Real Madrid'in ona biçtiği değer bir milyar Euro. Menajeri Jorge Mendes ise kulübü satmaya yanaşsa 400 milyon euro bonservis ödemeye hazır kulüpler olduğunu söylüyor. İnsanın aklına da Manchester City ve Paris Saint Germain'den başka kulüp gelmiyor zaten. Takım arkadaşı Gareth Bale ile birlikte futbol tarihinde bonservisine (96 milyon) en çok para ödenen futbolcu. 5 Şubat'ta 30 yaşına giren sahadaki Cristiano Ronaldo'yu dünyada tanımayan yok. Peki saha dışındaki Ronaldo? İşte zor bir hayatın tornasından çıkmış bu mükemmel makinenin hayatından kesitler...
8 Şubat 2015
Hayat bir tornadır
Ronaldo da bir makine
Real Madrid'in ona biçtiği değer bir milyar Euro. Menajeri Jorge Mendes ise kulübü satmaya yanaşsa 400 milyon euro bonservis ödemeye hazır kulüpler olduğunu söylüyor. İnsanın aklına da Manchester City ve Paris Saint Germain'den başka kulüp gelmiyor zaten. Takım arkadaşı Gareth Bale ile birlikte futbol tarihinde bonservisine (96 milyon) en çok para ödenen futbolcu. 5 Şubat'ta 30 yaşına giren sahadaki Cristiano Ronaldo'yu dünyada tanımayan yok. Peki saha dışındaki Ronaldo? İşte zor bir hayatın tornasından çıkmış bu mükemmel makinenin hayatından kesitler...
Hafta Sonu Naklen Yayınlar
7 Şubat Cumartesi
13:30 Sivasspor - Akhisar Belediyespor (LigTV)
14:00 Orduspor - Adanaspor (TRT 1)
14:45 Tottenham - Arsenal (LigTV3)
16:00 Kayseri Erciyesspor - Gaziantepspor (LigTV2)
16:30 Stuttgart - Bayern München (TRT Spor)
16:30 Freiburg - Borussia Dortmund (Tivibu)
17:00 Rennes - Marseille (Tivibu)
17:00 Atletico Madrid - Real Madrid (NTVSpor Smart HD)
18:30 Karşıyaka - Elazığspor (TRT Spor)
19:00 Fenerbahçe - Trabzonspor (LigTV)
19:00 Verona - Torino (Tivibu)
19:00 Villarreal - Granada (NTVSpor Smart HD)
19:30 Hamburg - Hannover 96 (TRT Haber)
19:30 Everton - Liverpool (LigTV3)
21:00 Evian TG - Bordeaux (A Spor)
21:00 Levante - Malaga (NTVSpor Smart HD)
21:45 Juventus - Milan (Tivibu)
21:45 PSV Eindhoven - Utrecht (Tivibu)
23:00 Real Sociedad - Celta Vigo (NTVSpor Smart HD)
23:30 Sao Paulo - XV De Piracicaba (LigTV3)
8 Şubat Pazar
13:00 Balıkesirspor - Torku Konyaspor (LigTV2)
13:00 Mersin İdmanyurdu - Kasımpaşa (LigTV)
13:00 Cordoba - Almeria (NTVSpor Smart HD)
13:30 Osmanlıspor FK - Altınordu (TRT Spor Web)
13:30 Gaziantep BBSK - Kayserispor (TRT Spor)
13:30 Fiorentina - Atalanta (Tivibu)
14:00 Burnley - West Bromwich (LigTV3)
15:00 Guingamp - Monaco (Tivibu)
15:30 Go Ahead Eagles - Ajax (Tivibu)
16:00 Bursaspor - Gençlerbirliği (LigTV)
16:00 Bucaspor - Denizlispor (TRT Spor Web)
16:00 Manisaspor - Boluspor (TRT Spor Web)
16:00 Cagliari - Roma (Tivibu)
16:00 Napoli - Udinese (Tivibu)
16:00 Sampdoria - Sassuolo (A Spor)
16:05 Newcastle United - Stoke City (LigTV2)
16:30 Werder Bremen - Bayer Leverkusen (TRT Spor)
18:00 Getafe - Sevilla (NTVSpor Smart HD)
18:15 West Ham United - Manchester United (LigTV2)
18:30 Adana Demirspor - Giresunspor (TRT Spor)
18:30 Augsburg - Eintracht Frankfurt (TRT Haber)
19:00 Çaykur Rizespor - Beşiktaş (LigTV)
19:00 Cercle Brugge - Anderlecht (NTVSpor)
20:00 Espanyol - Valencia (NTVSpor Smart HD)
21:00 Palmeiras - Corinthians (LigTV2)
21:00 Fildişi Sahili - Gana (Eurosport)
21:45 Inter - Palermo (Tivibu)
22:00 Lyon - Paris SG (Tivibu)
22:00 Sporting Lisbon - Benfica (Tivibu)
22:00 Athletic Bilbao - Barcelona (NTVSpor Smart HD)
23:30 Santos - RB Brasil (LigTV3)
5 Şubat 2015
4 Şubat 2015
Deniz Bitti Sonrası Taşlı Yol
Ara transfer dönemi de gösterdi ki Türk futbolunda deniz bitti! Taraftarın cebinden çıkan parayı yıllardır harp vurup harman savuran yöneticilerin saçtığı milyonların gelirler hanesinde karşılığı zaten yoktu ama UEFA'nın Finansal Fair Play kuralları bir gerçeği yüzlerine vurdu:
Gelirin kadar harca, yoksa Avrupa Kupaları'na katılma. Futbolcu yetiştirip ihraç eden bir ülke ne yazık ki değiliz. Gelir kalemleri ise belli: Yayın gelirleri, gişe gelirleri, sponsorluklar ve resmi ürün satışından kazanılan para. Gelin sırasıyla röntgenlerini çekelim.
YAYIN GELİRLERİ: F.Bahçe'nin havuzdan çıktığı takdirde daha fazla kazanacağı iddiası var. Doğrudur, 17 iç saha maçından daha fazla gelir elde edebiliriz, peki 17 deplasmanda rakibe ödeyeceğiniz rakam? İspanyollar ve İtalyanlar en çok-en az kazanan arasındaki makası azaltmaya ve İngilizler'le Almanlar'ı örnek almaya çalışırken, bizde 3 Büyükler'in daha fazla pay istiyoruz çıkışı yersiz. Mesele Türkiye'deki abone sayısı. İspanya ve İtalya kadar nüfusa sahibiz ama onlar bizden 4-5 kat fazla aboneye sahip. Türkiye'de kahvehane ve restoranlarda toplu maç izleme geleneği de bu rakamın artmasını engelliyor. Abone sayısı 1.5 milyon. Bu rakam 4 milyon ve üzerine çıkmadan Türkiye'de hiçbir kulüp, Avrupalı rakipleri kadar gelir elde edemez.
GİŞE GELİRLERİ: İngiltere ile kombine fiyatları at başı gidiyor Türkiye'de. 500 milyon Euro değerindeki Manchester City'nin kombineleri Galatasaray ve Fenerbahçe'den çok daha ucuz. Barcelona ve Real Madrid de öyle. Alman kulüpleri de. Boş tribünleri Passolig uygulamasıyla açıklamak için yönetimler için bir kaçış yolu. Borç arttıkça kombine fiyatlarına zam yapan, taraftar yerine maç günü açık büfede saatler geçiren futbolu severmiş gibi yapan insanları tribüne çağıran yönetimlerin unuttuğu; bu insan grubu için futbolun bir tutku değil, sadece trend olan bir aktivite olduğudur. 42-43 bin kombine satan Galatasaray ve Fenerbahçe, açık büfeli maç aktivitesinden sıkılan insanlar kendilerine yeni eğlenceler bulduğu için 30 binin altına indi.
SPONSORLAR: Bu kadar kavga, gürültünün olduğu, başkan ve yöneticilerin birbirlerine "zorunlu açıklama"larla bel altı vurduğu Türk futbolunda, kendi markalarının prestijini korumak için futboldan çekilen şirketlere kim "Haksızsınız" diyebilir ki? Fenerbahçe'nin göğüs reklamı yok, Galatasaray da piyasasını düşürüp, yok pahasını forma reklamı aldı. Global markalar Türkiye'den para kazanıyor ama sponsorluk deyince ortada yoklar.
ÜRÜN SATIŞI: Son 15 yılda korsanı önleyip resmi ürün satışından iyi gelir elde eden kulüpler artık eskisi kadar para kazanamıyor. Neden? Çünkü taraftar doydu. Her sezon 3 yeni forma çıkartırım, satarım, armayı neyin üstüne koysam taraftar alır diyen profesyoneller, Türkiye'de taraftar profili nedir, buna hiç kafa yormadılar... Sonuç, binlerce forma internette "ucuz" sitelerine düştü...
Bizde İtalyan kulüplerinde olduğu gibi "patron" başkanlar yok ama maşallah bizimkiler onlardan çok daha büyük patron koltuklarında oturuyorlar. Kimisi yerinden kalkmayı bilmezken, kimi de oyuncak gibi gördüğü kulüp yönetiminden sıkılınca arkasına bakmadan kaçıyor.
Ünal Aysal'ın çilekleri, Aziz Yıldırım'ın yıldız transferleri.... "Büyük başkan bize Drogba'yı al, Dzeko'yu getir" diye bağıranlar... En büyük halüsinasyon budur Türk futbolunda. Parayı veren düdüğü çalmıyor maalesef. Taraftar harcıyor, başkanlar kendi cebinden vermiş gibi havasını atıyor. 500 milyon TL üstü borcu olanlar için deniz bitmiştir, bundan sonrası taşlı yol... "Asla yalnız yürümeyeceksin" diyenler yalın ayak gelmesinler....
1 Şubat 2015
Super Bowl 49
İtalyanların, oyun karakterine de çok yakışan şekilde calcio (tekme) dedikleri bizim futbola, Amerikalılar 'soccer' diyor. Futbol deyince akıllarına da elbette Amerikan futbolu geliyor.
NBA'de bir maçta 100 sayı atan Wilt Chamberlain varken tarihte, Amerikan futbolunda bol skorlu karşılaşmalara alışmışken, yeni kıtanın insanlarına 90 dakika süren ve 0-0 bitme ihtimali olan bir oyunu sevdirebilmek pek kolay olmamıştı. Neyse ki onu da başardılar. ABD Milli Takımı'nın Brezilya'daki Dünya Kupası'nda yaptıkları hepimizin hafızasında, özellikle de Belçika maçında 16 net pozisyonu önleyen kaleci Tim Howard. Büyük porsiyonlar sayesinde obeziteye varan bedenlerin doldurduğu büyük otomobillerle gidilen dev stadyumlar, dev gökdelenler ve her spor müsabakasının bir Dünya Kupası finali ihtişamında oynanması, Amerikan rüyasının bir parçası. Bu rüyanın en renklisi de bizim saatimizle bu gece 01.30'da sahne alacak. 49. Super Bowl Finali'nde son şampiyon Seattle Seahawks, New England Patriots ile karşı karşıya gelecek. Amerikan futbol Ligi'nde Arizona Cardinals'in maçlarını oynadığı ve 2008 yılında da Super Bowl finaline ev sahipliği yapan Phoenix Üniversitesi Stadyumu'nda her şey hazır. 3 bin personel o gün finale gelecek olan 65 bin taraftara en iyi hizmeti vermek için yarışacak çünkü Super Bowl'dan Arizona'nın 24 saat içinde beklediği gelir 500 milyon dolar. Final günü Arizona'ya 100 bin futbol tutkunu akın edecek ve yabancı medyayla birlikte 6 bin gazeteci dünyanın en görkemli spor organizasyonunu sayfalarına ve ekranlarına yansıtacak.
Tarihin ilk Super Bowl finalinde Los Angeles'ta izleyiciler bir bilet için 6 dolar öderken, 49. finalde bu rakam ortalama bin 500 dolara çıktı. Maçı en iyi koltuklardan izlemek isteyenlerin cebinden çıkacak rakam ise tam 9 bin dolar. Super Bowl finali ABD'de reklam endüstrisi için en değerli saatler. Aklınıza gelebilecek tüm global markalar Super Bowl finali öncesi, devre arası ve sonrasındaki reklam kuşağında yer alabilmek için yayıncı kuruluş Fox Tv'nin istediği inanılmaz rakamları ödemek zorunda. 1967 yılında Super Bowl finalinde 30 saniyelik bir reklam için 40 bin dolar ödenirken, bu gece oynanacak finalde Fox'un 43 reklam rezervasyonu için istediği rakam reklam başına 4.5 milyon dolar. 30 saniyeden başlayan ve iki dakikaya kadar uzayan bu 43 reklam her yıl Super Bowl finali sonrasında internette en çok izlenen videolar arasına giriyor ve milyarlarca insana ulaşıyor.
Super Bowl elbette ki sadece bir futbol maçı değil, büyük bir şovun sadece ana sahnesi. Her yıl merakla beklenen ise devre arasında 15 dakikalığa sahne alacak şarkıcı ya da grubun kim olacağı. 2004'te Janet Jackson'un sahnede elbisesinin azizliğine uğradığı ve göğsünün açıldığı sahne için ABD'nin RTÜK'üne gelen şikayet sayısı 540 bin idi. Finalin tarihinde sahneye çıkan isimleri hatırlarsak eğer, Michaeal Jackson'dan, Madonna'ya, U2'dan Paul McCartney'e kadar tüm efsaneler Super Bowl'un devre arasında 15 dakikalığına da olsa şovun bir parçası oldu. Bu geceki finalde ABD milli marşını Idina Menzel seslendirecek. Devre arasında da sahne Katy Perry'nin olacak. Geçen yılki Red Hot Chili Peppers'dan sonra kötü bir tercih değil mi sizce de?
170 ülkede naklen yayınlacak olan 49. Super Bowl Finali, 25 farklı dilde tüm dünyaya ulaşacak. Arizona'daki stadyumda ise spikerler dokuz farklı dilde dev finali kimi ülkede sabah kahvaltısında kiminde ise bizde olduğu gibi gecenin en karanlık saatinde izleyicilerle buluşacak. Geçen yıl Seattle Seahawks'ın Denver Broncos'u devirdiği 48. finali ABD'de 111.5 milyon kişi televizyondan izledi ve bu rakam ülke televizyon tarihine bir rekor olarak geçti. Bahislerde Seattle bir adım önde olsa da bu geceki finalin geçen yıldan çok daha çekişmeli geçeceğine ve rekorun bir kez daha kırılacağına kesin gözüyle bakılıyor.
