19 Aralık 2013

Goolllll


Geride kalan haftada futbol dünyamızın en çok konuşulan iki fotoğrafı Fenerbahçe ve Galatasaray'ın amansız ezeli rekabetinden doğdu yine. Galatasaraylı futbolcuların attıkları bir golün ardından taraftarlara verdikleri selamı soyunma odasına taşıyan ve takım fotoğrafı veren Fenerbahçeliler'e cevap gecikmedi ve sarı-kırmızılı takım Juventus zaferinin ardından, "Orijinali budur!" diyerek pozu yeniledi. Galibiyet sevinçlerini son yıllarda kolbastı ile kutlayan Trabzonspor'dan sonra soyunma odasına taşan bu mutluluk tablolarını, futbol tarihimizin duvarlarına özenle asalım. Üç direğin arasından meşin yuvarlak filelerle buluştuğunda duran zamanı, yaşadıkları sevinçlerle ölümsüzleştiren futbolcularla bir tura çıkalım. Türk futbolunda klasikleşen bir gol sevinci arıyorsak, bir numara kesinlikle Bursaspor'un timsah yürüyüşü olmalı. 1995- 1997 yılları arasında yeşil-beyazlı formayı giyen Ugandalı futbolcunun takım arkadaşlarını peşine takıp yaptığı timsah yürüyüşü, o ayrıldıktan sonra da devam etti. Musisi, sekiz yıl önce hayatını genç yaşta kaybetti ama Bursaspor'un yeni stadı Timsah Arena'da hatırası hep yaşayacak. Fenerbahçe'de son dönemde Brezilyalı futbolcuların, David ve Roberto Carlos önderliğinde yaptıkları yengeç dansı, Cristian'ın rakiplere "Ağlamayın" jestini herkes hatırlar ama son 20 yılda iz bırakanların ilk üçünde Serhat Akın, Bülent Uygun ve Tuncay Şanlı yer alır. Kadıköy'ün Boğası lakabıyla anılan Serhat'ın iki elini boynuz yaptığı gol sevinci, Tuncay Şanlı'nın iyi zamanlarında, takımı mağlup bile olsa gol attığında rakip tribünlere yaptığı sus işareti ve Bülent Uygun'un asker selamı... Galatasaray cephesinde ise son dönemde Melo'nun, lakabının hakkını vermek için yaptığı pitbull taklidi, Burak Yılmaz'ın Cristiano Ronaldo'yu hatırlatan dizlerinin üzerinde çimde kayışı ve Drogba'nın her biri poster olacak endamdaki heykel duruşları taraftarın gözdesi. Hakan Şükür'lü kadronun bir zamanlar golü atanın, 'takımın hatıra fotoğrafını çekme' taklidi de hafızalarda. Golü atan futbolcunun kramponlarını dizlerine alıp cilalayan takım arkadaşı ise figüranlı gol sevinçlerinin olmazsa olmazı. 


Ülke sınırları dışına çıkalım, önce romantiklerle başlayalım. Gol sevinçleriyle eşine, sevgilisine olan aşkını tüm dünyaya ilan edenler arasında bir numara elbette ki Real Madrid'in efsane golcüsü Raul. Dört çocuğunun annesine attığı her golden sonra nikah yüzüğünü öperek mesaj yollayan Raul'un bir unutulmaz gol sevinci de, Camp Nou'da Barcelona'ya gol attıktan sonra 100 bin kişiye yaptığı sus işareti. Bu sezonun 100 milyon avroluk adamı Gareth Bale'in gol sevinci ise 10 parmağıyla yaptığı kalp işareti. Galli oyuncunun bu gol sevincinin patentini alması ise doğrusu futbol endüstrisinde zurnanın son deliği. Attıkları gollerin ardından sevgilisinin adının baş harfini parmaklarıyla işaret eden ve magazin sayfalarına da malzeme veren romantiklerden aile babalarına geçelim. Yeni doğan çocuğun ardından yaşanan gol sevinci denildiğinde akla Bebeto gelir. Hayali bir beşiği sallayan Brezilyalı golcünün bu gol sevinci uzun yıllar bir salgın haline gelmiş ve ülkemizde de baba olma sevinci yaşayan futbolcular bol bol beşik sallamıştı yeşil sahalarda. Baba olacağının müjdesini verenler dediğimizde akla ilk gelen isim Totti olmalı. Attığı golün ardından topu alıp formasının altına koyan ve "Eşim hamile" mesajı veren İtalyan usta, bir sonraki çocuğunun müjdesini de gol sevincini 'emzik'le vermişti. Totti'nin bir Roma derbisinde Lazio filelerini havalandırdıktan sonra kale arkasındaki canlı yayın kamerasını ele geçirip kendi tribününün sevincini kayıt etmesi de unutulmazlar arasındadır. 



Nesilden nesle taşınan gol sevinçlerinde bir numara Klinsmann'ın gol sevincidir. Ceza sahasında kendini sürekli yere attığı suçlamalarına karşılık gol sevincini çimlere balıklama atlayarak yaşayan Alman yıldızın bu icadı yıllar sonra Liverpoollu Luis Suarez için de ilham kaynağı oldu. Uruguaylı, derbide attığı golden sonra maç öncesinde kendisini yerden yere vuran Everton'un hocası David Moyes'in ayağının dibine balıklama atlamayı tercih etmişti. Atletico Madrid'in unutulmaz golcüsü Kiko'nun okçu selamını devralan Güiza, Fenerbahçe formasıyla saç baş yoldursa da, bugün bile bu selamıyla hatırlanıyor. Gol sonrası takla atanların atası kesinlikle Real Madrid'in Meksikalı efsane golcüsü Hugo Sanchez'dir. En 'cool' gol sevinci denilince Manchester United formasıyla attığı bir golün ardından yerinden kıpırdamayan Eric Cantona'nın yüz ifadesi gelir akla. Robot dansı yapan, Peter Crouch da unutulmazdır ama dans o kadar kötüdür ki, bugün bile izlemesi kabus etkisi yaratır. 



Sahalara veda eden İtalyan golcü Inzaghi'nin iki kolunu açıp San Siro tribünlerine koşarkenki coşkusu çokça Arjantin futbolunun izlerini aşar. Tangocular için gol sevinci demek, eski stadyumlarda tribünlerin tel örgülerine tırmanıp taraftara sarılmaktır da; bu, Avrupa futbolunda sarı kartla cezalandırılır. "Faşistim, ırkçı değilim" diyen Lazio'lu Di Canio'nun verdiği Hitler selamı; Pele başta olmak üzere, eski yıldızların şaşkın ördek gibi oldukları yerde zıpladıkları gol sevinçleri... Ne goller biter, ne sevinçleri. Bu gollü bu filmin sonunu David Silva ile yapalım. Gol atınca sol bileğindeki dövmeye öpen İspanyol oyuncunun uzun süre kız arkadaşına mesaj yolladığı sanıldı futbol dünyasında. Gerçek ise çok farklıydı. David Silva 15 yaşındayken, beş yaşındaki kuzeni Cynthia'yı kaybetmiş ve küçük kızın hatırasını sol bileğine yaptırdığı 'Cynthia' dövmesiyle yaşatıyordu... Hayat...

Barça vs. City

Şampiyonlar Ligi'nde Manchester City-Barcelona eşleşmesi... Oyuncuların kulüplerine bonservis maliyetlerine. 

13 Aralık 2013

Hafta Sonu Naklen Yayınlar



13 Aralık 2013, Cuma
20:00 Fenerbahçe - Akhisar Bld. @LigTV
20:00 Torku Konyaspor - Karabükspor @LigTV2
21:30 Hertha Berlin - Werder Bremen @TRT HD
21:30 Montpellier - Saint-Etienne @Tivibu
22:00 Levante - Elche @NTVSpor Smart HD

14 Aralık 2013, Cumartesi
13:30 Sivasspor - Çaykur Rizespor @LigTV
14:00 Manisaspor - Balıkesirspor @TRT 1
14:45 Manchester City - Arsenal @LigTV3
16:00 Elazığspor - MP Antalyaspor @LigTV
16:30 Bayern München - Hamburger SV @TRT3 Spor
17:00 Osasuna - Real Madrid @NTVSpor Smart HD
17:00 Chelsea - Crystal Palace @LigTV3
18:00 Rennes - Paris SG @Tivibu
19:00 Kayserispor - Eskişehirspor @LigTV2
19:00 Catania - Verona @Tivibu
19:00 Rayo Vallecano - Granada @NTVSpor Smart HD
19:30 Wolfsburg - Stuttgart @TRT Haber
19:30 Hull City - Stoke City @LigTV3
21:00 Guingamp - Monaco @Tivibu
21:00 Barcelona - Villarreal @NTVSpor Smart HD
22:15 SportingCP - Belenenses @Tivibu
23:00 Malaga - Getafe @NTVSpor Smart HD

15 Aralık 2013, Pazar
13:00 Almeria - Espanyol @NTVSpor Smart HD
13:30 Cambuur - Ajax @Fog TV
15:00 Bordeaux - Valenciennes @Tivibu
15:30 Gençlerbirliği - Galatasaray @LigTV
15:30 Standard Liege - Genk @TVNet
15:30 Feyenoord - Groningen @Fog TV
15:30 Aston Villa - Manchester United @LigTV3
16:30 Schalke 04 - Freiburg @TRT Spor
17:30 Utrecht - PSV Eindhoven @Fog TV
18:00 Lille - Bastia @Tivibu
18:00 Real Sociedad - Real Betis @NTVSpor Smart HD
18:00 Tottenham - Liverpool @LigTV3
18:30 Leverkusen - Eintracht Frankfurt @TRT Haber
19:00 Gaziantepspor - Kayseri Erciyesspor @LigTV2
19:00 Kasımpaşa - Beşiktaş @LigTV
19:00 Mersin İdmanyurdu - Ankaraspor @TRT Spor
19:00 Gent - Anderlecht @TVNet
19:30 Juventus - Sassuolo @Tivibu
20:00 Sevilla - Athletic Bilbao @NTVSpor
20:15 Olhanense - Benfica @Tivibu
21:45 Napoli - Inter @Tivibu
22:00 Lyon - Marseille @Tivibu
22:00 Atletico Madrid - Valencia @NTVSpor
22:15 Rio Ave - Porto @Tivibu
23:00 Velez Sarsfield - San Lorenzo @TVNet

