11 Şubat 2011

Xavi Röportajı

Sid Lowe'ın The Guardian'da yayınlanan Xavi röportajı. Barış Gerçeker çevirmiş ve blogunda yayınlamış. Teşekkürler... Röportajın orijinali de burada...

10 Şubat 2011

Hafta Sonu Futbol

12 Şubat Cumartesi
14:00 Bucaspor-Konyaspor @ Digi
14:45 Man. United-Man. City @ Spormax
16:00 Sivasspor-Trabzonspor @ Lig TV
16:30 Bayern Munih-Hoffenheim @ TRT HD
17:00 İstanbul BŞB.-Gençlerbirliği @ Digi
17:00 Arsenal-Wolves @ Spormax
19:00 Gaziantepspor-Galatasaray @ Lig TV
19:00 Milan-Parma @ TV8
19:00 Atletico Madrid-Valencia @ NTV Spor
19:30 Sunderland-Tottenham @ PL TV
19:30 Kaiserlaustern-Dortmund @ TRT 3
21:00 Sporting Gijon-Barcelona @ NTV Spor
21:45 Roma-Napoli @ Spormax & TV8
22:00 St. Etienne-O.Lyon @ Kanal A
23:00 Real Santander-Sevilla @ NTV Spor
13 Şubat Pazar
13:30 Orduspor-Gaziantep BŞB. @ TRT 1
13:30 Palermo-Fiorentina @ Spormax
13:30 Karabükspor-Kasımpaşa @ Digi
16:00 Eskişehirspor-Bursaspor @ Lig TV
16:00 Brescia-Lazio @ TV8 & Spormax
16:30 Köln-Mainz @ TRT3 & TRT HD
17:00 Manisaspor-Antalyaspor @ Digi
18:00 Bolton-Everton @ Spormax
18:00 Rennes-Nice @ Kanal A
18:00 Real Sociedad-Osasuna @ NTV Spor
18:30 Werder Bremen-Hannover 96 @ TRT 3
19:00 A.Gücü-Beşiktaş @ Lig TV
19:00 Karşıyaka-Altay @ TRT 1
21:45 Juventus-İnter @ Spormax & TV8
22:00 Espanyol-Real Madrid @ NTV Spor
22:00 Lille-Toulouse @ Kanal A
14 Şubat Pazartesi
20:00 Fenerbahçe-Kayserispor @ Lig TV
20:00 Samsunspor-Kartalspor @ TRT 5
22:00 Fulham-Chelsea @ Spormax
Foto: Saygın Savran

9 Şubat 2011

Üst Katta Oturan Deplasman Taraftarı

"Daha medeni şartlarda futbol seyretmek istiyoruz" deniliyordu. Oldu. Türk Telekom Arena'da medeniyet var ama taraftar kafası değişmiyor. Şişe atıyor adam, iki ufak çocuk neredeyse hayatını kaybedecek. O ufacık çocuğu bir daha ailesi maça gönderir mi? O çocuk bir daha maça gider mi? Her stad için aynı tartışma. Deplasmana gelen taraftar nerede otursun? İl Güvenlik Kurulu "Üst katta oturmasın, alt kattakilere zarar verirler" diyor. Kulüpler, üst kattan atılan yabancı maddelerin tehditi altında maç seyretmek istemeyen taraftara nasıl loca, koltuk satacak? Bu iş hep yasayla olacak değil. İnsanlığını unutuyor bazıları.

Yukarıdaki fotoğraf Boca Juniors-River Plate derbisinden. Hani dünyanın en büyük ezeli rekabeti, derbisi ya... Hani tarihinde ne nefret senaryoları, ne olaylar olan derbi. River Plate taraftarı, Boca'nın stadına deplasmana gelmiş, kale arkasında üst kattalar. Ne oluyor, ellerinde, ceplerinde ne varsa alt kata mı atıyorlar? Bir kere böyle olmuş olsa bir daha bu derbide bu tribünü görebilir miydik? Fotoğraf Nisan 2009'dan... Benzer kareleri nette bulabilirsiniz...

8 Şubat 2011

Guardiola 2011

Romen gazeteci anlatıyor, Atletico Madrid maçı öncesi Camp Nou'da basın toplantısına katılmış. Salonda sadece İspanyol medyası yok elbette. Barcelona'nın her basın toplantısına dünyanın dört bir tarafından gazeteci geliyor. Herkesin hedefi aynı. Guardiola ile bir röportaj yapmak. Şimdi karşımda olsa ben de sorardım açıkçası "Sen Barcelona'yı nasıl durdururdun?" diye... Guardiola ve Hayat Bilgisi postunda adam gibi adam olduğuna dair çok veri vardı elimizde. Ekleyelim. Basın toplantısı 10-15 dakika değil. 45-60 dakika sürüyor. Soruların neredeyse hepsini tek tek cevaplıyor. İspanya dışında gelenlerin güncelin dışında sorduğu sorulara cevap vermek kimi zaman tekrardır ama bunları da geri çevirmiyor. Basın toplantısının bitiminde Romen gazeteci kendisini takdim ettiğinde direkt Popescu'yu sormuş Guardiola. Basın danışması randevusuz görüşmeyi kesmek için ikisine doğru geldiğinde de Guardiola eliyle "Kal orada" demiş. Bu adam başka bir adam. Bugüne kadar İbrahimoviç dışında hiçbir futbolcu onun aleyhinde konuşmadı. Uzun zamandır beklenen kontrat haberi bugün geldi. Sözleşmesini bir yıl daha uzattı. Geçen hafta içinde Katar'dan yıllık 20 milyon Euro'luk bir teklif aldığı yazıldı. 20 milyonu okuyunca hadi oradan diyorsun ama teklif eden de Katar olunca neden olmasın diye de ekliyorsun. Guardiola için benim tahminim: Önümüzdeki sezon sonunda Barcelona'dan ayrılacak. Aklıma gelen kulüp Alex Ferguson sonrası Manchester United. Sir, Liverpool'u solladıktan sonra da bırakır zaten. İkinci ihtimal, "her şeyi kazandım arkadaş" deyip Katar'daki iki onluğun peşine düşmesi... Bugün Madrid medyasında sözleşmenin bir yıllık olması sevinçle karşılandı. Herkes biliyor ki bu adam bu takımın başında olduğu sürece, Messi-İniesta-Xavi üçlüsünden biri de takımdan ayrılmadığı sürece Ronaldo'ya Ferrari'den çıkma motoru taksak olmayacak...
Guardiola Neyi Değiştirdi?

7 Şubat 2011

Social Media Week

9 Şubat 2011 13:35/15:00
İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsü - E1- 301

Sosyal Medyada Spor: Fırsat mı? Tehlike mi?
Moderator: Bağış Erten, Eurosport Türkiye Yayın Yönetmeni
Katılımcılar:
1) Fırat İşbecer, Verkac.org kurucusu, Pozitron İş Geliştirme Müdürü
2) Burcu Esmersoy, Ntv
3) Bülent Timurlenk, Sabah Gazetesi editörü, acetobalsamico.blogspot.com
4) Caner Eler, Eurosport Türkiye spikeri, Radikal Yazarı

Sosyal medya ve spor ilişkisinin tarihi eski değil. Ama bugün geldiği nokta azımsanacak gibi değil. Profesyonel sporcuların özel yaşamları da, spor insanlarının tartışmaları da, spor külüplerinin politikaları da buün sosyal medya üzerinden belirleniyor, şekilleniyor, yayılıyor. Peki bu yaygınlık ve etkinlik, ne gibi imkanlar yaratıyor, ne gibi açılımlar sağlıyor? Öte yandan ne gibi sorunları tetikliyor, neleri desenforme ediyor, neleri kısıtlıyor?

Toplantının amacı sporda sosyal medyanın yarattığı fırsatların ve tehlikelerin sınırını çizmek ve önümüzdeki dönemde nelere kadir olabileceği üzerine fikir yürütmek. Ve bir o kadar da sosyal medya kullanıcılarına bnu konuda bir kullanım kılavuzu sunabilmek...

Social Media Week Istanbul

5 Şubat 2011

Fernando Torres Konuşuyor

Fernando Torres’in açıklamaları... Ben bu kez sadece aktaracağım. Büyük bir transferin ardından futbolcu ne düşünüyor, ne hissediyor; paylaşmak gerekir diye düşündüm... Ben sadece "Adam haklı beyler" diyorum... Yorumlar sizden.

"Liverpool armasını hiçbir zaman öpmedim. Bazı futbolcuların transfer oldukları kulüplerde bunu daha ilk haftadan yaptıklarını görüyorum. Futbolda romantizm bitmiştir. Artık herşey değişti. Futbolcular bir takıma geliyor ve gidiyorlar. Forma, derimiz değil üniformamız.
Sadece gol atmak, işimi yapmak istiyorum. Madrid’de doğduğumda Liverpool ya da Chelsea taraftarı değildim. Atletico Madrid taraftarıydım. Hala da öyleyim. Öpeceğim tek arma da Atletico Madrid armasıdır.

Liverpool taraftarının kızgın olmasını anlayabiliyorum. Ben de taraftarken, Atletico’dan ayrılan yıldız futbolcuların bu kararlarını kabullenemezdim. Futbol böyledir ama; bir gün seni severler ertesi gün nefret ederler. Beni artık “Judas” olarak görmeleri umurumda değil. Liverpool’da 3 iyi sezon geçirdim, çok gol attım, çok iyi oynadım, çok iyi para kazandırdım. Liverpool’dan ayrılmaya karar verdim çünkü Chelsea’nin beni istediğini öğrendim. Premier Lig ve Şampiyonlar Ligi’ni kazanma ihtimaliniz varsa gelen teklife hayır diyemezsiniz. Hayatta bazı trenler yolunuzun üzerinden bir kez geçer ve o trene binmek zorundasınız.
Milli takımla Euro 2008 ve Dünya Kupası’nı kazandım fakat artık bir kulüpte de kupa kazanmak istiyorum. Mili takımdaki arkadaşlarım son 2 yılda neredeyse tüm kupaları kazandılar. 40 yaşına geldiğimde geriye dönüp baktığımda şampiyonluk kazanmış Torres fotoğrafları görmek istiyorum. Liverpool’a ayrılmak istediğimi net olarak ifade ettim. Dürüst oldum, ne hissetiğimi, durumumu anlattım. Herkesle yüzyüze görüştüm. Bütün bunlar imzadan 10-12 gün önce oldu. Liverpool’dan ayrılan benim.

Bir teklif gelmeseydi, oynamaya devam ederdim, mutluydum. Onlara ayrılma kararından dönmeyeceğimi söyledim. Onlar da en iyi rakam ve yeni transferler için çalıştılar. Carra bir Liverpool taraftarı ama bir futbolcu olarak beni anlayacaktır. Eminim ki kalmamı istedi ama aynı şey ben de hissettim. Xabi Alonso, Mascherano ayrıldığında da ben büyük hayal kırıklığı yaşadım ama onların yeni bir başlangıca ihtiyaçları olduğunu anladım. Liverpool’dan birçok takım arkadaşım beni arayıp tebrik etti. Gerrard, Liverpool’a geldiğim ilk günden bu yana beni hep destekledi…"

4 Şubat 2011

Sakatlık Belası

İtalyanlar araştırmış. 5 yıllık vadede sakatlık ortalaması bu sezon yüzde 30 artmış Serie A'da. Bu ortalamayı fazlasıyla yükselten kulüpler şampiyonluk yarışı verenler. Milan, Inter ve Juventus. Sezon başından beri neredeyse her hafta sakat listesinde beş ve fazlası futbolcu görünüyordu. Türkiye'de de en fazla sıkıntı çeken takımlar Galatasaray ve Beşiktaş. Galatasaray'da bir önceki sağlık kurulu bilgisizlikle de suçlandı, iş bilmezlikle de.. Kurul değişti ama takımda değişen birşey yok. Sakat sayısı yine beşin altına düşmüyor. Milan'ın elinde İtalya'nın en iyi sağlık ekibi var. Milan Lab kendi başına bir kurum neredeyse. Yaş ortalaması yüksek kadronun performansı da Milan Lab sayesinde. Maldini ve Costacurta gibi adamlara yıllarca verilen bireysel çalışma programları sayesinde oyuncuların kariyerlerini de uzatan Milan Lab. Juventus'un da futbolcu kadrosu kadar doktordan oluşan bir sağlık kurulu var ama ne fayda. Sakatlık artışı için akla gelenler ise öncelikle Dünya Kupası sonrası sezonu yaşıyor olmamız. Bu her finaller sonrasında yaşanan bir sendrom. Yazın dinlenme fırsatı bulamayan futbolcular sezonu çıkartamıyorlar. Kötü zeminler, yoğun maç programı, fazla maç sayısı yüzünden yapılamayan yükleme idmanları, temposu artan oyun yazılıp çizilen diğer sebepler. Bu hafta sonu için İnter, Milan ve Juventus'un sakatlar listesini (Bu sakatlardan bir onbir yapsak şampiyonluğa oynar) not düşeyim ama bir soruyla bitireyim.. En iyi futbolu oynayan, onbiri Dünya Kupası oynamış Barcelona neden bu tufadan etkilenmiyor?

Inter: Stankovic , Cordoba , Mariga, Lucio, Castellazzi , Samuel
Juventus: Rinaudo, De Ceglie, Quagliarella, Toni, Traore, Pepe, Iaquinta
Milan: Boateng, Zambrotta, Inzaghi, Amelia, Nesta, Strasser, Ambrosini, Abate, Legrottaglie, Pirlo

Hafta Sonu Futbol

4 Şubat Cuma
20:00 Bursaspor-Sivasspor @ Lig TV
21:30 Dortmund-Schalke 04 @ TRT 3
5 Şubat Cumartesi
14:00 Ç.Rizespor-Denizlispor @ TRT 1
14:00 Kasımpaşa-İstanbul BŞB. @ Digi Kanal
14:45 Stoke City-Sunderland @ Spormax
16:00 Beşiktaş-Kardemir Karabükspor @ Lig TV
16:30 Köln-Bayern Münih @ TRT 3
17:00 Kayserispor-Ankaragücü @ Digi
17:00 Newcastle United-Arsenal @ Spormax
19:00 Manisaspor-Fenerbahçe @ Lig TV
19:30 Monchengladbach-Stuttgart @ TRT 3
19:30 Wolverhampton-Manchester United @ Spormax
21:45 Cagliari-Juventus @ Spormax & TV8
22:00 Rennes-Paris Saint Germain @ Kanal A
23:00 Barcelona-Atletico Madrid @ NTV Spor
6 Şubat Pazar
13:30 Bologna-Catania @ TV8 & Spormax
13:30 Mersin İdman Yurdu-Samsunspor @ TRT 1
14:00 Konyaspor-Gaziantepspor @ Digi
15:30 West Ham-Birmingham City @ Spormax
16:00 Trabzonspor-Antalyaspor @ Lig TV
16:00 Genoa-Milan @ TV8
16:30 Hamburg-St. Pauli @ TRT HD
17:00 Gençlerbirliği-Bucaspor @ Digi
18:00 Sevilla-Malaga @ NTV Spor
18:00 Auxerre-Lille @ Kanal A
18:00 Chelsea-Liverpool @ Spormax &
18:30 Freiburg-Frankfurt @ TRT HD
19:00 Galatasaray-Eskişehirspor @ Lig TV
19:00 Altay-Diyarbakırspor @ TRT 1
20:00 Real Madrid-Real Sociedad @ NTV Spor
21:45 Inter-Roma @ TV8 & Spormax
22:00 Valencia-Hercules @ NTV Spor
22:00 Olympique Lyon-Bordeaux @ Kanal A
Credit:Tribündergi

