1 Eylül 2007

Dinamo Wenger ve Alisher Usmanov

Roman Abramovich, Boris Berezovksy, Kia Joorabchian. Bunlar Chelsea-CSKA Moskova-Corinthians üçgeninde karşımıza çıkan isimlerdi. Roman'ı anlatmaya gerek yok, Boris, oligarkların büyük ağabeyi, Londra'da yaşıyor ve Putin'in gazabından uzak duruyor. Kia ise ayakçıları, Carlos Tevez ve Mascherano transferlerindeki kilit isim. Benim hikayesini anlatmak istediğim ise futbol dünyasına yeni ayak basan bir başka oligark Alisher Usmanov. Özbek asıllı Usmanov, Rusya’nın en zenginleri listesinde 18. sırada. Roman’ın yanında biraz mütevazi kalıyor yani. Forbes’a göre ise dünyanın en zengin 278. adamı. 53 yaşında. Mettalloinvest’in sahibi. Yatırımları metal sanayi ve petrol ürünleri üzerine. Onu Roman A ve Boris B’den ayıran özellikse Rusya Devlet Başkanı Putin ile arasının iyi olması. Bir parantez açayım, Boris B Londra’da adını değiştirdi, yeni adı Platon Elenin ve Moskova’ya giremiyor. Roman A’nın ise son dönemde devamlı “tatilde” olması ve yatında (Le Grand Bleu) yaşaması ilginç tabii. Ortak özellikleriyse Putin döneminde her oligarkın yaptığı gibi Kommersant gazetesini satın alma girişimi ve ardından İngiliz kulüplerinin hisselerini ele geçirme operasyonu. Arsenal’de David Dein’in %15 hissesini satın alan Usmanov, Emirates Stadı’nda elbette ki bir loca sahibi. Rusya’nın MTV’si olarak bilinen Muz TV’ye 300 milyon $ ödeyen Usmanov, 7TV(spor kanalı) de satın aldı. Boris B. gibi o da Kommersant gazetesini aldığını yalanlıyor. Peki İngiliz futboluna aşık(!) olan bu oligarkların neyin peşinde? Öncelikle 2004’de Rusya’nın en zengin adamı olan ve şimdi Sibirya’da sürgünde olan Mikhail Khodorkovsky ile aynı kaderi paylaşmak istemiyorlar. En önemlisi ise 2008 Mart’ında Putin’in görev süresinin dolması. Rusya’da başa kim gelecek ve nasıl pozisyon alacaklar, bunun hesabını yapıyorlar. Chelsea için Chelski ismi yakışmıştı. %15 hissenin bir oligarka satışı Arsenal’e yeni bir isim gerektirir mi peki?: Dinamo Wenger ya da CSKA Arsenal gibi...

Oligark İdmanyurdu

Ruslar oldum olası sıcak denizlere inmek isterler öyle değil mi? Antalya'nın 5 yıldızlı tatil köylerinde ben bu satırları yazarken de biranın, votkanın gözüne veriyorlar herşey dahil 20-30 euro odalarda. Hepsi bu kadar ucuzcu değil elbette, Fettah Tamince'nin Rixos Premium'u var mesela, oligarkların 3 göbekten akrabalarını ağırlayan. Bir de Antalya'da inşası devam eden bir otel: İstanbul&İstanbul. Antalya'ya gidip geldiğimde bu oteli herkes ballandıra ballandıra anlatıyordu, bilmemkaç metre havuzu üzerinde Boğaz Köprüsü'nün ufak bir kopyası vs; açıldığında okuyacağız haberlerini. Otelin sahibi Azeri asıllı Rus işadamı Sarkhan İsmailov(babası Thelman Ismailov). Ben Roman Abramovich'in sermayesi var diye duyum almıştım. İşte burada futbola zıplayalım. İsmailov, Antalyaspor yönetim kuruluna girmiş ve kulübe 2 milyon dolara yakın para vermiş. Oligarkların, Premier Lig'e akıttıkları paranın yanında devede kulak kalıyor ama bu da bir başlangıç. Sermayelerini taşıdıkları her ülkede illa ki futbola para akıtıp o coğrafyada sempati topluyor Ruslar. Bir zamanlar İstanbulspor'u Abramovich satın aldı geyikleri dolaylı yoldan gerçek oluyor işte. Antalyaspor bir AŞ şirket ve bunun devamı illa ki gelecek. Türkiye'de adının sonunda AŞ olan kulüpler ayağını denk alsın: Ruslar geliyor. Ben bir sonraki postta bir başka oligark Alisher Usmanov 'un hikayesini yazayım.