16 Aralık 2013, Pazartesi
13:00 UEFA Şampiyonlar Ligi / Kura Çekimi @Eurosport
14:00 UEFA Avrupa Ligi / Kura Çekimi @Eurosport
20:00 Karşıyaka - Samsunspor @TRTSpor
20:00 Trabzonspor - Bursaspor @LigTV
21:45 Milan - Roma @Tivibu
23:00 Valladolid - Celta Vigo @NTVSpor Smart HD

8 Aralık 2013

Ultras Sur'un Sonu


Avrupa'nın birçok ülkesinde olduğu gibi İspanyollar da tribün kültürünü İtalya'dan ithal ettiler. 70'lerin ortasına kadar General Franco döneminde içe kapanık yaşayan ve sosyal hayatı gibi tribünleri de Avrupa'dan izole olan İspanyollar,İtalya'da 80'lerde çıkışa geçen Ultras hareketinin peşinden gittiler. Ülkenin Avrupa arenasında en başarılı kulübü Real Madrid'in Akbaba Beşlisi lakaplı Butragueno, Manola Sanchis, Martin Vazquez, Michel ve Pardeza'lı kadrosuyla fırtına gibi estiği yıllarda doğan Ultras Sur taraftar grubu, Roma ve Torino'daki taraftar gruplarının ritüellerini taklit etmeye başladı. Maça forma giymeden giden, Avrupa'da çıkışa geçen "Casual" giyim modasına uyan ateşli taraftar topluluğu. 80'lerde siyasi duruşları pek fazla tartışılmayan ve fanatik taraftar grubu olarak bilenen Ultras Sur, Madrid'in öteki yakasında kendine sert bir rakip buldu. A.Madrid'in taraftar grubu Frente Atletico. Madrid derbilerinde saha içindeki gergin atmosferi 90'lı yıllarda önce Santiago Bernabeu ve Vicente Calderon Stadı çevresine taşıyan 2 taraftar grubu bununla da yetinmedi ve haftanın 7 günü sosyal hayatın parçası olan cafe ve barlar da 2 taraf arasında ayrılık noktası oldu. El Drakkar, Atletico Madridlilerin girmesinin yasak olduğu bir mekandı ve Real Madrid'in taraftar grubu Ultras Sur'un kontrolü altındaydı. Ezeli rekabetin iki yakasındaki iki Ultras grubu, Barcelona, Madrid'e geldiğinde şehir kardeşliği adına birleşti ve Katalanlar'a Madrid'i dar etti.

İngilizler sert tedbirlerle holiganların son temsilcilerini de tribünlerden yok ederken, İtalya ve İspanya'da Avrupa Birliği'ne girdikten sonra doğan ekonomik kriz ve yabancı işçi sayısı yüzünden yükselişe geçen milliyetçilik kendini sokaklar kadar tribünlerde de hissetirdi. İtalya'da bir zamanlar sol görüşlü insanların, sağ görüşlü Lazio'nun rakibi olarak gördükleri Roma'da tribünler Neo Nazilerle dolarken, İspanya da bundan nasibini aldı. Real Madrid'in bir zamanlar kale arkasında gol sevincinde tel örgülere tırmanan ateşli taraftartarları artık ırkçı tezahüratlarla rakip futbolcuları taciz ediyor ve Endülüs bölgesinden gelen taraftarlarla kavgalara giriyorlardı.

Real Madrid'de Raul ve Roberto Carlos gibi efsane futbolcuların desteğini alan ve Santiago Bernabeu Stadı'nda güney kale arkası tribünün alt katında 250 kombineyi kulüpten 15 yıldır bedava alan Ultras Sur'a dur diyen Real Madrid Başkanı Florentino Perez oldu. 800 taraftarın üye olduğu Ultras Sur grubu artık yoldan çıkmıştı. Deplasman organizasyonu ve Şampiyonlar Ligi maçları için ödenekleri kesildi. Artık 40'lı yaşlarda olan eski liderleri bir işim ve ailem var diye gruptan uzaklaşınca, grubun liderliğini ele geçiren Fırtına lakaplı Antonio'nun Atletico Madrid taraftarı olduğu gerçeği Ultras Sur grubunun sonunu hazırladı. Barcelona eski başkanı Laporta'nın Ultras Sur gibi başa bela bir grup olan Boixos Nois'e verdiği biletleri kesmesinin ardından bir radikal adımı da Valencia kulübü atmış ve Ultras grubunun kombinelerini iptal etmişti. "Bu kulübü, futbolcular ya da Ultras'lar değil, üyelerin seçtiği yönetim yönetir" diyen Real Madrid Başkanı Perez, 30 yıldır Santiago Bernabeu'da olan Ultras Sur grubunun artık toplu olarak maça giremeyeceğini ve kale arkası tribünlerinin gerçek genç taraftarlara açılacağını duyurdu.

7 Aralık 2013

Hafta Sonu Naklen Yayınlar



7 Aralık 2013, Cumartesi
14:00 Ankaraspor - Adanaspor @TRT 1
14:45 Manchester United - Newcastle United @LigTV3
16:30 Werder Bremen - Bayern München @TRTSpor
17:00 Southampton - Manchester City @LigTV3
18:00 Paris SG - Sochaux @Tivibu
19:00 MP Antalyaspor - Kasımpaşa @LigTV2
19:00 Samsunspor - Orduspor @TRTSpor
19:00 Çaykur Rizespor - Fenerbahçe @LigTV
19:00 Anderlecht - Waasland-Beveren @TVNet
19:00 Livorno - Milan @Tivibu
19:30 Dortmund - Leverkusen @TRT Haber
19:30 Sunderland - Tottenham @LigTV3
19:45 Ajax - NAC Breda @Fog TV
21:00 Reims - Nice @Tivibu
21:45 Napoli - Udinese @Tivibu
21:45 PSV Eindhoven - Vitesse @Fog TV
22:15 Porto - Sporting Braga @Tivibu
23:00 Sporting Kansas City - Salt Lake @Sports TV
23:30 Nautico - Corinthians @LigTV3
8 Aralık 2013, Pazar
13:30 Balıkesirspor - Karşıyaka @TRTSpor
13:30 Akhisar Bld. - Torku Konyaspor @LigTV
13:30 Roma - Fiorentina @Tivibu
13:30 Heerenveen - Feyenoord @Fog TV
15:00 Bordeaux - Lille @Tivibu
15:30 Oud-Heverlee Leuven - Standard Liege @TVNet
15:30 Fulham - Aston Villa @LigTV3
16:00 Bursaspor - Gençlerbirliği @LigTV
16:00 Karabükspor - Kayserispor @LigTV2
16:00 Torino - Lazio @Tivibu
16:30 Denizlispor - Fethiyespor @TRTSpor Web
16:30 Freiburg - Wolfsburg @TRTSpor
18:00 Bastia - Lyon @Tivibu
18:00 Arsenal - Everton @LigTV3
18:30 Eintracht Braunschweig - Hertha Berlin @TRT Haber
19:00 Gaziantepspor - Trabzonspor @LigTV
19:00 Boluspor - İst.Büyükşehir Bld. @TRTSpor
19:45 Gil Vicente - SportingCP @Tivibu
21:00 Atletico Paranaense - Vasco da Gama @LigTV3
21:45 Inter - Parma @Tivibu
22:00 Monaco - Ajaccio @Tivibu
9 Aralık 2013, Pazartesi
13:30 Göztepe - Tarsus İdman Yurdu @Kanal 35
20:00 Kayseri Erciyesspor - Eskişehirspor @LigTV2
20:00 Beşiktaş - Sivasspor @LigTV
20:00 Bucaspor - Mersin İdmanyurdu @TRTSpor
22:00 Swansea City - Hull City @LigTV2

5 Aralık 2013

1 Aralık 2013

Aşkımız Renklere
Sizlere Değil!


Yurtdışına transfer olan Türk futbolcular büyük bir keyifle anlatırlar: "Orada maç bittiğinde taraftar evine gider, kimse skoru sorgulamaz. Futbolun bir oyun olduğunu bilirler. Futbolcunun da üzerinde baskı olmaz." Bizim futbol kültürümüze "Keşke" dedirten bu anılar ne kadar gerçektir bilinmez. "Yenilsen de yensen de taraftarın senle, üzüntünle sevincinle seninle birlikte" insanın yüreğini titreten bir tezahürat ama gelin 'ayın karanlık yüzü'ne birlikte bakalım. 

Tesisi ziyaret (!) etmek: 
Fenerbahçe'de kaleci Rüştü'nün Pendik mağlubiyeti sonrasında Dereağzı tesislerinde darp edilmesi artık arşivlerde ama en taze örneği Galatasaray taraftarının geçen hafta Florya'ya gidip tesislerde futbolcularla yaptıkları '21 gram' toplantısı. Sahaya yüreklerini koymak konusunda uyarılan son iki sezonun şampiyon kadrosu Sivasspor maçını kazanınca "Bakın işe yaradı" diyenler, Real Madrid maçında yenilen dört gole "Ben de bir şey anlamadım" diyen takımın teknik direktörü Mancini gibi bir açıklama getiremediler elbette. İdman sahasına yapılan ziyaretler bize özgü değil tabii, bir Akdeniz geleneği. İtalyan ve İspanyol taraftar grupları da işler yolunda gitmeyince ültimatom vermek için soluğu tesisin kapısında alıyorlar. En ilginci de plazalardan çıkan beyaz yakalı Atletico Madrid taraftarlarının yıllar önce takım elbiseyle tesisleri ziyaret ettiklerinde şirket patronlarına yakalanmamak için taktıkları maskeler. 