Böyle görkemli bir finali izlerken elbette insanın eli ağzı boş durmaz. Super Bowl finalinin olduğu gün ABD'de Şükran Günü'nünden sonra en çok kalori alınan gün olarak biliniyor. Süpermarketlerin içecek reyonları boşalıyor, barbeküler saatler öncesinden yakılıyor ve maç saatinde ABD'liler ortalama 2 bin 400 kalori alıyor. Final günü 1.2 milyar adet tavuk kanadını mideye indiren Amerikalıların Dominos'tan sipariş ettikleri pizza dilimi sayısı 11 milyon, buna 11.2 milyon patates kızartması eşlik ediyor ve yanında da 325.5 milyon galon bira eşlik ediyor.
Kazananın Tiffany&Co tarafından hazırlanan The Vince Lombardi Trophy'yi kaldırdığı, NFL yönetiminin şampiyonluk yüzüklerinin tanesine 5 bin dolar ödediği Super Bowl finallerinde en çok sevinen takım Pittsburg Steelers. Sekiz finalin altısını kazanan Steelers iken en fazla final kaybeden takım altı kez ile geçen yıl da kaybeden Denver Broncos. Son şampiyon Seahawks'ın geçen yılki kadrosundan bu finale sadece beş oyuncu gelirken, New England Patriots'un 10 yıl önce kazandığı finalin kahramanlarından Tom Brady ve Vince Wilfork yine sahada olacak.
Amerikan futbolunun Cristiano Ronaldo'su, Tom Brady Super Bowl finaline sıkıntılı geliyor. Takımının yıllardır havası indirilmiş toplarla maç kazandığı suçlamalarına göğüs geren Tom Brady final haftasında bir de ağır griple savaş veriyor. Kimden bulaşmış dersiniz? Dünyanın en çok kazanan top modeli olan eşi Gisele Bündchen'den.
31 Ocak 2015
Hafta Sonu Naklen Yayınlar
31 Ocak Cumartesi
11:00 Güney Kore - Avustralya (Eurosport2)
13:30 Kasımpaşa - İstanbul Başakşehir (LigTV)
13:30 Göztepe - İnegölspor (Kanal 35)
14:00 Albimo Alanyaspor - Manisaspor (TRT Spor Web)
14:00 Kayserispor - Orduspor (TRT 1)
14:45 Hull City - Newcastle United (LigTV3)
16:00 Gaziantepspor - Sivasspor (LigTV)
16:30 Schalke 04 - Hannover 96 (TRT Spor)
16:30 Stuttgart - Mönchengladbach (Tivibu)
17:00 Real Madrid - Real Sociedad (NTVSpor Smart HD)
17:00 Liverpool - West Ham United (LigTV3)
17:30 Marseille - Evian TG (Tivibu)
18:00 Kongo - Demokratik Kongo (Eurosport)
18:30 Antalyaspor - Karşıyaka (TRT Spor)
19:00 Karabükspor - Fenerbahçe (LigTV)
19:00 Genoa - Fiorentina (Tivibu)
19:00 Benfica - Boavista (Tivibu)
19:00 Eibar - Atletico Madrid (NTVSpor Smart HD)
19:30 Bayer Leverkusen - Borussia Dortmund (TRT Haber)
19:30 PSV Eindhoven - Willem II (Tivibu)
19:30 Chelsea - Manchester City (LigTV3)
21:00 Nantes - Lille (Tivibu)
21:00 Lorient - Montpellier (A Spor)
21:00 Granada - Elche (NTVSpor Smart HD)
21:00 Osasco Audax - Palmeiras (LigTV2)
21:30 Tunus - Ekvator Ginesi (Eurosport)
21:45 Roma - Empoli (Tivibu)
23:00 Celta Vigo - Cordoba (NTVSpor Smart HD)
24 Ocak 2015
Hafta Sonu Naklen Yayınlar
24 Ocak Cumartesi
13:30 İstanbul Başakşehir - Mersin İdmanyurdu (LigTV)
14:00 Denizlispor - Samsunspor (TRT Spor Web)
14:00 Bucaspor - Osmanlıspor FK (TRT 1)
16:00 Gaziantepspor - Balıkesirspor (LigTV)
17:00 Cordoba - Real Madrid (NTVSpor Smart HD)
17:00 Manchester City - Middlesbrough (Tivibu)
18:00 Fildişi Sahili - Mali (Eurosport)
18:30 Altınordu - Adana Demirspor (TRT Spor)
19:00 Akhisar Belediyespor - Eskişehirspor (LigTV2)
19:00 Kasımpaşa - Fenerbahçe (LigTV)
19:00 Elche - Barcelona (NTVSpor Smart HD)
19:30 Cambuur - PSV Eindhoven (Tivibu)
19:30 Liverpool - Bolton Wanderers (Tivibu)
21:00 Bastia - Bordeaux (A Spor)
21:00 Atletico Madrid - Rayo Vallecano (NTVSpor Smart HD)
21:00 Kamerun - Gine (Eurosport)
21:45 Lazio - Milan (Tivibu)
23:00 Villarreal - Levante (Tivibu)
25 Ocak Pazar
13:00 Albimo Alanyaspor - Gaziantep BBSK (TRT Spor)
13:00 Deportivo La Coruna - Granada (NTVSpor Smart HD)
13:30 Boluspor - Orduspor (TRT Spor Web)
13:30 Ajax - Feyenoord (Tivibu)
15:00 Lyon - Metz (Tivibu)
15:30 Adanaspor - Karşıyaka (TRT Spor)
16:00 Karabükspor - Kayseri Erciyesspor (LigTV)
16:00 Inter - Torino (Tivibu)
16:00 Sampdoria - Palermo (A Spor)
16:00 Juventus - Chievo (Tivibu)
18:00 Athletic Bilbao - Malaga (NTVSpor Smart HD)
18:00 Brighton - Arsenal (Tivibu)
18:30 Antalyaspor - Elazığspor (TRT Spor)
19:00 Galatasaray - Çaykur Rizespor (LigTV)
19:00 Cercle Brugge - Club Brugge (NTVSpor)
20:00 Maritimo - Porto (Tivibu)
20:00 Espanyol - Almeria (NTVSpor Smart HD)
20:00 Kongo - Burkina Faso (Eurosport2)
20:00 Gabon - Ekvator Ginesi (Eurosport)
21:45 Fiorentina - Roma (Tivibu)
22:00 Saint-Etienne - Paris SG (Tivibu)
22:00 Valencia - Sevilla (NTVSpor Smart HD)
26 Ocak Pazartesi
20:00 Gençlerbirliği - Beşiktaş (LigTV)
20:00 Empoli - Udinese (Tivibu)
20:00 Demokratik Kongo - Tunus (Eurosport)
20:00 Yeşil Burun Adaları - Zambiya (Eurosport2)
21:45 Getafe - Celta Vigo (NTVSpor Smart HD)
22:00 Napoli - Genoa (Tivibu)
22:00 Pacos Ferreira - Benfica (Tivibu)
22:00 Rochdale - Stoke City (Tivibu)
22 Ocak 2015
17 Ocak 2015
Hafta Sonu Naklen Yayınlar
17 Ocak Cumartesi
17:00 Real Sociedad - Rayo Vallecano (NTVSpor Smart HD)
17:00 Swansea City - Chelsea (LigTV3)
18:00 Lens - Lyon (Tivibu)
18:00 Ekvator Ginesi - Kongo (Eurosport2)
19:00 Empoli - Inter (Tivibu)