1 Şubat 2011

Dalglish ve Torres

Arşivden: 11 Aralık 2007
Kral ve Prens. Dalglish ve Torres. Torres'in Bolton Wanderers'a attığı gol, Dalglish'in 1978 finalinde FC Bruges'e attığı golü kopyası diyorlar. Harika bir bağlantı kurmuşlar ikisi arasında ve Liverpool tarihiyle.
Başlıyoruz o zaman: Torres, Carragher ile oynuyor. Carragher, Fowler ile oynadı. Fowler da John Barnes ile. Kara tren John Barnes, bıyıklı santrfor Ian Rush ile oynadı. Ian Rush da Dalglish ile. Dalglish, Emlyn Hughes ile. Hughes, Ian St John ile o da Roger Hunt ile. Hunt, Ronnie Moran ile oynadı. Moran... İşte böyle geriye sardın mı; 1892 yılına, kulübün kuruluşuna kadar geliyorsun. 115 yıllık bir gelenek...

Bugün:

Torres-Carroll-David Luiz

Liverpool’un başında başka bir teknik adam olsaydı bu transfer bugün biter miydi, yoksa sezon sonuna mı kalırdı. Bence Dalglish, ilk teklifi kabul etmeyen Liverpool yönetimine “Satın” dedi. "Kendini Liverpool’dan büyük gören futbolcu..." Bunu Dalglish kabul etmez. Liverpool taraftarının gözünde Torres batan geminin faresi olmayı tercih etti. Büyük futbolcu, yılın futbolcusu sadece atılan gollerle olunmuyor, o kupaları da kaldırman gerekiyor. Benitez döneminde İspanyol yurduna dönen Liverpool’da artık devrini tamamlamıştı Torres. Evet, forma çok yakışıyordu, evet “The Kid”di ama bu futbol dünyasında herkes satılık... Para da Abramovich’de.
Bir zamanlar Atletico Madrid’de oynarken, adı Milan ile anılıyordu. Orası olmadı ama Ancelotti en sonunda istediği adama kavuştu. Kağıt üzerinde elinde Anelka-Drogba’ya sahip bir adam için lüks bir transfer ama sezon başında iki kupanın ardından adam gibi transfer yapmayan Roman Bey’in elini cebine atması gerekiyordu artık. Domino etkisi ise Andy Carroll transferi... Bu işten kazanan da Newcastle oldu zaten. Kafayı yiyen de Sunderland olmuştur. Bent’i sattıktan sonra Carroll’a ödenen rakamı görünce insanın kafayı duvara vurması lazım.Sadece 41 kez Premier Lig’de forma giymiş bir adama 35 milyon pound ödemenin bir açıklaması var: "Easy come easy go*". Atletico Madrid’e 36 milyon Euro bonservis ödeyen Liverpool, 58 milyon Euro’yu Torres’den kasasına koyunca; elbette ki Newcastle da ilk teklif olan 25 milyon poundu kabul etmez. * Kolay gelen, kolay gider...Chelsea’nin ilk ihtiyacı bir stoperdi. Benfica’dan David Luiz transferinin perde arkasındaki isim, Chelsea’nin yakın zamanda en büyük transfer operasyonlarını yöneten menajer Jorge Mendes ve Pini Zahavi’nin kan davalısı olan eski menajer Jose Vega. Önce Ramires; şimdi de 26.5 milyon pounda David Luiz... Portekiz ekonomisini Porto-Benfica ayakta tutuyor... İspanya’nın transferde sesi çıkmazken, İtalya’da bir iki çıtır transfer varken; İngilizler bir Torres hamlesiyle bugün ortalığı ayağa kaldırdılar. Artık başka bir Liverpool olacak sahada. Dalglish, sahaya Luis Suarez-Andy Carroll ikilisini sürecek. Bardağın dolu tarafı, gitmek isteyen bir yıldızın yerine kendisini ispat etmek isteyen iki gencin transferi elbette...Liverpool tarihinin en pahalı transferiydi Fernando Torres. Şimdi Ada içinde en yüksek bonservis ödenen adam ünvanını da aldı. Cristiano Ronaldo’ya ödenen 94 milyon, eski paranın hesabından Zidane için ödenen 73 milyon, İbrahimoviç operasyonunun 66 milyon maliyeti, Kaka’ya ödenen 65 ve Figo’yı kopartan 60 milyonun ardından tarihin en pahalı transferi listesine adını yazdırdı “The Kid” Mendieta kazığı ve David Villa’nın Barcelona’ya transfer maliyetlerini de sollayıp en pahalı İspanyol olmayı başardı. İniesta ve Xavi gibi adamlar yerlerinden kıpırdamadığı sürece de bu rakamı aşabilecek kimse yok gibi görünüyor şimdilik...

10 yıl önce Atletico Madrid-Leganes maçıyla başlamıştı A takım kariyeri. Raul gibi o kadar erken attılar ki sahaya, Torres hep varmış, hep izliyormuş gibi gelir insana. Atletico Madrid basiretsiz kulüptür. Geçen sezon Avrupa Ligi’ne alana kadar.. Ki bu sezon da öyledir. Torres kaptanlık pazubandını çıkardığında 91 golle terk etti Madrid’i. 2007’de Liverpool günleri. İspanyol teknik adam, Xabi Alonso, Arbeloa, Luis Garcia, Riera... Madrid kahvesi gibi...
İlk sezonda tüm resmi maçlarda 33 gol. Süper performans... İkinci sezonda sakatlıklar... 17 gol... Üçüncü sezonunda 22 gol. Euro 2008’i finalede kazandıran, 2010 Dünya Kupası’nda ortalıkta görünmeyen adam... Kulüp bazında bir tek kupa kazanabildi. O da İspanya’da 2. Lig şampiyonluğu... "The Kid"di... Çocuk büyüdü artık, baba bile oldu (!) Ne demişti Torres: "A working class hero is all i want to be" .... Oldu mu? Oldu... Ya şimdi?
Cagliari'den Juventus'a giden Matri, hafta sonunda Cagliari taraftarının karşısına çıkacak yeni formasıyla... Fernando Torres daha şanslı. Hafta sonunda Liverpool geliyor Londra'ya... Maç Chelsea-Liverpool.

Naklen Yayınlar

1 Şubat Salı
21:45 Arsenal-Everton @ Spormax
21:45 Milan-Lazio @ Lig TV & TV8
22:00 Man. United-Aston Villa @ PL TV
2 Şubat Çarşamba
18:00 İstanbul BŞB-Kasımpaşa @ TRT Haber
20:00 Beşiktaş-Gaziantep BB @ TRT 1
21:00 Almeria-Barcelona @ NTV Spor
21:45 Palermo-Juventus @ TV8
21:45 Birmingham-Man. City @ Spormax
22:00 Liverpool-Stoke @ PL TV
23:00 Real Madrid-Sevilla @ NTV Spor
3 Şubat Perşembe
18:00 Gençlerbirliği-Bucaspor @ TRT Haber
21:30 Gaziantepspor-Galatasaray @ TRT 1
21:45 Bari-Inter @ Spormax

Anlayın Beni

Geçen hafta Roma deplasmanında 3 yedikleri maça yedek kulübesinde başlamıştı. Yayında yorumlarken gidici dediğimde bu devre arası mı olur sezon sonu mu olur belli olmaz dedim. Fiyatı yüksek bir oyuncu. Cagliari'nin de en büyük kozu. Alessandro Matri artık Juventus forması giyecek. Transferin maliyeti 15. 5 milyon Euro. Anlaşmanın sağlandığının açıklanmasının hemen ardından Cagliari taraftarı ayağa kalktı tabii. Ufak bir kesimi iyi paraya sattık derken, büyük bir grup, Matri'nin takımı satmakla suçluyor ve yönetimi de bindiriyorlar. Matri ise söylemiş birşeyler... Ama en önemlisi en kısa cümlesi şudur bence: "Anlayın beni..." 3.5 yıllık Cagliari kariyeri, 36 gol... Ufak bütçeli bir takım için artık lüks bir oyuncuydu. Transferi için de şimdi değilse ne zaman deniyordu. Mourinho, onu Inter'e almadı. Juventus kaptı, Krasiç'in üzerine yıkılan takım için önemli transfer. Amauri de bir yıldır gol atamıyordu, Parma'ya kiraladılar. Kenarda 3 golcü sakatken Matri direkt onbirde başlar. Son maçında Cagliari taraftarı önünde iki gol attı Matri, maçı kazandırdı. Çok değil, bu hafta sonunda bir kez daha çıkacak Cagliari taraftarının karşısına. Fakat bu kez Juventus formasıyla... "Anlayın beni" dediği Cagliari taraftarı onu anlayacak mı? Hiç sanmıyorum...

30 Ocak 2011

Sene 1978 Aylardan Haziran

Sene 1976. Aylardan Ekim... Malta maçıyla başlıyoruz. 4-0 kazanıyoruz. Üç maçı da İzmir’de oynuyoruz. Avusturya, 1-0, Doğu Almanya 2-1 kazanıyor. Deplasmanda Doğu Almanya ile berabere kalıyoruz, Avusturya, Viyana’da 1-0 mağlup ediyor bizi. 1978 yazı biz yokuz…