Stadyumdan çıkarmamak: 
Son 30 yılının en kötü sezonunu yaşayan Milan geçen hafta sahasında yine kazanamayınca San Siro Stadı'nın dışında biriken taraftarlar takım otobüsünün çıkışına izin vermediler. Taraftar barikatının tek isteği vardı. Takım kaptanları gelecek ve durum değerlendirmesi yapılacaktı. Sevilen adamlar, kaleci Abbiati ve Kaka ile yapılan ayaküstü toplantıda "Düzeleceğiz" sözünü alan taraftarlar evlerinin yolunu tuttu ve Milan, dört gün sonra Celtic deplasmanında üç golle kazandı. Ya rakip Celtic olmasa! Milan gibi Valencia taraftarı da eski günlerin özlemiyle yanıp tutuşuyor. Onlar da bu sezon Mestalla Stadı'nda takımlarını saatlerce mahsur bıraktılar. 

Havaalanında karşılamak: 
Deplasman mağlubiyetlerinin ardından havaalanı çıkışında takımı protesto etmek de bizde olduğu kadar İtalya ve İspanya'da da yaygın. Gecenin bir yarısı mağlubiyetin üzüntüsüyle uçaktan boynu bükük inen ve dünyayla irtibatlarını kulaklarındaki tek tip pahalı kulaklıklarla kesen futbolcuların ruhunu sorgulama seansına katılan taraftarlar işlerini bitirip evlerine giderken gelecek haftaların fikstürünü sorgular yolda. 

Tribünden kötü tezahürat: 
"Aşkımız renklere, sizlere değil", "Formayı çıkarın, çıplak oynayın", "En büyük taraftar, futbolcular sahtekar" işler yolunda gitmediğinde cefasını çekerken vefasını eksik eden taraftarın dilinden düşmeyen tezahüratlar. Sahaya sırtını dönen tribünlerin, beyaz mendil sallayarak takımı protesto eden İspanyollar'ın yine bir incelikleri vardır da kendi futbolcusunu ağır dille taciz edenin sokağın ağzıyla söylersek yatacak yeri yoktur. Ağır hakaretler yüzünden sahayı ağlayarak terk eden Trabzonsporlu Volkan Şen'i kim unutabildi ki? Daha beter bir örneği ise geçen hafta İspanya'da yaşanan... Derbide Sevilla'ya 4-0 mağlup olan ligin son sırasındaki Real Betis'in Brezilyalı oyuncusu Paulo kırmızı kart görüp takımını 10 kişi bırakınca kendi taraftarının ırkçı tacizine uğradı ve soyunma odasına göz yaşları içinde gitti. 

Taraftarlığın karanlık yüzünde örnekler ver ver bitmez. Tribünün protestosuna el-kol hareketleriyle karşılık veren Cristian Vieri'nin Milano'da sahibi olduğu Baci restoranın saldırıya uğraması, 2000 yılında işler yolunda gitmeyince kendi takımlarının otobüsüne Milano'da molotof kokteyli atan Interliler, deplasman yasağı yüzünden derbiye gidemeyince takımlarının da maça çıkmaması için otel önünde ölüm tehditleri savuran Nocerina taraftarları, futbolcuların eğlendikleri gece kulübünü terk etmelerini salık veren Napolili ağır abiler... Zor zamanların hikayelerini tatlı bir sonla bitireyim yine de ben. Tesise galibiyet sözü almak için bir tepsi baklava götürmek, ilk dilimi takım kaptanının ağzına tıkıştırmak bu toprakların geleneğidir. Futbolcusuna tiramisu ikram eden İtalyan, churros yediren İspanyol taraftar göremezsiniz. O zaman baklavaya da; takımınıza sahip çıkın. İyi günde, kötü günde... (SABAH PAZAR) 

29 Kasım 2013

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


29 Kasım 2013 Cuma
20:00 Elazığspor - Bursaspor @LigTV
20:00 Sivasspor - Antalyaspor @LigTV2
21:00 Roda - Twente @FogTV
21:30 Wolfsburg - Hamburg @TRT HD
21:30 Marseille - Montpellier @Tivibu
23:00 Villarreal - Malaga @NTVSpor Smart

30 Kasım 2013 Cumartesi
14:00 Mersin İdman Yurdu - Samsunspor @TRT1
14:00 İstanbul BB - Adana Demirspor @TRT WebTV
15:30 Kayserispor - Akhisar Belediye @LigTV
16:30 Mainz - Borussia Dortmund @TRTSpor
17:00 Cardiff City - Arsenal @LigTV3
17:00 Elche - Atletico Madrid @NTVSpor
19:00 Orduspor - Balıkesirspor @TRTSpor
19:00 Gençlerbirliği - Gaziantepspor @LigTV2
19:00 Celta Vigo - Almeira @NTVSpor Smart
19:00 Parma - Bologna @Tivibu
19:30 Schalke 04 - Stuttgart @TRTHaber
20:00 Fenerbahçe - Beşiktaş @LigTV
21:00 Valenciennes - Lille @Tivibu
21:00 Real Madrid - Valladolid @NTVSpor Smart
21:45 Genoa - Torino @Tivibu
22:15 Academica - Porto @Tivibu
23:00 Espanyol - Real Sociedad @NTVSpor Smart
23:30 Fluminense - Atletico Mineiro @LigTV3

1 Aralık 2013 Pazar 
13:00 Real Betis - Rayo Vallecano @NTVSpor Smart
13:30 Ado Den Haag - Ajax @FogTV
13:30 Kahramanmaraşspor - Boluspor @TRT WebTV
13:30 Catania - Milan @Tivibu
14:00 Karşıyaka - 1461 Trabzon @TRTSpor
14:00 Tottenham - Manchester United @LigTV3
15:00 Bordeaux - Ajaccio @Tivibu
15:30 Lierse - Standard Liege @TVNet
15:30 Feyenoord - PSV Eindhoven @FogTV
15:30 Trabzonspor - Kayseri Erciyesspor @LigTV
16:00 Atalanta - Roma @Tivibu
16:00 Inter - Sampdoria Tivibu
16:05 Hull Cİty - Liverpool @LigTV3
16:30 Hannover 96 - Eintracht Frankfurt @TRT Spor
18:00 Bastia - Evian @Tivibu
18:00 Granada - Sevilla @NTVSpor Smart
18:10 Chelsea - Southampton @LigTV3
18:30 Borussia M.Gladbach - Freiburg @TRTHaber
19:00 Anderlecht - Cercle Brugge @TVNet
19:00 Adanaspor - Bucaspor @TRTSpor
19:00 Eskişehirspor - Karabükspor @LigTV2
19:00 Kasımpaşa - Galatasaray @LigTV
19:30 Juventus - Udinese @Tivibu
19:45 Rio Ave - Benfica @Tivibu
20:00 Valencia - Osasuna @NTVSpor Smart
21:00 Cruzeiro - Bahia @LigTV3
22:00 San Lorenzo - Estudiantes @TVNet
22:00 Paris Saint Germain - Olympique Lyonnais @Tivibu
22:00 Athletic Bilbao - Barcelona @NTVSpor Smart

2 Aralık 2013 Pazartesi
15:00 Rostov - CSKA Moskova @LigTV3
20:00 Şanlıurfaspor - Ankaraspor @TRTSpor
20:00 Torku Konyaspor - Çaykur Rizespor @LigTV
20:00 Fiorentina - Verona @Tivibu
22:00 SS Lazio - Napoli @Tivibu

24 Kasım 2013

Futbolda Hangi
Kurallar Değişsin?


Futbolu sevmiyorsanız biliyorum sayfayı çevireceksiniz ama sevip de, kız-erkek fark etmez, çocukluğunda oynamayan var mıdır? Hani ofsayt kuralının olmadığı, taştan kalelerle, belden üstün aut olduğu; üç korner kazananın penaltı noktasına yürüdüğü; tartışmalı pozisyonlar için Ahmet Çakar-Erman Toroğlu'na ihtiyaç duyulmadan "Adamın gol diyor oğlum" ile çözüldüğü mahalle futbolu... Oyunu güzel kılan da bu zaten, basitliği. Kırlık, çimenlik alan da buldun mu ne âlâ... 

Kebapçıdan çıkıp gece saat 02.00'de halı sahaya maça giden mahallenin eski ağabeyleri hiç radarımızda değil, onu bilesiniz. Büyüyünce iş ciddileşiyor tabii, hayata benzer ya futbol; kurallar devreye giriyor... Onlarca kural, detay, zırt pırt değişen ofsayt kuralı mesela, gençlik yıllarının kabusu. Semt sahasındaki amatör maçta da, 100 bin kişilik stadyumda da oynansın, hangi coğrafyada top santra noktasına konulursa konulsun kurallar hep aynı. Kalenin boyutundan sahanın 10 metre eksik 10 metre fazla boyuna, ofsayt kuralından frikikte defansın açıldığı 9.15'e kadar. Tabii her şey kitapta yazdığı gibi okunmuyor sahada. Elinde düdükle sahaya çıkan bir adam milyonların mutluluğunu bir saniyede büyük bir kedere dönüştürecek karara imza attığında, işte biz buna hakem yorumu diyoruz. Verilmeyen penaltılar, çıkmayan sarı, kırmızı kartlar, fauller, kalkmayan ofsayt bayrakları, hakkınca uzatılmayan maçlar... Gelsin sonra o hakem yorumuna yapılan eski hakem yorumları, "As kardeşim düdüğünü" haykırışları... 