19:00 Valencia - Almeria (NTVSpor Smart HD)
19:30 Newcastle United - Southampton (LigTV3)
20:00 Galatasaray - River Plate (Smart Spor)
21:00 Monaco - Nantes (Tivibu)
21:00 Metz - Montpellier (A Spor)
21:00 Villarreal - Athletic Bilbao (NTVSpor Smart HD)
21:00 Burkina Faso - Gabon (Eurosport2)
21:45 Palermo - Roma (Tivibu)
21:45 Vitesse - PSV Eindhoven (Tivibu)
23:00 Espanyol - Celta Vigo (NTVSpor Smart HD)
18 Ocak Pazar
13:00 Gümüşhanespor - Nazilli Belediyespor (Mavi Karadeniz)
13:00 Getafe - Real Madrid (NTVSpor Smart HD)
13:30 Göztepe - Gölbaşıspor (Kanal 35)
13:30 Lazio - Napoli (Tivibu)
15:00 Paris SG - Evian TG (Tivibu)
15:30 Feyenoord - Twente (Tivibu)
15:30 West Ham United - Hull City (LigTV2)
16:00 Parma - Sampdoria (A Spor)
18:00 Rennes - Saint-Etienne (Tivibu)
18:00 Manchester City - Arsenal (LigTV2)
20:00 Maritimo - Benfica (Tivibu)
20:00 Deportivo La Coruna - Barcelona (NTVSpor Smart HD)
21:45 Juventus - Verona (Tivibu)
22:00 Marseille - Guingamp (Tivibu)
22:00 Sevilla - Malaga (NTVSpor Smart HD)
13 Ocak 2015
Messi'ye Çıkan Yokuşlu Yollar
Onun büyük bir yetenek olduğunu kulübe rapor eden Buenos Aires'de yaşayan bir Barcelona taraftarıydı. Camp Nou'ndaki ilk sezonunda anlaşıldı ki büyük kelimesi kifayetsiz kalıyor. Katalanlar, Real Madrid'i yıkacak adamı bulmuşlardı, 82 Dünya Kupası sonrasında. Bilbao Kasabı'nın sahadan kazıyan darbesi olmasa daha uzun yıllar kalır mıydı? Arjantin'den gelen eş-dost-akrabadan oluşan 30 kişilik kolonisiyle yaşayan Maradona'yı 58 maçta attığı 38 golün yarım kalan sevinciyle Napoli'ye sattı Barcelona başkanı. Arjantinli yoldan çıkmıştı ve o yoldan çıkanın Barcelona'da geleceği olmazdı. Sonrasını biliyorsunuz. Bakmayın İngilizlerin şimdilerde büyük golcüler yetiştirmediğine. Bugünün usta yorumcusu Gary Lineker, gol kralı olduğu Dünya Kupası'ndan sonra Barcelona'da iki sezon oynadı, 20 ve 16 golle tamamladı o iki sezonu ama Cruyff geldiğinde Juventus'un Henry'yi kanatta heba ettiği gibi Hollandalı hoca da İngiliz golcüyü ceza sahasından uzaklaştırdı. Lineker, koptu gitti Barcelona'dan, Tottenham forması giydi. Ezeli rakibi Real Madrid, futbol endüstrisinin adının anılmadığı yıllarda çok daha vefalı çok daha az adam harcayan bir kulüp müydü? Barcelona'nın harcadığı, kovaladığı ya da kaçan yıldızlara baktığımızda sorunun cevabı evet. PSV'den 1996'da genç bir Brezilyalı almışlardı. Teknik direktör Bobby Robson, tercümanı da Jose Mourinho. Genç golcü Compestela maçında topu kendi yarı sahasından almış, çalımlamadığı adam kalmamış ve golü atınca Robson iki elini başına götürüp yarım asırlık kariyerimde böyle gol görmedim demeye getirmişti. 49 maçta 50 gol atan o Brezilyalı genç çocuğu sezon sonunda Inter'e sattılar. Ronaldo yıllar sonra Real Madrid formasıyla, Barcelona'nın karşısına dikildi.
Juventus'ta döktüren Michael Laudrup, Kuzey'in yetiştirdiği en yetenekli futbolcuydu, bugün oynasa 100 milyon euro ödenebilecek futbolculardan işte. Cruyff'un patronu olduğu takım Laudrup'u Real Madrid'e kaptırdı. Barcelona hiç akıllanmamıştı. Orta sahada 80'lerin efsane ismi Bernd Schuster'i de ezeli rakiplerine kaptırmışlar, Alman yıldız, Akbaba Beşlisi'ne orkestra şefliği yapmıştı. Popescu ile birlikte almışlardı Luis Figo'yu. Takım kaptanlığına kadar yükselen Portekizli, Camp Nou'da taraftarın gözünde en muteber adamdı. Kaçan balık büyük olur. Real Madrid Başkanı Florentino Perez, serbest kalma rakamını kimsenin ödemeyeceğine inanan Barcelona'nın banka hesabına parayı yatırınca, Figo, beyaz formayı giymiş, yıllar sürecek nefret dolu El Clasico'ların startı verilmişti. Romario'nun değerini bilemediler, yıllarca takımı sırtlayan Rivaldo'yu kalbi kırık vaziyette Milan'a yolladılar. Alt yapıdan yetişen Fabregas, La Masia'nın arka kapısından kaçıp Arsenal'e gittiğinde 16 yaşındaydı. Dönmesi için 40 milyon euro ödediler yıllar sonra. Genç yaşta Manchester United'a giden ve dönmesi için milyonlar ödenen stoper Pique gibi. 2003 yılında Cristiano Ronaldo'yu alabilirlerdi, Quaresma'ya imza attırdılar. Forması daha çok satar diye Real Madrid Beckham'ı alıp Ronaldinho'dan vazgeçince, Barcelona'ya imza atan Brezilyalı her şeyi kazandıktan sonra büyüyen göbeğiyle Milan'ın yolunu tuttu. Gidene, kal diyen yoktu Barcelona'da. Son çeyrek asırda iki efsane kadroyu yapan Cruyff'u, Başkan Nunez kulüpten kovdu, dört yıl arka arkaya şampiyon yaptığı kadroda büyüyen Guardiola, futbolculuk döneminde açık açık söylenmese de kapının önüne kondu. O Guardiola yıllar sonra oturduğu teknik adam koltuğunda her şeyi kazandı ve New York'a bir yıl kafasını dinlemeye giderken herkes onun Barcelona yönetimine kırgın olduğunu biliyordu. Şimdi hocası Luis Enrique ile arası açılan Messi'nin babasının Mourinho ile görüşüp Chelsea transferini tartıştığı söyleniyor. Serbest kalma bedeli 250 milyon euro. Abramoviç, kaç milyon verir bilinmez ama bildiğim, gerçekten de bir kulüpten öte olan Barcelona'nın aynı zamanda bir cadı kazanı olduğu. Biri yanacak ya da biri yanmamak için gidecek, hep olduğu gibi...
