4 Haziran 2017

Yollar da Senin
Goller de

Babasından en büyük miras futbol yeteneği, çok çalışmak, okumak, kendi kendine büyümek ve hep hayal kurup, başarmak ise onun karakteri. Enes Ünal gelecek sezon ustalar sofrası İspanya'da Villarreal forması giyecek... Enes'e dair, Enes'li satırlar...

20'SİNDE NERESİNDEYİZ HAYATIN
Yirmi yaşında kim bizden büyük başarı bekler ki hayatta... Derslerine iyi çalış diyen anneler, arkadaşlarını doğru seç diyen babalar, odada gürültü yapma diyen ağabeyler, ablalar, kardeşler. Herkesin hayal kurduğu yaştır yirmi, şaşırmak bir gençlik eylemidir ya, her öğrendiği her yaşadığına şaşırır insan o yaşta. Emeklemenin, ayaklarının üzerinde durmanın bir bebeklik eylemi olduğunu hatırlayıp 20'sinde de insan üniversite anfilerinde, bir iş yerinde emekler ve gün gelir ayakta durur. Kim madalya aldın mı, ödülün var mı diye sorar ki o yaştaki insana. 20 yaşındaki Enes Ünal'ı yaşıtlarından ayıran işte bunlar. 25 yaşındaki futbolcuya "genç" denilen futbol sözlüğümüze baharı da yazı da getirdi bu çocuk. İki onluk olmadan ayaklarının üzerinde durmayı başardı, yetmedi, sıçradı, yetmedi, zıpladı ve hiç yetinmedi. Onu ehliyet aldığı yaşta Manchester City'e götüren, Hollanda'da pişiren ve bugün ustalar sofrası İspanya La Liga'ya oturtan karakterini yoğuran anne ve babası, onu yetiştiren hocaları, ona gol pası veren takım arkadaşları, o gol attığında ekran başında coşan lise arkadaşları... Hepsi biliyor ki, Enes yaptı, yapmaya devam edecek.
BABADAN KALAN EN BÜYÜK MİRAS
Mesleğin babadan oğula geçtiği, ustalık-kalfalık-çıraklık basamaklarının en güzel ve en uzun olduğu bizim topraklarda futbolcu babanın futbolcu oğlu olmak zordur. Çünkü çocuk yaşta futbol, acıdır, ağrıdır, terdir, yırtık krampondur, yokluktur... Şöhrete, paraya giden yollar hep yokuştur futbolcuların hayat hikayelerinde. Oysa ki yetenekli bir futbolcu babadan kalan en büyük miras onun zamanında futboldan kazandığı dairelerin kirası değil, benzeyen kaşı gözü kadar ayaklarına miras bıraktığı yeteneğidir.  Zengin çocuğu futbolcu olmaz derler, çokça doğrudur. Çok çalışıp olmadığında yine çok çalışmak 14-15 yaşındaki çocukların dünyasına zor gelir ama futbolcu Mesut Ünal'ın oğlu Enes Ünal işte bu yüzden özel bir çocuktur. Babası Sakaryaspor'da oynarken başladığı futbol, yeni yetmeliğinde babası Bursaspor'da oynarken sürdü. Biliyoruz ki Enes şımarmadı. Ehliyetinin olmadığı yaşta, taksi parası çok tutuyor diye babasının evinde değil, kulübünün tesislerinde yattı bu çocuk...
ÜNİVERSİTE ANFİSİNDEKİ RAUL'U BEĞENMEK
En okumuş forvet hattımız Metin-Ali-Feyyaz'dı.  Haftada beş gün idman yapan, sezonda 60 maça çıkan bir gencin mühendis, doktor olmasını kimse beklemez elbette ama okumayı unutan, gün gelip de yorumcu olduğunda 150 kelimelik dağarcılıklarıyla konuşan ya da konuşamayan eski futbolcuların yapmadığını yapıyor Enes Ünal. Basit olanı yapıyor, okuyor ve kendi kendini büyütüyor memleketten uzakta. Başucunda her zaman 4-5 kitap olan, ruh haline göre birini seçip, profesyonel dünyasından uzaklaşan, konuşmaya geldiğinde evet yaşından dolayı utangaç ama kelimeleri özenle seçen bir genç var karşımızda. Onunla tek ortak anımız sosyal medyada paylaştığım, Real Madrid efsanesi Raul'un takıma girdiğinde Madrid Üniversitesi'nde girdiği bir sınavda çekilmiş  fotoğraf karesini çok beğenmiş olması. Biliyoruz ki o Raul olmak istiyor ama aynı zamanda okumuş Raul da...
ATTIKLARINI UNUTAN GOLCÜ