Futbolu güzel kılanın değişmeyen kuralları olduğu söylenir. Doğruyla alakası yoktur. 5 metre boyundaki kalelerle başlayan oyunda bugün kale yüksekliği 2.40. Bir zamanlar 180 metre boyundaki sahalarda koşturan futbolcular artık 90 dakikada 10-12 km'yi 110 metre zeminlerde koşuyor. Bir zamanlar ofsayt için üç adam gerekliyken, şimdi aktifi-pasifi, 'vücut ofsayt kollar değil' kargaşası içinde futbolsever kaybolmuş durumda. Futbolun kuralları 150 yıldır değişiyor, hem de çok sık değişiyor ve bunu her ülke kendi kafasına göre yapamıyor. "Oyunu biz bulduk ama hep kaybediyoruz" diyen Britanyalılar, Uluslararası Futbol Birliği Kurulu'nda İngiltere, İskoçya, Galler ve İrlanda'nın temsiliyle dört oya sahip. Dünyada futbolun patronu olan FIFA ise değişiklik taleplerini görüşmek için yılda iki kez toplanan kurula dört adamıyla giriyor ve kural değişikliği için altı ve üstünde oy gerekiyor. Yani ne Adalılar bir kuralı tek başına değiştirebilirler; ne de FIFA, dört adamıyla, keşfedenlere söz geçirebilir. İz bırakan değişiklikler deyince hepimizin aklına ilk gelen, geri pasta kalecinin elle topu tutamaması galiba ilk sırayı alır. Artık degaj öncesi topu dört kez sektiren ceylan gibi kaleciler de yok, ofsayt için iki adam da aranmıyor, uzatma dakikalarını hakem kenara bildirmek zorunda, üç olan hakem sayısı dünyanın birçok liginde artık altı. Arkadan yapılan kasıtlı faullere "Kırmızı çıkar" deniyor ama çok seferinde çıkmıyor ve oyunun dürüstlüğü adına sahanın neresinde olursa olsun hakemi aldatana sarı kart çıkıyor, ya da doğrusu pratikte ceza sahası içinde çıkıyor. Gelin bu pazar oyunun kurallarını beraberce değiştirelim. Bakalım ne kadarına katılırsınız? Ceza sahası içinde son adamın yaptığı penaltıda çıkan kırmızı kart çıkmasın artık. Hem golü yiyor, hem de 10 kişi kalıyorsun sahada. Bir suça iki ceza olmaz ise o kırmızı kart da sarı olmalı. Taçtan ofsayt yoksa kornerden de olmasın, olunca takımlar komik duruma düşüyorlar 3 metrekare alanda, ne karizmalar dağılıyor o anda, bilirsiniz. 120 dakika sonunda penaltı vuruşlarına gidilmesin, iki saat ter döken futbolcular biraz daha sıksınlar dişlerini ve oyunu gol atıp hak eden kazansın. 

Madem bu dünya hepimizin, Schengen vizesi de kalksın, iki ayaklı turlarda deplasmanda atılan golün avantajı da... 90 dakikada top maksimum 65-70 dakika oyunda kalıyor, tribündeki, ekran başındaki milyonların 20-25 dakikasına ayıp edilmesin, top sahayı terkettiğinde kronometre de dursun, basketbola selam çakılsın. Kaleciler, ellerinin iki katı büyüklüğünde eldiven giymesinler, çatala giden topları raket kadar ellerle çıkarmasınlar, çığrından çıkan top teknolojisine son nokta konulsun, 80'lerin toplarıyla futbol oynansın, meşin yuvarlak bilelim yine onu... Gol sevinçlerinin katili "Ofsayt kalksın" demek için ise geç kaldık... Malum bir zamanlar iş adamı Besim Tibuk, "İktidar olursam; ofsaytı kaldıracağım" sözü vermişti meydanlarda. Pozisyonu çok açık ofsayttı Besim Bey'in. Oyun da, hayat da kaldığı yerden devam etti... 

Arbitro ve...


İtalyan sineması ve futbol olunca duyurmamak olmaz. Arbitro (hakem) Türkiye'ye geliyor... 

IV. İtalyan Sinemasıyla Buluşma 
İstanbul 2013 
 29 Kasım - 5 Aralık 

Açılış ve ilk gösterim 
Yalnız geziyorum 
Yönetmen Maria Sole Tognazzi’nin 
katılımıyla 
Cuma 29 Kasım 2013, saat 20.30 

CineMajestic, salon 4 
İstiklal Cad. Ayhan Işık Sok. n.10 
Beyoğlu-İstanbul 

29 Kasım-5 Aralık 2013 tarihleri arasında önemli Uluslararası Festivallerden (Venedik, Tokyo, Montréal,  Londra, Villerupt, Rio de Janeiro, Toronto, Grenoble, Annecy, New York, Busan, Locarno) ödüllerle dönen en 
yeni yedi italyan yapımı film ilk kez İstanbullu seyircilerle buluşuyor: 

Yaşasın Özgürlük (2012) 
bir Roberto Andò filmi 
Hakem (2013) 
bir Paolo Zucca filmi 
İnsan Faktörü (2013) 
bir Bruno Oliviero filmi 
Korkusuz (2013) 
bir Gianni Amelio filmi 
Yalnız geziyorum (2013) 
bir Maria Sole Tognazzi filmi 
Sınıfım (2013) 
bir Daniele Gaglianone filmi 
Cambazlar (2012) 
bir Ivano De Matteo filmi 

PROGRAM 

29 KASIM 
saat 20.30 Yalnız geziyorum, açılış filmi 
Yönetmen Maria Sole Tognazzi’nin katılımıyla 
30 KASIM 
 saat 16.00 Yalnız geziyorum 
 saat 18.00 Cambazlar 
Aktris Rosabell Laurenti Sellers’in katılımıyla 
 saat 20.30 Hakem 
Aktör Jacopo Cullin’in katılımıyla 
1 ARALIK 
saat 16.00 Yaşasın özgürlük 
saat 18.00 Korkusuz 
Aktör Gabriele Rendina’nın katılımıyla 
saat 20.30 Sınıfım 
Yönetmen Daniele Gaglianone’nin katılımıyla 
2 ARALIK 
saat 16.00 Hakem 
saat 18.00 Cambazlar 
saat 20.30 İnsan faktörü 
3 ARALIK 
saat 16.00 Sınıfım 
saat 18.00 Korkusuz 
saat 20.30 Yaşasın özgürlük 
Yönetmen Roberto Andò’nun katılımıyla 
4 ARALIK 
saat 16.00 Hakem 
saat 18.00 İnsan faktörü 
saat 20.30 Korkusuz 
5 ARALIK 
saat 16.00 Yaşasın özgürlük 
saat 18.00 Yalnız geziyorum 
saat 20.30 İnsan faktörü 

22 Kasım 2013

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


22 Kasim 2013 Cuma
21:30 Stuttgart - Borussia M'Gladbach @TRTHD
22:00 Valladolid - Osasuna @NTVspor Smart HD

23 Kasim 2013 Cumartesi
14:00 1461 Trabzon - Orduspor @TRT1
14:45 Everton - Liverpool @LigTV 3
15:30 Caykur Rizespor - Kayserispor @LigTV
16:30 Eintracht Frankfurt - Schalke 04 @TRT Spor
17:00 Arsenal - Southampton @LigTV 3
17:00 Barcelona - Granada @NTVSpor Smart
19:00 Denizlispor - Istanbul BB @TRT Spor
19:00 Bursaspor - Kasimpasa @LigTV 2
19:00 Galatasaray - Sivasspor @Lig TV
19:00 Real Sociedad - Celta Vigo @NTVSpor
19:30 Borussia Dortmund - Bayern Munih @TRT Haber
19:30 West Ham United - Chelsea @Lig TV 3
19:45 PSV - Heerenveen @Fog TV
21:00 Almeira - Real Madrid @NTVSpor Smart
21:45 Ajax - Heracles @Fog TV
23:00 Atletico Madrid - Getafe @NTVSpor
23:30 Vasco de Gama - Cruzerio @Lig TV 2
02:50 Sporting Kansas - Houston Dynamo @SportsTV

24 Kasim 2013 Pazar
11:30 Lokomotiv Moskova - Dinamo Moskova @Lig TV 3
13:00 Levante - Villarreal @NTVSpor Smart
13:30 Ankaragucu - Alanyaspor @Baskent TV
13:30 Kayseri Erciyesspor - Gençlerbirligi @Lig TV
15:30 Manchester City - Tottenham @Lig TV 3
16:00 Gaziantepspor - SB Elazigspor @LigTV
16:30 Hamburg - Hannover 96 @TRT Spor
17:30 Twente - NAC Breda @Fog TV
18:00 Cardiff City - Manchester United @Lig TV 3
18:00 Rayo Vallecano - Espanyol @NTVSpor Smart
18:30 Werder Bremen - Mainz @TRT Spor
19:00 Antalyaspor - Fenerbahce @Lig TV
19:00 Trabzonspor - Eskisehirspor @Lig TV 2
20:00 Elche - Valencia @NTVSpor Smart
21:00 Flamengo - Corinthians @Lig TV 2
22:00 Sevilla - Real Betis @NTVSpor Smart
04:00 Portland Timbers - Real Salt Lake @SportsTV

21 Kasim 2013 Pazartesi
20:00 Samsunspor - Adanaspor @TRT Spor
20:00 Akhisar Belediye - Karabukspor @Lig TV 2
20:00 Besiktas - Torku Konyaspor @Lig TV
22:00 West Bromwich Albion - Aston Villa @Lig TV 3
23:00 Malaga - Atheltic Bilbao @NTVSpor Smart

