5 Ağustos 2011

Hafta Sonu Futbol

5 Ağustos Cuma
21:30 Borissia Dormund-Hamburg (TRT Spor)
6 Ağustos Cumartesi
14:45 Milan-İnter Milan / İtalya Süper Kupası (A Haber) (Yorum)
16:30 Stuttgart-Schalke 04 (TRT Spor)
17:45 CSKA Moskova-Zenit (Spormax)
19:30 Hertha Berlin-Nürnberg (TRT Spor)
20:00 Kuban Krasnodar-Dinamo Moskova (Spormax)

7 Ağustos Pazar
00:30 Palmerias-Gremio(Spormax)
16:30 Man. United-Man. City/ Community Shield (NTVSpor)
16:30 Mainz 05-Bayer Leverkusen (TRT Spor)
18:30 Bayern Münih-Borissia Mönchengladbach (TRT Spor)
22:00 Atletico Paranense-Corinthians (Spormax)

31 Temmuz 2011

Andrea Pazzagli

Milan'ın Sacchi yıllarında kalecisi. Sonra Fatih Terim'in Fiorentina ve Milan'daki teknik ekibinde kaleci antrenörü. Andrea Pazzagli hafta içinde İtalyan genç milli takımının kampına katılacaktı. Uzun zamandır milli takım alt yapılarında görev yapıyordu. Bu sabah 51 yaşında, kalp krizinden hayatını kaybetti. Di Gennaro ile birlikte Terim'i yalnız bırakmamış, Gori çıldırdığında toplu istifa etmişlerdi. Pazzagli amatör bir müzisyenmiş. Bilmiyordum. Bir şarkının adı ilginç. "Melekler vardır umarım."

Barça: 77 Madrid: 76

2011-2012 sezonuna girilirken El Clasico'da son durum. Real Madrid, bu sezon Kral Kupası'nı kazanmasa Barcelona kopup gidecekti. 2011, geriden gelip Real Madrid'i solladıkları sezon olarak geçecek tarihe... Hayat devam ediyor. İki ayaklı İspanya Süper Kupası Ağustos'ta. Ya berabere ya da iki fark...

...



30 Temmuz 2011

Agüero

"Bu filmin kötü adamı ben değilim." (Sergio Agüero'dan Atletico Madrid taraftarına...)

Fabregas Kadar....

Solda David Villa kesik yer, İniesta'nın oynamadığı yer değil; ondan boşalan yere de Fabregas gelir, Xavi ile al ver yaparlar. Sanchez de Pedro'yu keser, bir maç sonra Pedro gider Sanchez'i keser. Bir de alt yapıdan fışkıranlar var. Messi yokken esenler... Barcelona-Fabregas hikayesi artık mide bulandırıyor. Fabregas, Pique gibi umduğunu bulamayıp evine dönen bir adam değil. Zamanında inanmamış Barcelona'da onbir çıkacağına... Arka kapıdan kaçmış, Wenger adamı etmiş onu. Kaptanlığa kadar yükselmiş, "o yoksa Arsenal eksik, o yoksa Arsenal zorlanır" noktasına gelmiş. İki yıldır aynı yılan hikayesi... "Döneceksen dön lan artık" diyesi geliyor insanın. Arsenal taraftarının yerinde olsam "Defol git" derdim. Barcelona'nın son 10 yılda alt yapıya harcadığı paranın yarısı kadar bir rakamı firar eden Fabregas'a vermesi de, takım bu seviyeye gelmişken bu kadar kapısında yatması da ayrı bir saçmalık. Sanchez kağıt üzerinde Fabregas'tan daha ucuz bir transfer. Önce kolay olanı bitirler ama Agüero ve Pastore sezonun limitlerini yukarıya çekince Arsenal doğal olarak 50 milyon ister. Sonunda Barcelona kaybettiği eşeği buldu diye sevinecek de faturası ağır olacak...