Pania Rose


31 Ağustos 2007

Milan:3 Sevilla:1

Snob finaldir bu Süper Kupa. Finale gelen taraftar bile farklıdır. Maçtan önce en anlamlı lafı Sevilla başkanı söylemişti: "Biz artık maçlarımızı 12 kişi oynayacağız". Milan'lı olan dışında dünyada bu kupayı Sevilla kazanmasın diyen var mıdır acaba Puerta'nın ardından? Platini istese ertelerdi bu maçı da; işte herşey endüstriyel, herşey yalan artık. İyi maç oldu, matem havasında, nezaketen birbirlerini sıkmazlar diye düşünüyordum ama adam gibi top oynadı 2 takım da. Sevilla'nın gol dışında kaçırdıklarında kısmeti yoktu. Alves gidemedi diye şişmiş. Kadro istikrarı da bir yere kadar, Milan'ı ezberledik artık. Hiçbir teknik adam "Ancelotti böyle oynatıyor ben de deneyeyim" diyemez Milan'ın kurgusuna bakıp. Her mevkinin kalıbı alınmış ona göre futbolcu dikmişler. Klasik bir kanat oyuncusu kaç sezondur yok mesela Milan'da. 4-3-2-1'de Oddo ve Marek deli gibi gidip geliyorlar. Bizim buralarda, tekniği yok denilen Gattuso'nun ilk golde kestiği ortayı 3 büyüklerde kesen yok. Yine de herşey vites kolu Kaka'da, onu durdurursun Milan'ı durdurursun da kimse durduramıyor işte. Gattuso'nun şanına yakışır bir maç oldu, Rambo gibi sardı kafayı, geldi kenara. Sevilla'da hiç final kaybetmeyen Juanda Ramos son 15 dakikalarda gemileri yaktı, 4 forvete döndü ki Sevilla'nun kadrosunda Kanoute, Maresca, Kerzhakov, Luis Fabiano ve son gelen Arouna Kone ile birlikte 5 golcü var lakin bir adamakıllı oyun kurucu yok. Hayat işte, ilk yarı en az 8 pozisyonda sıfıra inen Oddo, Puerta sahada olsaydı buna cesaret edebilir miydi?

Thiago Motta Atletico Madrid'de

Avrupa'da transfer bu gece bitiyor. Geçen yıl 31 Ağustos daha bereketli geçmişti. Atletico Madrid bu sezon da transferin ishal olmuş kulübü. Almaktan ve satmaktan yorulmadılar. Son güne de Thiago Motta transferini sıkıştırdılar. Motta'nın Barcelona'da forma şansı azdı. Motta, Madrid yoluna düşünce Peter Luccin de bana yer kalmadı deyip anında topukladı kulüpten ve Zaragoza ile anlaştı. Celta Vigo'da kraldı bu adam ama Atletico Madrid'de Maniche'nin gelişi sonrasında yedek kulübesini boylamıştı. Saat 00:00'a kadar patlarsa bir de Alves-Real Madrid patlar ya da ne bileyim daha fazlası.
Atletico Madrid 2007-2008 transferleri:
Zahinos (Recreativo), Reyes (Arsenal), Simao (Benfica), Luis Garcia (Liverpool), Forlan (Villarreal), Abbiati (Milan), Raul Garcia (Osasuna), Cleber Santana (Santos), Diego Costa (Braga), Motta (Barcelona)

