
Metin Oktay, Vedat Okyar, Lefter Küçükandonyadis...
Zarafetin Efendileri sahada frak giyer, sen onu forma sanırsın...

14 Ocak Cumartesi
Bu dönemde spekülasyon haberlere kimsenin itirazı yok, "o geliyor, bu gidiyor"ların da sonu yok. Lakin yabancı medyayı kaynak gösterip yapılan haberlerde çeviri hatası ya da olmayan kaynağı varmış gibi gösterip yapılan gazeteciliğin de kıymeti harbiyesi yok..
Transfer dönemi açılmış. Elinde bol miktarda golcü bulunan ancak Amauri ve Toni gibi veteranların biletini kesmeye kararlı olan Conte, Borriello'yu Juventus'a getirtmiş. Juventus, Lecce deplasmanında. Tribünler yeni yılın ilk maçında yeni transfer Marco Borriello'yu bağrına basmış (!) bu pankartla: "Borriello, sen onursuz ve itibarsız paralı bir askersin."
Anlaşılan bu sezon UEFA Kuralları'nın hepsini Forlan üzerinden öğrenecek ya da hatırlayacak İtalyan ve İspanyollar. Sezon başında Inter, Atletico Madrid'den Forlan'ı aldığında Şampiyonlar Ligi'nde oynatamayacağını bilmiyordu. İtalyan medyası da bunu uzun süre uyanmamış, muhtemel onbirlerde yer vermişti. Olan oldu, Inter'in içinde kimseye de hesabı kesmediler. Sonra Forlan ortalıktan kayboldu, sakatlık vs... Atletico Madrid ile iki kupalı sezon, Dünya Kupası, sonra yarım sezon futbol, geçen sezonun ikinci yarısında firar ve Güney Amerika Kupası... Acısı galiba bu sezon çıkıyor.
7 Ocak Cumartesi
2-3 gündür mutlaka bir yerlerde okumuşsunuzdur. Haberi ilk kimdi yazdı, belli değil. Bütün internet siteleri kaynak göstermeden birbirinden haber aldığı için de Tolga Zengin özneli bu haber her yerde var.Tolga Zengin'in bu karesi İspanya'da yılın fotoğrafı seçilmiş. Seçen kurum kim belli değil. Haberi yazanın belli olmadığı gibi. Bugün Spor Bakanı Suat Kılıç da okuduğu bu haberler sonrasında Tolga Zengin'i tebrik etmiş. Bu haberin sahibi çıksın ortaya, Tolga Zengin'in bu karesini İspanya'da yılın fotoğrafı seçen kurumu açıklasın, biz de merakımızı giderelim...
3 Ocak Salı
"2006 Dünya Kupası'nın kötü adamıydı Vikash Dhorasoo. Elemelerde formasını giydiği Fransız Milli Takım formasını Almanya'da Domenech sadece 16 dakika verdi. Bütün kupa boyunca elinde kamera bir yedek oyuncunun Dünya Kupası macerasını Super8 ile filme aldı Dhorasoo. Takım arkadaşları ve Domenech finaller sonrasında onu ekibi satmakla suçladılar. Milan'da yaşadığı hayalkırıklığı sonrasında PSG de baskılara dayanamadı ve sezonun daha ilk haftalarında yol verdi."
Total futbol, 4-3-3, tek pas futbolu.... Gider böyle. Total futbol, Bojan Krkiç, yemek masasında tuzluğu istediğinde Puyol’un uzanıp vermesidir demiştim ki Krkiç de valizi toplayıp gitti. Olsun orada ağabeylerin tuzluğu uzatacakları gençler bitmek bilmiyor...
Ara transferde Fenerbahçe ve Trabzonspor, omurgaya mutlaka yeni bir isim ekleyecekler. Beşiktaş’ın Almeida ve Edu -bir de sakat Bebe- varken yeni bir yabancı santrfor peşine düşeceğini söylemek zor. Galatasaray ise omurga problemini çözmüş bir takım olarak iki kanadına bal yapan arı bulmak zorunda.

16 Aralık Cuma
Francesco Totti: "Juventus maçında Panenka penaltısı atacaktım. Karşımdaki arkadaşım Buffon olunca ayıp olur dedim. Keşke atsaydım, kaçırmazdım.. Maçtan sonra hiç hoşuma gitmeyen şeyler duydum. Roma'dan ayrılmayı düşünüyorum. Roma'da problem bensem giderim."
Fikstürü ters bir ligden geldi, Juventus'ta bir yılı doldurduğunda takım arkadaşlarından 15 maç daha fazla oynamıştı. Geçen sezon da topun kralını oynuyordu ki ligin ikinci yarısında ortalıktan kayboldu. Bu sezon Serie'da 4 maçta onbirde sahaya çıktı, iki maçta da kulübeden geldi.. Milos Krasiç, Torino'da bozdu kendini diyeceğim, Torino da insanın kendini bozacağı bir şehir değil... Conte sezona bu kadar hızlı başlamışken ve eli kuvvetliyken kafayı taktığı bir adamın fazla şansı olmaz. Krasiç muhtemelen devre arasında Juventus'tan ayrılacak. İtalyanlar 15 milyon Euro ödemişti bonservis bedeline.. Manchester United sezon başında da istiyordu. Daha 27 yaşında... Orada da Karel Poborsky olur mu?
Emre Belözoğlu, Fenerbahçe yönetimi tarafından kadro dışı bırakıldı. Şimdi herkes ona vuracak. Şimdi hep Emre haksız... Yeni bir sözüm yok... 13 Eylül 2008'de bloga yazdığım Emre Belözoğlu portresinden birkaç pasaj: