29 Mayıs 2017
28 Mayıs 2017
Senin En Güzel Düşmanların
Sinema tarihinin eşsiz başyapıtlarından “Godfather”da Vito Corleone’nin unutulmaz repliğini hatırlayın: “Ona reddedemeyeceği bir teklif yapacağım.” Bu repliği getirip şimdi futbol dünyasına uyarlayalım. Çin futbolunun ödediği akıllara ziyan rakamlar bir tarafa futbolda artık tek takım formasıyla bir kariyeri noktalamak fedakarlıktan çok daha ötesi. İki renge sadakat, İtalyan futbolunun çimentosu gibi. Alessandro Del Piero ve Paolo Maldini’den sonra Son Mohikan olarak kalan Francesco Totti’nin ölümsüz Roma aşkına bugün Roma Olimpiyat Stadı’nda son nokta konulacak ama Totti futbol oynamaktan vazgeçmeyeceği için filmin sonunda bir başka formayı göreceğiz onun üzerinde...
Çocuk yaşta gelip yetiştiği Roma’da 786. maçına bugün çıkacak olan Totti’yi özel yapan ne kazandığı altı kupa ne de attığı 307 gol. O İtalyan futbol tarihinin en önemli derbilerinden biri olan Roma derbisinde “Seviyorum” diyen sarı-kırmızı tribünlerin ikonu. O aynı zamanda “Nefret ediyorum” diyen mavi-beyazlı Lazio tribünlerinin de nefret objesi. Lazio’nun en önemli taraftar grubu Irrudicibili geçen hafta onu tribünden “Büyük düşmanımızsın ama seni selamlıyoruz” pankartıyla uğurladı, yetmemiş olacak ki bir de açık mektup yazdılar Totti’ye. Milano’da 37 yıllık taraftar grubu “Fossa dei Leoni” kendini fesh ettiğinde Milan’ın ezeli rakibi Inter’in bir taraftarının dediğini hatırlayalım önce: “25 yıldır sizden nefret ediyorum. Fakat şimdiden özledim sizi. San Siro’da tezahüratlarınızı duymadığım bir derbi, nasıl olur bilemiyorum? Bildiğim derbiler artık eskisi gibi olmayacak... Şimdi, çeyrek asır boyunca sahadaki varlığıyla Lazio taraftarını çileden çıkartan, attığı gollerin ardından onlara medya aracalığıyla sert mesajlar yollayan, bir başka kulübü gitmeyerek sadakatiyle aynı zamanda saygı uyandıran Francesco Totti’ye bakın Irrudicibili grubu nasıl seslenmiş:
“Seninle ilk karşılaştığımızda 6 Mart 1994’tü. Oyuna sonradan girmiş, yalandan bir penaltı kazandırmıştın. İyi rol kesmiştin doğrusu, tarihini uydurma penaltılarla yazan bir takım için oynuyordun sonuçta. Bizim sevdiğimiz takımla hep uğraştın, bir reklamda oynarken de San Remo’da sahneye çıktığında bile. Sen bunları yaparken biz şampiyon olduk, Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nın, Süper Kupa’yı kazandık. Beş İtalya kupasını da aldık, hatta birinin finalinde sen de sahadaydın, ne büyük keyifti senin olduğun takımı yenip o kupayı almak.
Real Madrid seni çok istedi... Oraya gitseydin kaç kupa kazanabilirdin, bunu kimse bilemeyecek ama kabul ediyoruz ki Real Madrid’in istediği ve almayı başaramadığı tek şampiyon da sendin. Totti, Real Madrid’e gitmedin ama onlar sensiz 5 Şampiyonlar Ligi, 7 şampiyonluk ve başka kupalar kazandılar. Senin gibi büyük futbolcu için az(!) mı dersin?
Yine de her şartta özellikle de bu değişen dünyada duruşun ve geldiği noktada saygıyı hak ediyorsun. O saygıyı kendi taraftarından hiçbir zaman gördüğüne inanmıyoruz. Roma camiasının da sana saygı duymadığını gördüğümüzü bütün samimiyetimizle söylememiz lazım, bizi affet. Senin gibi bir futbolcu bizim takımda olsaydı, Roma yönetiminin sana davrandıkları gibi davranamazdı. Sana yapılan saygısızlıkları sessizce takip ettik. Şimdi seni kimse korumuyor Roma’da, kusura bakma biz de bunu yapamayız.