10 Kasım 2013

Roberto Mancini


Sinyor Roberto Mancini. 27 Kasım 1964. Iesi İtalya doğumlu. Almanya'ya elinde bir valiz çalışmaya gitmek zorunda kalan gurbetçi mobilya ustası Aldo ve hemşire Marianna'nın oğlu. Koyu Katolik eğitimden geçen ve kilise korosundaki görevini, sekiz yaşındayken oynadığı takımın ona ihtiyacı olunca bir kereliğine aksatan ve o gün maçı kazandıktan sonra geleceğini futbolla inşa eden büyük bir yetenek. Futbol için 13 yaşında ailesinin yanından ayrılan ve 17 yaşında İtalya Serie A'da Bologna formasıyla maça çıkan, 15 yıl formasını giydiği Sampdoria'ya tarihinin tek şampiyonluğunu kazandıran ve kulübün bayrak adamı olan bir futbol romantiği. Alametifarikası maçlarda taktığı ve uğuru kabul edilen atkısı. İngiltere'de, atkıyı nasıl bağladığı grafiklerle erkek dergilerinde anlatılan şık bir İtalyan. İki oğlu, bir kızı var. Oğulları da onun yolundan gitti ve ikisi de futbolcu. Kızı Londra'da eğitimine devam ediyor. Ailesine çok düşkün ve oğullarını izleyebildiği her maçtan sonra kıyasıya eleştiriyor. Sanat tutkusu üst düzeyde. Gittiği şehirlerde müzeleri mutlaka geziyor. Tablo koleksiyonu var. Manchester City'de çalıştığı yıllarda soyunma odasında futbolcularına müzik dinlemeyi ve idmanlara gelirken pembe renkte kıyafet giymeyi yasaklamış bir teknik adam. Batıl inançları var. Masada birinin elinden tuzluk almaz, kadehten şarap döküldüğünde bir damlasını mutlaka kulağının arkasına sürer. İtalyan markalarından vazgeçmez. Saha kenarındaki şıklığı çok seferinde Armani imzalı. 


Tatillerini ailesi ve teknik ekibindeki yakın arkadaşlarıyla yapmayı sever. Sardunya'da sık sık görünür ama kafasını dinlediği yer, doğduğu Iesi yakınlarındaki, Adriyatik Kıyısı'ndaki Senigallia. Plajda mutlaka elinde bir kitap olur. Sinyor Mancini'nin fobisi uçak korkusu. Gece uçuşlarını hiç sevmez, gerekirse takımını gittiği deplasmanda bir gece konaklatır ve gündüz uçmayı tercih eder. Futbol oynadığı yıllardaki takım arkadaşlarına göre doğuştan bir teknik adam. Lazio'daki son sezonunda teknik direktör Eriksson'un olduğu soyunma odasında takıma taktik veren ve hatta kulübün yeni formalarının dizaynını da belirleyen baskın bir karakter. Kendinizi tek kelimeyle nasıl tarif edersiniz sorusuna "Dahi" cevabını verecek kadar yüksek özgüvene sahip ve bulunduğu her grupta liderliği ele alan bir futbol adamı. Manchester City'de çalıştığı yıllarda gittiği İtalyan restoranları, Bella Italia, San Carlo ve Gusto'nun cirolarının artmasına sebep olan bir trend ikonu aynı zamanda. Her İtalyan gibi hamur işi tutkunu. Takım yemeklerine pizza sipariş eden ancak kilo fazlası olan futbolcuya tahammülü olmayan bir teknik adam. İstanbul'u keşfetmeye çalışıyor. Florya Tesisleri'ne çok uzak olmayan deniz manzaralı bir sitede oturuyor. Vefa, onu en iyi anlatan kelime. Lazio'da beraber futbol oynadığı takım arkadaşlarını (Mihajlovic, Stankovic) Inter'e hoca olunca transfer eden, Milano'daki öğrencilerine Manchester City'ye imza attıran, Galatasaray'daki yardımcısı, eski takım arkadaşı Attilio Lombardo'yu çeyrek asırdır yanından ayırmayan bir futbol adamı. Sinyor Roberto Mancini, Galatasaray Teknik Direktörü. Bu akşam Kadıköy'de ve Türkiye'de her evde... 

Ersun Yanal


Bay Ersun Yanal. 17 Aralık 1961 Buca İzmir doğumlu. Yay burcu. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Beden Eğitimi Bölümü mezunu. Şöhreti büyük bir futbolcu değil ama komple bir sporcu. Eğitimi nedeniyle birçok spor dalında yarışmış ve teknik adamlığında da akademik eğitimini hep ön planda tutmuş, yenilikleri ve teknolojiyi yakından takip eden bir futbol adamı. Alametifarikası da dizüstü bilgisayarı. Futbolcularının bireysel performanslarını ekranından takip eden, rakip analizlerini klavye başında yapan, futbolcu sağlığı için fuar gezen, yeni olan her şeyi çalıştığı kulübe kazandıran bir teknik adam. Bay Yanal için mutluluğun anlamı ailesiyle geçirdiği saatler ve futbol sahasında takımının kazandığını gördüğü son düdük. Fobisi yok ama güzel oyunda kaybetmeyi sevmiyor. Milyonların beklentisi olan başarı için çaba gösterdiği futbol sezonları bittiğinde soluğu Bodrum'da alır. Denizcilik en büyük hobisi ve hatta tutkusu. Bir yelkenliyle okyanusu tek başına aşacak kadar denizcilik bilgisine sahip ve usta bir kaptan. En zoru elbette bir takımı yönetmek ama Bay Yanal'ın pilotluk brövesi de var. Ufak bir uçağın kokpitinde bir gün onu görebilirsiniz. Bay Yanal, fotoğrafa da meraklı. Boş zamanlarını fotoğraf çekerek de değerlendirir. Bir erkek, bir kız çocuğu babası. İstanbul'da favori restoranı yok, çünkü en sevdiği sofra evinde ailesiyle oturduğu sofra. Sporcu geçmişi ve teknik adamlık yılları hep sağlıklı beslenmeyle geçmiş. Saatinde yenilen öğünler, meyve, salata ve mutlaka deniz ürünleri. Tatil için fırsat bulduğunda Bodrum'dan vazgeçmiyor ama Akdeniz ülkelerinin hepsine aşık. Sinema tutkusu üst düzeyde, favori filmi bir spor adamı için belki de en güzeli: Al Pacino'lu Kazanma Hırsı/Any Given Sunday


Müzikte uzak durduğu bir tür yok. Pop, rock, klasik, ayırmaz. Karakteri birbirinden farklı 25 kişiden oluşan bir futbol takımını yönettiğinden, okumaları ağırlıklı olarak psikoloji, kişisel gelişim ve felsefe. Futbol üzerine yazılmış kitapları eksiksiz kütüphanesinde bulundurur. Bu sonbaharda Tanıl Bora ve Turgut Yüksel imzalı Çizgi Açığı'nı okudu. Otomobilde favori markası Mercedes. Saha kenarındaki şıklığı ağırlıklı olarak Hugo Boss imzalı. Takım elbiseyi sever ama kadrajlardan çıktığında spor giyimi tercih eder. Teknik adamlığı süresince inandığı ekip çalışması. Teknik ekibini çalıştığı takımlara mutlaka beraberinde getirir. Eğitimci özelliği sayesinde çalıştığı antrenörler bir zaman sonra teknik adam kartvizitine sahip olur. Çalıştırdığı takımları 'Ersun Yanal'ın takımı'na dönüştürmeyi her seferinde başaran bir futbol bilgini. Arda Turan, Caner Erkin, Onur Kıvrak, Selçuk İnan, Umut Bulut ve Burak Yılmaz gibi A Milli Takım'ın kilit isimlerinin futbol gelişimlerindeki bir numaralı aktör. Rol biçtiği futbolcuyu rolünü ezberletene kadar çalıştıran ve başkalaştırabilen bir teknik adam. Sahadaki felsefesi: "Hayat hızlı akıyorsa futbolun da hızlı akması gerekir. Hayatın hakkını vermek için her maçtan keyif almak ve keyif vermek gerekir." Bay Ersun Yanal, Fenerbahçe Teknik Direktörü. Bu akşam Kadıköy'de ve Türkiye'de her evde... 

Class of 92

6 Kasım 2013

Spor İletişimi
Sertifika Programı


Spor İletişimi Sertifika Programı
7. eğitim yılımızda 400’e yakın mezun verdiğimiz sertifika programımızın 2013/2014 Burs Sınavı 9 Kasım Cumartesigünü saat 10.00’da Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü’nde yapılacaktır. Sınav sonucuna göre ilk 4’e %100, 5-10 arasına %50 ve 11-20 arasına %20 burs imkanı verilecektir.
30 Kasım’da başlayacak ve 15 hafta (120 saat) saat süren eğitimin ardından Mezuniyet Sınavı’nda başarılı olan katılımcılara spor medyasında iş ve staj imkanları sunulmaktadır.
Sınav kaydı için son tarih 8 Kasım Cuma saat 12.00.

Spor Hukuku ve Yönetimi Sertifika Programı
5. eğitim yılımızda 350’ye yakın mezun verdiğimiz sertifika programımızın 2013/2014 Burs Sınavı 9 Kasım Cumartesigünü saat 10.00’da Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü’nde yapılacaktır. Sınav sonucuna göre ilk 4’e %100, 5-10 arasına %50 ve 11-20 arasına %20 burs imkanı verilecektir.
30 Kasım’da başlayacak ve 15 hafta (120 saat) saat süren eğitimin ardından Mezuniyet Sınavı’nda başarılı olan katılımcılara spor kulüplerinde, federasyonlarda ve hukuk bürolarında iş ve staj imkanları sunulmaktadır.
Sınav kaydı için son tarih 8 Kasım Cuma saat 12.00.

