18 Aralık 2016

Kiralık Yolladığım Forma Giyemez

Kiralık gönderdiğiniz ve hatta yıllık ücretinin bir kısmını sizin ödediğiniz futbolcu size karşı forma giyer mi? Yetmez bir de üstüne gol atar ve sizi üzer mi? Bizde var ve yılların tartışmasıdır, ortada bir kural olmadığından iki kulüp kendi arasında "Kiralık gönderdiğimiz x oyuncu bize karşı forma giyemez" maddesini kontrata yazdırmamışsa, futbolcu da çıkar oynar. Doğrusu oyuncunun forma giymemesidir.
İngilizler bunu 12 yıl önce ligin kuralları kitabına yazdılar. Peki nasıl?
29 Şubat 2004'te Fratton Park'ta küme düşme hattındaki Portsmouth, Newcastle United ile zorlu bir maça çıktı. Deplasman ekibi Bellamy'nin ilk yarıda attığı golle maçı kazanıyordu ki bitime bir dakika kala bir adam Portsmouth'a beraberliği getirdi. Gole sevindi ama maçtan sonra bonservisini kasasında tutan Newcastle United'ın taraftarından özür diledi.
Bu özür işte o kuralı getirdi ve kiralık oyuncuların bonservislerini elinde tutan kulüplere karşı forma giymesi yasaklandı.
Peki kim bu golü atıp, kuralı değiştiren adam? Portsmouth'dan yolu Komşu'ya Olympiakos'a oradan da bizim ligimizde Karabükspor'a düşen, yetmedi Rizespor ve Akhisar forması giydikten sonra bu sezona Şanlıurfaspor'da başlayan Lomana LuaLua.

11 Aralık 2016

Gianluca Lapadula

Milan kadrosundaki 17 yaşındaki kaleci Gianluigi Donnarumma ve 18 yaşındaki Manuel Locatelli'nin okul, idman tesisleri Milanello, San Siro Stadyumu ve evleri arasında süren hayatları birçok genç futbolcu için ilham kaynağı olurken, Milano kulübünde bir başka oyuncu da 'vazgeçmeyenler'in sembolü olmaya aday.
Sahnede de ve bazen futbol sahasında da şöhreti geç yakalar bazıları. Geçmişte golcü Luca Toni'nin vitrine geç çıktığı gibi Gianluca Lapadula da spor gazetelerinin manşetlerine çıkabilmek için 26'sını bekleyen santrforlardan. İtalyan bir baba ve Peru'lu bir annenin oğlu olan ve (kardeşi David de futbolcu) alt liglerde 17 yaşından beri ter döken Lapadula, hayallerine bu sezon kavuştu.
İki yıl önce üçüncü ligde 21 gol atıp şampiyon yaptığı Teramo'yu şike yapan başkanı yakınca, geçen yıl ikinci ligde Pescara'nın yolunu tutan Lapadula, 27 gol atınca, Milan'ın radarına girdi.
Lakabı Lapagol, pek orijinal değil ama bir diğer lakabı da Sir William. Alt liglerde çok savaşan bir santrfor olduğu için William Wallace'dan etkilenip ona bu lakabı takmışlar. Ceza sahası içinde golü koklayan, doğru zamanda doğru yerde olan, doğuştan golcü adamlar vardır ya, işte Gianluca Lapadula böyle bir adam. Lapadan değil Lapadula...