Javier Pastore

Cazorla, 21 milyon eder mi? Pastore 43? Futbolun ürettiği parayla bu transfer yapılamazdı. İspanya'da iki büyük dışında kalanların hiçbiri Cazorla için bu kadar bonservis ödemezdi. Malaga ödüyor çünkü para dışarıdan geliyor. Aynı hesap geçmişte Chelsea, Manchester City için de geçerliydi. Şimdi Paris Saint Germain yarın Roma için de. Javier Pastore'yi 5 milyona almıştı Palermo. Arjantin'de oynadığı maç sayısı 30'du. Bu iki sezon oynadığı futbolla eski hesapla 20 milyon barajını aşmıştı ama 43 nedir? Leonardo, Milan'dan sonra Inter'i de satıp gitti. Sıfırdan takım kuruyorlar. Melo'yu da almak istediler ama Brezilyalı yeni bir projede yer almak istemediği için Galatasaray'ı tercih ettiğini söyledi. Aslında Galatasaray da yeni bir proje değil mi? Palermo Başkanı Maurizio Zamparini iyi pazarladı adamını. Copa America'da Brezilya gençleri vitrine çıkartıp, transfer için promosyon yaparken, Arjantin'deki takım içi hiyerarşisi Pastore'yi kenarda bıraktı. Fransa Ligi, yayın saatleri açısından her zaman feda ettiğim bir lig. İspanya ve İtalya varken, ancak büyük maçlarda kanalı değiştiriyorsun Fransa için. Pastore'nin Serie A'dan gitmesine üzüldüm. Palermo için 43 milyon büyük para. Cavani'den sonra bir starı daha kaybettiler. Başkanları ya artık nakite dönüyor ya da bu parayla 3-4 adam alacak. Bugün itibariyle 2011-2012 sezonu transfer döneminin top 10 listesi budur:

1. Sergio Aguero, 43 milyon, Atletico Madrid Manchester City
Javier Pastore 43 milyon Palermo Paris Saint Germain
2. Fabio Coentrao, 30 milyon, d Benfica Re Madrid
3. Alexis Sanchez, 26 milyon, 'Udinese Barcellona
4. Zlatan Ibrahimovic, 24 milyon, Barcellona Milan
5. Stewart Downing, 22,8 milyon, 'Aston Villa Liverpool
6. Manuel Neuer, 22 milyon, o Schke 04 Bayern Monaco
7. Santi Cazorla, 21 milyon, d Villarre Maga
8. David de Gea, 20 milyon, 'Atletico Madrid Manchester United
9. Phil Jones, 19,3 milyon, d Blackburn Manchester United
10. Jordan Henderson, 18 milyon, d Sunderland Liverpool
10. Ashley Young, 18 milyon, 'Aston Villa Manchester United

28 Temmuz 2011

Vespa'daki Başkan

Fikstür çekiminde sonra röportajda şu cevabı sinir bozucu bulurum. Teknik adamlar çok kullanır: "Her takımla iki kere oynayacağız. Fikstür avantajı diye bir şey olmaz." Vardır ama öyle bir avantaj... Dün İtalya'da fikstür çekildi. Napoli başkanı yıllardır dertli. Kuzeye karşı Don Kişot hissediyor kendini. Hakem hataları ona göre hep Napoli'yi yakıyor. Serie A fikstürü çekilirken tonla kural var. Aynı stadı kullananlar, ligin son haftasında evinde oynayanlar bir sonraki sezon son haftayı deplasmanda geçirmesi, hafta ortasında oynanan lig maçlarında büyüklerin birbirleriyle oynamaması, Milano ve Roma derbilerinin son hafta olmaması, aynı haftada oynanmaması.... Gider bu böyle. Neyse, Napoli Başkanı De Laurentiis fikstürü beğenmiyor. Şampiyonlar Ligi maçı sonrası fikstürde Inter deplasmanı var diye çıldırmış. "Futbolu da bırakacağım, film de çekmeyeceğim. İtalyan olduğum için utanıyorum" demiş, basmış kalayı, terketmiş stüdyoyu. Kapıda gazeteciler sıkıştırıyor tabii. Ondan sonrası film. De Laurentiis atlamış bir vespanın arkasına ve topuklamış...

26 Temmuz 2011

Dedem Babam ve Ben

Seba Veron, Estudiantes ile Copa Libertadores'i kazandığında babası da manşetlere çıkmıştı. Baba-oğul bu kupayı kazanan aile. Copa America'da Forlan kupayı kaldırdıktan sonra 3 kuşak bu kupayı kazandıklarından dolayı mutlu olduğunu söyledi. Dede-baba-oğul. Baba Pablo Forlan (üstte), Uruguay'ın tarihindeki en iyi defans oyuncularından.
Dede Juan Carlos ise anne tarafından. İki aile birleşmiş bir sonraki kuşakta mükemmel bir futbolcu yaratmış işte. Forlan'ın annesinin babası Juan Carlos ise orta saha oynamış ama zaferleri teknik adamlık döneminde. Aile, defans, orta saha, forvet çıkarmış. 4. kuşakta Forlan'ın oğlu kaleci olarak bu kupayı kaldırır artık...

