14 Aralık 2012
Hafta Sonu Futbol
14 Aralık Cuma
20:00 Eskişehirspor - Bursaspor @Lig TV
21:30 Bayern Münih - B.Mönchengladbach @TRT Haber
15 Aralık Cumartesi
14:00 Adanaspor - Karşıyaka @TRT 1
14:45 N.United - Manchester City @Lig TV 3
16:00 Mersin İY - Akhisar @Lig TV
16:30 Bayer Leverkusen - Hamburg @TRT Haber
17:00 Liverpool - Aston Villa @Lig TV 3
19:00 Gençlerbirliği - Beşiktaş @Lig TV
19:00 Elazığspor - Gaziantepspor @Lig TV 2
19:30 Schalke 04 - Freiburg @TRT Haber
23:00 Sevilla - Malaga @Ntv Spor
16 Aralık Pazar
12:30 Corinthians - Chelsea @Ictimai TV
13:30 İstanbul BŞB - Trabzonspor @Lig TV
13:30 Karabükspor - Sivasspor @Lig TV 2
14:00 Göztepe - Adana Demir @TRT Spor
16:00 Chievo - Roma @TRT Spor
16:00 Orduspor - Antalyaspor @Lig TV
16:30 Hoffenheim - B. Dortmund @TRT Haber
17:30 Willem II - Ajax @S Haber
18:00 WBA - West Ham @Lig TV 3
18:30 W. Bremen - Nürnberg @TRT Haber
20:00 Real Madrid - Espanyol @Ntv Spor
20:00 Galatasaray - Fenerbahçe @Lig TV
22:00 Barcelona - Atletico Madrid @Ntv Spor
17 Aralık Pazartesi
20:00 Kayserispor - Kasımpaşa @Lig TV
20:00 Çaykur Rizespor - Bucaspor @TRT Spor
22:00 Reading - Arsenal @Lig TV 3
22:30 Celta Vigo - Real Betis @Ntv Spor
9 Aralık 2012
Sneijder: Brüt mü Net mi?
![]() |
| Karikatür: Gökçen Eke |
Wesley Sneijder, Real Madrid’e Portakal moda olduğu günlerde gelmişti. Ajax’ın kasasına koyduğu para 27 milyon Euro. O günden bu yana en fazla maça çıktığı sezonu Real Madrid’de ilk yılında oynadı. İkinci sezonun sonunda takımdan gönderilmesi, Real Madrid hovardalığından başka bir şey değil. Büyük tartışmalar çıkmıştı o giderken. Inter, bonservisine 15 milyon Euro ödedi. Yıllık 6 milyon Euro’ya imzayı attı. Bu rakam 2010’da takım içi dengesinde bile uçuktu. Bugün bile takımın en fazla kazanan adamı olan Sneijder, sözleşmelerini uzatanlar yaşları ilerlediği için fiyatını düşürdükçe diğerleriyle arasına uçurum koydu. Inter’de 30 maçın üstüne çıkabildiği sezon yok ama ilk iki sezonunda takıma çok şey verdiği kesin. Sonrasında 3-4-3’de ve 4-3-3’de oynamaz tartışmalarıyla kenara geldi. Her zaman sakatlığa açık bir oyuncu olduğu bilinir. Nasıl bir futbolcu olduğunu anlatmaya gerek var mı?
Inter, 2015 yılına kadar olan sözleşmesini bir yıl daha
uzatmasını istedi. Son sezon için para ödemeden, yıllık 6 milyonu kalan vadede
4 milyona düşürme amaçlı. Hollandalı kabul etmedi. Sezon başından beri forma
giyemiyor. 28 yaşında üst düzey bir oyuncu bu pazarlık yüzünden kulübede
çürüyor. Quaresma’dan pek farklı değil durumu. Ya da A. Bilbao’lu
LLorente. Quaresma’ya değil ama bu
ikisine sahip çıkanlar var. Profesyonel futbolcular birliği bunu mobbing olarak
görüyor ve kulüplerin peşini bırakmıyor. İtalya’da futbolcular birliği başkanı
Tommasi de Sneijder’in yanında. Inter’e
madem 6 milyon sözü verdiniz, ödeyin diyor kısaca Tommasi.
Bugün futbol dünyasında Sneijder’e yılda 5-6 milyon Euro
verecek kulüp sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Barcelona ve Real Madrid’i
geçelim, oralara yolu düşmez. İki Manchester kulübü, Zenit, Anzhi ve Paris
Saint Germain. Milan da dahil olmak üzere bu parayı ödeyecek kulüp yok İtalya’da…
Fenerbahçe’nin gündemine geldiğinden beri de bu 6 milyon
Euro tartışılıyor. Net mi brüt mü diye soruluyor. “Net” demek, kaynağını da
göstermek yetmiyor ki hala bu brüt diyenler var(!) Tartışılmayan ise Inter’in
isteyeceği bonservis. Sneijder’e 3-4’e gelir mi diye soruluyor ama Inter ne
diyecek, bunu hesaplayan yok. Inter, 2015’e kadar sözleşmesi olan Sneijder için
15 milyon Euro istiyor. “Lanet olsun, kurtulalım” deseler, 10 milyona kadar da
düşerler ama daha aşağısına değil…
Sneijder, mevcut oyun yapısında Fenerbahçe için biçilmiş
kaftan. Cristian’ın yapamadıklarını yapabilecek bir yetenek... Peki kaça?
Camp Nou Hatırası
Messi bütün rekorları kıracak. Biraz zaman vermek lazım. Bu kareyle de son noktayı koydu zaten. Maradona'nın Belçika maçındaki unutulmaz karesi vardır. İniesta bir benzerini vermişti İtalya maçında. 5 İtalyan peşinde. Hadi o İniesta, Khedira'nın peşine peki neden 6 kişiyle düştüler ki? Messi'nin pozisyonu Benfica maçında sakatlanmadan hemen önce. Karede olmayan tek Benfica'lı; kaleci... 9 Barcelona'lının girmediği, 10 Benfica'lının Messi ile savaş verdiği bir Camp Nou hatırası...
İki Bıçak

İki bıçak seç kendine
Biri yaralamak için
Biri öldürmek
Pusu kur gözlerinin
Karanlık gölgesine
Biri sevmek için
Biri ihanet
İki yürek seç kendine
Biri yaşamak için
Biri gizlenmek
Bir korkak,bir kaçak,bir firar
Kaç kişisin sen sevdiğim çocuk
İçimdeki bıçak iki kere daha dönüyor
Olduğu yerde
Kalırsan sel basar yataklarımı
Gidersen uçurum çiçekleri açar kalbimde
Kimi zamanlar olur sevgilim
İki bıçak bile yetmez bir tek ölüme / MURATHAN MUNGAN
7 Aralık 2012
Hafta Sonu Futbol

7 Aralık Cuma
20:00 Beşiktaş - Eskişehirspor @Lig TV
20:00 Elazığspor - Mersin İY @Lig TV 2
21:30 Hamburg - Hoffenheim @TRT Haber
8 Aralık Cumartesi
13:00 1461 Trabzon - Samsunspor @TRT Spor
14:00 Ankaragücü - Çaykur Rizespor @TRT 1
14:00 Kasımpaşa - Gençlerbirliği @Lig TV
16:00 Gaziantepspor - Karabükspor @Lig TV 2
16:30 Augsburg - Bayern Münih @TRT Haber
17:00 Arsenal - WBA @Lig TV 3
19:00 Malaga - Granada @Ntv Spor
19:00 Bursaspor - Orduspor @Lig TV 2
19:00 Sivasspor - Galatasaray @Lig TV
19:00 Manisaspor - Konyaspor @TRT Spor
19:00 Adanaspor - Kartalspor @TRT Web
19:30 E. Frankfurt - Werder Bremen @TRT Haber
21:00 Valladolid - Real Madrid @Ntv Spor
9 Aralık Pazar
13:00 Gaziantep BŞB - Göztepe @TRT Web
15:30 Manchester City - Manchester United @Lig TV 3
16:00 Trabzonspor - Kayserispor @Lig TV
16:00 Torino - Milan @TRT Spor
16:30 B.Mönchengladbach - Mainz @TRT Haber
18:00 West Ham - Liverpool @Lig TV 3
18:30 Hannover 96 - Bayer Leverkusen @TRT Haber
19:00 Fenerbahçe - İstanbul BŞB @Lig TV
19:00 Akhisar - Antalyaspor @Lig TV 2
19:00 Karşıyaka - Kayseri Erciyesspor @TRT Spor
20:00 Atletico Madrid - Deportivo La Coruna @Ntv Spor
22:00 Real Betis - Barcelona @Ntv Spor
10 Aralık Pazartesi
15:45 Rubin Kazan - Spartak Moskova @Lig TV 3
18:00 Zenit - Anzhi @Lig TV 2
20:00 Bucaspor - Boluspor @TRT Spor
22:00 Fulham - Newcastle @Lig TV 3
5 Aralık 2012
1 Aralık 2012
21:20'da Santiago Bernabeu'da
"2012'nin en iyi teknik direktörü mü? Guardiola tatilde, Del Bosque'nin 3 ay maçı yok. Benim düşünecek vaktim yok. Onlara sorun."
"Santiago Bernabeu'da derbide beni yuhalamak isteyen taraftarlar varsa; bilsinler ki 21:20'de sahada olacağım."
"Atletico Madrid, derbiye büyük beklentilerle geliyor. Sahada göreceğiz."
Hagi / FourFour Two'da
Gheorghe Hagi, FourFourTwo’da!
Geçen ay Türkiye’nin Gelmiş Geçmiş En İyi 100 Yabancı listesinde zirvede yer alan Gheorghe Hagi, bu ay FourFourTwo’nun kapak konuğu...
Beş yılda ardında bıraktığı kupalar bir tarafa, Türk futbolunun damarına güzel futbol zehirini aşıladı ve bir oyuncudan beklenenlerin çıtasını epey yukarıya taşıdı. Topa dokunuşu, topu sürüşü, sahadaki duruşu, her şeyi bir farklıydı. Hagi, bu topraklarda tarih boyunca silinmeyecek bir iz bıraktı. FourFourTwo, onu doğduğu topraklarda ziyaret etti ve ondan hikâyeyi en başından dinledi. O da pişmanlıklarını, Cruyff’tan öğrendiklerini, IQ’sunu, Galatasaray’a bir gün yeniden dönüp dönmeyeceğini, neden Popescu’yla aynı odada kalmadığını sektirmeden anlattı.
Hagi FourFourTwo’ya ne dedi?
“Ben gelirken adaptasyonun ne kadar önemli bir şey olduğunu biliyordum. Onun için oda arkadaşım olarak Bülent Korkmaz’ı tercih ettim. Oysa takımda Popescu da vardı ama biz hiçbir zaman onunla aynı odada kalmadık. Bir an önce Türkçe’yi öğrenmek istiyordum. Bu durum adaptasyonumu hızlandıracaktı.”
“Cruyff’la çalışmak rüya gibiydi. Taktiksel anlamda bana çok büyük katkısı oldu. Galatasaray’a transfer olduğumda zihinsel olarak çok donanımlı hale gelmiştim. 31 yaşımdaydım ve artık futbolu daha çok vücudumla değil kafamla oynuyordum.”
“Teknik direktör olarak yaptığım hataları zaten biliyorsunuz. Tekrar etmeme gerek yok. Oyuncu olarak da sahada yaptığım hatalarım var. Sertliğim, oyun içerisinde yaptıklarım... Şimdi bunları da düzeltmeye çalışıyorum. Mükemmel bir insan yoktur zaten.”
“Oğlum Fenerbahçe’ye gideceğim derse itiraz etmem. Türkiye’deki en güzel manzaralardan biri aile fertlerinin içerisinde Fenerli baba, Galatasaraylı anne, Beşiktaşlı çcouk gibi çeşitliliklerin olması. Sporun güzelliği bu. Ben asla oğluma ne yapacağını söyleyemem, aksine ona destek çıkarım. Ne isterse arkasında olacağım. Ama her zaman kararı kendisi alacak. Daha sonra ileride benden şikayetçi olmasını istemem.”
Geçen ay Türkiye’nin Gelmiş Geçmiş En İyi 100 Yabancı listesinde zirvede yer alan Gheorghe Hagi, bu ay FourFourTwo’nun kapak konuğu...
Beş yılda ardında bıraktığı kupalar bir tarafa, Türk futbolunun damarına güzel futbol zehirini aşıladı ve bir oyuncudan beklenenlerin çıtasını epey yukarıya taşıdı. Topa dokunuşu, topu sürüşü, sahadaki duruşu, her şeyi bir farklıydı. Hagi, bu topraklarda tarih boyunca silinmeyecek bir iz bıraktı. FourFourTwo, onu doğduğu topraklarda ziyaret etti ve ondan hikâyeyi en başından dinledi. O da pişmanlıklarını, Cruyff’tan öğrendiklerini, IQ’sunu, Galatasaray’a bir gün yeniden dönüp dönmeyeceğini, neden Popescu’yla aynı odada kalmadığını sektirmeden anlattı.
Hagi FourFourTwo’ya ne dedi?
“Ben gelirken adaptasyonun ne kadar önemli bir şey olduğunu biliyordum. Onun için oda arkadaşım olarak Bülent Korkmaz’ı tercih ettim. Oysa takımda Popescu da vardı ama biz hiçbir zaman onunla aynı odada kalmadık. Bir an önce Türkçe’yi öğrenmek istiyordum. Bu durum adaptasyonumu hızlandıracaktı.”
“Cruyff’la çalışmak rüya gibiydi. Taktiksel anlamda bana çok büyük katkısı oldu. Galatasaray’a transfer olduğumda zihinsel olarak çok donanımlı hale gelmiştim. 31 yaşımdaydım ve artık futbolu daha çok vücudumla değil kafamla oynuyordum.”
“Teknik direktör olarak yaptığım hataları zaten biliyorsunuz. Tekrar etmeme gerek yok. Oyuncu olarak da sahada yaptığım hatalarım var. Sertliğim, oyun içerisinde yaptıklarım... Şimdi bunları da düzeltmeye çalışıyorum. Mükemmel bir insan yoktur zaten.”
“Oğlum Fenerbahçe’ye gideceğim derse itiraz etmem. Türkiye’deki en güzel manzaralardan biri aile fertlerinin içerisinde Fenerli baba, Galatasaraylı anne, Beşiktaşlı çcouk gibi çeşitliliklerin olması. Sporun güzelliği bu. Ben asla oğluma ne yapacağını söyleyemem, aksine ona destek çıkarım. Ne isterse arkasında olacağım. Ama her zaman kararı kendisi alacak. Daha sonra ileride benden şikayetçi olmasını istemem.”
30 Kasım 2012
Hafta Sonu Futbol
30 Kasım Cuma
18:30 Spartak Moskova - Zenit @Lig TV 3
20:00 Galatasaray - Gaziantepspor @Lig TV
21:30 Fortuna Düsseldorf - Eintracht Frankfurt @TRT Haber
1 Aralık Cumartesi
14:00 Boluspor - Ankaragücü @TRT 1
14:45 West Ham United - Chelsea @Lig TV 3
16:00 Karabükspor - SB Elazığspor @Lig TV
16:30 Schalke 04 - Mönchengladbach @TRT Haber
17:00 Manchester City - Everton @Lig TV 3
19:00 Orduspor - Beşiktaş @Lig TV
19:00 Akhisar Belediyespor - Bursaspor @Lig TV 2
19:00 Konyaspor - Karşıyaka @TRT Spor
19:00 Samsunspor - Bucaspor @TRT Web
19:30 Reading - Manchester United @Lig TV 3
19:30 Bayern Münih - Borussia Dortmund @TRT Haber
21:00 Barcelona - Athletic Bilbao @NTV Spor
23:00 Real Madrid - Atletico Madrid @NTV Spor
2 Aralık Pazar
11:30 Anzhi - CSKA Moskova @Lig TV 2
13:30 İstanbul BB - Sivasspor @Lig TV
14:00 Denizlispor - Manisaspor @TRT Spor
16:00 Antalyaspor - Mersin İY @Lig TV
16:00 Lazio - Parma @TRT Spor
16:30 Hoffenheim - Werder Bremen @TRT Haber
18:00 Deportivo - Real Betis @NTV Spor
18:00 Norwich - Sunderland @Lig TV 3
18:30 Wolfsburg - Hamburg @TRT Haber
19:00 Kayserispor - Fenerbahçe @Lig TV
19:00 Eskişehirspor - Kasımpaşa @Lig TV 2
3 Aralık Pazartesi
20:00 Gençlerbirliği - Trabzonspor @Lig TV
18:30 Spartak Moskova - Zenit @Lig TV 3
20:00 Galatasaray - Gaziantepspor @Lig TV
21:30 Fortuna Düsseldorf - Eintracht Frankfurt @TRT Haber
1 Aralık Cumartesi
14:00 Boluspor - Ankaragücü @TRT 1
14:45 West Ham United - Chelsea @Lig TV 3
16:00 Karabükspor - SB Elazığspor @Lig TV
16:30 Schalke 04 - Mönchengladbach @TRT Haber
17:00 Manchester City - Everton @Lig TV 3
19:00 Orduspor - Beşiktaş @Lig TV
19:00 Akhisar Belediyespor - Bursaspor @Lig TV 2
19:00 Konyaspor - Karşıyaka @TRT Spor
19:00 Samsunspor - Bucaspor @TRT Web
19:30 Reading - Manchester United @Lig TV 3
21:00 Barcelona - Athletic Bilbao @NTV Spor
23:00 Real Madrid - Atletico Madrid @NTV Spor
2 Aralık Pazar
11:30 Anzhi - CSKA Moskova @Lig TV 2
13:30 İstanbul BB - Sivasspor @Lig TV
14:00 Denizlispor - Manisaspor @TRT Spor
16:00 Antalyaspor - Mersin İY @Lig TV
16:00 Lazio - Parma @TRT Spor
16:30 Hoffenheim - Werder Bremen @TRT Haber
18:00 Deportivo - Real Betis @NTV Spor
18:00 Norwich - Sunderland @Lig TV 3
18:30 Wolfsburg - Hamburg @TRT Haber
19:00 Kayserispor - Fenerbahçe @Lig TV
19:00 Eskişehirspor - Kasımpaşa @Lig TV 2
3 Aralık Pazartesi
20:00 Gençlerbirliği - Trabzonspor @Lig TV
29 Kasım 2012
İntikam Soğuk Yenen
Bir Yemektir
Stoper
yerden uzun oynadı, orta saha yuvarlağının kendi kalesine bakan bölümünde
buluştu topla, pas gelirken arkasını kollamıştı oyunu açabilmek için; rakibin
sert adamlarından biri hamlesine
hazırlanıyordu ve aşil tendonunda yanmayı hissetti… Yere düştü, faul düdüğü
acısına karıştı. Dizlerini karnına çekti çocukluğundaki gibi... Çevresinde bir
kavga gürültü kopuyordu ama acıdan gözünü açamadı. Doktor, konçun üzerinden
spreyi bastı, mucize bir ilaçtı bu... Sedye ile kenara aldılar, ayağa kalktı,
bileğini denedi, “İdare eder ama yarın
kimbilir ne çıkacak” dedi kendi kendine. Hakem “Gel” deyince attı kendini
tekrar sahaya. Çok değil, 10 dakika sonra rakip kalecinin degajında aşiline
basanla kafa topuna çıktı ve dirseğini rakibinin suratında test etti. Evet,
yüzünü dağıtacak kadar sağlamdı kemiği... Uzun bir düdük sesi geldi, hakemin
çıkardığı kartla rakibin yüzü aynı renkteydi. “İntikam sıcak yenen bir yemektir” dedi; kimseler duymadı ve
soyunma odasının yolunu tuttu.
41 yaşındaki Roy Keane, 12 yıl Manchester United forması giydikten sonra Celtic’de futbolu bıraktı. Sunderland ve İpswich Town’da teknik adam olarak çalıştı. Geçen ay adı Kasımpaşa ile anıldı ancak eşinin diretmesi üzerine Türkiye’de çalışmaktan vazgeçti. “Norveçli” Alf İnge Haaland, 40 yaşında. Manchester City’den ayrıldığında 31; Norveç 3. Ligi’nde Rosseland’da tekrar futbol oynamaya karar verdiğinde 39 yaşındaydı. Futbolu bırakmasına sebep olanın Roy Keane’nin sakatladığı dizi olmadığını söyledi ama...
81’in kışıydı; La Liga’da 15. hafta… San Mames tribünleri en nefret ettikleri iki formadan birini sahada görünce yine çılgına döndü. Barcelona klasik formasıyla sahadaydı ve sarı saçlı Alman genci orta sahada en büyük kozlarıydı. İyi başladılar oyuna, 19 dakika geçmişti ilk düdükten bu yana. De Andres’den topu şık bir çalımla kurtaran sarı saçlı Alman genci karşısında onu buldu, daha doğrusu tekmesini. San Mames tribünleri ayağa kalktı, yerde kıvranan Alman’ın çevresine toplanan takım arkadaşları Athletic Bilbao’nun stoperinin az önce kahkaha atmış bakışını görünce çılgına döndüler. Sarışın genci kenara aldılar, iki gün sonra da Köln’e ameliyat için gönderdiler. Diz bağları kopmuştu ve tıp o günlerde bu sakatlıklar için temiz bir yıl yazıyordu. 82’nin yazında Arjantin’i uçuran müthiş yeteneği kadrosuna kattı Barcelona. Almanya Milli Takımı’nda oynamayı reddeden asabi sarışın çocuk da o sezonun sonuna doğru artık sahalara dönmüştü. Fikstür çekildi ve Alman, Athletic Bilbao maçını bir kenara not etti. 24 Eylül’de Camp Nou’ya geleceklerdi. Dizinin parçalayanla görülecek bir hesabı vardı. İntikam, evet soğuk yenilen bir yemekti ama doğru servis edilirse!.. Basklılar sahaya çıktığında onunla göz göze geldi ve oyun başladıktan sonra da fazla bekleyemedi. Yakaladığı ilk pozisyonda tekmeyi savurdu Barça’nın sarışın Alman’ı. Bilbao’nun stoperi sağlam adamdı ama Alman da tekmenin hakkını verememişti, Basklı zıpladı ve kurtuldu. Yüzünde onu sakatladığı andaki gülümse belirdi. Bilbao’nun stoperi hesap kesmek için uzun vadeyi sevmezdi. Gözüne bir başkasını kestirdi; Tangocu’yu! Orta sahada arkadan hışımla yanaştı ve rakibini Camp Nou’nun çimlerinden kazıdı. Futbol tarihi çok faul görmüştü o güne kadar ama bu kadar acımasızını kimse hatırlamıyordu. Arjantinli 10 numara acıdan bayıldı; bileği kırılmıştı. İki yılda iki Barcelona’lıyı sakatlayan Basklı, o pozisyonda sadece sarı kart gördü. Sarışın Alman intikamını alabilseydi, Arjantinli’nin de intikam almak belki aklından bile geçmeyecekti . Bir yıl sonra Santiago Bernabeu’da intikam zincirinin üçüncü halkasında Arjantinli’nin meydan kavgasını başlatmak için iki sebebi vardı. Birincisi bir yıl önce kırılan bileği. İkincisi, o gece 1-0 kaybettikleri Kral Kupası finali... Bilbao’luların arasına daldı ve uçan tekmelerle önüne gelene saldırdı.
Andoni Goikoetxea, 56 yaşında. 12 yıl Athletic Bilbao, 3 yıl Atletico Madrid formasını giydi. Önce Schuster’i ardından Maradona’yı sakatladı ve Mourinho’dan önce Katalanlar’ın bir numaralı düşmanıydı. “Bilbao Kasabı” lakabını çok sevdi. Maradona’yı sakatladığı gece giydiği kramponları hatıra olarak saklıyor. Sarışın Alman, Schuster, Barça’dan sonra Real Madrid ve Atletico Madrid’de de forma giydi. Real Madrid’i teknik adam olarak şampiyon yaptı. “60’ların futbolu oynanıyor” dediği Türkiye’de Beşiktaş’ta tutunamadı. Maradona, ertesi sezon Napoli’ye gitti, dünyanın en iyisi oldu. En büyük hayali teknik adam olarak Arjantin’i çalıştırmaktı. Kabusu oldu...