Bize karşı yaptıklarını hiçbir zaman unutmayacağız. Bunlar olması gerekendi. Roma’dayız, rakibiz ve derbi, ezeli rekabet böyle yürüyor.
Yine de Roma şehrinin futbol sahnesinden düşerken bunca yıl sonra sana el uzatan rakip taraftarın senin en iyi düşmanın olduğu hiç unutma.”
İmza: Irrudicibili Lazio/ Senin en güzel düşmanların…
27 Mayıs 2017
21 Mayıs 2017
Valdano'dan Michel'e
Jorge
Valdano’nun ağlattığı bir eski futbolcu bu akşam Jorge Valdano’yu anlayabilecek
mi ya da onun yaptığını yapabilecek mi? Bu sorunun cevabını bulmak için çeyrek
asır öncesine gideceğiz ama önce bugünün anlam ve önemi. İspanya’da şampiyonluk
düğümü bu akşam 21:00’de oynanacak iki maçla çözülüyor. Barcelona evinde Eibar
karşısında net favori. Üç puan önündeki Real Madrid ise Endülüs bölgesine
Malaga deplasmanına gidiyor. 35 kez şampiyonun son hafta belirlendiği İspanyol
futbol tarihinde “Tenerife’de Mayıs sıkıntısı” Valdano’nun başrolünü oynadığı
bir dram filmiydi, çok tutuldu ki ertesi sezon ikincisi çekildi. Önce o günleri
hatırlayalım. Cruyff yönetimindeki Barcelona’nın şampiyon olması için son hafta
Real Madrid’in Tenerife deplasmanında kaybetmesi lazım. Tenerife’nin teknik
direktörü Jorge Valdano, Real Madrid’in eski yıldızı. Arjantinli efsane o gün
zor olanı yaptı ve Tenerife kazandı. Sahayı ağlayarak terk eden ve bu bir film
olsa afişinin fotoğraf karesindeki isim ise Michel. Dedim yu bu dram çok tuttu,
ertesi yıl ne hesap değişti ne de aktörler. İnanılmaz ama yine Tenerife, Real
Madrid’i yıktı ve Barcelona şampiyon oldu…
Valdano
sonra Real Madrid teknik direktörü oldu. Raul’a ilk formayı veren isimdi.
Bugünlerin en çok konuşulan hocası Sampaoli onun konuşabilmek için
Arjantin’deki evinin kapısında beş saat beklediğini açıkladı yıllar sonra.
Valdano oyunun filozofu adamdır, çok okur, çok tartışır, yorumculuğu kadar
gazeteciliği de birinci sınıftır, bugün İspanyol futbolunda en çok konuşulan
röportajlara imza atan da Valdano’dur… Şimdi Valdano’nun Tenerife’de ağlattığı
o futbolcuya gelelim…
Jose Miguel
Gonzalez Martin del Campo resmi evraklarda yazar ama futbol dünyası onu kısaca
Michel diye bilir. 27 yaşında bir trafik kazası sonrasında futbolu erken yaşta
bırakmak zorunda kalan bir babanın yetenekli oğlu Michel. Madrid doğumlu
yetenekli bir çocuğu Real Madrid alt yapısının kaçırması düşünülemezdi o
yıllarda. Butragueno, Pardeza, Martin Vasquez ve Manuel Sanchis ile birlikte Real
Madrid’in efsane Akbaba Beşlisi’nin ve aynı zamanda kadife ayaklı futbolcular
derneğinin üyesiydi. Doğduğu şehirden teknik adamlığının ilk yıllarında da
ayrılmadı. Rayo Vallecano, Real Madrid B takımı, Getafe… İspanya’nın başkenti
onun için yuvaydı. İlk kez uzaklara, dört yıl önce Endülüs bölgesine gitti,
Sevilla’ya. Sonra komşuya Olympiakos ve sürpriz bir şekilde Marsilya’ya…
İspanya’nın güneyinden onu ikinci kez çağırdıklarında işi zordu. Malaga’nın zor
günleriydi ama takımı toparlamayı başardı. Barcelona’yı devirdiğinde Madrid’de
spor gazeteleri için o “Eski Real Madrid’li Michel, Barça’nın önünü kesti”
yazdılar. Hafta içinde Real Madrid erteleme maçı için Vigo şehrine gittiğinde
Barselona’da yayın yapan iki spor gazetesi El Mundo Deportivo ve Sport aynı
manşetle çıktılar: “Força Celta”. Tek dilekleri Celta Vigo’nun sezon ortasında
Kral Kupası’nda elediği Real Madrid’in şampiyonluk yolunu bir taş koymasıydı.