Juventus'ta döktüren Michael Laudrup, Kuzey'in yetiştirdiği en yetenekli futbolcuydu, bugün oynasa 100 milyon euro ödenebilecek futbolculardan işte. Cruyff'un patronu olduğu takım Laudrup'u Real Madrid'e kaptırdı. Barcelona hiç akıllanmamıştı. Orta sahada 80'lerin efsane ismi Bernd Schuster'i de ezeli rakiplerine kaptırmışlar, Alman yıldız, Akbaba Beşlisi'ne orkestra şefliği yapmıştı. Popescu ile birlikte almışlardı Luis Figo'yu. Takım kaptanlığına kadar yükselen Portekizli, Camp Nou'da taraftarın gözünde en muteber adamdı. Kaçan balık büyük olur. Real Madrid Başkanı Florentino Perez, serbest kalma rakamını kimsenin ödemeyeceğine inanan Barcelona'nın banka hesabına parayı yatırınca, Figo, beyaz formayı giymiş, yıllar sürecek nefret dolu El Clasico'ların startı verilmişti. Romario'nun değerini bilemediler, yıllarca takımı sırtlayan Rivaldo'yu kalbi kırık vaziyette Milan'a yolladılar. Alt yapıdan yetişen Fabregas, La Masia'nın arka kapısından kaçıp Arsenal'e gittiğinde 16 yaşındaydı. Dönmesi için 40 milyon euro ödediler yıllar sonra. Genç yaşta Manchester United'a giden ve dönmesi için milyonlar ödenen stoper Pique gibi. 2003 yılında Cristiano Ronaldo'yu alabilirlerdi, Quaresma'ya imza attırdılar. Forması daha çok satar diye Real Madrid Beckham'ı alıp Ronaldinho'dan vazgeçince, Barcelona'ya imza atan Brezilyalı her şeyi kazandıktan sonra büyüyen göbeğiyle Milan'ın yolunu tuttu. Gidene, kal diyen yoktu Barcelona'da. Son çeyrek asırda iki efsane kadroyu yapan Cruyff'u, Başkan Nunez kulüpten kovdu, dört yıl arka arkaya şampiyon yaptığı kadroda büyüyen Guardiola, futbolculuk döneminde açık açık söylenmese de kapının önüne kondu. O Guardiola yıllar sonra oturduğu teknik adam koltuğunda her şeyi kazandı ve New York'a bir yıl kafasını dinlemeye giderken herkes onun Barcelona yönetimine kırgın olduğunu biliyordu. Şimdi hocası Luis Enrique ile arası açılan Messi'nin babasının Mourinho ile görüşüp Chelsea transferini tartıştığı söyleniyor. Serbest kalma bedeli 250 milyon euro. Abramoviç, kaç milyon verir bilinmez ama bildiğim, gerçekten de bir kulüpten öte olan Barcelona'nın aynı zamanda bir cadı kazanı olduğu. Biri yanacak ya da biri yanmamak için gidecek, hep olduğu gibi...
5 Ocak 2015
Beşiktaş: 0 Galatasaray: 2
Tolga 6
İlk yarıda kalesinde tehlike yaşamayan Tolga, ikinci yarıda Melo'nun golünde defansının kurbanı oldu. Veli atıldıktan sonra Galatasaray ataklarında ayakta kaldı, Selçuk İnan'ın nefis aşırtmasını tokatlayarak takımını oyunda tuttu.
Muslera 6
Büyük kaleci, iyi yer tutan ve kalesinde güven veren kalecidir. Muslera'nın kalesine dün çıkmayacak top gelmedi ama Uruguaylı kaleci hep doğru yerdeydi. Yüksek topları sektirmedi, Sosa'nın önüne zamanında yattı.
Serdar 6
Siz kendi iş yerinizde dört ay boyunca yerinize adam arandığını bilseniz her sabah nasıl kalkar da o işe gidersiniz. Serdar'ın yerine Beşiktaş 4 aydır adam arıyor ama Serdar defansif görevini yerine getiriyor.
Sabri 7
Sabri, son haftalarda yaptığı asistlere bir yenisini ekledi ve Melo'nun golünün pasını verdi. Pas hatası yapıyor, bazen saç baş yolduruyor ama 90 dakika savaşıyor. 20. kez çıktığı Beşiktaş derbisinde oyunun kader adamlarındandı.
Ersan 5
Beşiktaş defansının göbeğinde saatli bomba! Sivok'tan sonra bu bölgede Beşiktaş onun rakibi durdururken yaptığı faullerden çok çekti. Dün Umut Bulut karşısında fazla zorlanmadı ancak oyuna katkısı yoktu.
Semih 7
Geçen hafta G.Birliği maçında Stancu'nun golünde hatalı olan ve haftalardır sallanan Semih dün bir pas hatası dışında eski günlerindeki gibiydi. Derbiye iyi hazırlanmış, bu kez ikili mücadelelerde daha cesurdu.
Franco 6
Atiba'nın yokluğunda orta saha göbeği sallanırken, kanatlar yerine ortadan geleceği belli olan Galatasaray karşısında ayakta kalmaya çalışan isimlerden biriydi. Melo'nun golünde o topu tehlikeli bölgeye indirmemeliydi.
Chedjou 7
İlk yarıda Selçuk ve Sneijder'in top almadığı dakikalarda geriden oyun kurarken fazla risk aldı ama her pozisyonda rakiplerini ekarte etmeyi başardı. Futbol zekası ve fiziğiyle sahadaki dört stoperin en kalitelisiydi.
Motta 4
Bilic, formayı ona verip İsmail'i yedek oturttu ama Brezilyalı bir derbide daha vasat bir yabancı olduğunu kanıtladı. Büyük maçlarda yabancı oyunculardan bek bile olsa bir fark yaratmasını beklersiniz. Lakin Motta bu kadar.
Telles 5
Mersin maçında hızlı kanat oyuncuları karşısında dağıldığını görenler Gökhan Töre karşısında ona şans tanımıyordu ama maçın ilk 20 dakikasında sallandıktan sonra herkesi şaşırtmayı başardı. Kademelere iyi girdi.
Oğuzhan 5
Beşiktaş adına derbinin kader adamı oldu. Veli'yi yalnız bırakıp göbekten sızıp gol aradı ama Galatasaray'ın golü sonrasında yakaladığı müsait pozisyonda topu auta attı. Tabelayı değiştirse derbi başka olurdu.
Melo 6
Fenerbahçe derbisinde de dün akşam ilk 45 dakikada da derbilerin adamı Melo görüntüsünden uzaktı. Geçen hafta cezalı olması maç eksiği yaratmış, eski temposundan uzaktı ama Beşiktaş'ı yine affetmedi.
Veli 2
Atiba'nın yokluğunda yanındaki Oğuzhan, içgüdüsel olarak hücumu zorlayınca kalabalık Galatasaray orta sahası karşısında tek başına kaldı. İkinci yarıda Sneijder ile tartışmasında eline-koluna hakim olamadı ve atıldı.
Selçuk 5
Ceza sahası dışından aşırtmasını Tolga nefis çıkartmasa, gol olsa yılın en iyi 10 golü arasına şimdiden adını yazdırırdı. Tecrübesiyle orta sahanın pas istasyonu ama ağır kalıyor. Pas tercihleri ikinci golü son dakikaya bıraktırdı.
Gökhan 5
Karşısındaki Alex Telles'in hızlı forvetler karşısında döküldüğünü elbette ki Gökhan da biliyordu. İyi de başladı, iki pozisyonda Brezilyalı'yı yıktı geçti ancak sonrası tam bir Töre klasiği. Oyun içinde kayboldu gitti.
Emre 4
Maçın ilk yarısında Galatasaray'ın en çok koşan ismiydi ama bu koşunun takımına ne fayda sağladığı soru işareti. İyi oynadığı bir maçın ardından bir sonrakinde ne oynacağı hep soru işareti. Vasatı aşamadı.