Çocuk 8 yaşında. Babası teknik direktör. Terni’de yaşıyorlar, babası Ternana’nın başında. Juventus’un güzel zamanları. İtalya Milli Takımı’nın iskeletini de onlar oluşturuyor. Eleme grubunda Finlandiya ve Luxemburg ile birlikte İngiltere var. Roma’da 2-0 kazanıyor İtalya. Londra’da da 2-0 İngilizler. İki ülke de diğer maçları kayıpsız geçiyor. 18 gol atıp 4 gol yiyen İtalyanlar, 15 gol atıp 4 gol yiyen İngilizleri averajla geçiyorlar grupta. 1978 yazı biz yokuz, ama çocuğun ülkesi var. Bir yıl sonra Pink Floyd’un The Wall albümü çıkacak. Başka bir dünya olacak. Ondan bir yıl sonra bizim burada darbe olacak ; o da başka bir Türkiye olacak.
Çocuk Juventus taraftarı ama sebebi milli takım. 1978 Dünya Kupası finallerinde oynayan İtalyan milli takımını çok sevdiği için Juventuslu. Babasının takımını tutsa başka renklere sevdalanacak. İtalya, “Maviler” ama bizim evde televizyon siyah-beyaz.. Haziran’ın ikisi. Mar del Plata’da İtalya-Fransa maçı. Zoff (k), Gentile, Bellugi, Scirea, Cabrini, Benetti, Tardelli, Antognoni (46 Zaccarelli), Causio, Rossi, Bettega onbiriyle çıkıyor İtalya. Fransızların onbiri ise Bertrand-Demanes, Janvion, Bossis, Rio, Tresor (k), Michel, Dalger, Guillou, Lacombe (74 Berdoll), Platini, Six (76 Rouyer). Lacombe daha 38. saniyede öne geçiriyor Fransa’yı. Çocuk üzgün. O zamanlar Vicenza forması giyen 22 yaşında bir golcü var. Çocuğun adaşı, çocuk onu çok seviyor ama Bettega’yı daha çok seviyor. Babası yıllar sonra “Odasının duvarında Boniperti posteri var” dediğinde*(1) galiba karıştırmış.
Çocuğun sevdiği Bettega, 28 yaşında. Juventus’ta oynuyor. Zoff, Scirea, Gentile, Cabrini, Cuccureddu, Causio, Benetti ve Tardelli’de Juventus’tan zaten. Ha İtalya ha Juventus. Çocuğun adaşı beraberlik golünü atıyor 30. dakikada. Torino’lu Renato Zaccarelli onca Juventuslu arasında galibiyet golünü atan isim oluyor 52’de. İtalya 2-1 kazanıyor. Grupta ikinci maç Macarlarla. Rossi, Bettega ve Benetti ile İtalya 3-1 kazanıyor. Macarların golü 3-0’dan sonra 81’de penaltıdan Toth’dan. Son maç en zoru. Ev sahibi Arjantin ile. Buones Aires’de River Plate’in Monumental’inden kim çıkmış ki? İtalya’nın onbiri: Zoff (k), Gentile, Bellugi (6 Cuccureddu), Scirea, Cabrini, Benetti, Tardelli, Antognoni (73 Zaccarelli), Causio, Rossi, Bettega. Arjantin Fillol, Olguin, Passarella (c), L.Galvan, Tarantini, Ardiles, Gallego, Valencia, Bertoni, Ortiz (73 Houseman), Kempes ile sahada. Bearzot temelleri bu kupada atmış, genç bir kadro var sahada. Arjantin’i kendi taraftarı önünde 1-0 mağlup ediyorlar. Golü de çocuğun en sevdiği futbolcu atıyor: Bettega. İtalya ile Arjantin çıkıyor gruptan. Fransa eleniyor.
O zaman ikinci turda da grup var. İki grubun lideri final oynayacak. İtalya’nın ilk maçı Batı Almanya ile. Bearzot, sahaya Zoff (k), Gentile, Bellugi, Scirea, Cabrini, Benetti, Antognoni (46 Zaccarelli), Tardelli, Causio, Rossi, Bettega’yı sürüyor. Üç yaşında bir çocuk var bizim buralarda. O gün sahaya çıkan Batı Almanya kadrosuna sayıyor tek tek. Dili de dönmüyor ama en güzel Bonhof diyor... Maier, Vogts (k), Russmann, Zimmermann (54 Konopka), Dietz, Kaltz, Bonhof, Flohe (69 Beer), Rummenigge, Fischer, Holzenbein. Golsüz berabere bitiyor maç. Cruyff’suz Hollanda, Avusturya’yı 5-1 mağlup ediyor, Almanlarla da 2-2 berabere kalıyorlar.
River Plate’in stadı İtalyanlara uğurlu geliyor. Avusturya’yı çocuğun adaşının golüyle yeniyorlar. Son maç yarı final gibi. Yine El Monumental’de... Happel, Neeskens’e Rossi’nin peşinden ayrılma diyor. İlk golü Hollandalı atıyor ama İtalya öne geçiyor. Çocuk da havalara uçuyor. Brandts kendi kalesine atıyor. Maçın kahramanı olmaya kararlı. 50’de beraberlik golünü de atan Brandts. 75’te gelen golle çocuk yıkılıyor. Başka çocuklar da başka topraklarda izliyorlar o golü ve hiç unutmuyorlar. Haan uzaklardan iyi vurur ya hani, bilmiyor pek çocuklar ama Haan vuruyor. (video) Kalede Zoff var ama köşeye gidiyor füze gibi şut. Çocuğun ülkesi için 1978 Dünya Kupası orada bitiyor. Babası da finallerden sonra Parma’nın teknik direktörü oluyor. Çocuğun adaşı şike skandalını karışıyor ama 4 yıl sonra yine yıkıp geçiyor ortalığı. Çocuk 10 yaşında Babası elinden tutup Milan’ın alt yapısına götürüyor. Sağ açıkta başlatıyor, solda da oynuyor. Sonra defansa çekiyorlar. Sol bekte Lorenzini var. O yüzden sağda oynuyor.
Sene 1978 yazı. 18 yaşında bir genç var, çocuk alt yapıda topun peşinde koşarken. O sezon Milan’da A takıma çıkıyor. Adı Franco Baresi. Çocuk büyüyor. Hiç ayrılmıyor oradan, Milano’dan. O gencin, Baresi’nin kolundaki pazubandı bir gün ona veriyorlar. Futbolu bırakana kadar da çıkartmıyor. 31 yıl aynı formayı giyiyor, alt yapıdan, A takıma. Her şeyi kazanıyor ama her şeyi… Adaşı Paolo’dan bile çok kazanıyor… “Çocukken Juventus taraftarıydım” diyor ama Milan’da bayrak adam oluyor…
* (1) "E' vero. Paolo teneva a casa il poster della Juve e Boniperti era un suo gran tifoso, mi chiedeva sempre di lui. Ma è stato Paolo a scegliere il Milan. "
* (2) "C'era una logica nel mio tifo per la Juve. Mi piaceva la nazionale del ' 78 che era piena di bianconeri. Quello è il primo ricordo calcistico che ho."