Uçak Barajas Havaalanı’na indiğinde ufak valizini aldı ve kendisini kapıda karşılayacak olanları bekletmemek için hızlı ön tarafa yöneldi. Madrid’in yaz sıcağı çekilmezdi. Pasaport kuyruğunda beklerken telaşlandı, bir de görevli uzun uzun evraklarını inceleyince ter bastı koyu tenine. Çıktığı kapıda üzerinde isimler olan tabelalara tek tek göz gezdirdi. Eşofmanlı birilerini aradı. Geç kalmıştı işte, gitmişlerdi; ya da hiç gelmemişlerdi. Montonun cebinden kağıt parçasını çıkardı, ezberlemişti aslında ama olsun dilini bilmediği ülkede okutursa daha rahat anlaşırdı. Görevli olduğu kıyafetinden belli 50 yaşlarında bir adama yaklaştı ve kağıdı uzattı. “Ciudad Deportiva-Real Madrid” dedi görevli. O kadarını o da biliyordu!.. 4-5 kelime İspanyolca öğrenmişti. “Donde?” (Nerede) dedi. Olacak gibi değildi. Havaalanı görevlisi, bir kelime İspanyolca duyunca, motor gibi konuşmaya başlamıştı. “Grazie” dedi. İtalyancaydı ama olsun, İspanyol anlamıştı... Metro için cebindeki dolarlar işe yaramadı ama taksicinin söylediği rakam kafasına yattı. Real Madrid o yıllarda Paseo de la Castellana’daki tesislerinde idman yapıyordu. Bir zaman sonra şehrin içinden çıkıp havaalanı yakınındaki Valdebebas’a taşınacaklardı bir zaman sonra ama koyu tenli çocuk o günleri o formayla göremeyecekti. Kapıda adını söyledi, anlamadılar. Pasaportunu çıkardı, genç güvenlik görevlisi ismindeki iki o harfine takıld: Neden yanyanaydılar ki! Yanındakine de pasaportu gösterdi ve parmağıyla ismi işaret etti, güldüler... Sonrası biraz daha kolay oldu. Önce onu havaalanına almaya gelecek olan kulüp görevlisinin “Unuttum” dediğini öğrendi. Bütün bunları bir kenara yazdığından habersizdi, yıllar sonra anımsayacaktı yazdığını... B Takımı’na aldıklarında 16 yaşındaydı. İspanya için erken değildi ama takımın adı Real Madrid’di. Büyük ustalar, kadife kramponlar... Bir yıllığına kiralık verdiler. Leganes’i sevdi, ufaktı ama güzeldi. Ertesi sezon Barselona şehriyle, Espanyol kulübü sayesinde tanıştı. Madrid’den sonra denizi olan bir şehir ona iyi gelmişti. Hem kendi ülkesinden gelen kaçak çalışanlarla da sohbet edebiliyordu arka sokaklardaki kafelerde. Raul, Morientes, Guti, Anelka... Real Madrid’e ne zaman dönse; ona sıra gelmiyordu. Bir de tesislerde kimse konuşmuyordu onunla.. Kulüp, Şampiyonlar Ligi Kupası’nı kazanırken, o ekran başındaydı ve Mallorca yaşanacak yerdi. Luis Aragones de elinden tutmuştu. Real Madrid’de başkan değişince; yıldız transferi başladı ve onu gözden çıkardılar. Mallorca’da taraftar onu çok seviyordu ve Madrid’e geldiği gün yaşadıklarını, kendisini unutanları, “iki o” ile dalga geçenleri hatırladı. Hesabı kapatmalıydı. İspanyollar onu gibilerine “Bestia Negra” derlerdi. Başının belası oldu Real Madrid’in. Son Moix’de ve Santiago Bernabeu’da affetmedi Real Madrid’i.. Bir keresinde Bernabeu’da attığı golün ardından Real Başkanı Florentino Perez’in oturduğu tribüne doğru koştu ve gözgöze geldiler ya da o öyle sandı. Dört harika sezon geçirdi Mallorca’da. Bir beş yıl daha kalırdı ama “o şehri” çok sevmişti. El Born’da dolanmayı; Barceloneta’da elinde dondurma aylak aylak gezmeyi,; Balık Pazarı’ndaki El Quim’in hasta Barcelona’lı kirli sakallı şefini kızdırmayı özlemişti. Üstelik bu kez şefin takımına gidiyordu. Mallorca, onu aldığı fiyatın altı katına sattı Barcelona’ya.. Real Madrid Başkanı Florentino Perez, “Transferde ilk hak bizim” diye ortalığı bulandırmak istedi ama o çoktan Katalanların medarı iftaharı formayı sırtına geçirmişti. Geldiği sezon da sonraki sezonlarda da Real Madrid’in kabusu oldu. Mallorca formasıyla Real Madrid’e 7 gol atmıştı. Barça’da da durmadı... Sezon sonunda şampiyonluk kutlaması için Camp Nou’ya çıktıklarında, mikrofon kendisine geldiğinde, Madrid Barajas Havalaanı’na indiğinde 4-5 kelime İspanyolca bilen çocuk değildi artık. “Madrid’in p..., şampiyonu selamlayın” diye haykırdı. 100 bin Katalan çılgına dönmüştü. Sahadaki kalabalığın arasından biri ona “Afiyet olsun” dedi ya da o öyle sandı... İntikam soğuk yenen bir yemekti ve doğrusu şehrin havalı şefi Ferran Adria bile El Bulli’de böylesine lezzetlisini pişirmemişti... Eve gidip Old Boy’u bir kez daha izlemeye karar verdi... Ne filmdi ama...
Samuel Eto’o, Barcelona’da 5 yıl forma giydi. 3 Lig şampiyonluğu, 1 Kral Kupası, 2 İspanya Süper Kupası ve iki Şampiyonlar Ligi Kupası kaldırdı. İnter kariyerine bir şampiyonluk, 2 İtalya Kupası, 1 İtalya Kupası ve bir Şampiyonlar Ligi Kupası yazdırdı. 2011’de paranın götürdüğü yere gitti ve tüm zamanların en çok kazanan futbolcusu ünvanıyla Anzhi Makhachkala forması giymeye başladı.(FOUR-FOUR TWO/ Kasım 2012 -- Karikatürler: Gökçen Eke)
Biliyorum,
intikam kulağa hoş gelmeyen bir kelime ama gelin görün ki; hayata dair işte...
Hikayenin kahramanı futbolcu için intikam sıcak yenen bir yemekmiş ama 250 yıl
önce Pierre Ambrois Francois Choderles de Laclos , “Tehlikeli İlişkiler”i
kaleme alıp bir satırında “İntikam soğuk
yenen bir yemektir” dediğinde kendisinden etkilenen çok insan oldu
dünyada... Hikayenin bundan sonraki kahramanları gibi... Hepsinin bir hesabı
vardı ve kapatılması gereken tarihi onlar belirlediler.