İstanbul'un yalan kadınları #1

Biraz stad dışına çıkıp hava alayım. Malumunuz Türkiye'de aristokrat yok, Çukurcuma'da çakma Paşa tablosu yaptırıp aristokrat olunmuyor elbet, burjuva desen kale arkasını doldurmaz-bak yine futbol- Bizde de sosyete denilen kümenin içinde kuaförün karısı, Türkiye'ye 2 ay Vogue gelmezse atölyeyi kapatacak modacılar var. Bir zamandır da bir dişi dj modası var memlekette; evet foto ilham verdi ondan yazıyorum. DJ Beyza'yı ayrı tutuyorum, o işinin ehlidir. Hiçbir işte dikiş tutturmayan kadınların gözde mesleği bu dj'lik. Yasemin Kozanoğlu'ndan başlayayım. Ömer Çavuşoğlu ile İstanbul Bankası'nı batıran Ahmet Kozanoğlu'nun kızıdır. Annesi de Ahu Tuğbay. Soner Yalçın gibi dökmeyeyim secerelerini. Bu kızcağız 10-15 yıl önce de alemlerde sekiyordu. Şimdi DJ olmuş, kulaklığını dayamış kulağına, Anadolu tiskolarında açılışlara katılıyor, güzel kız vitrin oluyor tabii. Bir de Tarkan'ın okumuş avukat olmuş sevgilisinin hayta kardeşi var adını hatırlayamadım, zaten hep Tarkan'ın baldızı yazıyorlar bunun fotosunun altına; bu kızcağız da büstiyersiz çıkmam deyip dj, dj dolanıyor ortalıkta. Baldırı iki topmodel kalınlığındaki Türk mankenlerin günübirlik dj'lik denemelerini hesaba katmıyorum. DJ'lik burjuvanın kaybeden kadınlarına uygun meslek değil elbette, onlar genelde butik pastacı oluyorlar. Gazetelerin haftasonu eklerinde bunları öven yazılar çıkıyor. Yok efendim onlar pastane değilmiş, sektöre yeni bir heyecan getirmişler falan. Cheescake'leri pek meşhurmuş, ulan daha dün açtın ne zaman meşhur oldun? İstanbul'un yalan kadınları bunlar, devamı da gelir. Fotodaki güzelin bir suçu yok elbette, Daniella Sarahyba olmakta kendileri

Alvaro Recoba Torino'da

1997'de geldi Inter'e. 10 sezon geçmiş. 1999'da yarım sezon Venezia'ya kiralamışlardı. O günden bu yana 100 futbolcu gelip gitmiştir Inter'e. Alvaro Recoba 'nın rahatını kimse bozamıyordu, Moratti'nin manevi oğludur ya. En sonunda futbol oynamaya karar verdi. Bir sezonluğuna Torino'ya kiralandı. Torino için iyi transferden de ötesi.

Gisele Bundchen@GQ İtalya 9/2007

Havalı çocuk

Futbol, galaksi malaksi tanımıyor işte. David Beckham'ın takımı Los Angeles Galaxy, MLS'de 18 maçta 3 galibiyet, 5 beraberlik, 10 mağlubiyetle 13. sırada. Ligde de 13 takım var zaten. Havalı çocuk son maçta sakatlandı. Meksikalılar -Pachuca- ayağını eline vermişler tabiri caizse. 7 hafta yok Beckham. İngiliz bahis şirketlerinin İngiltere milli takımına Rusya ve İsrail maçlarında verdiği oranlar yükselir şimdi.

Marco Materazzi: Una vita da guerriero

"Una vita da guerriero". Marco Materazzi'nin biyografisi. La Gazzetta dello Sport'tan Andrea Elefante ve Corriere della Serra'dan Roberto De Ponti kaleme almış. Materrazi'nin kendi yazacak hali yok o adını zor yazıyor. Kitabın tanıtımı için zamanlama mükemmel. 8 Eylül'de İtalya-Fransa maçı var, hesapta olmayan ise Materazzi'nin sakatlığı. Biyografi, Tuna Kiremitçi romanları kalınlığında, 124 sayfa.