Cruzeiro'dan İstanbul'a

Son 10 yılda Brezilya'da en iyi kadrolardan bir olarak kabul edilen 2003 Cruzeiro. Kaptan Alex de Souza. Onun referansıyla Fenerbahçe'ye gelen Edu, Nobre ve Maldanoda ve 20 yaşındaki Felipe Melo. Kaleci Gomes, Cris gibi isimler de bizim takımlara çok yazıldı. Biraz zorlasak fotoğraftakilerin alayı Süper Lig'de forma giyecekmiş...

25 Temmuz 2011

Maradona Arşivi

FootbaLLove 'dan Koray Berberoğlu haberdar etti, sağolsun. Paylaşmadan olmaz. Ben kısaca Maradona külliyatı diyeyim. Buyrun adres budur, gidin ve içinde kaybolun...
Archivo 10

24 Temmuz 2011

Fernando Muslera

Yarı finaldeki Peru maçının ikinci yarısında Guerrero topu aşırttığında üç metre önde yakalandı. Uzun boyunun avantajıyla şandeli yemekten kurtuldu, sektirdiği topu da biri tamamlayabilirdi ama rakip ceza sahasına içine zaten adam sokamıyordu. Yese kötü kaleci olmayacaktı. Arjantin maçında Carlos Tevez'in frikiğini çıkartıp ardından penaltısını kurtarınca da iyi kaleci olmadığı gibi. Copa America bu yazın vitrini. Fernando Muslera'yı Serie A gibi çok izlenen bilenen bir ligde üstelik 4 sezondur forma giyerken Arjantin'deki finallerdeki performansıyla ne omuzlara almak lazım ne de bir torba gol yeseydi, yerin dibine batırmak...Muslera iyi kaleci. Bunu Lazio taraftarının da öğrenmesi zaman aldı. Transfer olduğu gün Lazio taraftarının elinde tek referans vardı. Uruguaylı genci Arsenal de istiyordu. "Mus... ne" diye dalgalarını geçtiler. River Plate'den Carrizo çok daha bildik bir isimdi ama İtalyan pasaportu çıkmayınca, piyango Muslera'ya vurdu. Bir kalecinin performansı önündeki dörtlüyle değerlendirilir elbette. Tanımadıkları Muslera, son iki yılda Lazio kalesini teslim aldı ve bu sezon sonuna kadar birinci kaleci olmayı başardı. Roma derbilerinde son yıllarda gülmeyen Lazio'da faturanın ona kesildiği zamanlar da oldu. Her kalecinin bir açığı var. Onun da yan toplarda tereddüt yaşadığı ve çıkmadığı bazı pozisyonlarda rakibin fotoğraf çektirdiği ortada. Lazio yönetimi, adı bilinmeyen genç kaleciyi Buffon 2 olarak lanse etmişlerdi. Olmadığı ortada ama Buffon da eski Buffon değil. Lazio Başkanı, ücretine zam isteyen Muslera'ya yeni kontrat önermedi. Şartlarını kabul etse Muslera kalacaktı. Geçmişte Pandev'e çektirdikleri ortada. Lotito adamın hayatını karartır ve imzalamadığın sürece düz koşu yaparsın. Copa America öncesinde Galatasaray'ın bu transferi bitirmiş olması yönetiminin başarısı. Ortada bir imza olmasa bu kupa sonrasında transfer çok karışırdı. Mevcut haliyle de karışık zaten. Lazio, 5 milyon Euro değer biçtiği Lorik Cana'nın bonservisini aldı ve bir kenara çekildi. Lazio'da yılda 1.6 milyon Euro alan Muslera'nın Galatasaray'da 2 milyonu kabul etmesi ilginç, bu rakamın daha yüksek olmasını bekliyordum. Beklenmeyen, anlaşılamayan ise Uruguay'dan geldiği kulübün elinde tuttuğu federatif hakler. O ne be? diyesi geliyor insanın. Bedeli 6 milyon 750 bin Euro. Geçmişte Rentitas üzerinde Juan Figer de bu transfer modelini izledi ama hiç olmazsa imza bedeli dediğimiz bu rakamlarda oyuncunun kulübüyle sözleşmesi sona ermişti. Lazio ile bir yıllık sözleşmesi kalmış bir oyuncu için 11 milyon 750 bin Euro ciddi bir bonservis rakamı. Akla şu soru geliyor? Lazio'da 4 yıldır federatif hakları Uruguay'dayken forma giyen Muslera, Galatasaray'da da o haklar alınmadan 4 yıl forma giyseydi. Güney Amerika'da transfer işleri karışık, bonservisin ortağı çok demekle de pek net bir cevap verilemiyor buna. Lazio'nun Muslera'yı aldığı sezonda borsaya yolladığı hesap dökümlerinde adı geçen "federatif haklar" dair bir açıklama, dipnot yok. 2.8 milyon Euro'ya bonservisini almışlar.