Cantona, formasının yakalarını indirmeye karar verdiği sezonun hemen ertesinde Alex Ferguson kaptanlık pazubandına ona verdi. Doğrusu kaptan olmak için yaratılmıştı. Yetenekse, yetenek, liderlik ise liderlik ve saha içinde rakibe bir adım geri attıran sertlikse sertlik. Gün gelecek, Old Trafford tribünlerine dolduran taraftarlara tezahürat yapmadıkları ve takıma yeterli destek vermedikleri için “Karidesli sandviç yiyor ve sürekli gol istiyorlar” diyerek futbolun ayar tarihine adını altın harflerle yazdıracaktı. 97-98 sezonuydu. Ligin 9. Haftası, rakip Leeds United. Norveçli’ye çelme takma istedi ama başaramadı ve ters basan ayağı onu boylu boyunca yere serdi. Acı içinde kıvranırken, Norveçli, hakeme onun numara yaptığını ve kırmızı karttan yırtmak için kıvrandığını anlatmaya çalışıyordu. Bunu duydu ve hiç unutmadı. Sedye ile kenara aldılar, doktor dizine buz torbasını koyarken; gözlerini kaçırdı. Yere düşürken kulaklarında patlayan sesi birileri daha önce anlatmıştı ama o ilk kez duyuyordu. Bağlar kopmuştu işte, neden söylemiyorlardı ki! Ertesi gün sezonu kapadığını açıkladılar. Manchester United o sezon şampiyonluğu Arsenal’e kaptırdı, yorumcuların ortak fikri, “O olsaydı Wenger bu kupayı alamazdı” oldu. Sonra döndü sahalara ve dört yıl sabretti. Bir yerde karşısına çıkacaktı. En nefret ettiği formayla karşısına dikildiğinde, 85 dakika daha sabretti. Norveçli artık Manchester City forması giyiyordu ve o gün o dakikada olandan sonra kimse maçın sonucunu hatırlama ihtiyacı hissetmedi. Tercih ettiği intikam şekli, uçan tekmeydi, büyük bir hınçla Norveçli’nin dizine krampon darbesini indiriverdi. Sonra bir gün oturdu otobiyografisini yazdı ve meşhur 85. dakikayı “Yeteri kadar beklemiştim. Onu fena s... Top ortadaydı ve darbeyi indirdim ve bana bir daha sakatlık numarasından bahsetme dedim” diyerek anlattı. 41 yaşındaki Roy Keane, 12 yıl Manchester United forması giydikten sonra Celtic’de futbolu bıraktı. Sunderland ve İpswich Town’da teknik adam olarak çalıştı. Geçen ay adı Kasımpaşa ile anıldı ancak eşinin diretmesi üzerine Türkiye’de çalışmaktan vazgeçti. “Norveçli” Alf İnge Haaland, 40 yaşında. Manchester City’den ayrıldığında 31; Norveç 3. Ligi’nde Rosseland’da tekrar futbol oynamaya karar verdiğinde 39 yaşındaydı. Futbolu bırakmasına sebep olanın Roy Keane’nin sakatladığı dizi olmadığını söyledi ama...
81’in kışıydı; La Liga’da 15. hafta… San Mames tribünleri en nefret ettikleri iki formadan birini sahada görünce yine çılgına döndü. Barcelona klasik formasıyla sahadaydı ve sarı saçlı Alman genci orta sahada en büyük kozlarıydı. İyi başladılar oyuna, 19 dakika geçmişti ilk düdükten bu yana. De Andres’den topu şık bir çalımla kurtaran sarı saçlı Alman genci karşısında onu buldu, daha doğrusu tekmesini. San Mames tribünleri ayağa kalktı, yerde kıvranan Alman’ın çevresine toplanan takım arkadaşları Athletic Bilbao’nun stoperinin az önce kahkaha atmış bakışını görünce çılgına döndüler. Sarışın genci kenara aldılar, iki gün sonra da Köln’e ameliyat için gönderdiler. Diz bağları kopmuştu ve tıp o günlerde bu sakatlıklar için temiz bir yıl yazıyordu. 82’nin yazında Arjantin’i uçuran müthiş yeteneği kadrosuna kattı Barcelona. Almanya Milli Takımı’nda oynamayı reddeden asabi sarışın çocuk da o sezonun sonuna doğru artık sahalara dönmüştü. Fikstür çekildi ve Alman, Athletic Bilbao maçını bir kenara not etti. 24 Eylül’de Camp Nou’ya geleceklerdi. Dizinin parçalayanla görülecek bir hesabı vardı. İntikam, evet soğuk yenilen bir yemekti ama doğru servis edilirse!.. Basklılar sahaya çıktığında onunla göz göze geldi ve oyun başladıktan sonra da fazla bekleyemedi. Yakaladığı ilk pozisyonda tekmeyi savurdu Barça’nın sarışın Alman’ı. Bilbao’nun stoperi sağlam adamdı ama Alman da tekmenin hakkını verememişti, Basklı zıpladı ve kurtuldu. Yüzünde onu sakatladığı andaki gülümse belirdi. Bilbao’nun stoperi hesap kesmek için uzun vadeyi sevmezdi. Gözüne bir başkasını kestirdi; Tangocu’yu! Orta sahada arkadan hışımla yanaştı ve rakibini Camp Nou’nun çimlerinden kazıdı. Futbol tarihi çok faul görmüştü o güne kadar ama bu kadar acımasızını kimse hatırlamıyordu. Arjantinli 10 numara acıdan bayıldı; bileği kırılmıştı. İki yılda iki Barcelona’lıyı sakatlayan Basklı, o pozisyonda sadece sarı kart gördü. Sarışın Alman intikamını alabilseydi, Arjantinli’nin de intikam almak belki aklından bile geçmeyecekti . Bir yıl sonra Santiago Bernabeu’da intikam zincirinin üçüncü halkasında Arjantinli’nin meydan kavgasını başlatmak için iki sebebi vardı. Birincisi bir yıl önce kırılan bileği. İkincisi, o gece 1-0 kaybettikleri Kral Kupası finali... Bilbao’luların arasına daldı ve uçan tekmelerle önüne gelene saldırdı.
Andoni Goikoetxea, 56 yaşında. 12 yıl Athletic Bilbao, 3 yıl Atletico Madrid formasını giydi. Önce Schuster’i ardından Maradona’yı sakatladı ve Mourinho’dan önce Katalanlar’ın bir numaralı düşmanıydı. “Bilbao Kasabı” lakabını çok sevdi. Maradona’yı sakatladığı gece giydiği kramponları hatıra olarak saklıyor. Sarışın Alman, Schuster, Barça’dan sonra Real Madrid ve Atletico Madrid’de de forma giydi. Real Madrid’i teknik adam olarak şampiyon yaptı. “60’ların futbolu oynanıyor” dediği Türkiye’de Beşiktaş’ta tutunamadı. Maradona, ertesi sezon Napoli’ye gitti, dünyanın en iyisi oldu. En büyük hayali teknik adam olarak Arjantin’i çalıştırmaktı. Kabusu oldu...