Programlara kayıt ve tüm detaylar için:
Website: http://scm.khas.edu.tr
Twitter: @KhasSCM
Facebook: /groups/KhasSCM

Detaylı bilgi için Spor Çalışmaları Merkezi Müdürü Emir Güney’e 212 533 6532-1483ve 533 399 5177 nolu telefonlardan ulaşabilirsiniz.

3 Kasım 2013

Diego Simeone: Oyunbozan

İspanya'nın Bodrum'u Marbella'nın belediye başkanlığını yaptığı 11 yıl boyunca kenara koyduğu !) paraların canından çok sevdiği Atletico Madrid'in transferlerine gittiğini 90'lı yıllarda sadece Jesus Gil biliyordu ama gün gelecek tüm ülke bunu Gil, sanık kürsüsüne çıktığında öğrenecekti. Jesus Gil terki diyar edeli dokuz yıl oldu ama futbol dünyası onu 17 yılda 39 teknik adamı kovan ve 141 futbolcuyu transfer eden, koltuğuna hiç sığamayan kulüp başkanı olarak tanıdı. O 141 futbolcudan biri de Diego Simeone'ydi. Güneyden, Sevilla'dan başkent Madrid'e getirilen bıçkın delikanlı... Atletico Madrid, son şampiyonluğunu kazanıp, kupayı da aldığında Simeone, orta sahanın hızarıydı. "Top geçer, adam geçmez" derler ya, işte ondan. Ona sorsanız sahada ağzında bıçakla dolaşan bir çete lideri. 'El Cholo' lakabını çok önceleri ülkesi Arjantin'de almıştı ama Avrupa'da forma giydiği kulüplerde sahadaki mafya lideri oldu hep. Atletico gibi 'Kaybedenler Kulübü' İnter ile 1998'de UEFA Kupası'nı da kazandı, Serie A'da şampiyonluğun ne olduğunu taraftarının iki kuşağının bilmediği Lazio ile de mutlu sona ulaştı. Crespo, Almeyda, Sensini ve Seba Veron'lu Arjantin çetesinin lideri Lazio'yu zafere taşırken başkanlık koltuğunda oturan Sergio Cragnotti de gün gelecek Simeone'nin Atletico Madrid'deki başkanı Jesus Gil gibi sahtecilikten yargılanacaktı. Kader işte... Eski kulüplerini hiç unutmadı ama onlardan birine Inter'e en büyük acıyı da tattırdı. Emre'li Okan'lı İnter, şampiyonluğunu ilan etmek için son hafta gittiği Lazio deplasmanında mağlup olup yere serilirken, tabelada gollerden birinin yanında onun adı yazıyordu. Dünya küçük, o gün üzdüğü Emre, yarım sezon da olsa 10 yıl sonra Atletico'da Simeone'nin öğrencisi oldu. 


Maradona imzalı 'Tanrının eli' golünü ve yüzyılın en güzel golünü aynı maçta yemeyi başaran futbolun mucidi İngilizler'in liginin kenarından geçmedi, çünkü Britanya topraklarında en nefret edilen Arjantinli olmayı başarmıştı. 1998 Dünya Kupası'nda İngilizler'in altın çocuğu Beckham'ın toyluğunu affetmeyip kestiği güzel rol sonrasında oyundan attıran Simeone'ye Beckham cevabı, dört yıl sonra 2002 Dünya Kupası'nda verdi. İngilizler'in Beckham'ın golüyle devirdiği Arjantin gruptan çıkamayıp evinin yolunu erken tutarken, Simeone için de bu üçüncü ve son Dünya Kupası oldu. Tatilde plaj voleybolu oynayıp kaybettiğinde hırsını alamayıp karısıyla kavga edip küsen bıçkın Arjantinli için futbol sahasında her 90 dakika, kazanılması gereken bir kavga oldu. Avrupa görmüş her Güney Amerikalı gibi ülke futboluna eski kıtadan futbol felsefesi taşıdı. İtalya demek defans demekti ve Simeone'nin 30'lu yaşların ikinci yarısında başlayan teknik adamlık kariyeri de "Çanakkale geçilmez" ile başladı. Estudiantes ile 2006'da şampiyon olduğunda takım kaptanı kendisi gibi kürkçü dükkanına dönmeyi tercih eden Lazio'dan eski takım arkadaşı Veron'du. İki yıl sonra River Plate ile şampiyon olduğunda takımın golcüsü Falcao ile de yıllar sonra Atletico Madrid'in soyunma odasında buluştu. Bıçkın Arjantinli için Avrupa'da ilk çalışılacak kulübün Sicilya'da Catania olması tesadüf müdür, bilinmez ama maç kaybedilince, sokakların karıştığı topraklarda takımı küme düşme hattından çıkarıp kurtaran da Simeone oldu. 


Vefa demek Diego Simeone demekti ve ilk çalıştığı Racing, ülkesine çağırınca koşa koşa gitti. Altı ay sonra bir başka eski kulübü Atletico Madrid "Gel" dediğinde, yine koştuğu gibi... Çok gol yiyen Atletico Madrid'i iki ay içinde avuçlarında yoğurdu ve Arda'lı kadro, o geldikten altı ay sonra Avrupa Ligi'ni kazandı. Yetmezdi... Üç ay sonra fiyakalı Chelsea'nin üzerinden dört golle silindir gibi geçtiler. Bu da yetmezdi. Atletico Madrid, 14 yıldır tek bir derbi kazanamamıştı. Kral Kupası finalinde Real Madrid'in stadı Santiago Bernabeu'ya çıkarken futbolcuları "Kupayı Real Madrid alacaksa, önce bizi öldürmeleri gerekiyor" diye sahaya yürüdü ve Simeone'nin çetesi 2-1 kazanıp, Madrid'de bir devri kapadı. Sezon başında kampında 10 günde futbolcularına 120 kilometre koşturan bıçkın Arjantinli, bu sezon İspanya La Liga'da bir oyunbozan. Yıllardır Real-Barça arasında gidip gelen şampiyonluğa göz koyan bir çete reisi. Bir ay önce Real Madrid'i deplasmanda bir kez daha yıkan Diego Simeone'yi yılın teknik adam adayları arasına almayan FIFA'ya yeşil sahada vereceği daha çok cevabı var. Sensei-çekirge ilişkisi mühimdir hayatta. Sensei'ler çok şey öğrettikleri çekirgelerini hiç unutmaz. Kendisini Arjantin'de keşfeden ve Avrupa'da (Pisa) ilk kez forma giymesini sağlayan teknik direktörünün hakkını ödeyemez Arjantinli... Gelin görün ki o teknik adam da bir takımı sıfırdan yarattı, gün geldi dünya futboluna Pirlo gibi bir maestroyu hediye etti ama o da en iyiler listesine giremedi.. Kim mi? Elbette ki Mircea Lucescu... 

1 Kasım 2013

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


1 Kasım Cuma
15:00 Honduras U17 - İsveç U17 @Eurosport 2
18:00 Brezilya U17 - Meksika U17 @Eurosport
20:00 Galatasaray - Torku Konyaspor @LİG TV
21:30 Dortmund - Stuttgart @TRT Haber , TRT HD
21:30 PSG - Lorient @Tivibu

2 Kasım Cumartesi
14:00 Ankaraspor - Balıkesirspor @TRT 1
14:45 Newcastle - Chelsea @LİG TV 3
15:00 Arjantin U17 - Fildişi Sahili U17 @Eurosport 2
16:30 Hoffenheim - Bayern München @TRT Spor
17:00 Fulham - Manchester United @LİG TV 3
17:00 Real Sociedad - Osasuna @NTV Spor Smart
18:00 Uruguay U17 - Nijerya U17 @Eurosport
19:00 Almeria - Valladolid @NTV Spor Smart
19:00 Bursaspor - Fenerbahçe @LİG TV
19:00 Kayseri Erciyesspor - Kasımpaşa @LİG TV 2
19:00 Şanlıurfaspor - 1461 Trabzon @TRT Spor
19:30 Arsenal - Liverpool @LİG TV 3
19:30 Eintracht Frankfurt - Wolfsburg @TRT Haber
19:30 Panathinaikos - Olympiakos @NTV Spor
19:45 Ajax- Vitesse @FOG TV
21:00 Rayo Vallecano - Real Madrid @NTV Spor Smart
21:45 PSV Eindhoven - PEC Zwolle @FOG TV
23:00 Sevilla - Celta Vigo @NTV Spor
23:30 Sao Paulo - Portuguesa @LİG TV 2

3 Kasım Pazar
13:00 Getafe - Valencia @NTV Spor Smart
14:00 Bucaspor - Samsunspor @TRT Spor
15:30 Cambuur - Feyenoord @FOG TV
15:30 Everton - Tottenham @LİG TV 2
15:30 Trabzonspor - Elazığspor @LİG TV
16:30 Augsburg - Mainz 05 @TRT HD
16:30 Mersin İdmanyurdu - Boluspor @TRT Spor
18:00 Atletico Madrid - Athletic Bilbao @NTV Spor
18:00 Cardiff - Swansea City @LİG TV 3
18:30 Werder Bremen - Hannover 96 @TRT Haber
19:00 Beşiktaş - Karabükspor @LİG TV
19:00 Orduspor - Adana Demirspor @TRT Spor
19:00 Çaykur Rizespor - Akhisar Belediye @LİG TV 2
20:00 Levante - Granada @NTV Spor Smart
21:00 Santos - Cruzeiro @LİG TV 3
22:00 Malaga - Real Betis @NTV Spor Smart
04:00 Los Angeles Galaxy - Salt Lake @Sports TV

