8 Mayıs 2009

İskandinav Hakemler ve Chelsea

Anders Frisk Barcelona-Chelsea maçından sonra Chelsea taraftarından ölüm tehditleri almış, hakemliği bırakmıştı. İsveçli'den 4 yıl sonra bir başka İskandinav, Norveç'li Henning Ovrebo da hayatını zorlaştırdı İngilizler. Pique de kabul ediyor, bir penaltı vermemiş olabilir... Yazık, adama ölüm tehditleri yağıyor. Oslo'daki evinin önü gazeteci kaynıyor.

Gidenlerden

Marca'nın Real Madrid anketinde ona ilk kez %51 gitsin oyu çıktı. Kulübü de bulmuşlar! Manchester City, 4 yıllığına 40 milyon euro. Raul gider mi? Zor. Bileti kesilenler: Cannavaro, Heinze, Salgado, Sneijder, Saviola, Faubert, Drenthe, Garcia, Dudek
Necati, Real Sociedad'da ilk golünü geçen hafta attı. İspanyollar satın alma opsiyonunu kullanmıyorlar. Necati sözleşmesinin son sezonunda Galatasaray dönecek.

Ballack

6 Mayıs 2009

Chelsea 1 - Barcelona 1

Hepimiz Katalanmışız haberimiz yokmuş...
Şampiyonlar Ligi'nde yarı final rövanşından çok kupanın Londra'da tek maç üzerinden oynanan ön finali diyordum ben bu maça. Seyirci, saha avantajı bir yere kadar. Barcelona'nun bu kadrosu Santiago Bernabeu gibi üstlerine nefret kusan bir stadyumdan bile güle oynaya çıkmışsa Stamford Bridge ne yazardı ki! Futbolun adaleti olsa, hak eden mi gitti finali, defans yapan takım, bugün kötü oynayan Barça. Hangi pencereden bakmak istiyorsan oradan bakarsın. Nereden bakarsan bak bu büyülü, güzel oyun insanı şaşırtmaya devam ediyor. Ne maç öncesi öngörüler, ne maçın gidişatı, istediğin kadar maç izle, olay gelip Ramon'un lafında kilitleniyor. Hayat varsa umut vardır.Chelsea'nın gol yemeden evine dönmesi bence Hiddink için bir doktora teziydi. Bu futbolu çirkinleştiriyor ile açıklamayacak kadar emek gerektiren bir taktikti. Açıkçası rövanşta ona yakın bir kurguyla oynamasını beklemiyordum. 180 dakika içinde kaç kez Ballack ve Lampard'ın adını duyduk ki! Eksikleri olan Barça'ydı. Yedek kulübesinin ideal onbirinin fiyakasından dolayı pek göze batmadığını yazmıştım bir zamanlar. Defans göbeğinde Puyol ve Marquez yokken iki ihtimal vardı. Elinde bol miktarda ön libero bulunan Guardiola, Yaya'yı stopere çekecekti. Ya da Cacares oynayacaktı. Uruguaylıya güvenemedi Guardiola geçmiş performansından dolayı. Henry'nin sakatlığı yüzünden de Valencia maçındaki kurguya dönmek zorunda kaldılar. Mestella'da da bu planla çok zorlanmışlardı bu kez karşılarında iki beden büyük bir takım vardı. A. Cole'un dönüşü ile ideal defansına kavuşan Chelsea iki kanadının ucunda oynayanlar Abidal ve Alves'e baskı yapınca Barça'nın kanatlardaki üçgenleri bozuldu. Messi ve Iniesta'nın al-verlerinde hep çıkan adamlar baskıyı görünce az adamla hücuma mahkum kaldılar.
Henry'nin yokluğu tıkır tıkır işleye mekanizmanın teklemesidir ve iki maddedir. Bir, onun oyun zekası, defansı taşıması ve son vuruşlarından mahkum kaldılar. İki, Iniesta pozisyonunu kaybedip Xavi'li Ying-Yang bozuldu orta sahada. Tabii Keita ve Busquets'nin düz adam olmaları da eksi olarak yazdı Katalanlara. Essien'in golü çıkmaz köşeye gitti. Barça'nın en çok eleştirilen adamı Valdes'in bile devleştiği maçtı. Drogba'nın topunu çıkartıp maçın bitmesini önledi. İngilizler, eksik Barça'dan bile gereğinden fazla korkmuşlar. Hiddink taktiği bir kenara uzun vurdukları kadar savurdular da topu. Barça golü bulana kadar turun hikayesi "Barça sahasında kazanacaktı kardeşim" ise, Chelsea için de özellikle ikinci yarıda rakip 10 kişi kaldıktan sonra "ikiyi atıp bitireceklerdi işi abicim"dir. Barça'da Dani Alves zaten 2-3 maçtır tekliyordu, bugün de kötü oynadı. Sarıyı da yiyip finalden oldu. Messi, Messi'dir. Iniesta'nın gol vuruşu öncesi topu veren kim verdi acaba? İlk maçta doktora tezini veren kendi evinde vizeyi veremedi. Drogba'yı oyundan almak intihardı, oyuncusu da biliyor ki dudağını ısıra ısıra kenara geldi. Guardiola'nın değişiklerine de pek manalı bulmak mümkün değil. Onu kurtaran o melek yüzlü Inıesta oldu. Hakemi sona sakladım. UEFA da tüm dünya gibi Man. United-Barça finalini istiyordu besbelli. Ya da hakem de bizim kadar Katalan'dı. Ben Chelsea lehine iki penaltı çalardım bu Iniesta'nın golünde koltuktan fırlayıp "goooolllllllll" diye bağıran Katalan halimle...Chelsea: Cech; Bosingwa, Alex, Terry, A. Cole, Ballack, Essien, Anelka, Lampard, Malouda y Drogba (Belletti, min.72).
Barcelona: Valdés; Alves, Piqué, Touré Yaya, Abidal, Busquets (Bojan, min.85), Xavi, Keita, Iniesta (Gudjohnsen, min.90+5), Messi y Eto''o (Sylvinho, min.90+7).
Gol: 1-0: m.9: Essien, 1-1: m.90+3: Iniesta