Uçak Barajas Havaalanı’na indiğinde ufak valizini aldı ve kendisini kapıda karşılayacak olanları bekletmemek için hızlı ön tarafa yöneldi. Madrid’in yaz sıcağı çekilmezdi. Pasaport kuyruğunda beklerken telaşlandı, bir de görevli uzun uzun evraklarını inceleyince ter bastı koyu tenine. Çıktığı kapıda üzerinde isimler olan tabelalara tek tek göz gezdirdi. Eşofmanlı birilerini aradı. Geç kalmıştı işte, gitmişlerdi; ya da hiç gelmemişlerdi. Montonun cebinden kağıt parçasını çıkardı, ezberlemişti aslında ama olsun dilini bilmediği ülkede okutursa daha rahat anlaşırdı. Görevli olduğu kıyafetinden belli 50 yaşlarında bir adama yaklaştı ve kağıdı uzattı. “Ciudad Deportiva-Real Madrid” dedi görevli. O kadarını o da biliyordu!.. 4-5 kelime İspanyolca öğrenmişti. “Donde?” (Nerede) dedi. Olacak gibi değildi. Havaalanı görevlisi, bir kelime İspanyolca duyunca, motor gibi konuşmaya başlamıştı. “Grazie” dedi. İtalyancaydı ama olsun, İspanyol anlamıştı... Metro için cebindeki dolarlar işe yaramadı ama taksicinin söylediği rakam kafasına yattı. Real Madrid o yıllarda Paseo de la Castellana’daki tesislerinde idman yapıyordu. Bir zaman sonra şehrin içinden çıkıp havaalanı yakınındaki Valdebebas’a taşınacaklardı bir zaman sonra ama koyu tenli çocuk o günleri o formayla göremeyecekti. Kapıda adını söyledi, anlamadılar. Pasaportunu çıkardı, genç güvenlik görevlisi ismindeki iki o harfine takıld: Neden yanyanaydılar ki! Yanındakine de pasaportu gösterdi ve parmağıyla ismi işaret etti, güldüler... Sonrası biraz daha kolay oldu. Önce onu havaalanına almaya gelecek olan kulüp görevlisinin “Unuttum” dediğini öğrendi. Bütün bunları bir kenara yazdığından habersizdi, yıllar sonra anımsayacaktı yazdığını... B Takımı’na aldıklarında 16 yaşındaydı. İspanya için erken değildi ama takımın adı Real Madrid’di. Büyük ustalar, kadife kramponlar... Bir yıllığına kiralık verdiler. Leganes’i sevdi, ufaktı ama güzeldi. Ertesi sezon Barselona şehriyle, Espanyol kulübü sayesinde tanıştı. Madrid’den sonra denizi olan bir şehir ona iyi gelmişti. Hem kendi ülkesinden gelen kaçak çalışanlarla da sohbet edebiliyordu arka sokaklardaki kafelerde. Raul, Morientes, Guti, Anelka... Real Madrid’e ne zaman dönse; ona sıra gelmiyordu. Bir de tesislerde kimse konuşmuyordu onunla.. Kulüp, Şampiyonlar Ligi Kupası’nı kazanırken, o ekran başındaydı ve Mallorca yaşanacak yerdi. Luis Aragones de elinden tutmuştu. Real Madrid’de başkan değişince; yıldız transferi başladı ve onu gözden çıkardılar. Mallorca’da taraftar onu çok seviyordu ve Madrid’e geldiği gün yaşadıklarını, kendisini unutanları, “iki o” ile dalga geçenleri hatırladı. Hesabı kapatmalıydı. İspanyollar onu gibilerine “Bestia Negra” derlerdi. Başının belası oldu Real Madrid’in. Son Moix’de ve Santiago Bernabeu’da affetmedi Real Madrid’i.. Bir keresinde Bernabeu’da attığı golün ardından Real Başkanı Florentino Perez’in oturduğu tribüne doğru koştu ve gözgöze geldiler ya da o öyle sandı. Dört harika sezon geçirdi Mallorca’da. Bir beş yıl daha kalırdı ama “o şehri” çok sevmişti. El Born’da dolanmayı; Barceloneta’da elinde dondurma aylak aylak gezmeyi,; Balık Pazarı’ndaki El Quim’in hasta Barcelona’lı kirli sakallı şefini kızdırmayı özlemişti. Üstelik bu kez şefin takımına gidiyordu. Mallorca, onu aldığı fiyatın altı katına sattı Barcelona’ya.. Real Madrid Başkanı Florentino Perez, “Transferde ilk hak bizim” diye ortalığı bulandırmak istedi ama o çoktan Katalanların medarı iftaharı formayı sırtına geçirmişti. Geldiği sezon da sonraki sezonlarda da Real Madrid’in kabusu oldu. Mallorca formasıyla Real Madrid’e 7 gol atmıştı. Barça’da da durmadı... Sezon sonunda şampiyonluk kutlaması için Camp Nou’ya çıktıklarında, mikrofon kendisine geldiğinde, Madrid Barajas Havalaanı’na indiğinde 4-5 kelime İspanyolca bilen çocuk değildi artık. “Madrid’in p..., şampiyonu selamlayın” diye haykırdı. 100 bin Katalan çılgına dönmüştü. Sahadaki kalabalığın arasından biri ona “Afiyet olsun” dedi ya da o öyle sandı... İntikam soğuk yenen bir yemekti ve doğrusu şehrin havalı şefi Ferran Adria bile El Bulli’de böylesine lezzetlisini pişirmemişti... Eve gidip Old Boy’u bir kez daha izlemeye karar verdi... Ne filmdi ama...
Samuel Eto’o, Barcelona’da 5 yıl forma giydi. 3 Lig şampiyonluğu, 1 Kral Kupası, 2 İspanya Süper Kupası ve iki Şampiyonlar Ligi Kupası kaldırdı. İnter kariyerine bir şampiyonluk, 2 İtalya Kupası, 1 İtalya Kupası ve bir Şampiyonlar Ligi Kupası yazdırdı. 2011’de paranın götürdüğü yere gitti ve tüm zamanların en çok kazanan futbolcusu ünvanıyla Anzhi Makhachkala forması giymeye başladı.(FOUR-FOUR TWO/ Kasım 2012 -- Karikatürler: Gökçen Eke)
28 Kasım 2012
Duvarda Totti Yok Artık
İtalyan futbolu için son yıllarda simgelerden biriydi ikinci fotoğraf karesi. Roma'nın son şampiyonluğunu kazandığı 2001'de kaptan Francesco Totti'nin bir gol sevinci böyle ölümsüzleşmişti Rione Monti'de bir duvarda. İlk karede ise bugünkü hali görünüyor. Laziolular hayvanlık hanesine artı bir yazmışlar...

1995-2012: La Masia'dan 11'e
Valencia’nın 10 yabancıyla sahaya çıkıp “İspanyollar nerede?”
dedirttiği maç ayrı bir hikaye olsun. Arsene Wenger’in içinde İngiliz olmayan
onbirinin üzerinden yıllar geçti. Hafta sonunda Barcelona, Dani Alves sakatlanıp
oyuna Montoya girince, Levante karşısında 11 alt yapı oyuncusuyla sahadaydı.