Olcay 3
Beşiktaş'ın gizli santrforu, gizli 10 numarası ama dün sahada bunları yapmak yerine 66 dakika boyunca gizlendi durdu. Sabri'nin bindirdiği kanatta rakibinin bıraktığı boşluklara sızamadı. Derbinin havasına giremedi.
Sneijder 5
Geçen hafta sakattı, 3 gündür özel şut idmanı yapıyor dendi ama Fenerbahçe derbisinde 9 şut atan Hollandalı dün 2 kez kaleyi yokladı. Juventus'a gideceği söylentileriyle geçen derbi haftasında oyuna aklını koyamadı.
Sosa 5
Son haftaların kurtarıcısı da Galatasaray orta sahasının karşısında zor anlar yaşadı. İlk yarıda bir ara pasına sızdığı pozisyonda yavaş kaldı. Takımı gününde olmayınca Sosa da vasatı aşamadı.
Burak 7
Hamzaoğlu'nun kendisine verdiği görevi yerine getirmek için iki kişilik oynuyor. Rakip kaleye 30-40 metre uzaklıkta pas istasyonu olacaksınız ve sonra ceza sahası içine koşacaksınız. Yazması kolay ama o dün yine başardı.
Demba Ba 3
Ayak parmağındaki kırık tam iyileşmeden idmanlara başladı. Bunun adı özveri ama profesyonel futboldaki karşılığı hazır olmadan forma giymek. En önemli artısı kuvvetini kaybedince sıradanlaştı.
Umut 4
İyi profesyonel, sahaya yüreğini koyan adam, yaptığı presle rakip tandemi çıkartamayan forvet ama buraya kadar. Umut'un ayaklarındaki kısıtlı yetenek Galatasaray'ın birçok atağının başlamadan bitmesine sebep oldu.
Kerim Frei 5
Dün sahada yokları oynayan Olcay'ın yerine 66'da oyuna girdi. Bilic, onunla başlasa ve Sosa'yı Veli'nin yanında kullansa başka bir derbi oynar mıydı Beşiktaş, bu bilinmez ama Kerim'in fazla yapabileceği bir şey yoktu.
Hamit 4
Kabul edelim, maçlardan sonra harika konuşuyor ama bu haliyle Türkiye'nin en çok kazanan yorumcusu gibi. Hamit Altıntop geçmişiyle büyük futbolcu ama futbol onu terk etmiş gibi. Ağırlaşan Hamit , dün fark yaratmadı.
Cenk 5
Demba Ba'nın sakat olduğu maçlarda görevini yaptı, gollerini attı ve kulübeye döndü. Demba Ba'nın hazır olmadığı bir maçta Bilic, onu Burak- Umut örneğinde olduğu gibi ikinci forvet olarak kullanabilir miydi?
Bruma 5
Çalım atmayı bilmiyor, 10 kere denese bir kez başarılı oluyor. Pas tercihlerinde sıkıntı var, topu kaptırıyor ama hızlı. Bruma sadece hızlı olduğu için büyük yıldız ise Jamaika Milli Takımı'nın müzesinde üç Dünya Kupası olurdu.
İsmail ?
Jose Sosa kenara sakatlık işareti yapmadı. Bilic, İsmail'den neyi değiştirmesini istedi uzatmalar dahil 10 dakikada, bunu anlamadık. Motta gibi vasat bir yabancıdan formayı alacak kadar çok çalışmalı artık.
Olcan ?
Umut Bulut-Hamit değişikliği Hamzaoğlu'nun kalabalık orta saha ve tek forvet Burak, manevrasıydı ama Olcan, Melo sakatlandığında girmeliydi aslında. Takımı 10 dakika risk aldı ve Olcan, Sneijder'in yerine şans buldu.
Hamza Hamzaoğlu 7
Teknik adamlık kariyerinin ilk derbisine öğrencilerini iyi hazırlamıştı. Maçtan önce Beşiktaş kadar koşmalarını istediği takımından kazanacak verimi aldı. Geçen hafta oyuna neşter atmakta geç kalmış ve hatasını kabul etmişti, dün iyi bitirdi.
Slaven Bilic 4
Fenerbahçe ve Galatasaray'ın kadrolarının kendi takımından daha kaliteli olduğuna inanan bir oyun felsefesi var derbilerde ve her seferinde bu oyuncularına da sirayet ediyor. Futbol sahası dışında biriktirdiği karizmasını büyük maçlarda paramparça ediyor.
4 Ocak 2015
Ayrılıklar da Sevdaya Dahil
Bir futbol takımının kaptanı olmak için o iki renk altında uzun yıllar ter dökmek gerekli mi, değil. Büyük bir yıldızsanız, kariyerinize olan saygıdan dolayı kolunuza o pazubandını takabilirler, yakışır da. Takımda eski olmak, düzenli oynamak, yaşça da takımın ağabeyi olacağı yıllara gelmek, soyunma odasında saygı duyulan bir isim olmak... Bütün bunlar birer kriter ama sonuçta her takımda kaptanı belirleyen kulüp yönetimleri ve vahşi maç trafiğinde her oyuncunun bir yedeği olduğu gibi her kaptanın da birden fazla dublörü var. Bayrak adam olmayı, takım kaptanı olmaktan ayıran da bu. Bir takımda tek bayrak adam vardır ve o artık derisi haline gelmiş formayı çıkartana kadar da taraftarın gözünde, kalbinde bir başkası bayrak adam olmaz. İtalyanlar bayrak manasına gelen 'bandiera' kelimesini futbol dünyasında takımın ikonlaşmış futbolcuları için kullanırlar. Yıllar önce bu kalıba giren futbolcuların hikayesini kaleme aldığımda 'bandiera'lar için ilk kez bayrak adamlar tabirini kullanmıştım.
Nedir peki bayrak adam? Bir kulübün altyapısından yetişen, yetişmediyse de genç yaşta o takıma gelen, mutlaka ve mutlaka büyük yetenek olan ve kendisine gelen yüklü transfer tekliflerini sol elinin tersiyle itip sağ elini her seferinde armanın altında kalbinin üzerine götüren, kariyeri boyunca gemiyi terk etmeyen ve kendi jenerasyonu içinde bir takımda birden fazla olmayan oyuncular, futbol dünyasında bayrak adam olarak kabul görürler. Tarifi uzun olduğundan kimin bayrak adam, kimin efsane futbolcu olduğu da sabahlara kadar sürecek bir tartışmanın konusudur. Cihat Arman, Lefter, Metin Oktay, Baba Gündüz, Baba Hakkı'lardan, Şenol Güneş'e, Rıza Çalımbay'a, Bülent Korkmaz'a uzanan yolda Türk futbolu da Avrupalılar gibi eski bayrak adamlarını arıyor. Galatasaray'da Arda Turan bayrak adamken Madrid'in yolunu tuttu, Beşiktaş'ta Necip, Fenerbahçe'den Roma'ya giden Salih Uçan potansiyel adaylardı. Trabzonspor'da Onur Kıvrak ise bu tanıma bugünlerde en çok yakışan isim. Galatasaray'da Semih Kaya ise bu yolun daha başında...