29 Ocak 2011

"All" ve Torres

Luis Suarez ya da başkası.... Liverpool'a bir golcü lazımdı. Fernando Torres'e Chelsea'nin talip olması ise yeni hikaye değil. Ada'ya geldiği ilk sezonun ardından Chelsea kafasına estikçe Liverpool'un kapısını çalıyordu zaten. Liverpool'un Torres'e "Git" dediği İspanyolun da bu yüzden kulüp aradığı söylentileri, Chelsea'den gelen son teklife Liverpool'un verdiği "Satmıyoruz" yanıtıyla şimdilik taça çıktı. Torres gitmek ister mi? Liverpool'a geldiğinde kurduğu ve şu yukarıdaki manşet olan cümlesindeki "All" futbol dünyasının en büyük yalanıdır. "Noldu" lan demek lazım! Torres'in gelecek sezon Şampiyonlar Ligi'nde oynamayacak bir takımda kalmak istememesi normal. Atletico Madrid'de oynadığı sürece kupa nedir bilmeyen bir adam, Ada'ya da kupa kazanmak için gelmişti. Herkes gitti bir o kaldı bir de demirbaş Gerrard... Şimdi olmasa sezon sonu gider "The Kid" Liverpool'dan...

Camp Nou'nun Zemini

20 milyon fiberi futbol sahasında doğal çimle harmanlıyorlar. Zemin üç kata daha dayanıklı oluyor. Emirates, Wembley ve City of Manchester, Villa Park ve Anfield'da kullanılıyor İngiltere'de. İspanya'da da Santiago Bernabeu'da da var. Grassmaster hakkında Flying Dutchman blogda detaylı bilgi var. Bu uygulamayı yapmaya karar veren son kulüp Barcelona. Camp Nou'da bu yaz suni çim ve doğal çimle yeni bir zemin yapacaklar. Maliyeti 300 bin Euro. Bizim kulüpler de keşfeder inşallah...

28 Ocak 2011

Fenerbahçe vs. Trabzonspor ?


Hafta Sonu Futbol

28 Ocak Cuma
17:00 Özbekistan-G. Kore @ Eurosport
21:30 B. Leverkusen-Hannover 96 @ TRT 3
29 Ocak Cumartesi
13:30 Karabükspor-Kayserispor @ Lig TV
14:00 Karşıyaka-Ç.Rizespor @ TRT 1
14:30 Everton-Chelsea @ NTV Spor
16:00 Sivasspor-Antalyaspor @ Digi
16:30 W. Bremen-Bayern Münih @ TRT 3
17:00 Avustralya-Japonya @ Eurosport
17:00 Bucaspor-Kasımpaşa @ Digi
18:30 Kaiserlaustern-Mainz 05 @ TRT 3
19:00 Lazio-Fiorentina @ Spormax
19:00 Bursaspor-Galatasaray @ Lig TV
19:15 Southampton-Man. United @ NTV Spor
21:00 Hercules-Barcelona @ NTV Spor
21:45 Catania-Milan @ Spormax- TV8
22:00 Lille-Lens @ Kanal A
30 Ocak Pazar
13:30 Brescia-Chievo @ TV8
13:30 Tavşanlı Linyitspor-Mersin İY @ TRT 1
14:00 Ankaragücü-Manisaspor @ Digi
14:00 Arsenal-Huddersfield @ NTV Spor
15:00 İstanbul BŞB-Beşiktaş @ Lig TV
15:30 NAC Breda-Ajax @ Beyaz TV
16:00 Notts County-Man.City @ NTV Spor
16:00 İnter-Palermo @ Spormax - TV8
16:30 Stuttgart-Freiburg @ TRT 3
17:00 Gaziantepspor-G.Birligi @ Digi
18:00 Bordeaux-Nice @ Kanal A
18:30 E.Frankfurt-M.Gladbach @ TRT 3
19:00 Fenerbahçe-Trabzonspor @ Lig TV
19:00 Samsunspor-Altay @ TRT 1
20:00 Osasuna-Real Madrid @ NTV Spor
21:45 Juventus-Udinese @ Spormax - TV8 /Yorum
22:00 Monaco-Marsilya @ Kanal A
31 Ocak Pazartesi
20:00 Adanaspor-Kartalspor @ TRT 6
20:00 Eskişehirspor-Konyaspor @ Lig TV
22:00 Racing Santander-Valencia @ NTV Spor