Raul Gitsin

Marca gazetesi büyük bir anket açtı. Real Madrid kadrosundaki tüm futbolcular için tek tek gitsin mi kalsın mı diye soruyorlar okuyucuya. Okuyucu ağırlıklı olarak bu takımın taraftarı olduğu için objektif sonuçlar olduğunu söyleyebilirim. Casillas, Ramos, Huntelaar, Lass, Pepe en yüksek oyu (%80+) almışlar. Robben’e %63 evet kalsın oyun çıkmış. Taraftar onların kalmasını istiyor. Kadrodaki diğer isimler için ezici bir gitsin oyu yağmış. İki adamı sona bıraktım: Guti ve Raul. Guti için %70 gitsin diyorlar, buna kabul de... Devam eden anketteki Raul için çıkan sonuç “Bu da oldu” dedirtti bana… Real Madrid taraftarının % 51’i "Raul gitsin" diyor… Anketin detaylarını futbolcu isimlerini tıklayarak görebilirsiniz…

Zidane Konuşuyor

"Messi, Iniesta ve Xavi topla inanılmaz şeyler yapabilecek yetenekteler. Onları Playstation'da bile durdurmak zor."
"El Clasico'da Messi iyi ki iyi gününde değildi. İyi gününde olsaydı Real Madrid'e 4-5 atardı"
Zinedine Zidane

Schuster & Galatasaray?