4 Kasım Pazartesi
20:00 Gaziantepspor - Sivasspor @LİG TV 2
20:00 Gençlerbirliği - Eskişehirspor @LİG TV
20:00 Medical Park Antalyaspor - Kayserispor @LİG TV 3
23:00 Elche - Villarreal @NTV Spor Smart

20 Ekim 2013

Massimo Moratti

İtalya eski İtalya değil. Bunu yedi gece, sekiz gün Roma-Venedik- Floransa 'Büyük İtalya' turunda görebilmek mümkün değil elbette. Turistik bir kafede yudumlanan espresso'nun ya da ufak bir pizzacıda yenen margaritanın tadı hâlâ güzel ama İtalya'da hayat acı artık. Nüfus yaşlı, gençler işsiz ve ekonomiyi ayakta tutan sektörler çoktan Çin hakimiyetine geçti bile. 'Made in Italy' artık eski tişörtün üzerinde tatlı bir hatıra. Tekstil ve otomobil sektöründe Çin'e teslim olan, Telekom Italia'yı İspanyollar'a kaptıran, Alitalia'yı Air France'a satmak üzere olan İtalyanlar'ın o gurur duydukları ligleri Serie A da artık ithal eden değil; sadece İngiltere ve İspanya'ya vitrin görevi gören bir dükkan artık. Futbol onların dilinde 'Calcio' ya da Türkçesiyle tekme... Oyunun en sert oynandığı, kemik sesi tribüne gelmezse taraftarın hakkını helal etmediği topraklarda geride kalan haftada bir kale düştü... 


Moda endüstrisinin kalesi, sanayici patronların yuvası Milano'nun iki büyük kulübünden biri, Inter, Endonezyalı işadamı Erick Thohir'e satıldı. Uzak dedikleri Doğu artık Milano'nun sokaklarına nüfus etti, İngiliz, Fransız ve İspanyollar'dan sonra İtalyanlar da bu acı futbol fıkrasının öznesi oldu. Milano'da yabancıları oynatmamasına tepki duyanların AC Milan'a inat kurdukları Internazionale Kulübü, 105 yıl sonra bir yabancının kontrolüne geçti ve ülkenin en büyük patronlarından, Çizme'nin zenginler listesinde yedi numarada olan Massimo Moratti, yüzde 70 hisseyi sadece 250 milyon avroya sattığında derin bir nefes aldı. Çünkü kulüp yokuş aşağı koşuyordu ve 300 milyona yakın borç, 120 milyonu aşan banka kredileriyle Inter kuşatılmıştı. Eski İtalya olsa birileri ülke içinden gelip bayrağı teslim alırdı ama diyoruz ya; işte yeni İtalya diye... Moratti'nin Inter'i artık Thoir'un Inter'i oldu... İki yüzyıl geriye gidince 21 çocuklu bir adamın çalışmaya gönderdiği 14 oğlundan biri Albino'nun dedesinden adını alan oğlu Angelo, Bergamo'nun kırsalından Milano'nun Fontana meydanına eczacılık yapmaya geldiğinde İtalyanlar Moratti Ailesi ile tanıştı. Angelo Moratti, 2. Dünya Savaşı sonrasında maden ve petrol işinden kazandığı parayla 1955 yılında Inter kulübünü satın aldığında en büyük hayalini gerçekleştirmişti. 10 yaşındaki oğlu Massimo'yu San Siro'da her maça götürdü. 'Catenaccio' yani ölümüne savunmayla (5-3-2) meşhur Helenio Herrera sayesinde 60'larda 'Büyük Inter' doğdu ve o takım üç lig şampiyonluğu, iki Şampiyon Kulüpler Kupası kazandı. Moratti Ailesi'nin serveti büyüyordu ama 1968 yılında Inter kulübüyle bağlarını kopardılar. Şirketleri Saras, ABD'de rafinerilere kadar uzanan dev bir petrol şirketi haline geldi ve oğul Massimo Moratti, yıllar sonra babası gibi hayalinin peşinde koştu. 1994-1995 yılları arasında Ernesto Pellegrini'nin patronluğunu üstlendiği Inter'i Şubat 1995'de satın aldığında takımın son şampiyonluğunun üzerinden altı yıl geçmişti. Milano'nun öteki yakasında Silvio Berlusconi ile ayağa kalkan ve 80'lerin sonunda ligi forse etmeye başlayan Milan, gün geldi 'Büyük Inter'i solladı. 90'ların ikinci yarısı Inter'lilere 'Kaybettiğimiz Yeter' diye kitap da yazdırdı, San Siro'da gözyaşı da döktürdü. Lazio'yu devirip aldıkları UEFA Kupası bile tribünlerin şampiyonluk hasretini kesmedi. 1998'de Ronaldo'nun verilmeyen meşhur penaltısıyla şampiyonluğu kaptırdıkları Juventus, dört yıl sonra bir kara gün daha yaşattı Inter'e. 5 Mayıs 2002'de 'kardeş' kulübü Lazio deplasmanına son hafta puan farkıyla lider giden Inter sahadan 4-2 mağlup ayrılırken, gülen yine Juventus oldu. Roma Olimpiyat Stadı'nda ağlayanlar arasında Galatasaray'dan Inter'in yolunu tutan Emre Belözoğlu ve Okan Buruk da vardı... 


Milan, Adriano Galliani, Juventus, Luciano Moggi gibi bir futbol aklıyla çalışırken, oğlunun menajerlik oyununda beğendiği isimleri transfer ettiği şehir efsanesinden öte olan Massimo Moratti, formasını giyip stada geldiği Alvaro Recoba'ya üç kuruşluk futbol oynamadığı 10 sezon boyunca para öderken; sakatlığı süresince Ronaldo'nun da yanından ayrılmadı. Gün geldi, Ronaldo iyileşti ve Real Madrid'in yolunu tuttu. Roberto Carlos gibi dünyanın gelmiş geçmiş en iyi sol bekini genç yaşta Real Madrid'e satan, sonra 20'den fazla sol bek alan, Seedorf ve Pirlo'yu ezeli rakibe Milan'a hediye eden Massimo Moratti, futbolcuların gözünde hep altın kalpli başkan olarak kaldı. 2006'da şike skandalıyla sallanan İtalya'da ufak ortağı olduğu Telecom Italia'dan sızdığı iddia edilen telefon kayıtlarının kanıt olduğu dava sonrasında Juventus küme düşerken, Moratti'nin mesut yılları başladı. Mancini ile gelen üç şampiyonluk ve ardından en büyük kupayı kazanmak istiyorsan getirmen gereken adam: Jose Mourinho. 2010 Mayıs'ında Madrid'de Santiago Bernabeu'da Şampiyonlar Ligi Kupası'nı kaldıran ve babasından 45 yıl sonra en büyük kupayı Inter müzesine getiren Massimo Moratti,18 yıl oturduğu patron koltuğunda transfere -cebinden 700 milyondan fazla- 1 milyar 500 milyon avro harcadı. 16 kupa kazandı ve çıkmaz sokağa girdiğinde kulübün defterleri artık ona "Sat, yoksa batacaksın" dedi. 

"Zenginliğin şu faydası da var: Tutkularını satın alabiliyorsun" diyen Massimo Moratti, en büyük tutkusu Inter'i, ABD'de NBA'de Philadelphia 76's ve futbol liginde D.C United'nın sahibi olan Endonezyalı milyarder Erick Thohir'e sattı. 18 yıl önce baba emaneti Inter'i satın almak istediğinde "Karım bir hafta benimle konuşmadı. Satın aldığımı da televizyonda öğrendi" diyen Massimo Moratti bugünlerde yine karısı Emilia Bossi'den şikayetçi: "Ben bu kadınları hiç anlamıyorum. Satın alırken bir hafta yüzüme bakmadı. Şimdi Inter'i sattım, yine bana küstü." Sigmund Freud de kadınları anlamamıştı, tutkusunu satan adam Massimo Moratti anlamamış çok mu? 

19 Ekim 2013

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


19 Ekim Cumartesi
13.00 Osaka - Bellmar (Eurosport 2)
14.00 Samsunspor - Balıkesirspor (TRT 1)
14.45 Newcastle - Liverpool (LİG TV 3)
16.00 Kanada U17 - Avusturya U17 (Eurosport )
16.00 Sanica Boru Elazığspor - Eskişehirspor (LİG TV )
16.30 Dortmund - Hannover 96 (TRT Spor)
17.00 Arsenal - Norwich City (LİG TV 3)
17.00 Real Madrid - Malaga (NTVSpor Smart)
18.00 Psg - Bastia (Tivibu)
19.00 Irak U17 - İsveç U17 (Eurosport)
19.00 Galatasaray - Kardemir Karabükspor (LİG TV)
19.00 Gençlerbirliği - Kasımpaşa (LİG TV 2)
19.00 Valencia - Real Socieadad (NTVSpor Smart)
19.00 Cagliari - Catania (Tivibu)
19.30 Hertha Berlin - M'Gladbach (TRT Haber )
19.30 West Ham - Manchester City ( LİG TV 3 )
19.45 Feyenoord - GA Eagles ( FOG TV )
21.00 Montpellier - Lille ( Tivibu )
21.00 Osasuna - Barcelona ( NTVSpor Smart )
21.45 Twente - Ajax ( FOG TV )
21.45 Milan - Udinese ( Tivibu )
22.00 Fluminense - Ponte Preta ( LİG TV 3 )
23.00 Espanyol - Atletico Madrid ( NTVSpor )