Galatasaray, yerini dolduramadığı iki Güney Amerikalı kalecinin ardından iki Güney Amerikalı daha kullandı kalesinde. Leo Franco ve Zapata, Taffarel ve Mondragon'un tırnağı olamadılar. Muslera, bu transfer döneminde alınabilecek en iyi isimlerden biriydi. Önündeki defans dörtlüsü sezona iyi başlarsa, Muslera da Türkiye kariyerine iyi başlar.

23 Temmuz 2011

Formül

Kesim Mi Lan Topunuzu #2

Bizim meslekte tatilde fişi çekip dönüşte "Nerede kalmıştık?" demek imkansız ama en azından yazmak ve konuşmak yerine gölgede bir yerde kitap okumak bile insana iyi geliyor. Beceremedim, mümkün olmadı. Tatilin tamımında bütün gazeteleri okudum, fırsat buldukça spor kanallarında haber bültenlerini izledim. Bugün üzerinden 20 gün geçmiş. Yazmak istesen "İlk cümle ne olur?" diye düşünüyor insan... Neresinden tutmak lazım? Nereden başlamak lazım. Yazı dediğinin bir temel dayanağı olmalı. Bir hafta önce çıkan bir haber üzerinden yürüsen haber öznesi bir hafta sonra "O sözler bana ait değil" dediğinde yazı da çöp oluyor yazmanın manası ne? Gazeteciliğin görevi kefil olmak mı? Yapmıştır, yapmamıştır mıdır yani yorum? İş ilk günden spor medyasından çıktı. Doğal olarak adliye muhabirleri girdi devreye. Yorumlar da ön sayfalardaki köşe yazarlarına kaldı. Önemli bir Avrupa Kupası maçında deplasmana gidildiğinde de koltukları spor medyasından kapanlar, futbolun kenarından geçmezken işin uzmanı (!) kesildiler. İddianame ortaya çıkana ya da etik kurulu kendilerine gönderilen kanıtları inceleyip yönetim kuruluna sunana kadar üretilen her fikrin ömrü gün ya da saatlerle sınırlı. Bildiğim bu ortamda lig oynamaz. Bayram sonrasına ertelenmeli.

Asıl travma bundan sonra başlayacak. 2006 Calciopoli şike skandalı değildi! Bir tek futbolcu teknik adam ceza almadı. Moggi ve diğer kulüp yöneticilerinin hakem manipülasyonuydu orada yaşanan. Savcılığın kanıtları eğer federasyonun etik kurulunu ikna ederse; biz sporcu ahlakını konuşacağız bu ülkede ve bundan sonra da bu şüphecilik yıllarca kalkmayacak futbolumuzun üzerinden. Yarın bir gün lig başlayacak, X haftada Y takımının Z adlı futbolcusunun geri pası kısa düşecek, stoper topa kısa vuracak, bir kaleci uzaktan yumurtlayacak, birileri tüm bunların bu oyuna ait olmadığını iddia edecek. Türk futbolunda artık futbolcuların formsuz olma şansları yok, hata yapma şansları yok.

Unutmadan; yıllardır bu ülkenin futbolunda suçu bırakın hakkında delil olmayan onca futbolcuya, takıma, şike yaptı, maç satın aldı, şampiyonluğu kirli diye bağıranlar masumiyet karinesinin ne olduğunu bu yaz mı öğrendi?

21 Kasım 2008'de blogda yazdığım bir yazıyla bitireyim. Oralardan buraya geldik. Birileri "Kesim mi lan topunuzu" dedi ve kesti, o kadar...


Deivid döndü, Fenerbahçe'de hangi yabancı kesik yer? Delgado'nun deplasmanlarda derdi ne? Beşiktaş üçlü defansla intihar mı ediyor? Arda mı Kewell mı solda oynasın? Skibbe mi kuruyor takımı; Adnan Sezgin mi? Umut Bulut'a 10 numarayı kim verdi? 4-2-3-1 mi daha iyi; 4-1-3-2 mi? Bu hafta kimler cezalı, kimler sakat? Kimlerin hafta ortasında maçı var? Kimler yorgun?