Olmadı, Real 4-1 kazanmayı başardı.
14 Mayıs 2017
Lorca Flamenko Tapas
Granada ve Futbol
Real Madrid
ve Barcelona’ya, Ronaldo ve Messi’ye sahip bir lig neden kendini daha fazla
tanıtma ihtiyacı duyar? Dünyanın en çok izlenen lig maçıyla- El Clasico
(Real-Barça)- 200 ülkeye ulaşan İspanyollar neden daha fazlasını anlatmak
isterler ve yılda 18 kez düzenledikleri “La Liga Experience” (La Liga Deneyimi)
programıyla dünyanın dört bir köşesinden İspanyol futbolu tutkunu taraftarları
ve gazetecileri ülkelerine davet ederler? Çünkü futbolun 90 dakikadan ibaret
olmadığını, bir hayatı, bir sokağı, bir efsaneyi, bir tabak yemeği, güneşi,
yağmuru paylaşıp futboldan ötesini göstermek isterler. Bunu İspanya’nın
güneyinde Endülüs bölgesinde Granada’nın ülkenin ve edebiyat tarihinin en büyük
şairlerinden birinin Federico Garcia Lorca’nın adını taşıyan havaalanına adım
attığında anlıyor insan. Lorca’nın unutulmaz dizeleri “Akar Guadlkuivir/
Portakal ve zeytin bahçelerinin gölgesinde/ Senin iki nehrin Granada/Düşer karlardan,
vadilere /Ah sevda /Geri gelmez bir daha” ile yüz yüze geldiğinizde daha bir
hafta önce küme düşmüş şehrin takımı Granada’nın şampiyonluğa koşan Real Madrid
ile oynayacağı maçtan çok daha fazlasını vaad ettiklerini anlıyorsunuz.
Anlatmak, anlaşılmak ve konuşulmak istiyor İspanyollar. Geride kalan yüzyılın
yarısında kendini Avrupa’ya kapamış bir ülke bugün sadece Çin’de 52 milyon tv
ekranında izleniyor, Türkiye’de 7.2 milyon futbolsever, tv’dan, 6.9 milyon
insan ise özet görüntüler ve programlarla bir ligin peşinden koşuyorsa bunun
arkasında koskoca bir organizasyon ve modern dünyanın pazarlama ve reklam
teknikleri var.
Elhamra
Sarayı’na bakan bir tepede Flamenco ezgileri eşliğinde size İspanya’nın bin
yıllık tarihini özetleyen, Endülüs bölgesinde çekilen acıları ve sevinçleri
paylaşan İspanyol yerini bir zaman sonra Taraftarlar Birliği Başkanı’na
bırakıyor. 60 yaşın üstünde emekli insanların maça 6-7 saat kala geldikleri
stadyum çevresindeki kafelerde futbolu nasıl yaşam biçimlerine çevirdiklerini,
bu tutku sayesinde ömürlerine ömür kattıklarını görüyor, futbolda şiddeti
azaltmak için son 10 yılda neler yaptıklarını dinliyorsunuz. Taraftar
dernediğinin yöresel ve mütevazi sofrasında “Granada neden düştü? Siz
Türkiye’den nasıl görüyorsunuz?” diye soran boynunda kırmızı beyaz Granada
atkılı yaşlı amcaya “Bir takım 11 yabancıyla sahaya çıkarsa kimliğini kaybeder.
Tony Adams da teknik adam olarak kötü tercih” dediğinizde aranızdaki
mesafelerin kısaldığını ve sohbetin artık İspanya’nın mutfağına kaydığını görüyorsunuz.