Bursaspor alt yapısında, genç milli takımlarda golleri atarken yeteneğine güvenen çocuk, "Yetenek seni bu kapıdan içeriye sokar, çok çalışman burada kalıcı olmanı sağlar" sözünü aklına çok kazıdı. 20 yaşında Hollanda Ligi'ni sadece yeteneğinizle sallayamazsınız. Daha güçlü kaslar, daha hızlı ayaklar, daha gelişmiş oyun zekası ister futbol. Bireysel idman yapmanın, güçlü defans oyuncularıyla ceza sahası içinde kapışırken sadece fizikle değil akılla da ayakta kalınacağını farkında Enes Ünal. Golcünün iyisi maç içinde kaçırdığı pozisyona takılı kalmayandır. Bir öncekini atamadığını düşündükçe atamazsın bu oyunda. Enes, 19 dakikada üç gol attığı maçtan sonra verdiği röportajda, attığını bilen unutan golcü... "Geçmişe değil, geleceğe bakıyorum" diyen 20 yaşında bir gol koleksiyoncusu... İspanya'da Villarreal formasıyla o koleksiyonuna katacağı nadide parçaları hepimiz görmek istiyoruz çünkü biz Enes Ünal'ı  örnek sporcu, genç olduğu için seviyoruz... 

3 Haziran 2017

Pedja Mijatovic





- Finalde attığın golü neyle değişirdin?

+ "Şampiyonlar Ligi finalinde Juventus'a attığım golü değil, her şeyimi oğlumun sağlığı için verirdim. Beynindeki rahatsızlık nedeniyle 2 yaşından itibaren konuşamadı, yürüyemedi ve bizimle iletişim kuramadı. Her şeyimi ama her şeyimi bana bir kere olsun "Merhaba, nasılsın" demesi için verirdim."


Andrea Mijatovic, 2009 yılında 15 yaşında Valencia'da hayatını kaybetti. 

Juventus-Real Madrid




Real Madrid Soy Ağacı

Bye Bye Barcelona

28 Mayıs 2017

Francesco Totti



Senin En Güzel Düşmanların


Sinema tarihinin eşsiz başyapıtlarından “Godfather”da Vito Corleone’nin unutulmaz repliğini hatırlayın: “Ona reddedemeyeceği bir teklif yapacağım.” Bu repliği getirip şimdi futbol dünyasına uyarlayalım. Çin futbolunun ödediği akıllara ziyan rakamlar bir tarafa futbolda artık tek takım formasıyla bir kariyeri noktalamak fedakarlıktan çok daha ötesi. İki renge sadakat, İtalyan futbolunun çimentosu gibi. Alessandro Del Piero ve Paolo Maldini’den sonra Son Mohikan olarak kalan Francesco Totti’nin ölümsüz Roma aşkına bugün Roma Olimpiyat Stadı’nda son nokta konulacak ama Totti futbol oynamaktan vazgeçmeyeceği için filmin sonunda bir başka formayı göreceğiz onun üzerinde...
 Çocuk yaşta gelip yetiştiği Roma’da 786. maçına bugün çıkacak olan Totti’yi özel yapan ne kazandığı altı kupa ne de attığı 307 gol. O İtalyan futbol tarihinin en önemli derbilerinden biri olan Roma derbisinde “Seviyorum” diyen sarı-kırmızı tribünlerin ikonu. O aynı zamanda “Nefret ediyorum” diyen mavi-beyazlı Lazio tribünlerinin de nefret objesi. Lazio’nun en önemli taraftar grubu Irrudicibili geçen hafta onu tribünden “Büyük düşmanımızsın ama seni selamlıyoruz” pankartıyla uğurladı, yetmemiş olacak ki bir de açık mektup yazdılar Totti’ye. Milano’da 37 yıllık taraftar grubu “Fossa dei Leoni” kendini fesh ettiğinde Milan’ın ezeli rakibi Inter’in bir taraftarının dediğini hatırlayalım önce: “25 yıldır sizden nefret ediyorum. Fakat şimdiden özledim sizi. San Siro’da tezahüratlarınızı duymadığım bir derbi, nasıl olur bilemiyorum? Bildiğim derbiler artık eskisi gibi olmayacak...  Şimdi, çeyrek asır boyunca sahadaki varlığıyla Lazio taraftarını çileden çıkartan, attığı gollerin ardından onlara medya aracalığıyla sert mesajlar yollayan, bir başka kulübü gitmeyerek sadakatiyle aynı zamanda saygı uyandıran Francesco Totti’ye bakın Irrudicibili grubu nasıl seslenmiş:



“Seninle ilk karşılaştığımızda 6 Mart 1994’tü. Oyuna sonradan girmiş, yalandan bir penaltı kazandırmıştın. İyi rol kesmiştin doğrusu, tarihini uydurma penaltılarla yazan bir takım için oynuyordun sonuçta. Bizim sevdiğimiz takımla hep uğraştın, bir reklamda oynarken de San Remo’da sahneye çıktığında bile. Sen bunları yaparken biz şampiyon olduk, Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nın, Süper Kupa’yı kazandık. Beş İtalya kupasını da aldık, hatta birinin finalinde sen de sahadaydın, ne büyük keyifti senin olduğun takımı yenip o kupayı almak.
Real Madrid seni çok istedi... Oraya gitseydin kaç kupa kazanabilirdin, bunu kimse bilemeyecek ama kabul ediyoruz ki Real Madrid’in istediği ve almayı başaramadığı tek şampiyon da sendin. Totti, Real Madrid’e gitmedin ama onlar sensiz 5 Şampiyonlar Ligi, 7 şampiyonluk ve başka kupalar kazandılar. Senin gibi büyük futbolcu için az(!) mı dersin?
Yine de her şartta özellikle de bu değişen dünyada duruşun ve geldiği noktada saygıyı hak ediyorsun. O saygıyı kendi taraftarından hiçbir zaman gördüğüne inanmıyoruz. Roma camiasının da sana saygı duymadığını gördüğümüzü bütün samimiyetimizle söylememiz lazım, bizi affet. Senin gibi bir futbolcu bizim takımda olsaydı, Roma yönetiminin sana davrandıkları gibi davranamazdı. Sana yapılan saygısızlıkları sessizce takip ettik. Şimdi seni kimse korumuyor Roma’da, kusura bakma biz de bunu yapamayız.
Bize karşı yaptıklarını hiçbir zaman unutmayacağız. Bunlar olması gerekendi. Roma’dayız, rakibiz ve derbi, ezeli rekabet böyle yürüyor.
Yine de Roma şehrinin futbol sahnesinden düşerken bunca yıl sonra sana el uzatan rakip taraftarın senin en iyi düşmanın olduğu hiç unutma.”
İmza: Irrudicibili Lazio/ Senin en güzel düşmanların… 