Barcelona için çok da büyük manşet değil elbette. Tabloda geçmişten örnekler
var. Yakın geçmişyte, 2008-2009 sezonunda Pep Guardiola’nın 9 alt yapı
oyuncusuyla sahaya çıktığı Racing maçı bu dönemin ilk basamağı. Barcelona’nın
Louis Van Gaal yönetimindeki yıllarında ise La Masia’ya uzak durulmuş.
1999-2000 sezonunda sahada iki alt yapıdan yetişen isim var. Biri hala sahada;
Puyol, diğeri de kulübede her şeyi kazanan Guardiola. Bir önceki sezon
Hollandalı teknik adamın, El Clasico’da Real Madrid ile 2-2 berabere kalan
onbirinde ise sadece bir alt yapı oyuncusu var, Sergi. Takım Hollandalı ve
Brezilyalı dolu. 17 yıl önce ise, 4 şampiyonluğun ardından Cruyff’un 1995-1996
sezonunda Betis deplasmanında sahaya sürdüğü 11 ve değişikiklerle berabere 11
La Masia çıkışlı futbolcu forma giymiş.
23 Kasım 2012
Hafta Sonu Futbol

23 Kasım Cuma
19:00 Köln - Bochum @FOG
20:00 Beşiktaş - Akhisar Belediyespor @Lig Tv
20:00 Mersin İdman Yurdu -n Karabükspor @Lig Tv 2
21:30 Fortuna Düsseldorf - Hamburg @TRT Haber
24 Kasım Cumartesi
14:00 Kartalspor - Kayseri Erciyesspor @TRT 1
14:45 Sunderland - West Bromwich Albion @Lig Tv 3
16:00 Kasımpaşa - Orduspor @Lig Tv
16:30 Bayern Münih - Hannover 96 @TRT Haber
16:30 Mainz - Borussia Dortmund @TRT HD
17:00 Manchester United - QPR @Lig Tv 3
19:00 Bucaspor - Göztepe @TRT Spor
19:00 Elazığspor - Galatasaray @Lig Tv
19:00 Bursaspor - MP Antalyaspor @Lig Tv
19:30 Aston Villa - Arsenal @Lig Tv 3
21:00 Malaga - Valencia @NTV Spor
23:00 Real Betis - Real Madrid @NTV Spor
25 Kasım Pazar
11:30 Spartak Moskova - Dinamo Moskova @Lig Tv 2
14:00 Manisaspor - Çaykur Rizespor @TRT Spor
15:30 Swansea - Liverpool @Lig Tv 2
16:00 Torino - Fiorentina @TRT Spor
16:00 Gaziantepspor - İstanbul BŞB @Lig Tv
16:30 Freiburg - Stuttgart @TRT Haber
18:00 Chelsea - Manchester City @Lig Tv 3
18:30 Hoffenheim - Bayer Leverkusen @TRT Haber
19:00 Adanaspor - Konyaspor @TRT Spor
19:00 Fenerbahçe - Gençlerbirliği @Lig Tv
19:00 Sivasspor - Kayserispor @Lig Tv 2
20:00 Atletico Madrid - Sevilla @NTV Spor
21:00 Ponte Preta - Sao Paulo @Lig Tv 3
22:00 Levante - Barcelona @NTV Spor
26 Kasım Pazartesi
18:00 Zenit - CSKA Moskova @Lig Tv 2
20:00 Trabzonspor - Eskişehirspor @Lig Tv
20:00 Karşıyaka - Denizlispor @TRT Spor
20 Kasım 2012
Manyağın Tekiydi...
Glasgow
Rangers’ta ilk idmanıma çıkmıştım. Antrenman bitti, duşa gittim. Duştan
çıktıktan sonra dolabıma yaklaştığımda kötü bir koku geldi burnuma. Sesimi
çıkarmadım. Boxer’ımı elime alınca ağırlığı fark ettim. Gascoigne çoraplarıma da sıçmıştı. O gün donsuz eve döndüm. İlk gün şakasıymış. Gascoigne manyağın
tekiydi ama çok yetenekliydi.” (1997’de
Gattuso 19 yaşındayken İskoçya günlerinden bir anı.)
19 Kasım 2012
18 Kasım 2012
16 Kasım 2012
Hafta Sonu Futbol

16 Kasım Cuma
20:00 Galatasaray -Karabükspor @Lig Tv
17 Kasım Cumartesi
14:00 İstanbul BŞB - SB Elazığspor @Lig Tv
14:00 Tavşanlı - Bucaspor @Trt 1
14:45 Arsenal - Tottenham @Lig Tv 3
17:00 WBA - Chelsea @Lig Tv 3
19:00 Adana Demirspor - 1461 Trabzon @Trt Spor
19:00 Gençlerbirliği - Sivasspor @Lig Tv 2
19:00 Eskişehirspor - Fenerbahçe @Lig Tv
19:30 Bayer Leverkusen - Schalke 04 @Trt Haber
19:30 Norwich City - Manchester United @Lig Tv 3
21:00 Barcelona - Real Zaragoza @Ntv Spor
23:00 Real Madrid - Athletic Bilbao @Ntv Spor
18 Kasım Pazar
14:00 Boluspor - Manisaspor @Trt Spor
14:00 Denizlispor - Adanaspor @Trt Web
16:00 Fiorentina - Atalanta @Trt Spor
16:00 Kayserispor - Gaziantepspor @Lig Tv
16:00 Akhisar Bld - Kasımpaşa @Lig Tv 2
16:30 Werder Bremen - Fortuna Düsseldorf @Trt Haber
18:00 Fulham - Sunderland @Lig Tv 3
18:30 Hoffenheim - Wolfsburg @Trt Haber
19:00 Çaykur Rizespor - Karşıyaka @Trt Spor
19:00 MP Antalyaspor - Beşiktaş @Lig Tv
19:00 Bursaspor - Mersin İdman Yurdu @Lig Tv 2
20:45 Granada - Atletico Madrid @Ntv Spor
19 Kasım Pazartesi
15:30 West Ham United - Stoke City @Lig Tv 3
20:00 Orduspor - Trabzonspor @Lig Tv
Roma Derbisi
O eski güzel zamanların derbisi:
Roma-Lazio… Via del Corso’dan Flaminio’ya… Ultras Romani’den Irrudicibile’ye...
Biraz Gabriele; biraz “Totti’yi çıkarsana, golü atmış Lamela çıkar mı hiç?”
hikayesi… Tevere kıyısında dört renk, tek tutku… (4-4-2 Türkiye Aralık sayısında)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




