1+1 sözleşme, yıllık 2 milyon euro+bonus. Barselona'dan Sport'un iddiası. Ambargolu bir haberdi benim açımdan. Haber sadece Sabah'ta var. Galatasaray'ın 3 hoca adayından biri Schuster. Atılmış bir imza yok ortalıkta daha... Adnan Sezgin yalanlamış bu haberi. Adnan Sezgin 2 yıldır hangi transferi konfirme etti ki? De Sanctis için de yok öyle biri demişti (!) Kafalar ve Florya'daki düzen değişmediği sürece kim gelirse gelsin farketmez... Mehmet Demirkol'un yazısını tavsiye ederim...
***
Galatasaray için yazılan Saviola haberi de doğru. Sıfır bonservisli, kulubünün elden çıkarmak istediği oyuncuların peşinde Galatasaray. Saviola da kontrat altında ama gidecekler listesinin başında. Zaten Real Madrid'de sezon sonunda tesislerden otobüs kalkacak gibi görünüyor.
***
Benim tahminim Fenerbahçe de Beşiktaş da gelecek sezon yeni teknik adamla çalışacak. Fenerbahçe sonucu ne olursa olsun kupa finalini bekliyor. Denizli de şampiyon olsa da olmasa da ayrılacak.
***
Magath, Schalke 04'i çalıştıracak gelecek sezon. O ve Van Gaal'ı bizim takımlara yazanlara şaşırıyorum. Bu listeye Rijkaard ve Mancini'yi de eklemek lazım. Ajax'ta Van Basten istifa etti. Juventus, Ranieri'yi kesin olarak yolluyor. Spalletti de Roma'yı bırakıyor. Sağlam bir transfer sezonu olacak. Para kadar, al-sat'larla çok adam forma değiştirecek...

5 Mayıs 2009

Arsenal 1 - Manchester United 3

Oyun 0-2 iken Cristiano Ronaldo yine bir frikiğin başına geldiğinde şu geldi aklıma: Tavlada 3-0 mağlupsundur. Karşındaki marsa gidiyordur, beklemeden alır kapatırsın tavlayı, alırsın kolunun altına, yürür devam edersin. Belki de bunu birinci gol için düşünmek lazım. Oysa ki bir heves, fiyakalı başlamışlardı maça Arsenal'in gençleri. İstediğin kadar sistemlerden, gol silahlarından, hava-saha şartlarından, tribün etkisinden bahset... Bu oyun bazen bir hatayla açılır. Kimi kısmet, şans der buna, kimi de kader... Gibbs'in ayağı kaydığında bitti maç. Park da zor pozisyonda vurdu; Allah'ı var. İşi yazı-turaya (penaltı) götürmek için bir gole ihtiyacın varken bir anda 3 gol atman gerekiyorsa; başında da Henry gibi "hadi gençler toparlanın" diyecek bir ağabeyin yoksa sahada işte böyle kekeme kalır, iki kelam edemezsin... Porto rövanşında attığı golden sonra bu nedir ki? Bu adam vuruyor da; o gol sevinçleri yok mu? Tribünlerdeki adamların sabrına hayranım. Ekran başında "Alacaksın eline kızılcık sopasını. Eline, yüzüne ver Allah ver" dedirtiyor adama(!) O dudakları büzmeler, o aşağılayan surat ifadesi... Büyük topçu Cristiano Ronaldo ama aynı Henry'nin gol sevinçleri gibi onunkiler de inanılmaz antipatik. 0-2'den sonra Arsenal, başı kesik tavuk gibi dolandı sahada. Arshavin demek istemiyorum, geyiğe girer. Van Persie sakatlıktan dönmüştü, eksikti, Nasri için yeni Zidane diyen Fransız topu karakola götürmüştür illa ki. Yetmediler, o defans hattını aşmaları imkansıza yakındı. 0-3'e kadar da Van der Sar yere bile yatmadı. Alex Ferguson'un futbol aşkına hayranım. Hani doyar değil mi insan! Adam belki takla atmıyor ama oturduğu yerden -her ekrana geldiğinde görüyorsun ki- maçı yaşıyor. Taktikse taktik zaten... Berbatov'u kenarda bırakıp ekrandan 4-6-0 görünen, (Emirates'de belki 4-1-4-1 görünüyordur) bir kurguyla Arsene Wenger'i kıstırdı. Tandemi zaten en zor delinen bölgesiydi Man. United'ın, önlerindeki Carrick ve Anderson-Fletcher ile nefes alacak alan bırakmadılar. Bir ara Almunia, Casillas; Man. United da Barça havası vardı maçta. Ben 5 net pozisyon saydım İspanyolun çıkardığı. Gecenin safı elbette Fletcher. Elin İngiliz'i finalde yok diye biz de ekran başında hisleniyoruz. Az manyak değiliz. Lakin aynı Fletcher maç 0-2 iken tam saha pres yapan takımın en önde basan adamıydı. Arsenal altıpasında Almunia'yı sıkıştırıyordu ikinci yarının ilk 10'unda. Sözün kısası; sıkı bir Rock grubu gibi duran Manchester United karşısında Arsenal'in gençleri ziyadesiyle hiphopçu kaldılar. Fletcher finalde yok (1999'da ceza nedeniyle finali kaçırıp geçen sene Moskova'da oynayan Scholes'e kısmet oldu galiba Roma'da final)... Nasri de yok tabii finalde (!)
Gol: Park (M) all’8’, C.Ronaldo (M) all’11’ p.t.; C.Ronaldo (M) al 16’, Van Persie (A) su rigore al 31’ s.t.
ARSENAL (4-3-3): Almunia; Sagna, Kolo Touré, Djourou, Gibbs (Eboué 1’ s.t.); Song, Fabregas, Nasri; Walcott (Bendtner 17’ s.t.), Adebayor, Van Persie (Vela 34’ s.t.). (Fabianski, Silvestre, Diaby, Denilson.). All: Wenger
MANCHESTER UTD (4-3-3): Van der Sar; O’Shea, Ferdinand, Vidic, Evra (Rafael 20’ s.t.); Fletcher, Carrick, Anderson (Giggs 17’ s.t.); C. Ronaldo, Rooney (Berbatov 22’ s.t.), Park. (Kuszczak, Evans, Scholes, Tevez.). All: Ferguson