Bütün bunların ne önemi var. Türkiye'de futbolu, futbolcular oynamıyor ki! Hakem açıklanmadan hakemi öğrenenler, hakemi cebinden arayanlar, diafondan diğer bir başkana görüşme dinletenler, evden aldıranlar, eve bırakanlar, saat soranlar, saati söyleyenler, teknik direktörün arkasında duranlar, teknik direktöre gider yapanlar...
Türkiye'de futbolu başkanlar, yöneticiler ve menajerler oynuyor. Hangi futbolcu sakat, cezalı? Bunun önemi yok. Hangi başkanın şekeri yükseldi, tansiyonu çıktı, grip oldu, midesi ağrıyor, romatizması azdı, ülseri çıktı. Bunların haber olması lazım. Onlar olmazsa takımlar ne yapsın(!)
Bizde iki gündür yaşananlara İtalyanlar 2 yıl önce futbol skandalı dedi. Hakemleri arayan Moggi'nin suçu neydi peki? Adriano-Crespo'ya ne gerek var ki? Luciano Moggi'yi transfer edeceksin, kafan rahat olacak...

Her mahallenin "kesim mi lan topunuzu amcası" vardı bir zamanlar. Kaldıysa eğer onlardan geriye; bir tane de Türk futbolunun başına lazım...

30 Haziran 2011

Copa America 2011 Fikstür

Program İspanya'dan... Türkiye saati için +1.. Maçlar A Haber'den HD yayınlanacak. Ben de şehirden uzaklaşayım, kum, deniz, güneş iyidir...

David De Gea

Ortada bir yetenek var, bir de fiyatı. Bir de bu rakamı ödeyebilecek kulüpler. Real Madrid ve Barcelona'da orta vadede bile kaleci problemi olmadığından yurt dışına bakmak lazım. Bayern Münih işini erken bitirdi. Inter, Juventus sorunsuz. Milan kaleye bu parayı harcamıyor. Roma'nın boyunu aşar. Fransa'yı zaten geç. Ada'ya geldiğinde de ya Manchester United ya da Arsenal (Viviano'nun peşindeler) Alex Ferguson'a boşuna vermemişler o Sir ünvanını. Adam hala Ronaldo'dan gelen parayı bitirmedi. Ashley Young'un ardından De Gea. Bağıra bağıra gelen bir transferdi. Van der Saar'ın yolun sonuna geldiği anda Schmeichel sonrasında çok karın ağrısı çeken Manchester United, 10 yıl kalesini koruyacak adamı buldu. De Gea, Leo Franco sonrasında transfer edilen Sergio Asenjo'nun işi batırması sayesinde kaleyi kaptı, bir daha da bırakmadı. Her hafta bu ligi izlediğimizden De Gea hakkında satır yazmak okuyana zaman kaybı. Atletico Madrid istediği rakamı aldı. 20 ile başladılar 25 ile bitirdiler. Manchester United, Scholes'un futbolu bırakması sonrasında transferde boş durmayacaktır. Orta sahaya iki adam gelir.