21 Mayıs 2017

Valdano'dan Michel'e


Jorge Valdano’nun ağlattığı bir eski futbolcu bu akşam Jorge Valdano’yu anlayabilecek mi ya da onun yaptığını yapabilecek mi? Bu sorunun cevabını bulmak için çeyrek asır öncesine gideceğiz ama önce bugünün anlam ve önemi. İspanya’da şampiyonluk düğümü bu akşam 21:00’de oynanacak iki maçla çözülüyor. Barcelona evinde Eibar karşısında net favori. Üç puan önündeki Real Madrid ise Endülüs bölgesine Malaga deplasmanına gidiyor. 35 kez şampiyonun son hafta belirlendiği İspanyol futbol tarihinde “Tenerife’de Mayıs sıkıntısı” Valdano’nun başrolünü oynadığı bir dram filmiydi, çok tutuldu ki ertesi sezon ikincisi çekildi. Önce o günleri hatırlayalım. Cruyff yönetimindeki Barcelona’nın şampiyon olması için son hafta Real Madrid’in Tenerife deplasmanında kaybetmesi lazım. Tenerife’nin teknik direktörü Jorge Valdano, Real Madrid’in eski yıldızı. Arjantinli efsane o gün zor olanı yaptı ve Tenerife kazandı. Sahayı ağlayarak terk eden ve bu bir film olsa afişinin fotoğraf karesindeki isim ise Michel. Dedim yu bu dram çok tuttu, ertesi yıl ne hesap değişti ne de aktörler. İnanılmaz ama yine Tenerife, Real Madrid’i yıktı ve Barcelona şampiyon oldu…

Valdano sonra Real Madrid teknik direktörü oldu. Raul’a ilk formayı veren isimdi. Bugünlerin en çok konuşulan hocası Sampaoli onun konuşabilmek için Arjantin’deki evinin kapısında beş saat beklediğini açıkladı yıllar sonra. Valdano oyunun filozofu adamdır, çok okur, çok tartışır, yorumculuğu kadar gazeteciliği de birinci sınıftır, bugün İspanyol futbolunda en çok konuşulan röportajlara imza atan da Valdano’dur… Şimdi Valdano’nun Tenerife’de ağlattığı o futbolcuya gelelim…



Jose Miguel Gonzalez Martin del Campo resmi evraklarda yazar ama futbol dünyası onu kısaca Michel diye bilir. 27 yaşında bir trafik kazası sonrasında futbolu erken yaşta bırakmak zorunda kalan bir babanın yetenekli oğlu Michel. Madrid doğumlu yetenekli bir çocuğu Real Madrid alt yapısının kaçırması düşünülemezdi o yıllarda. Butragueno, Pardeza, Martin Vasquez ve Manuel Sanchis ile birlikte Real Madrid’in efsane Akbaba Beşlisi’nin ve aynı zamanda kadife ayaklı futbolcular derneğinin üyesiydi. Doğduğu şehirden teknik adamlığının ilk yıllarında da ayrılmadı. Rayo Vallecano, Real Madrid B takımı, Getafe… İspanya’nın başkenti onun için yuvaydı. İlk kez uzaklara, dört yıl önce Endülüs bölgesine gitti, Sevilla’ya. Sonra komşuya Olympiakos ve sürpriz bir şekilde Marsilya’ya… İspanya’nın güneyinden onu ikinci kez çağırdıklarında işi zordu. Malaga’nın zor günleriydi ama takımı toparlamayı başardı. Barcelona’yı devirdiğinde Madrid’de spor gazeteleri için o “Eski Real Madrid’li Michel, Barça’nın önünü kesti” yazdılar. Hafta içinde Real Madrid erteleme maçı için Vigo şehrine gittiğinde Barselona’da yayın yapan iki spor gazetesi El Mundo Deportivo ve Sport aynı manşetle çıktılar: “Força Celta”. Tek dilekleri Celta Vigo’nun sezon ortasında Kral Kupası’nda elediği Real Madrid’in şampiyonluk yolunu bir taş koymasıydı. Olmadı, Real 4-1 kazanmayı başardı.

Şimdi yine aylardan Mayıs, bu akşam Malaga’nın La Rosaleda Stadyumu’na Real Madrid şampiyon olmak için çıkacak. Tek puan yetiyor Zinedine Zidane ve öğrencilerine. Karşılarında son dönemin en formda takımı ve başlarında Michel olacak. Çeyrek asır önce Tenerife’de son dakikada kaybettiği şampiyonluğun ardından ağlayarak soyunma odasına giden adam, -zor ama- bakalım Jorge Valdano gibi yıllarını verdiği Real Madrid’i gözyaşlarıyla tanıştıracak mı?