22 bin 500
kapasiteli Estadio Nuevo Carmenes’i dolduran Granada halkının küme düşmüş
takımlarının gelecek sezon yine bu lige geri döneceği inancının yanında, en üst
ligdeki geliri bir alt ligde bulamayacak olan kulüp yönetiminin işten çıkartabilme
ihtimali gözlerine yansımış çalışanlarla tanışıyor ve modern futbolun bir
yüzünü de daha tanıyorsunuz. İspanyolların,
ligleri için Türkiye’de yaptıkları araştırmalarda futbol taraftarı sayısını 27
milyon olarak belirlemişler. Fenerbahçe ve Galatasaray’ın 25 milyon
söylemlerinden çok daha gerçekçi elbette bu rakam. 27 milyon aktif futbol
izleyicisinin 14 milyonu La Liga’yı Beinsports kanallarında takip ediyor.
9 Mayıs 2017
Don Carlo
İtalyan
futbolunun bir geleneğidir. Ülke dışından teklif alan futbolcular, milli takıma
tekrar seçilememe korkusuyla “Gözden ırak olan gönülden de ırak olur” der ve
Çizme’nin sınırları dışına çıkmazlar. Elbette bu da teknolojiye yenik düşmüş
bir gelenektir ama Totti’nin, Del Piero’nun kariyerilerinde bir köşede hep
hatırlanır. Teknik adamlık denildiğinde parmakla gösterilen, yüksek taktik
bilgileriyle rakiplerini mat eden İtalyanların zirveyi gören ilk ismi değil o ama
gidişata bakılırsa en iyisi ve durmaya da niyeti yok. Carlo Ancelotti’den
bahsediyorum. Ülkesi İtalya’dan sonra İngiltere ardından Fransa’da şampiyon
olan Ancelotti, geçen hafta Bayern Münih’i de şampiyon yapıp Avrupa’nın dört
büyük liginde şampiyon olan teknik adamlar listesine adını yazdırdı. Oyunun
tarihinde garip tesadüfler vardır. Juventus, Barcelona’yı 3-0 devirdikten sonra
hatırlatılan bir Avrupa Kupası maçı gibi. 1980’da Roma, Carls Zeiss Jena’yı 3-0
devirir ilk maçta, kadroda takıma bir yıl önce gelen Ancelotti de vardır.
Rövanşı Roma 4-0 kaybeder ve futbol tarihinde 3-0’dan turu veren tek İtalyan
takımı olma ünvanını sürdürür. Kaderin böylesi, 12 yıl önce yine bir Mayıs
akşamında İstanbul’da 3-0 öne geçtiği Şampiyonlar Ligi finalini Liverpool’a penaltılarla
kaptıran Ancelotti, yıllar sonra bir gazetecinin benzer skor sonrası ne
hissettiği sorusuna “Bir maçta 3-0 öne geçtiğimizde kazanmış olmadığımı ben
İstanbul’da öğrendim” der. Öğretenler mühim elbette hayatta. O zaman filmi geri
saralım.
Ufak kasabaların
toprak sahalarında topun peşinden koşan çocuklardan 1959 yılında İtalya’da
Reggiolo’dan doğanlardan Carlo Ancelotti. 16 yaşında Parma formasını giydiği
Parma o günlerde bir üçüncü lig takımıydı, gün gelecek bu genç o Parma’ya
tarihinin en büyük başarısını yaşatacaktı. Çalıştığı teknik direktör de
kariyerini yönetti Ancelotti’nin. Milan’ın efsane kaptanı Paolo Maldini’nin
babası Cesare Maldini, onu forvet arkası oynatıyordu, beraber bir üst lige
çıktıklarında Inter ve Roma çaldı kapıyı. 1979’da kazanan taraf Roma oldu ve
Ancelotti, bir başka futbol dehası Liedholm ile birlikte orta sahanın merkezine
yerleşti. Gün gelecek bir 10 numara olan Pirlo’yu defansın önüne çekip Milan’da
hocalarından öğrendiklerini tekrar edecek ve zaferler kazanacaktı. Roma ile
şampiyonluk kazandı, sakatlık yüzünden gidemediği Şampiyon Kulüpler Kupası
finalinde gülen taraf penaltılarla Liverpool’du. 24 yıl sonra bu kez kulübede
İstanbul’da yine Liverpool’a kaybedecek, hesabı iki yıl sonra Atina’daki
finalde kapatacaktı. Elbette ki haberi yoktu ilk maçından sonra utangaç
tavrıyla RAI muhabirine “Ben Ancelotti, çift değil tek ‘L’ ile yazılıyor” diyen
genç adamın. Roma formasıyla geçen 8 yılın ardından, geldiği rakamın sekiz
katına Milan’a gitti. Milan ile iki şampiyonluk, iki Şampiyon Kulüpler Kupası…
Teknik
direktör olmak isteyen futbolcular için doğru adamın yanında yetişmek mühimdir.