Futbol kültürüne bu tabiri hediye eden İtalyanlardan başlayalım. Inter'de Fachetti, Bergomi ve Mazzola gibi efsanelerden bayrak adamlığı teslim alan bir Arjantinliydi. 22 yıllık kariyerinin 20 yılını Inter'de geçiren Zanetti, büyük kaptan olarak çağrıldı ve son çeyrek asırda, Milano'nun öteki yakasındaki Milan'da Baresi'den bayrak adamlığı teslim alan Paolo Maldini'ye ancak o rakip olabilirdi. Juventus, 2006'da küme düştüğünde yabancı yıldızlar kaçarcasına giderken Çek yıldız Nedved ile dümeni tutan Alessandro Del Piero, 1993'te giymeye başladığı siyah-beyazlı formadan vazgeçmedi. Real Madrid, Manchester United yıllarca peşinden koştu ama gün geldi Juventus ondan vazgeçtiğinde bırakın İtalya'yı kıtayı terk edip gitti Avustralya'ya, futbol sevdasının peşinden. Francesco Totti, 20 yıldır Roma'nın merkezine inemediğini söylüyor, haklı da çünkü duvarlarına resimleri yapılan sokaklarda yürüyebilmesi imkansız. O Roma'nın son imparatoru. Real Madrid'e hayır diyen adam. Çocukluğundan beri giydiği sarı-kırmızı formayla bir şampiyonluk kazanabildi ve 38'inde bu sezon hâlâ ikincisini kovalıyor. Antonio di Natale, Serie A tarihinin en önemli golcülerinden biri ama 11 yıldır bütün transfer tekliflerini geri çevirip Udinese forması giymeye devam ediyor. Paolo Cannavro, Parma'da, Nesta ise Lazio'da bir zamanlar bayrak adamlardı, ama onlar kupalar kazanabilecekleri takımları, bayrak adamlığa tercih ettiler.
İspanya'da bayrak adam denilince akla gelen ilk isim Real Madrid'li Raul elbette. Maldini ya da Totti gibi kariyerini tek forma altında tamamlayamadı ama kapatılan Atletico Madrid altyapısından Real Madrid'e gelen Raul, sadece kaptan ve büyük bir golcü olmadığını yıllar boyunca dünyaya kanıtladı. Barcelona cephesinde La Masia'dan yetişenler arasında kimine göre Carles Puyol kimine göre ise Xavi, Katalanların bayrak adamıdır. Atletico Madrid'de 21 yaşında kaptan olan ve Raul'un karşısında bayrak adam olarak dikilen Fernando Torres ise yedi buçuk sezonluk İngiltere ve İtalya macerasının ardından kürkçü dükkanına döndü. Bayern Münih'te Franz Beckenbauer, Dinamo Moskova'da Lev Yaşin kariyerlerini tek bir kulübe adadılar ve bugün hâlâ birden fazla kuşağın duvarlarından inmeyen posterlerinde yaşıyorlar.
Son durağımız ise futbolun doğduğu topraklar. Chelsea, Rus milyarder patronu Abramoviç ile milyar euro'nun üzerinde para harcadı transfere ama bir adam ne formasından vazgeçti ne de tribünler ondan. John Terry, Londra kulübünün bayrak adamı ve görünen o ki öyle kalmaya da devam edecek iki-üç sezon daha. Manchester United'da işler karışık, Alex Ferguson'un yetiştirdiği jenerasyon bol bayrak adam verdi! Beckham bu unvanı Real Madrid'e giderek üzerinden attı. Scholes mu Ryan Giggs mi, artık tercih sizin... Ve hikayenin sonundaki adam. İtalya'da Francesco Totti, bayrak adamların kalesini ayakta tutarken o da Liverpool formasıyla yıllardır bize selam çakıyordu. Real Madrid'e iki farklı dönemde hayır diyen, Chelsea'ye gitmeyen ve kırmızıdan vazgeçmeyen Steven Gerrard, dokuz yaşında geldiği Liverpool'dan 35 yaşında, bu sezon sonunda ayrılacağını açıkladı. Büyük bir ihtimalle de Los Angeles Galaxy forması giyecek.
Kariyerinde Premier Lig şampiyonluğu olmayan bu adam, o kupaya en çok yaklaştığı geçen sezonun sonunda Chelsea maçında ayağı kayıp topu kaptırınca Liverpool tribünleri topu filelerinde görmüştü. O unutulmaz golü atan Demba Ba, bu akşam Steven Gerrard'ın Liverpool ile kazandığı -finallerin en erken golüne bir başka bayrak adam Paolo Maldini'nin attığı- en büyük kupa olan Şampiyonlar Ligi'ni kazandığı Atatürk Olimpiyat Stadı'nda Galatasaray derbisine çıkacak. Dünya küçük, bir formaya bir ömrü verenlerin kalbi ise çok büyük... (SABAH Pazar)
3 Ocak 2015
Hafta Sonu Naklen Yayınlar
3 Ocak Cumartesi
13:30 Çaykur Rizespor - Torku Konyaspor @Lig TV
14:00 Şanlıurfaspor - Boluspor @TRT 1
16:00 Bursaspor - Akhisar Bld. @Lig TV
17:00 Atletico Madrid - Levante @NTV Spor Smart
18:30 Osmanlıspor FK - Antalyaspor @TRT Spor
19:00 Sevilla - Celta Vigo @NTV Spor Smart
19:00 Fenerbahçe - İstanbul Başakşehir @Lig TV
20:00 Sporting Lisbon - Estoril @Tivibu Spor 1
21:00 Elche - Villarreal @NTV Spor Smart
22:15 Gil Vicente - Porto @Tivibu Spor 1
23:00 Deportivo La Coruna - Athletic Bilbao @NTV Spor Smart
4 Ocak Pazar
13:00 Samsunspor - Altınordu @TRT Web
13:00 Getafe - Rayo Vallecano @NTV Spor Smart
13:30 Kayseri Erciyesspor - Kasımpaşa @Lig TV
13:30 Sivasspor - Karabükspor @Lig TV 2
13:30 Adana Demirspor - Bucaspor @TRT Spor
13:30 Gaziantep BBSK - Giresunspor @TRT Web
13:30 Orduspor - Albimo Alanyaspor @TRT Web
15:00 Dover Athletic - Crystal Palace @Tivibu Spor 1
16:00 Eskişehirspor - Gaziantepspor @Lig TV 2
16:00 Karşıyaka - Kayserispor @TRT Spor
17:00 Manchester City - Sheffield Wednesday @Tivibu Spor 1
17:30 Yeovil - Manchester United @Tivibu Spor 2
18:00 Valencia - Real Madrid @NTV Spor Smart
19:00 Beşiktaş - Galatasaray @Lig TV
19:30 Arsenal - Hull City @Tivibu Spor 1
21:15 Penafiel - Benfica @Tivibu Spor 2
22:00 Real Sociedad - Barcelona @NTV Spor Smart
5 Ocak Pazartesi
19:00 Elazığspor - Adanaspor @TRT Spor
19:00 Manisaspor - Denizlispor @TRT Web
20:00 Balıkesirspor - Trabzonspor @Lig TV
20:00 Mersin İdmanyurdu - Gençlerbirliği @Lig TV 2
21:45 Lazio - Sampdoria @Tivibu Spor 2
21:45 Cordoba - Granada @NTV Spor Smart
28 Aralık 2014
2014'ün Z Raporu
Şampiyonlar Ligi finalini Madrid derbisine çeviren İspanyolların, Dünya Kupası'nda gruptan bile çıkamadığı bir yılı geride bıraktık. Almanların, Brezilya'ya yedi gol attığı maçı izlerken rüyamızda görsek inanmayız dedik. James Rodriguez'i Hames diye aklımıza kazıdık. Almanya'da Bayern Münih, Türkiye'de Fenerbahçe şampiyonluğun ilanı için mayıs ayını beklemezken, İspanya'da Atletico Madrid, 18 yıl sonra lig maratonunu final gibi son haftada Barcelona deplasmanında önde göğüsledi. Ligimiz Demba Ba gibi harika bir golcüyle tanıştı, İtalyan teknik adamların Türkiye'de iş yapmadığını Galatasaray iki tercihiyle bize öğretti. Mesut Özil sahneden düşerken Hakan Çalhanoğlu'nun frikiklerini sever olduk, Ozan Tufan gibi genç bir oyuncunun basamakları birer birer çıkışına şahitlik ettik. Dünya sahnesinin assolistleri yine Messi ile Ronaldo idi ama Aguero ve Diego Costa'nın üvertürden solistliğe yükselişine şahit olduk.