Deschamps Marsilya'da


Diyoruz ki bizim kulüp yöneticileri işi bilmiyor. Buyrun işte Fransız olanı biliyor mı işte? Marsilya şampiyonluğa gidiyor, O.Lyon yarıştan kopmuş, Gerets ile sözleşme yenilemiyorlar, geçen hafta içi hep bu polemiklerle geçti. Ardından Marsilya sahasında Toulouse'a takıldı. Bordeaux da kazanıp puanları eşitledi. Takım istim üzerindeyken, 7 yıllık O.Lyon hakimiyetini kırmak üzereyken teknik adam bunalımı yapıp işin içine etti Marsilya yönetimi. Gelecek sezon için Didier Deschamps ile anlaştılar. İyi hocadır, akıllı adamdır da şimdi mi açıklanır bu. Marsilya iki hafta sonra sahasında O.Lyon ile oynayacak. Bu hafta da Nice deplasmanına gidiyorlar. Bordeaux da O.Lyon'u yıkan Valenciennes deplasmanına gidecek. Gerets'in yeni sezonda gideceği yer belli değil. Paris Saint Germain de Paul Le Guen'i kapının önüne koyuyor. Hafta sonunda kendi sahalarında kaybetmeseler O.Lyon'un üstüne 3. sıraya çıkacaklardı.