20 Eylül Pazar
13.00 Grenada - Getafe ( NTVSpor Smart )
13:30 Atalanta - Lazio ( Tivibu )
14:00 Orduspor - Fethiyespor ( TRTSpor )
15:00 Sochaux - Monaco ( Tivibu )
15:30 Groningen - PSV ( FOG TV )
16:00 Gaziantepspor - Torku Konyaspor ( LİG TV 2 )
16:00 Trabzonspor - Sivasspor ( LİG TV )
16:00 Fiorentina - Juventus ( Tivibu )
16:30 Hamburg - Stuttgart ( TRTSpor)
18:00 St.Etienne - Lorient ( Tivibu )
18:00 Aston Villa - Tottenham ( LİG TV 3 )
18:00 Almeria - Rayo Vallecano ( NTVSpor Smart )
18:30 Augsburg - Wolfsburg ( TRT Haber )
19:00 BAE U17 - Brezilya U17 ( Eurosport 2 )
19:00 İtalya U17 - Yeni Zelanda U17 ( Eurosport )
19:00 Adanaspor - Adana Demirspor ( TRTSpor )
19:00 Şanlıurfaspor - Boluspor ( TrtSpor Web TV )
19:00 Kayseri Erciyesspor - Fenerbahçe ( LİG TV )
19:00 Medical Park Antalyaspor - Akhisar Belediye ( LİG TV 2 )
20:00 Real Betis - Elche ( NTV Spor Smart )
21:00 Atletico Mineiro - Flemengo ( LİG TV 3 )
21:45 Torino - İnter ( Tivibu )
22:00 Lyon - Bordeaux ( Tivibu )
22:00 Valladolid - Sevilla ( NTV Spor )

21 Ekim Pazartesi
16:00 Hırvatistan U17 - Panama U17 ( Eurosport2 )
16:00 Tunus U17 - Rusya U17 ( Eurosport )
19:00 Japonya U17 - Venezuella U17 ( Eurosport )
19:00 Özbekistan U17 - Fas U17 ( Eurosport )
20:00 Beşiktaş - Çaykur Rizespor ( LİG TV )
20:00 Bursaspor - Kayserispor ( LİG TV 2 )
21:00 Celta Vigo - Levante ( NTV Spor Smart )
22:00 Crystal Palace - Fulham ( LİG TV 3 )
23:00 Athletic Bilbao - Villarreal (NTV Spor Smart )

13 Ekim 2013

Hepimiz Futbol Yorumcusuyuz


Futbolu seviyorsan biliyorsundur. Güzel ve basit olan tarafı da budur zaten. Herkes anlar bu oyundan. Anlaşılmayan tarafları da yok değildir elbette. Mesela çeyrek asır önce bir maçta yapılan iki değişiklik. Galatasaray, Ali Sami Yen'de taraftarının desteği ile PSV karşısında ilk yarıyı 2-0 önde kapatır. Mustafa Denizli, 64. dakikada Prekazi ve Kovaceviç'i oyundan alır ve yerlerine Savaş Koç ile İlyas Tüfekçi'yi sahaya sürer ve takımı kontak kapatır. "Kapısından her girdiğimde, bir teknik adamın olduğu stadyumdan maç sonunda 30 bin teknik adamla çıkardım" diyen Mustafa Denizli de kendince haklıdır o gün; "Prekazi neden çıktı?" diye birbirine sorarak Mecidiyeköy'den evlerinin yolunu tutanlar da... İşte bu anlaşmazlığın tam orta yerine futbol yorumcuları oturur ve kimin haklı olduğu konusunda son kararı verir. O zaman buyurun ben size içeriden bildireyim. Adını 'futbol yorumculuğuna giriş' koyalım isterseniz bundan sonraki satırların. Bakın bu klişelerle futbol yorumcusu olunur -kimler olmuyor kiama kalınır mı onu bilmiyorum işte... 

KALECİNİN YAN TOPLARI ZAYIF 
Yeni transfer edilen kaleciyi daha önce izlemediyseniz buyurun, en geçer yorum budur. Kanat ortalarından yüksek topa her çıkmadığında siz haklı çıkarsınız. Elleri küçük, çizgi kalecisi, çok hantal ile de kaleci yorumunuzu zenginleştirebilirsiniz. Bir de "Tek başına maç almalı kaleci" var ki, onu sık kullanmayın. 

BEKLER GERİ DÖNMÜYOR 
Futbol sahasının iki kanadında gidip gelmekten fenalık geçiren bekleri üzmek için gerekli üç kelime budur. 70 metre gidip rakip sahada takım arkadaşı topu kaptırınca gerisin geriye depar atmak zorunda kalan beki düşünen yok tabii... "Stoper kademesine girmiyorlar, orta yapmayı bilmiyorlar, oyun bilgisi zayıf, ikiye bir yapmıyor" da bekler için bonus. 

İKİ STOPERİN ARASINA ATILAN TOP 
Jean Paul Sartre "Futbolda her şey rakibin varlığıyla çetrefilleşir" demiş ama dinleyen kim? Rakip bu, elbette ki atacak topu iki stoperin arasına, ki santrfor son vuruşu yapsın. Eni 50 metre sahada iki stoperin arasından zaten top geçmeyecekse nerede kaldı alan savunması. "Kornerde adamını kaçırdı, santrforun arkasında kaldın mı yedirirsin golü, ya da çok ağır, ayağı düzgün değil, bir Popescu hiç değil" de öldürücü yorum replikleridir. 

TEK Mİ YOKSA ÇİFT ÖN LİBERO MU? 
Modern futbolun en büyük açmazı. Önce savunmayı sağlama alacaksın diyenlerin ilacı. Maç kaybedilirse, çift ön libero ile oynadı, hücumu düşünmedi ile teknik adamın alnını nişan alınabilir. Tek ön liberoyla oynayıp kaybederse de aynı yorumu yapın, bu sefer "Savunmayı düşünmedi" diyerek sonunu değiştirin. 

X İLE Y BİR ARADA OYNAMAZ 
Sergen Yalçın ile Tümer Metin'in özne olduğu bir cümle mi kurmak istiyorsunuz devamı işte budur. "Benzer oyun karakterine sahip oyuncular bir arada oynamaz" ile polemik yaratmak geçer akçedir. 'Bir ipte iki cambaz' oynamaz ile konu derinleştirilebilir. Aslına bakarsınız, bal gibi de beraber oynarlar böyle usta topçular, oynadılar da... 

TEK SANTRFOR MU ÇİFT SANTRFOR MU? 
Bir futbol yorumcusunun maç izlemeden de kullanabileceği en vurucu cümle. Tek forvet sahaya çıkan ve kaybeden için "Korkak teknik adam, tek santrfor oynadı, ondan kaybetti" dersin. Çift santrfor çıkıp kaybeden için de "Savunmayı unutup rakip sahaya iki forvet yollarsan olacağı bu" der ve kameraya emin bir bakış fırlatırsın. Öne geçtiği maçta "Çift forvetini teke dönmedi"; geriye düştüğü maçta "Tek forvetini ikilemedi" de her zaman iş yapar. Nasıl olsa "İki forvetle atamadı, neden 3-4 forvet demedin" diyen yoktur... 

HAKAN ŞÜKÜR MODELİ SANTRFOR
Yıllar önce bir televizyon programında memleket futbolunun muteber golcülerinden Hasan Vezir'e gazeteci Faik Çetiner sorar: "Hasan, sen de Hakan Şükür tipinde santrfordun değil mi?" Hasan cevap öncesi kilitlenir ve "Evet ağabey" der. Sorun şudur ki Hasan Vezir, Hasan Vezir iken daha Hakan Şükür'ü tanıyan yoktur. Hakan gibi gol atacak, rakibe pres yapacak, kafa toplarını takım arkadaşlarınıza indirecek, çok koşacak, kısaca hikayenin sonunda kral olacaksınız. Olmayanlar için replik ceptedir: "Hakan gibi oynamalı ama oynayamıyor." Soran yok tabii: "Nasıl oynasın?" 

XAVI-INIESTA GİBİ OYUNUN İKİ YÖNÜNÜ DE OYNAMAK 
Orta saha oyuncularını hayata küstüren talep. Gönül ister ki her takımda bir Xavi- Iniesta ikilisi olsun, ama yok işte. Hem savunma yapacaklar, rakibe geçit vermeyecekler, hem de rakip sahada adam eksiltip, asist yapacak ya da gol atacaklar. İnsafsızlıktır ama işler yolunda gitmediğinde bir orta saha oyuncusu hedef alınıp "Oyunu tek yönlü oynuyor" ile rahatlıkla ipi çekilebilir. 

İLK 20 DAKİKA ÖNEMLİ 
İşte Avrupa Kupası maçları öncesinde yorumun nefes kesen açılış cümlesi. Millet olarak pek mi rahatızdır bilinmez ama rehavetle maça çıktığımız kabul edilir ve ilk 20 dakika yenilebilecek golün hezimeti getireceği vurgulanır. "Aman ilk 20 dakikaya dikkat, rakibin hızını kesmemiz lazım." Ya kalan 70 dakika? Oysa ki hezimete uğradığımız maçların aslında önemli olan dakikaları ikinci yarının son 30'udur. Rakip biz kepenkleri indirdikten sonra farka koşar. 

DURAN TOPLARA DİKKAT 
Türk futbolunun katili. Rakip kim olursa olsun, maç öncesi mutlaka bu konu açılmalı. Serbest vuruşlarda adam savunması mı alan savunması; ortalanan topa mı bakacağız yoksa rakibi mi kollayacağız sorunsalı... Duran top bu, gol olur bazen... Olduğunda da "Ben dememiş miydim" der, pası diğer yorumculara atarsınız... Sizde biliyorsunuz bu klişelerin sonu gelmez. O zaman size iyi pazarlar, haftaya program öncesinde makyaj odasında görüşmek üzere. (!) (SABAH Pazar)