Bir de sahneyi bırakıp gidenler oldu her yıl olduğu gibi. 2014, muhteşem kariyerlerine ekranlardan şahit olduğumuz birçok yıldızı aldı götürdü bizden. 2015'in getirdiği genç yıldızları yılın ilk haftasına bırakalım ve gidenlere bir el sallayalım müsadenizle.
Juan Sebastian Veron:
Arjantin futbol tarihinin en iyi maestrolarından biriydi Veron. Sampdoria, Parma ve Lazio formalarıyla İtalya'yı fethettikten sonra gittiği Manchester United'da kulüp tarihinin en kötü transferleri listesine yazdırdı adını. Olmadı mı olmuyor, Chelsea'de de denedi ve en iyi bildiği lige, Serie A'ya döndü, Inter'de iki sezonun ardından bu kez kürkçü dükkanına, yetiştiği Estudiantes'e döndü. Babası Juan Ramon Veron, Copa Libertadores'i 68-69 ve 70 yıllarında kazanmıştı. Oğlu da 39 yıl sonra aynı kupayı kaldırdı. 39 yaşında sahneden inen Veron, toplamda bonservisine en çok para ödenen beş yıldızdan biri olmayı başardı.
Carles Puyol:
Barcelona'da ilk maçında sahaya adım attığında oyundan çıkan isim, yıllar sonra Beşiktaş forması giyecek olan Simao idi. Kariyerinin ilk günlerini de sonunu da hep sakatlıklar belirledi bu aslan yürekli adamın. Futbola kaleci olarak başlamıştı, sakatlanınca forvet oldu ve Barcelona altyapısı La Masia'da onu bek ve stoper olarak yetiştirdiler. Barcelona için geç bir yaşta, 21 yaşında ilk maçına çıktı ve bir daha formayı bırakmadı. Tekmeye kafa uzatan adam arıyorsanuz o Puyol'du. 2006'da takımla birlikte La Coruna deplasmanına gittiği uçaktan indiğinde "Baban öldü" dediler. Barselona'nın 200 km uzağında doğduğu kasabada bir iş makinesinde hayatını kazanırken kaza geçiren baba, oğlunun kazandığı milyon euro'lara rağmen kendi ayakları üzerinde durmaya çalışıyordu. Roma'da imparator kabul edilen Francesco Totti'nin eşinin annesinin Roma'da bir trafik polisi olarak hayatını sürdürdüğü gibi! Barcelona, yaşadığı tüm sakatlıklara rağmen ondan vazgeçmedi, yeri geldi stoper transferi yapmayıp zora düştü ama bir kaptandan fazlası olan Puyol, artık takıma zarar verdiğini düşünüp geçen sezonun sonunda kramponlarını astı. Sabah kazandıklarını saymaya başlasa akşam olmadan bitiremeyeceği yılları geride bırakarak.
Eric Abidal:
2000'lerin ortasında yakışıklı Lyon kadrosunun sivrilen isimlerindedi. Barcelona'nın sol bekini teslim aldı ama 2009'da Guardiola ile tüm kupaları kazanan kadroda kart cezaları yüzünden ne Şampiyonlar Ligi finaline ne de Kral Kupası finaline çıkabildi. Takıma geldikten sonra dört yıl sonra ilk golünü attığında, her yıl 50 gol atan Messi, en çok o gole sevindi. Karaciğerindeki tümör onun için tecrübesiz bir sağ açığı durdurmak kadar kolaydı. Büyük bir savaş verdi ve futbola geri döndü. Monaco'da bir sezonun ardından futbolu bırakan Abidal artık Barcelona altyapısında çalışacak.
Ryan Giggs :
Babası Danny Wilson annesini ve onu terk etmese belki de futbolcu olamayacaktı. Rugby oyuncusu babasının soyadından vazgeçip annesinin soyadını aldı. Alex Ferguson kendisine rapor edilen bu genç yeteneği kız istemeye gider gibi evine kadar gidip annesinden transfer için imza aldı ve futbol dünyası tarihin en iyi sol ayaklarından biriyle tanıştı. Premier Lig'in kuruluşundan itibaren her sezonda forma giydi, her sezon gol attı, kulüpte dört farklı jenerasyonla sahaya çıktı ve en sonunda futbolcu-menajer olup kendi kendini oyuna soktu. O şimdi 41 yaşında ve Louis Van Gaal'ın Manhester United'da sağ kolu.
Faryd Mondragon:
Galatasaray, 2001 yılında onu transfer ettiğinde Fransa'da sezonun en iyi kalecisiydi. Metz forması giyerken yaşadığı pasaport problemi yüzünden Türkiye'nin yolunu tuttu. Taffarel'den sonra Mondragon, yerli kaleci yetiştiremeyen Galatasaray'a ilaç oldu. Anfield Road'da Liverpool karşısında performansı unutulmazdır. Fenerbahçe derbilerinde hep çaresiz kaldı ama altı yıl kaldığı Galatasaray'dan gittiğinde akıllara Brad Friedel (Galatasaray'da bir sezon kalan ve sıradan kaleci diye yollanan, İngiltere Ligi'nde 18 yıl aralıksız oynayan ABD'li file bekçisi) geldi. 36 yaşındaki Mondragon yaşlı diye gözden çıkarılmıştı ama 43 yaşına kadar forma giydi ve haziran ayında Dünya Kupası'nda Kolombiya kadrosundaydı.
22 yıllık kariyerinin 20 yılını Inter'de geçiren Javier Zanetti'nin vedasını Mayıs ayında bu sayfalarda okumuştunuz (http://tinyurl.com/py4h4or).Geçen hafta da Thierry Henry'nin ardından el sallamıştık. (http://tinyurl.com/k6t66md) Son selamı kariyerine son noktayı koyan Alex de Souza'ya ve onun vatandaşı bir futbolcuya vereyim. Şampiyonlar Ligi'ne gidebilmek için mutlak kazanmaları gereken maçta Valencia'ya iki golü ceza sahası dışından atıp, galibiyeti getiren üçüncü golü röveşata ile yine ceza sahası dışından atan Barcelona'nın bir ayağı aksak, bugün 42 yaşında olan Brezilyalı yıldızını hatırlıyor musunuz? Yıllar çabuk geçiyor. Rivaldo'ya ve sizlere mutlu yıllar... (SABAH Pazar)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