Belle du Jour

Post 2-6

4 Mayıs 2009

46 Hürriyet: 5 BlogİdmanYurdu:2

Nike Halı Saha Turnuvası’na BlogİdmanYurdu mağlubiyetle başladı. 46 Hürriyet:5 BlogİdmanYurdu:2. Öncelikle beni teknik direktör olarak belirleyen arkadaşlara Feldkamp’lık yapıp (derbideki görev yüzünden) yalnız bıraktığımı belirteyim. Mağlubiyette suçum yoktur diye kendimi sıyırmayacağım bu davadan. Lakin takımın menajer oyuncusu Varol Döken’in turnuvanın açılış maçı öncesinde Berlin tatiline çıkması affedilemez. Lincoln’sün Varol Döken. Maçta mutlak fırsatları harcayan Ali Okancı da Güiza’yı aratmış! Maçın bizim takım açısından yıldızı Tuncay olmuş. El Clasico’daki Real Madrid’den daha iyi futbol oynadıkları duyumu aldım. Ali Okancı'nın maç analizi burada. Bu da Tuncay'ın izlenimleri. Öncelikle rakibimizi tebrik ediyoruz. İkinci maç bu Pazar aynı sahada (Etiler Natural Park), saat 18:20’da. Ligde maçlar cumartesi akşamı oynanıyor. Pazar günü müsait ve taraftar desteğine ihtiyacımız var! Varol Döken, Perşembe akşamı takımı Beyoğlu’nda kampa alıyor. Çöp şiş, ezme, kanat, haydari var akşam menüsünde. Oturup taktiği belirleyeceğiz. İlk maça 3-1-1 taktiğiyle çıkan takımı Pazar günü 0-0-4 ile sahaya süreceğim. Ya hep ya hiç kardeşim! Maçın galibiyet primi birer şişe Aceto Balsamico ve Varol'un Tavukçuzade'sinde mükellef sofradır. Kaybederlerse Taksim'e kadar rejenerasyon koşusu var (!)

El Clasico ve Luis Enrique

"Bu bir futbol orgazmıdır."
Luis Enrique-Barcelona B Antrenörü

Delgado'lu(suz) Derbiler

Beşiktaş'ın son 4 sezonda oynadığı 15 derbideki karnesi: 11 mağlubiyet, 2 beraberlik ve 2 galibiyet. 3 puan aldığı maçlar İnönü'de Galatasaray'a karşı, 1-0 ve 2-1 ile. Fenerbahçe ile oynadığı son 8 derbide ise 6 mağlubiyet, 2 beraberlik. Bunun faturasını İbrahim Üzülmez'e çıkaracak halimiz yok. Büyük maçlar büyük futbolcularla kazanılır. Delgado, Beşiktaş'ta 3. sezonunu bitiriyor. Geride kalan 11 derbi var. Ligin ilk yarısında Galatasaray'a attığı gol dışında derbilerde golü yok. Birçok derbide olduğu gibi dün de yoktu sahada.

Ağalara Dokunma Yanarsın

Roma deplasmanda 4-1 ile ezdiklerinde oynadıkları futbolla Inter'i fena sıkıştırıyorlardı. Ne olduysa milli maçlar arası sonrası oldu. Nisan ayında Juventus çöktü. Evinde Chievo ile 3-3 berabere kaldı. Ardından Genoa'dan çıkamadılar. Torino'da Inter maçındaki beraberlikle de son kurşunları sıktılar. Belalıları Reggina'nın son sırada olmasının hiç önemi yoktu. Yine yenemediler. Ve zurnanın son deliği son dakika golüyle Lecce bir puan çıkardı Juventus deplasmanından. Nedved'in tüm çabasına ve iki golüne rağmen. Ranieri de takan yok. Devre arasında takımın ağaları Del Piero ve Camoranesi'yi oyundan almak isteyince soyunma odasına kavga çıkmış. Camoranesi, Ranieri'ye bağırıp çağırınca Buffon da soyunma odasının kapısını vurup, sahaya dönmüş. Bu Ranieri'nin sonudur Juventus'ta. Maçı seyreden taraftar sayısını da vermek lazım tabii: Sadece 11 bin!

Anti Zlatan

Ibrahimovic'un bu "Sus"u golü attıktan sonra Lazio tribününe değil. Kendi taraftarına. Geçen hafta "Inter'de ayrılacağım. İtalya'da misyonumu tamamladım" dedikten sonra kötü çocuk oldu. Lazio maçında Inter tribünleri top ayağına geldiğinde ıslıkladı. O da bir gol bir asist ile cevap verdi. Inter tribünlerine gider yapan ilk futbolcu değil Ibrahimovic. Geçmişte Vieri de Curva Nord'a el kol çekmişti, onlar da ipini çekmişlerdi. Real Madrid'e gideceği konuşuluyor İtalya'da.

Şampiyonlar Ligi?