Arjantin'den manzaralar #8

Jaime Pressly


Kürkçü dükkanına geri dönenler

Futbolcunun kariyerinde vardır bu; tavan yaparsın zengin bir kulüp hemen kapını çalar, 2-3 katı yıllık ücrete kim hayır der ki? Olmadı kulübün satar zaten. Gittiğin "büyük" kulüpte de işler yolunda gitmeyince doğru dürüst ayrılmışsan eski kulübünden her zaman ekmek verirler sana. Bu tanıma uyan 2 adam var. Thomas Gravesen ve Asier del Horno. Danimarkalı kel arkadaş Everton'da aslanlar gibi savaşırdı orta sahada. Real Madrid'e gitti, Robinho'yu antrenmanda patakladı karşılığında iyi para da verdiler İspanyollar. Galatasaray'a gelecek, geldi diye yazıldı çizildi ama Celtic'e gitti. İskoçya'da da işler yolunda gitmedi şimdi Everton'a geri dönmüş. Asier del Horno'yu Atletic Bilbao iyi paraya sattı Chelsea'ye. Chelsea bu zaten; 10 milyondan başlıyor ödemelere. Chelsea'da Messi'den büyük kazık yedi Barça maçında Londra'da. İyi sol bektir ama tutunamadı, Valencia'ya gitti olmadı, ardından sakatlandı. Şimdi kürkçü dükkanını geri dönmüş. Atletic Bilbao'nun da işi zor, sol beke ihtiyacın var ve illa da Basklı olacak. Başka alternatifleri mi vardı ki?. Anelka, Bolton ufak takım, gideceğim diyordu, sözleşme yenilemiş bir de sevgili kardeşim eski Barça'lı Gerard en sonunda takım bulmuş kendine, Recreativo Huelva'ya imza atmış.

Grafite Wolfsburg'da

Google'da Grafite diye bir Türkçe arama yapsanız bereketli bir sonuç gelir. 2 aydır bizim spor sayfalarında sabah çayının yanında iyi giden bir isimdi Grafite. Galatasaray ile adı çok anıldı. Bundesliga'dan 2 takım saldırdı, kapanın elinde kalacaktı. Le Mans da akıllı davrandı, 8 milyon euro'yu veren alır dedi kenara çekildi, pazarlık bile yapmadılar. Malum transferin son günleri, B.Dortmun attı kağıtları pas dedi, gören de Wolfsburg oldu. Bu hafta Bundesliga'ya gelen 2. Brezilyalı golcü oldu, ilki Andre Luiz Barretto Silva Lima idi.

Kluivert'ın İsmail Er'e selamı var

Bu transfere en çok Hürriyet Beşiktaş muhabiri İsmail Er üzülecektir. Benim hatırladığım bu adam 4 yıldır her transfer döneminde "Kluivert Beşiktaş'ta" haberi yapmadan yıllık izne çıkmaz. Bir de efsane röportajı vardır, hesapta Kluivert'ın "doğuştan Kartalım" dediği. Neyse ben Hollandalı ile devam edeyim. Ajax'ın meşhur 90'ların ortası jenerasyonundan. Milan'daki performansı için İtalyanlar bir lakap takmıştı: Siyah Bergkamp diye, malum Bergkamp da Inter'de fekalet bir sezon geçirmişti. Barcelona kariyeri muhteşem, 0.5 gol ortalamasıyla oynadı 6 sezon. İşte sonrası karanlık, Newcastle United'da boş çekti, Valencia'da tüm İspanya'ya kendini rezil etti. Hafızamda ABD'ye; yaptığı bir kaza yüzünden giriş yasağı olduğu var. Baktı olmayacak memleketine geri döndü, PSV'de geçen sezon yolun sonu gibiydi. Piyango çıkmış şimdi kendisine, Fransa'da Lille ile anlaştı. Basın toplantısında ilk sözü: "İsmail, don't worry " olmuş.

Jessiann Gravel Beland

Eto'o 2 ay yok

Juan Gamper Kupası'ndan bir gün önce Henry'nin yetti gayri tadında bir açıklaması vardı. Barcelona medyası 2 aydır "4 fantasticos" diye kafa ütülüyordu. Bu biraz da Los Galacticos döneminin ezikliğiydi. Henry, "4 fantasticos"u seyretmek isteyen sinemaya gitsin deyip kısa bir ayar verdi. Katalanlar nazara inanır mı bilmem ama Eto'o göze geldi. Dördü bir arada oynarlar mı diye fallar açılıyordu şimdi Eto'o 2 ay yok. Eto'o yok ama Giovani Dos Santos var, onu bu formuyla nasıl kesecekler bilmem.