Ancelotti, 1992-1995 yılları arasında bir futbol profesörünün yanında
asistandı. Arrigo Sacchi’nin İtalyan Milli Takımı’nda yardımcı hoca olmak
hocalık kartvizitini bastırdı ama Seria A için bu yetmezdi. Reggina’yı bu lige
çıkarması rüştünü ispat etmesi demekti. Kürkçü dükkanı erken döndü, yetiştiği
Parma’ya kazandırdığı ikincilik kulüp tarihinin en büyük başarısıydı. Lippi’den
teslim aldığı Juventus’taki koltuk, Roma ve Milan geçmişi yüzünden taraftar
desteği bulmadı. Torino şehrinde sevilmedi Ancelotti… 16 yaşında Parma’da
kendisine forma veren Cesare Maldini onun Fatih Terim’in yerine Milan’a hoca
olması için kulis yaptı ve başarılı oldu. Old Trafford’da eski takımı
Juventus’u Şampiyonlar Ligi finalinde devirdiğinde iki kere Milanlı olmuştu
artık. İstanbul’da hüzün, Atina’da bayram derken yurt dışına ilk adımını
Chelsea için attı. Londra kulübünde kazanılan şampiyonluk ardından televizyonda
futbol yorumculuğu derken 2013’da Paris Saint Germain ile Fransa şampiyonluğu. Yedi
yıl önce teklifini geri çevirdiği Real Madrid’e bu kez “Hayır” diyemeyen ve
dördüncü büyük ligde şampiyonluk yaşamak için İspanya’ya koşan ama kaderin
cilvesi Liznon’da Şampiyonlar Ligi
Kupası kazanıp, Real Madrid ile şampiyonluğu kariyerine yazdıramayan Ancelotti.
Bir üst kuşaktan ustaların ustası Trapattoni’nin, İtalya, Almanya, Portekiz ve
Avusturya’da şampiyonluğu vardı. Jose Mourinho, Portekiz, İngiltere, İtalya,
İspanya şampiyonluklarıyla çıtayı yükseltti. Zorluk derecesine bakarsak,
Ancelotti, İtalya, İngiltere, Fransa, Almanya dörtlemesiyle (Yugoslavya,
Hollanda, Belçika, Yunanistan, Fransa ve Portekiz’de, 5 farklı ülkede şampiyon
olan Tomislav İvic’i unutmadan) zirveye
bayrağını dikti.