Şampiyonlar Ligi Gelirleri



7 Aralık 2016

Kolezyum'a 35 Yaşında Gittim

Dünyaca ünlü bir aktör yaşadığınız şehre gelir, siz de o şehrin sembol isimlerinden biriyseniz gazeteciler yan yana bir fotoğraf karenizi çekmek için ellerinden geleni yaparlar. Sırtlarında isim yazan formalar da işin olmazsa olmazıdır tabii.
Francesco Totti ve Russell Crowe'un bu karesi altı yıl önce çekildi ama hikayenin bir detayı bu hafta çıktı ortaya.
Bugün Roma'da derbi var, Lazio ve Roma karşı karşıya gelecek ve kariyerinde 42 kez derbi maçına çıkan 40 yaşındaki Totti "Bu son derbim değil" dediği röportajında ilginç bir detay verince ben de arşivden bu fotoğrafı buldum.
2001 yılında Roma şampiyon olduğunda koluna gladyatör dövmesi yaptıran Totti, 'gladyatör' Russell Crowe ile ziyaret ettiği Kolezyum'u, doğma büyüme bir Romalı olmasına rağmen 35 yaşında görmüş.
"Şehrin merkezine de 20 yıldır inmiyorum. Kolezyum'u da 35 yaşında gördüm" diyen Roma kaptanının, derbi günü İtalya tarihindeki yerine bir bakalım isterseniz.
Roma'da 17 farklı teknik adamla çalışan Totti, 19 yıldır takım kaptanı. Hakkında yazılan yedi kitap var. Kariyeri boyunca dört farklı numarayla (10, 16, 17, 20) oynadı, elbette 10 numarayla özdeşleşti.
Totti, 24 yıldır Roma formasıyla ter dökerken şehrin belediye başkanı 11 kez değişti. O ilk maçına çıktığında İtalya Başbakanı Giuliano Amato idi şimdi ise Fiorentina taraftarı olan Matteo Renzi.
767 maça çıktı, 383 kez kazanarak soyunma odasına gitti. 57 bin 673 dakika forma giydi, 109 farklı kaleciye 306 gol attı ve 1.500'den fazla futbolcuya karşılıklı oynadı.

27 Kasım 2016

Steven Gerrard


Çok değil beş gün önce Beşiktaş, Benfica'ya 3-0 önde olduğu maçın son düdüğü çalınmadan kazanılmadığını göstermişken 11 yıl önce teknik adamlık kariyerinin en büyük dersini alan Carlo Ancelotti'nin sözünü ve ona sözü söyleten adamı hatırlayalım.
Milan'ın başında İstanbul'da Şampiyonlar Ligi finaline çıkan İtalyan teknik adam, ilk 45 dakikada 3-0 öne geçtikleri maçta skorun 3-3 olmasına engel olamamış ve yıllar sonra "Bir maçta 3-0 öne geçtiğimizde kazanmış olmadığımı ben İstanbul'da öğrendim" demişti. Ancelotti'ye bu sezon söyleten Liverpool ve gollerden birini atan da İngilizlerin kaptanı Steven Gerrard'dı.
İspanyolların Xavi-İniesta'sı çok daha fazlasını kazandı ama İngilizler son 10 yıla Gerrard-Lampard ikilisini hediye etti. İki oyuncu da kariyerlerinin son günlerini Avrupa'dan uzakta ABD Ligi'nde geçirdi ve Gerrard üç gün önce 36 yaşında kariyerine son noktayı koydu. Liverpool'dan başka takım forması giymeyen ve bir kez bile lig şampiyonluğu sevinci yaşayamayan Gerrard, hayatının en mutlu gecesinin 25 Mayıs 2005'te İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı'nda Şampiyonlar Ligi kupasını kaldırdığı gece olduğunu defalarca söyledi ama o finale giden yolda bir maç var ki hep satır aralarında kaldı. Monaco'nun 12 puanla lider çıktığı grupta son maça Olympiakos'un 3 puan gerisinde giren Liverpool, Anfield Road'da taraftarı önünde Rivaldo'nun frikik golüyle 1-0 geriye düşmüş ve Gerrard'ın sonucu belirleyen üçüncü golüyle averajla İstanbul hayallerini diri tutmuştu. Gerrard'ı Gerrard yapan elbette çok maç var ama onu yıkan maç elbette ki Chelsea maçıydı. Ayağından kaçırdığı top ve Demba Ba'nın golü.
Gerrard, 2005'te Chelsea'nin teklifini kabul etseydi muhtemelen kariyerine 2-3 şampiyonluk yazdıracaktı. O hikayeyi de Jose Mourinho'dan dinleyelim:
"Ona imza attırmak için elimizden geleni yaptık. Makalele-Lampard- Gerrard'lı orta sahayla oynamanın hayalini kuruyordum. Çevresinden ona Chelsea'ye git diyenler de oldu ama o bir kez olsun bile "Evet" demedi. O gerçek bir kırmızılıydı (Liverpool) ve bence doğru olanı yaptı."

