ile çalışamadı, belki onun kadar büyük bir futbolcu da olamadı ama 11 yıl önce Alman teknik adamı koltuğundan etti. Hatırlayalım; Barcelona'daki ilk sezonuydu Guardiola'nın. R. Madrid teknik direktörü Bernd Schuster, Barcelona maçının haftasında "Yenmemiz imkansız" dedi. Guardiola'nın karşısına çıkamadı Schuster, Madrid yönetimi bu açıklamanın ertesi günü görevine son verdi. El Clasico'yu da Barcelona 2-0 kazandı, Schuster haklı çıkmıştı! Geçen sezon rekor puanla M. City'i şampiyon yapan Guardiola bu sezon daha aralıkta lige havlu atabilir miydi? 2018'in bitimine dört gün kala Liverpool, City deplasmanına geldiğinde yedi puan öndeydi. 30 yıldır şampiyon olamayan İngiliz futbolunun efsane kulübü için "O sene bu sene" diyenler sadece Liverpool taraftarı değildi. O gün puan farkı 10'a çıksaydı, Liverpool arkasına bakmazdı. City kazandı ve yarış soluksuz sürdü.
TİKİ TAKA'DAN OK GİBİ HÜCUMLARA
10 gün önce sezonun belki de en iyi 90 dakikasında dramatik bir finalle Şampiyonlar Ligi'ne veda eden M. City, kendisini kupa dışına iten Tottenham'ı devirdikten sonra erteleme maçında Manchester derbisinde deplasmana gitti. 'Düşler Tiyatrosu'nda Manchster United taraftarı lig tarihi boyunca en büyük rakipleri bildikleri Liverpool'un şampiyonluğunu mu isterdi yoksa takımlarının gelecek sezon Şampiyonlar Ligi'ne katılması için kazanmasını mı? Kafalar karışıktı. Sakin olan ise ikinci yarıda bir oyuncu değişikliğiyle rakibini dağıtan ve derbiden üç puanla çıkıp liderlik koltuğunu bitime üç hafta kala alan Pep Guardiola idi. Katalan teknik adamın son 10 yılda modern futbolun gelişiminde bir numaralı aktör olduğunu herkes kabul ediyor. Barça B takımından, A takımına teknik direktör olması, Real Madrid için ilham kaynağı oldu ve Zidane, üç Şampiyonlar Ligi kazandı. Barça'dan ayrıldıktan sonra bir yıl çalışmayıp kendini dinleyen ve geliştiren Guardiola'nın bu tercihiyle de birçok teknik adama örnek olduğu ortada.. Tiki-taka'lı 1000 pas yapan takımlarından, rakibi ok gibi delen hücum varyasyonlarına geçen, gençleri star yapan, ustası Cruyff'tan el aldığı futbol vizyonunundan vazgeçmeyen Guardiola saha kenarındaki giyim tarzıyla da Türkiye'de birçok teknik adama ilham kaynağı oldu. "Messi'li takımı ben de şampiyon yaparım, Bayern Münih zaten her sezon şampiyon oluyor, Manchester City'deki transfer bütçesi kimde var" diyenlere elbette gülüp geçiyordur. Barcelona, B. Münih ve M. City'nin başında 10 sezonda 365 maça çıkan ve sadece 32 maçı kaybeden Guardiola, 282 galibiyet ve 51 beraberlikle bu hafta sonuna toplam 897 puanla girdi. Bugün Burnley deplasmanında kazanırsa şampiyonluk için iki hafta ve cebinde 900 puan olacak.
KUPALARDAN FAZLASI...
Barcelona'nın sponsoru, teknik direktör ve futbolculara her sezon başında birer otomobil hediye ediyordu. Guardiola otomobili, teknik ekibindeki antrenörlere de verilmediği için kabul etmedi ve "Biz bir ekibiz" dedi.
2008 Kasım'nda teknik ekibi içinde kaleci antrenörü olarak görev yapan Juan CarlosUnzue'nin babası vefat etti. Barcelona'nın ertesi gün maçı olmasına rağmen Guardiola'nın sözüyle takım, tam kadro törene katıldı.
Şampiyonlar Ligi finalinde Barcelona'nın rakibi Manchester United'dı. Guardiola, kulüpte 33 yıl boyunca masörlük yapan Angel Mur'un bileti olmadığını öğrendi ve çocukluğundan beri tanıdığı yaşlı masörü özel davetlisi olarak Roma'ya götürdü.