30 Ağustos 2007

Bugünlerde en çok seni özledik

Barcelona: 5 Inter: 0

Antonio Puerta 'nın hayatını kaybetmesi sonrasında Real Madrid, S.Bernabeu Kupası'nı erteledi ama Camp Nou'da Joan Gamper Kupası oynandı. Barcelona sahaya sırtlarında 16-Puerta yazılı formalarla çıktı. Marca'nın hepimiz Puerta'yız manşetindeki gibi. Geçen sezon Bayern Munih'i 4'lük yapmışlardı. Bu kez zam yaptılar; yedek ağırlıklı Inter'e 5 attılar. Maçı 90 bin kişi izledi. Goller penaltıdan Ronaldinho, Giovani Dos Santos, Toure, Iniesta ve Motta'dan.BARCELLONA-INTER 5-0 (3-0)
MARCATORI: 7' pt Ronaldinho (rig.), 12' pt Giovani, 37' pt Tourè; 11' st Iniesta, 34' st Motta.
BARCELLONA (4-3-3): Jorquera (1' st Valdes); Zambrotta (1' st G.Milito), Oleguer, Marquez (1' st Thuram), Abidal (1' st Sylvinho); Tourè (22' st M.Crosas), Xavi (1' st Iniesta), Deco; Giovani (1' st Messi), Ronaldinho (1' st Eto'ò; 6' st Motta), Henry. In panchina: Ezquerro. Allenatore: Rijkaard.
INTER (4-3-1-2): Toldo (17' st Alfonso); Burdisso, Rivas, Chivu (42' Filippini), Cesar (40' st Pedrelli); Pelè (1' st Filkor), Cambiasso, Solari (22' st Fatic); Jimenez (15' st Recoba); Crespo (14' st Maaroufi), Adriano (14' st Balotelli). In panchina: Esposito. Allenatore: Mancini.

29 Ağustos 2007

Rıdvan ile Ömer'e 2 çay biri açık

İşbu fotodaki gibi uzanmışım maç seyredeceğim. Baktım Star'da Emre Tilev var, benden uzak Allah'ına yakın olsun. TRT'yi açtım. Erdoğan Arıkan 'ın sesi, idare eder Yalçın Çetin olsaydı daha iyiydi ama. Ömer Üründül ile Rıdvan Dilmen'i almış yanına. Bu memlekette böyle bir hastalık var. Yorumcu kullanmadan maç izletmiyorlar adama. Yorum da yorum değil Şenkardeşler Kıraathanesi 'nde 3 ıhlamur söyleyip ekrana bakan adamların sohbeti bu. Kardeşim ben maçı salonumda -evet oturma odası yok- sessiz sedasız, yorumsuz, maç okumasız, müneccimsiz-aut olur- seyretmek istiyorum. İstersen çıkarım semtin kahvesine, bir çay söylerim kendime, yan masadaki adamlar da aynı şeyleri konuşuyorlar aralarında. Oturup tek satır not almadım Rıdvan ve Ömer Bey'in söylediklerine dair ama aynı saatte ZDF'de de maç vardı, -D.Zagreb-W.Bremen- spiker delikanlı gibi maç anlatıyor, bir Allah'ın kulu da yorumlamıyordu. Birini anladım, ikincisi nedir? Adamlar kendi aralarında konuşuyor bunun adı yorum oluyor. Rıdvan hala sahaya sesini duyurmaya çalışan teknik adam havalarında. "Faul yapma, top seker, taçı atma, aferin deniz, aut olur, devre bitti". Devre de biter maç da biter de nereye kadar? Ömer Üründül ise başka alem, Dünya Kupası, Euro bilmemkaç, Avrupa Kupaları, Premier Lig, Serie A. İnsan bir nefes alır ya! Türk milletinin resmi yorumcusu gibi bir kokartı var galiba. Ne İtalya'da ne İspanya'da ne de Almanya'da böyle bir saçmalık yok, spiker dakika başı topu yorumculara atacak, yorumcu dediklerin "top seker" "aferin kazım" diyecek. Avrupa liglerine anlatan ve eleştirinin şahını alan spikerler bile bu adamların yanında melek kalır. Hadi dağılın, çay ocağı kapandı. Nuri evladım sen de boşları topla...