Thiago Silva


Bilirsiniz Güney Amerika'dan en yetenekli genç futbolcuları cımbızla ayıklar gibi seçip getiren kulüp Porto'dur. 11 yıl önce Brezilyalı bir stoperi de transfer edip Portekiz'e getirmişler ama genç sambacı istenileni vermeyince kendini bir anda Moskova'nın soğuğunda bulmuştu. Rus oligarkların milyonlar yağdırdığı ligde Dinamo Moskova forması giymek onun için büyük fırsattı ama işler yine yolunda gitmedi. Brezilyalı genç şiddetli göğüs ağrılarından şikayetçiydi ve idman yapamaz hale gelmişti. Dinamo Moskova'nın onu transfer ederken sağlık kontrolünden geçirmediği ortaya çıktı. Lizbon'a döndüğünde kapsamlı tetkikleri yapan doktor, ona tüberküloz teşhisi koydu ve acı gerçeği söyledi: "İki ay geç gelsen, yapacak bir şeyim olmazdı." Tedavisi Moskova'da altı ay sürdü, futbolu bırakmak istedi, o günlerde annesinin ısrarıyla bu kararından döndü. Thiago Silva bugün 32 yaşında. Tüberküloz tedavisinin ardından ülkesinde iki yıl oynadı, Milan'daki futboluyla Paris Saint Germain'in yolunu tuttu ve o dünyanın en iyi beş stoperinden biri.

Juan Sebastian Veron


Koncu düşük oynayan futbolcular kulübünün daimi üyesiydi Juan Sebastian Veron. Estudiantes'te başlayan kariyerinde İtalya'da dört, İngiltere'de iki kulüpte forma giyip, bonservisine toplamda en çok ödenen ilk 10 futbolcu arasına girip kürkçü dükkanına dönmüştü. Bir zamanlar babasının kazandığı Copa Libertadores'i futbolu bırakmadan yetiştiği kulüp Estudiantes'e bir kez daha kazandırmıştı. Kimi teknik direktör olur kimi yorumcu. Seba Veron ikisini de pas geçip başkan oldu 1993'te altyapısına geldiği kulübe. 42 yaşındaki başkan Veron taraftarına bir söz verdi. Yeni stadyumlarındaki ((Estadio Jorge Luis Hirschi) 146 locanın minumum 100'ünün satılması halinde Veron, futbola geri dönecek ve gelecek sezon Estudiantes forması giyecek.

Peter Lim


Yabancı sermayenin bir Avrupa kulübünü satın alması Manchester City ve Paris Saint Germain'de olduğu gibi mutlu sonla bitmiyor maalesef.
İspanya'nın esaslı takımlarından Valencia da iki yıldır bu açmazın içinde yuvarlanıp duruyor. İtalyan teknik adam Cesare Prandelli'nin de ilaç olmadığı kulübün taraftarları uzun zamandır protesto ettikleri patron Peter Lim, aylardır Valencia şehrine adım atmadı. Bardağı taşıran hikaye ise geçen hafta yaşandı.
2 milyar euro servete sahip 63 yaşındaki Singapurlu patronun Valencia'dan sorumlu kızı, takımın maçı varken Instagram hesabından Manchester United-Arsenal maçına gittiğini müjdeledi! Sonrası kıyamet tabii. Lim Ailesi, Premier Lig keyfi yaparken Valencia lig sonuncusu Granada ile 1-1 berabere kaldı. İspanyol tribünleri gitmesini istedikleri adamların arkasından beyaz mendil sallar, bilirsiniz. Peter Lim de sanırım o mendilleri televizyon ekranında görecek.