İtalya,
İspanya ve Güney Amerika’da “Don” ünvanı, İngilizler’in Sir ünvanı gibi
verilmez. Toplumun içinde sivrilen başarılı ve saygınlık kazanmış kişiler için
halk “Don” ünvanını soyadı değil; ismin önünde kullanır. Ancelotti’lerin Carlo’su
da işte tam bu yüzden: “Don Carlo”
30 Nisan 2017
Bir Buenos Aires Romanı
“İyiymiş” dedi takımın en uzun
boylusu. Sezonu yeni açmışlar, aralarına yeni katılanları ilk idman öncesinde
soyunma odasında süzüyorlardı. Herkes herkesi sahadan tanıyordu ama önemli olan
dört duvar arasında nasıl bir adam olduğunu öğrenmekti. Soruyu soran “İyiden
fazlası olmalı bu adamda. Bu takımın iyiye değil çok iyi top atacak adama
ihtiyacı var. Geldiği yerde ilah olması beni hiç ilgilendirmiyor, bakalım
burada formayı nasıl kapacak” diye devam etti. Hiç hoşlanmamıştı yeni 10
numaradan. Sessiz ve biraz da kibirli gibiydi, aynı dili de konuşmuyorlardı,
üstelik yeni transfer kendi dilinin konuşulduğu bir yabancı ülkeye gelip ondan
bir adım öne geçmişti. Onun idman
sevmediğini anlamak için çok fazla beklemelerine gerek kalmadı. Başka kıtanın
10 numarası, düz koşu yapmayı sevmiyor, fitness salonuna da pek uğramıyordu ama
sahada dört gözü olan bir canavardı. Top ayağına geldiğinde ikiye bir yapmayı
seviyor ve santrforun önüne lokum gibi paslar atıyordu. Lig, takım için iyi
başlamadı. Yeni 10 numaraya da teknik direktör kafayı taktı. Sabah idmanlara
uykusuz geliyor ve kondisyonunu bir türlü takım seviyesinde tutamıyordu. Kulüp
özel hayatını takip etmesi için bir adamını görevlendirdi ama 10 numara, bar
kapısı bile bilmiyor, idmandan sonra evinin geldiği günden beri kaldığı otelin
yolunu tutuyordu. Bir deplasman dönüşü kaybedilen üç puanın hıncını 10
numaradan çıkardı teknik direktör: “Sahada ayakta duracak halin yok. Burada
tutunamazsın.” Söylediklerini 20 yıl önce de o uzak ülkede bir başka teknik
adam söylemişti ama ne büyük takımın hocası bundan haberdardı ne de 10 numaranın kendisi..
Doğduğu şehrin esaslı takımlarından birini
alt yapısında başlamıştı futbola. Hocası onun yeteneklerine hayrandı ama
çözemediği de bir sorun vardı. 10 numara idmanlara yorgun geliyor, üstelik izin
gününden sonraki ilk idmanda çok daha yorgun görünüyordu. Bir gün idmandan
sonra çocuğun peşine düştü. 10 numara, toprak sahada minyatür kale maçta
takımını toparlamıştı. Sahanın uzak köşesine çekildi teknik direktör ve büyük
bir şaşkınlıkla çocuğu izlemeye başladı. 10 numara deli gibi çalışıyordu
sahada, kenardaki kalabalık dikkatini çekti, ellerinde paralar, kendi yaşındaki
adamlar sahaya direktifler yağdırıyordu. Şehirde bilinen bir kumar türüydü.
Bahis çocukların maçlarına oynanıyor ve kazanan takım da bahislerden yüzde
alıyordu. Çok kazanmak istiyorsan, sahayı kaybetmemek için sabahtan akşama
kadar maçları almak zorundaydın ve 10 numaranın babası da o ufak çaplı bahis
medyasının adamlarından biriydi. Çocuk koşmak zorundaydı çünkü akşamları bazen
hayat onun için zorlaşıyordu...
Juan
Roman Riquelme, 39 yaşında... Avrupa kariyerinde formasını giydiği Barcelona ve
Villarreal’de koşmadığı için eleştirildi. Alt yapısında yetiştiği Argentinos
Juniors’da futbolu bıraktı. O “10”u çok özlüyor, sevenleri de onu..
Riquelme İçin
Sahada bazıları A noktasından B
noktasına gitmek için dört şeritli otobanı kullanırlar. Riquelme’nin yolu ise
taşlıdır ama manzarası güzeldir. Siz muhteşem köy görüntülerinin olduğu bir
yolculuğa çıkartır çimlerde… (Jorge Valdano/Arjantinli futbol efsanesi)
Ona bir gün belki beni anlamayacaksın
ama söylemem lazım dedim. Gabriel Garcia Marquez der ki: “Bacakları kesilmiş
insanlar bacakları varmış gibi kramplar, acılar hissederler.” İşte ben de sen
futbolu bıraktığından beri böyle hissediyorum. Yoksun ve yokluğunun acısı var
bende. (Gezim Qadraku /Yazar)
Roman Riquelme’yi beğenmiyorsun
futbolu da sevmiyorsun demektir. (“Harbi” Ronaldo /Brezilyalı efsane golcü)
Futbolu bıraktığım maçta Riquelme’nin
forması elimde soyunma odasına gitmiş olmak benim için büyük onurdu. (Zinedine
Zidane)
Top ayağındayken sen dünyanın en iyi
futbolcususun ama sende değilken biz hep 10 kişi bırakıyorsun. (Van Gaal
/Hollandalı teknik adam)
River Plate forması giyeceksen ne
stadyuma gelirim ne de televizyonda izlerim maçını. (Baba Riquelme)
Maradona, Milli Takım’ın ve hainlerin
idolüydü. Sen bizim en büyük idolümüzsün. Seni seviyoruz Roman (Boca Juniors
tribünündeki pankart)
Riquelme'den
Futbolu herkes başka hisseder.
İnsanlar bana yıllarca sahada neden hiç gülümsemediğini sordular. İşimi
yapıyordum. Ben, Zidane’ı da hiç gülerken görmedim karşımda.
Futbolu bıraktığım gün futbol
oynamaktan keyif almadığım gündü. O gün anneme gidip beraber çay içeceğimize
söz vermiştim ve içtik.
Şampiyonlar Ligi yarı finalinde
Arsenal’e karşı kaçırdığım sadece bir penaltıydı. Ben o gün kimseyi öldürmedim.
Boca Juniors’u hep sevdim. Yoksa neden
burada bedava oynayayım ki. Bu kulüp için bedava çalışan tek manyak bendim.
Kimsenin bana gelip sorumluluklarım hakkında öğütler vermesine izin vermedim.
Babamın bana bir gün de iyi oynadın
dediğini hatırlamıyorum. Gazeteler “Roman iyiydi” yazardı, babam gelip bana
hatalı verdiği pasları sayardı.
Top bana her şeyimi verdi. Küçük kız
çocukları nasıl bebeklerine sarılırsa benim de en sıkı sarıldığım oyuncağım
futbol topuydu. Bu oyunu icat eden bence dünyanın en büyük kahramanı.”
Sırtımda yazan 10 sadece bir
numaraydı. Futbol oynarken dönüp hiç geriye bakmadım.
23 Nisan 2017
A'dan Z'ye El Clasico
Alkış: Real Madrid-Barcelona ezeli
rekabetinin tarihi anlarından biri 2005 Kasım’ında Santiago Bernabeu’da
yaşanmıştı. Barça’nın 3-0 kazandığı maçta Ronaldinho’nun attığı golü ayakta
alkışlayan Real Madrid taraftarı baba-oğul hiç unutulmadı.
Bernabeu: Barcelona’nın Camp Nou’su 98
bin kapasiteli. Real Madrid’in Santiago Bernabeu ise 81 bin. İki stadın
atmosferi karşılaştırıldığında Bernabeu tribünleri çok daha ateşli. Hakemin
üstüne oynamayı biliyorlar ve son kurbanları Bayern Münih oldu.
Cruyff: El Clasico tarihinde futbolcu
ve teknik adam olarak Barcelona’nın tarihini değiştiren bir dahi. Onun forma
giyip Barça’nın Madrid’de 5-0 kazandığı maç, teknik adamlık günlerinde Camp
Nou’da yine 5 golle Real Madrid’e hezimeti yaşatmıştı Sarı Fare.
Di Stefano: İspanyol futbol tarihinde
kendi başına bir bölüm olabilecek kadar önemli bir karakter. Real Madrid ve
Barcelona’nın transferi için kapıştığı sonunda Real Madrid’in Katalanların
iddiasına göre Franco yardımıyla imza attırdığı dünyanın gelmiş geçmiş en iyi
ve çok yönlü futbolcularından.
Eto’o: Bugün Antalyaspor forması
giyiyor ama Real Madrid’in yetenek avcılarının keşfettiği Kamerunlu golcü,
değerini bilmeyen mor beyazlı kulübü, Barcelona formasıyla attığı gollerle
pişman etti. Bir şampiyonluğun ardından Real Madrid aleyhine 100 bin taraftar
önündeki kötü tezahüratı İspanya’yı ayağa kaldırmıştı.
Figo: Futbol tarihinde hikayesi daha
büyük bir transfer yoktur. Barcelona kaptanı, Real Madrid Başkanı Florentino
Perez’e evet dedi ve kıyamet koptu. Katalanlar onun için “Senden nefret
ediyoruz çünkü seni çok sevmiştik” dedi Portekizlinin ardından. Figo, futbolu
bıraktığında turist olarak bile Barselona’ya gidemedi.