27 Ocak 2011

Medel-Rakitic-Pazzini

Sevilla'dan iki transfer. Toplamı 5 milyon € yapmıyor bile ama isimlere bakın: Gary Medel ve Ivan Rakitic. Shalke 04, Lincoln'ü yollarken 5 milyon vermişti Rakitic için. Şimdi sezon sonunda sözleşmesi bitecek oyuncuya Sevilla sadece 1.5 milyon verecek. Medel için de Boca Juniors'a 3 milyon € vereceği söyleniyor. Resmi rakamlar geldiğinde düzeltmeyi yaparım. Rakitic iyi başlamıştı ama fiziği zayıf kaldı. Sevilla'da da çok umutlu değilim ama Medel gibi bir adam La Liga'da çok iş yapar.
****
İtalya'da transferin son günlerinden en büyük bomba Giampaolo Pazzini. Inter, Sampdoria'ya 12 milyon € verecek. Biabiany gereksiz ve zayıf bir forvetti. Defans oyuncusu Caldirola ile birlikte o da Sampdoria'ya gidiyor. Forvet ikilisini kaybeden Sampdoria ne yapar artık, bilinmez. Andrea Barzagli de memleketine döndü. Juventus forması giyecek.

3 Günde 2 El Clasico

La Liga'nın 32. haftasında Real Madrid-Barcelona. Tarih 17 Nisan 2011. Kral Kupası yarı final maçlarında Real Madrid, Sevilla deplasmanında 1-0 galip. Barcelona, Almeria'yı beşledi. Muhtemel finalin adı da Real Madrid-Barcelona. İspanyol Futbol Federasyonu'nun Kral Kupası finali için açıkladığı tarih 20 Nisan 2011. Yer Valencia, Mestalla Stadı. Bu 3 günde 2 El Clasico demek! Finali ileri bir tarihe ertelemezlerse.....
* Afiş, 1974 Kral Kupası finaline ait. Atletico Madrid'in stadı Vicente Calderon'da oynanan finalde Real Madrid, Barcelona'yı 4-0 mağlup etmiş...

Beşiktaş vs. Trabzon ve Ersan

Ligin ikinci yarısında Beşiktaş için kilit, iki stoperin sağlıklı kalması ve düzenli onbirde oynaması. Ersan ve İbrahim Toraman ikilisi bozuldukça ileride 6 yabancı da rotasyona girmek zorunda kalır... O zaman hem Schuster'in hem de takımın kafası karışır...

13 Aralık'ta Beşiktaş'ın transferleri kesinleştikten sonra "Jorge Mendes dörtlüsü" başlıklı posttan devam etmek zorunda bıraktı bu akşam İnönü'deki maç. Bir sakatlık bazen bir takımın bir sezonunu heba edebilir, ettiği de olmuştur. Bu havalarda, bu kaygan zeminlerde ayak bir kere yere sağlam basmasın, krampon o çimi tutmasın, gider diz.. Ersan sezonun en flaş stoperiydi ve ne yazık ki sezonu kapadı. Beşiktaş bu akşam da dahil yeni transferleriyle 4 maçta 13 gol attı. Golden öte takımın tribündeki taraftara, ekran başındaki futbolsevere verdiği heyecan ve keyif en önemlisi. Kısacası "Schuster oynatıyor ağabey" idi... Alman hoca kafasındaki kadroyu iyi kötü en sonunda kurdu. Tartışılacak kararlarla birlikte... Neden Fernandes geldi, pek de sorgulanmadı. Necip-Ernst neden gözden düştü? Ya da Ekrem daha tam hazır değilken; Hilbert'ten de bu kadar kolay vazgeçebilir miydi? Hepsinin ortak cevabı iki yerli stoperde gizli. Ersan ve İbrahim Toraman. Beşiktaş'ın 4 maçta kalesinde verdiği pozisyon sayısı 23. Maçlar kazanıldığı için yenen 6 golün pek de önemi yok diyelim ama ya bundan sonrası. Toraman'ın yanında Sivok artık vazgeçilmez. İlerideki İber kare asına da dokunamazsın. Beşiktaş'ta Ernst-Fernandes ve Hilbert'den artık sadece biri forma giyecek. Schuster'in çift forvet tercihini de hesaba katarsak, Ernst ve Fernandes ideal onbir oyuncusu olma şanslarını kaybediyorlar. Her şey ideal onbir değil elbette. Beşiktaş 3 kulvarda yürüyen tek takım. Bardağın dolu tarafında Schuster'in elinde rotasyona açık bir kadro var... Önemli olan bu rotasyonda ne verim alınacağı...
*******
Trabzonspor, Şenol Güneş'in tercihi ile Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan oldu gibi... Ankaragücü beraberliği sonrasında, Beşiktaş istim üzerindeyken, Fenerbahçe de tek ihtimale sahipken zincirleme trafik kazası bekliyordum. Güneş de iki maçı da %50 kaybetme şansım varsa, ikincisindeki oranı -beraberlik de kendisine yararken- asları dinlendirerek yükselteyim dedi. Güneş'in yanılıp yanılmadığını görmek için Pazar akşamını bekleyeceğiz...