28 Haziran 2011

Bir Kazığın Anatomisi

Şimdi öznesi her seferinde farklı olsa da hikayesi ortaktır. Yabancı futbolcu Avrupa'da bir ligden gelirken, orada kazandığından çok daha fazlasını ister Türkiye'de. Vergi avantajına rağmen de istedikleri rakamı alana kadar da ayak sürterler. Mesele bu değil ama. Avrupa'dan bir futbolcuya talipsiniz. Kulübünün pazarlık payı da koyduğu bir bonservis bedeli var. Bu bonservis bedeli talip olan kulübe göre değişir mi? Hadi diyelim ki iki kulüp arasında yakın geçmişteki transfer ilişkilerinden dolayı rakam biraz olsun oynar. Şimdi elimdeki örnek Espanyol kalecisi Kameni. Galatasaray başka kaleciler peşinde koşuyor. Daha pahalı kaleciler. Mesela, Muslera teklifi kabul etse İtalyanlar, Galatasaray'ın 6 milyon Euro istediği Lorik Cana'nın yanında Lazio'ya iki milyon Euro da nakit vereceğini söylüyorlar. Kameni uzun yıllardır Espanyol kalesini koruyor. Bir, teknik adamla arası iyi değil; iki İspanya'daki ekonomik kriz yüzünden daha iyi para kazanacağı bir kulübe gitmek istiyor. Espanyol da oyuncuyu satacağını açıkladı. Taliplisi var elbette. Geçen hafta İspanyol gazetelerinde çıkan bir haberin bulunduğu sayfa arşivimde. Espanyol oyuncu için 2 en fazla 3 milyon Euro istiyor. Fulham'ın da 2 milyon Euro verdiği konuşuluyordu.Peki ne oldu? Kameni'nin menajerinin Galatasaray'a çektiği faks bizde bir gazetenin eline geçmiş. Faksın yollandığı yerden mi yoksa Florya'dan mı ele geçmiş bu belli değil. Menajer, oyuncusunu pazarlamak için bu teklifi medyaya sızdırabilir. Ne yazıyor teklifte? Kameni (2+1 sözleşme) 2 milyon Euro istiyormuş. Çok mu bu piyasada? Değil. Geri kalanı bildik istekler, ev, araba. Onları vermeyeni dövüyorlar zaten. Teklifin son satırında ne yazıyor? Kameni'nin bonservisi 5 milyon Euro'dur. Menajere sormak lazım: Sanane? Galatasaray, Kameni'yi almak istiyorsa bonservis bedelini menajere mi soracak, yoksa Espanyol kulübüne mi? Espanyol'un 2-3 milyona satacağı haberinden bir hafta sonra oyuncunun bedeli bir Türk kulübüne 5 milyon Euro olarak fakslanıyor... Konuyu bağlamıyorum, bırakalım dağınık kalsın!..

Düşmeyenler

2006'daki Calciopoli'nin ardından Juventus da düşünce bir Inter kalmıştı. Totonero -şike-skandalı geçmişte Milan'ı vurmuş, Interliler de "Mai in Serie B" (Hiç düşmedik) pankartıyla ezeli rakipleriyle yıllarca kafa bulmuştu. Her fani ölümü tadacaktır gibi her takım da bir gün küme düşecek bu hayatta. 100 yıllık futbol tarihinde kimler gitmedi ki! Liste her yıl biraz daha kısalıyor. Son giden büyük de River Plate oldu. Arjantin'de artık iki takım kaldı: Boca ve Independiente. Bizde liste bildik. 3 Büyükler ve Trabzonspor. Almanya'da Hamburg, Leverkusen ve Bayern Münih. Fransa'da Paris Saint Germain ve Auxerre dışında hepsi ikinci ligin tadına baktı. İspanya'da Real Madrid, Barcelona ile birlikte tutunabilen tek takım A. Bilbao. Portekiz'de 3 Büyükler. Ada'da Tepe ligden düşmeyen takım Arsenal. Komşu'da AEK, Olympiakos, PAOK ve Panathinaikos. Liste uzar gider böyle...

25 Haziran 2011

Tomislav İviç

Hocaların hocası Coşkun Özarı'yı uğurladık. Akşamında bir büyük teknik adam daha gitti. Eski Yugoslavya'da hocaların hocası diyebilir miyiz onun için? Deriz, kime ne! Tomislav İviç taraftar onu çok severken, Galatasaray'ı sürpriz bir kararla bırakıp gitmişti. Bu karar Galatasaray'ın bütün tarihini de değiştirmiştir. Futboldan çok paranın kazanıldığı yıllar değildi. İviç de çok dolaştı. Altı ülkede 8 şampiyonluk onun nasıl bir futbol aklı olduğunun ispatıdır. Türkiye'de ikinci durağı Fenerbahçe idi. Porto, Benfica, Ajax, Atletico Madrid, PSG, H. Split, Dinamo Zagreb, Panathinaikos....... gider bu böyle... Huzur bulsun...

Copa America A Haber'de

Copa America 1 Temmuz'da başlıyor. Japonya çekildi, Meksika ile birlikte Costa Rika davetli. Maçlar A Haber'den naklen yayınlanacak. Final 24 Temmuz'da River Plate'in stadı El Monumental'de. Tabii yarın akşam o stadyum yıkılmazsa (!)
A HABER

Frekanslar
SD YAYIN:
DIGITURK: 32. kanal
D-SMART: 35. kanal
TELEDÜNYA: 56. kanal
TÜRKSAT UYDUSU: 11791 MHz, S.RATE: 16000, FEC: 5/6, POL: H (YATAY)
HD YAYIN:
DIGITURK: 332. kanal
TELEDÜNYA: 8. kanal
TÜRKSAT UYDUSU: ŞİFRESİZ 11896 MHz, S.RATE: 11200, FEC: 2/3, DVBS2 8PSK,POL: H (YATAY)