Gamber: Barselona şehrinde bir gazete
ilan verip Katalanlar için bir kulüpten öte olan FC Barcelona’yı kuran İsviçreli. Ülkesinde FC
Basel’de de oynadı, FC Zurih’in de kuran isimlerden biri. Hans Kamper ya da
Katalanlara göre Joan Gamper…
Hernandez: Alejandro Jose Hernandez
Hernandez. 80 bin taraftar, 600 milyon futbolsever ve Bernabeu’daki bin
gazetecinin gözü onda olacak. El Clasico’nun hakemi Hernandez 35 yaşında. Geöen
sezon Camp Nou’da Real Madrid’in Barcelona’yı 2-1 devirdiği derbide de düdük
çalmıştı.
Iniesta: Geçen sezon Barcelona,
Santiago Bernabeu’da 4 golle kazanırken onu füzesi de tabeladaydı. Xavi
gittiğinden beri boynu büyük ama Barcelona’nın maetrosu eski fizik gücünden
uzak olsa da döktürmeye hazır yeteneğiyle yine Katalanların en büyük
silahlarından.
Leo Messi: Şampiyonlar Ligi’nde
Juventus duvarını 180 dakika boyunca aşamayan Messi için bu El Clasico -Kral Kupası finale bir kenara- sezon
finali. Barselona şehrinde artık merak
edilen iki şey var: El Clasico’nun sonucu ve Messi’nin yeni kontratı ne zaman
imzalayacağı…
Manita: İspanyolca “Hermanita"dan, kız kardeşten türeme ve küçük el anlamına
geliyor. Bu isimde 5 yapraklı bir çiçekten de futbol dünyasına sızdığını
söyleyenler var. Manita, rakibe 5 gol atmak demek. El Clasico tarihinde iki
takımın da birbirlerine 5 atıp, medyaya “Manita” manşetleri attırdıkları çok
maç var.
Neymar: Real Madrid, El Clasico’ya
Barcelona’nın 3 puan önünde ve bir maç eksiğiyle çıkıyor. Bu son 6 haftaya
girilirken Barça için son şans demek ve Katalanların 3 forvetinden biri Neymar,
bu El Clasico’da cezalı.
Pique: Dünyanın en iyi üç stoperinden
biri. Barcelona defansının sigortası, kulübün gayri resmi basın sözcüsü. Madrid
medyasının kabusu, geleceğin FC Barcelona başkanı.
Ronaldo: Real Madrid’deki en vasat
sezonunda Bayern Münih’i 3 golle uğurladı Santiago Bernabeu’dan. Messi ile
büyük kapışmasına bu kez arkasında 80 bin taraftarıyla çıkıyor. Yetenek Messi
ise çok çalışmak Cristiano Ronaldo…
Sergio Ramos: 90+’larda attığı kafa
golleriyle Real Madrid’e kupalar getiren, Pique’ye verdiği her cevapla Real
Madrid taraftarını ayağa kaldıran, yeteneğinden büyük yüreğiyle beyaz formanın
içinde güzel oyunun eşsiz bir karakteri
Tenerife: Cruyff’un Altın Jenerasyonu,
Barcelona tarihine çeyrek asır önce arka arkaya dört şampiyonluk getirirken,
Tenerife’ye çok şey borçluydular. Real Madrid iki yıl arka arkaya ligin son
haftasında Tenerife’ye kaybetmiş, Katalanlar şampiyonluk kupasını kaldırmıştı.
Ultras: İtalyan futbol kültürünün
İspanya’daki etkisi Franco sonrası yıllarda başladı. Real Madrid’in Ultras grubu Ultras Sur, Bernabeu’da artık kale
arkasında birinci katta değil, üst katlara sürüldüler. Barça cephesinde ise
Boixos Nois var ama deplasman kontenjanı olmadığından Madrid’e gelemiyorlar.
Zidane: Yan kulübede Luis Enrique,
Barcelona’nın maçında son derbisine çıkıyor. Bir gün döner mi bilinmez. Zidane,
ilk teknik adamlık denemesinde Şampiyonlar Ligi kazandıktan sonra şimdi de La
Liga şampiyonluğuna koşuyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















