Adriano Galliani



80'lerin başında yayın tekelinin İtalyan devlet televizyonu RAI'de olduğu yıllarda Silvio Berlusconi inşaat sektöründen elde ettiği sermayeyi özel televizyon kanallarına aktarmaya karar verdiğinde yanında bir adam vardı. Berlusconi, televizyon antenleri ve her türlü ses-video ekipmanlarını üreten şirketi satın aldığında hedefi Canale 5 ve İtalia 1 kanallarını açıp izleyiciye süratle bu teknolojiyi ulaştırmaktı.
O şirketin sahibi Adriano Galliani idi ve sektöründe guru olarak biliniyordu. Futbol dünyası, Berlusconi Milan'ı satın aldığında tanıdı Galliani'yi. Milano kulübünü 1986 yılında beri yöneten Adriano Galliani, Berlusconi patronajında tam 28 kupa kazandı, takım 5 kez Şampiyonlar Ligi şampiyonu oldu. 30 yıllık Milan kariyerine bu hafta nokta koyuyor Adriano Galliani. Berlusconi, Milan'ı sattığı için 72 yaşındaki futbol aklı koltuğunu Marco Fassone'ye bırakacak. 40 yılda 4 kaptanı (Cesare Maldini-Gianni Rivera-Baresi-Paolo Maldini) olan bir kulübün 30 yılda kaç futbol aklıyla çalışmasını bekliyordunuz ki? Biri istikrar mı dedi?

20 Kasım 2016

Schalke 04 Alt Yapısı


Bir zamanlar tüm kulüpler Ajax'ın kapısını çalar, "Altyapıdan nasıl oluyor da bu kadar yıldız çıkartıyorsunuz?" diye sorardı.
Barcelona ve Real Madrid de aynı soruların muhatabı oldu ama son 15 yılda en fazla sorguya çekilenler elbette ki Almanlar.
İtalyanlar da Schalke 04'ün altyapı koordinatörü Oliver Ruhnert'e işin sırrını sormuşlar.
Aslında öyle gazlı içecek formülü gibi kasada saklanan bir sır değil oyuncu yetiştirmek. Mesut Özil, Sane, Höwedes, Draxler ve Neuer'i vitrine taşıyan Schalke 04'ün son 16 yılda altyapısından A Takım'a çıkardığı oyuncu sayısı 50, evet elli! Bu sezon kadroda altyapıdan yetişmiş oyuncusu sayısı 10, evet on! Peki ne diyor Oliver Ruhnert? "11 yaşına kadar dokuz kişilik kadrolarla oynayan çocukları kendi bölgemiz Gelsenkirchen'den seçiyoruz. 15 yaş grubu için tüm Almanya'ya bakıyor, 17 yaş grubu için ise gözümüzü yurtdışına çeviriyoruz.
16 yaş altı takımımızda iki Türk oyuncu var ve ülkelerinin milli takımında oynuyorlar." Eğitim, veya eğitenler. İşte Oliver Ruhnert'in İtalyanların "Bizde eskisi gibi oyuncu yetişmiyor.
Nedir sizce problem?" sorusuna verdiği cevap: "Sizin altyapı antrenörlerinin aylık maaşlarını öğrendiğimde büyük şaşkınlık yaşadım. Ay sonunu getirmek için çabalayan bu adamlardan futbolcu yetiştirmesini mi bekliyorsunuz!" İşte Türk futbolunun altyapıda kanayan yarası... Milyon euro etmesini beklediğiniz o genç çocuklarımızı yetiştiren antrenörlere ne kadar maaş veriyor anlı ve şanlı 

kulüplerimiz.. "İtalyanlara benzeriz" diyorduk değil mi bir zamanlar biz...